|
2007 Yılı Haberleri
|
|
|
21 Şubat 2007 |
|
|
12 Şubat 2007 tarihinde İlk ve Orta öğretim kurumları, yarı yıl tatilinin ardından tekrar öğretime başladı. Buradaki okulların eğitim düzeyinin düşük olduğu, çocukların şehirde olsa daha iyi eğitim alacaklarını düşünen bazı veliler çocuklarını Malatya’da okutuyorlar. Bu durum özellikle Liseye giden öğrenciler tarafından kabul görmekte. Bu yıl Malatya’da lise birinci sınıfa giden bir kız öğrenci ile dersleri konusunda konuştum. Konuşurken, bu kızımızın yanında beş altı yaşlarında erkek kardeşi de vardı. Sıra zayıfının olup olmadığı kısma gelince, öğrenci sıkılarak, yeni bir yere uyum güçlüğünden dolayı iki derken, küçük kardeşi dört parmağını havaya kaldırıp: Dört… dört, dedi!.. Yazıhan Lisesinde okuyanlardan, mahallemizde teşekkür alan tek öğrencimiz: Ozan AKKOÇ’tu (Hasan AKKOÇ’un oğlu.) ozanın Resmini çekip sitemize koyacaktım, fakat, geçmişe dair bir anı buna engel oldu. Yinede, yıl sonunda, her yıl teşekkür ve takdir almış öğrencilerimiz için bir sayfa hazırlayacağım. Belki otuz yıl önce idi u anı. Muhtemelen 1975 ler… Yusuf ÖZACAR, Mehmet amcamın oğlu Metin KIYAK, rahmetli dayım: Aliseydi CANLIBAY ile (Hüseyin Delikaya’nın oğlu) Ahmet DELİKAYA arasındaki bir hikâye... Bu saydığım üç kişi dokuza, ona kadar yatar, kalktıklarında anneleri şunu alda şuraya koy dediklerinde ilenir, sorun çıkarırlarmış. Buna karşılık Ahmet Delikaya, gün anasının koynundan daha yeni doğduğu an, ahırı görmüş el araba ile hayvan gübresi taşırmış, her sabah… Kış demezmiş, yaz demezmiş, eli kolu dolu gidip gelirmiş, kapılarının önünden. Evle, bahçeleri arasında mekik dokur: bi çalışır, bi çalışır, bi çalışırmış ki!.. Bu üç hayırsızın anaları da, çocukları ilendiklerinde: “Allah’da Alicoğun oğluna evlat vermiş; evlat dediğin Ahmet gibi olacak ki… pohla güleşiyi, pohla!” derlermiş. Üç kafadar, tembellikten vazgeçemez; fakat Ahmet gibi bir örnekle de yaşayamaz olmuşlar! Bir gün, Ahmet bunların evlerinin önünden geçmiş, Cuma Işıbay’ın evinin önü ile Çeşme’nin olduğu meydanlığı bir birine bağlayan sokağa girmiş; kafadarlar bu sokakta pusu kurmuş olduğundan, önüne çıkıp Ahmet’e tekme tokat ve küfürle girmişler… Ahmet; elini karşı koyup ağlayarak: "La ben size nettim?.. La ben size nettim?"der, başka bir şey demezmiş! Ne olduğunu anlayamıyormuş. Bunlarda içinden, "ne ettiğini bir bilsen…" "ne ettiğini bir bilsen," diye içlerinden geçirir vurdukça vururlarmış! Bu soruya tek sözlü cevapları: "Canını seviyorsan bir daha buradan geçme…"olmuş. Başarı için okul, öğretmen ve ailenin ekonomik ve psikolojik durumu gibi… çevresel etkenler elbette ki önemlidir; fakat asıl olan kişisel motivasyondur! Yazdığı kişisel gelişim kitapları yüz binler satan yazar olan Mümin Sekman’ın bir kitabına ismini verdiği gibi:“Her şey seninle başlar…” Yine kişisel gelişim kitabı yazarlarından Dr. Muhammed Bozdağ, yüz baskı yapan bir kitabında, bir anısını anlatır. “En zayıf olduğum ders matematikti. Ne etsem başarımı yükseltemeyeceğimi düşünmeye ve buna inanmaya başlamıştım. Öğrenmede öğrenilebilir; başkaları yapabiliyorsa bende yapabilirim dedim ve bir çalışma programı yaptım. Geçmiş ve gelecek zaman kipleri kurmadan, şimdiki zaman kipi kullandım: çalışacağım değil, çalışıyorum demeye ve çalışmaya başladım… Sonunda, sınıf birincisi oldum. Beni mahcup etmek isteyen arkadaşlarım, en zor problemleri bulup bana getiriyorlardı ve kendileri mahcup oluyordu.” diye yazıyor. Sanırım 2005 ÖSS 1. si Van'lı bir çobandı!.. Tutulması gereken yol doğru ve bizim için anlamlı ise, yapılacak olan şey kendimizden kaynaklanan kusurları başka yerlerde arayarak, göstererek bahaneler aramak yerine, çevresel faktörleri de hesaba katarak, "asıl olan benim, her şey benimle başlar" deyip kendini aşarak, çevresini aşabilmekten geçer!... * Sonunda sitemizin, multimedia (ses ve hareketli görüntü=video) kısmı hariç resim, yazı ve yeni dizaynlar gibi olan kısımlarını ben düzenleyip güncelleştirebiliyorum. İnşallah, ilerde bu(ses ve hareketli görüntü=video) konuyu da çözmüş oluruz! www.aliseydi-sevim.com faaliyet geçtiği günden beri, her türlü gücelleme, ekleme, çıkarma ve düzenlemeleri kendim yapıyorum.
Nedense, hatırıma CHP Kadın Kolları Başkanı Güldal OKUDUCU'nun dizeleri geldi. Bilmek... Bilmek sorgulamaktır Bilmek sorumluluktur Bilmek harekete geçmektir… ışığa doğru Bilmek; aynı zamanda; En karmaşık koşullarda bile doğrunun izini sürebilmek, Elin kirliliğini aşıp, gerçekleri algılamak, Unutmamak, Yeni ilaveler olduğunda yaşanmışlardan oluşan resmin ne hale geldiğini fark edebilmek, Değil midir?! * Havalar sıcak gitmekte, merhum Doğan Göçer'in üçü ile Mehmet Ali Güneş'in yirmisi vesilesi ile yapılan yemek dışarıda, açık havada yapıldı. Güneşli ve sıcak havanın tadı çıkarılıyor, insanlar dışarıda gezip dolaşıyor. Yağışlar bu yıl az oldu. Buna rağmen çeşme tekrar akmaya başladı. Almanya'da nasıldır bilemiyorum; fakat burada her gün bir kaç ede aşure tatlısı yapılıyor, her gün aşure yiyoruz. Sitilleri alan, kapı kapı dağıtmaya çıkıyor. Aşure dağıtanlardan biride, İsmail İnce idi. Bir erkeğin aşure dağıtması ilginç geldiğinden, İsmail'in aşure dağıtırken çektiğim resimleri, sitemizin "AltWeb" kısmına geçici olarak ekledim. a.s.
|