| |
Bu yazı
AS’nin 124 sayısında,
ANALİZ
bölümünde yayınlanmak için hazırlanmıştır.
29 MART SEÇİMLERİ VE BAKIŞ AÇIMIZ!
Sevgili
okuyucular,
29 Mart
2009 Pazar günü Türkiye’nin her yerinde, seçim heyacanı belli
bir noktaya ulaşarak, son bulucaktır.
Bu heyacanı,
herkes gibi bizler; Aleviler ve demokrasi güçleri, seçimi bütün
boyutlarıyla, heyacanla yaşayacağımız konusunda hiç bir kuşkum
yoktur.
29 Mart
seçimleri bizler için önemli bir sınav ve dönüm noktası
olabilir. 29 Mart yerel seçimleri, Türkiyede bütün alanlarda
yerel yöneticilerinin seçileceği bir seçim olacaktır. Seçim,
Türkiye’nin yerel alanlarında yaşayan 18 yaşını doldurmuş, her
TC vatandaşı tarafından, seçme ve seçilme haklarını kullanarak
gerçekleşecektir.
Peki neden,
Aleviler ve demokrasi güçleri için, bir sınav ve dönüm noktası
olacaktır. Veya olmalıdır. Bu realiteyi kavrayabilmek için,
yerel seçimlerin, tarihsel süreçteki önemi, Aleviler ve
demokrasi güçleri için ne ifade ettiğini kısa bir analiz etmemiz
gerekiyor.
Yerel
yönetimler, bireylerin, temel demokratik hak ve özgürlükleri,
yerel alandaki sorunlarını mevcut alandaki yönetime katılarak,
temsil, hukuk devleti, çoğulculuk, şeffaflık, insan hakları ve
yerele ilişkin sorunların çözümüne bir fiil katkıda
bulunmaktır. Demokrasinin bir fiil küçük çaplıda olsa yaşanması
ve yerel alanda insanın özgürleşmesini, yerel kurumların
demokratik yönetime ve demokrasiye uyarlanmasını beraberinde
getirir. Yerelde insanların demokratik eğitim
kazanabilmelerinde, demokrasi kültürünü edinmelerine aracı olur
ve demokrasi özleminin öne çıkmasında önemli role sahiptir.
Kısacası yönetime katılma ve temsil gibi, çağdaş demokrasinin
temel niteliklerinin bu kuruluşlarda yaşayabilmesi de bu
ilişkiyi güçlendirmektedir.
Yerel
yönetim ve demokrasi tartışmalarının önemli bir boyutunu, sivil
toplumun yöenetime katılması konusunu oluşturmaktadır. Yerel
yönetimler ve özellikle belediye kurumu, sadece bir kentte
yaşayan kişilerin ortak ihtiyaçlarının etkin bir biçimde
karşılanmasının yolu değil, merkezi devletin baskıcı otariter
anlayışına karşı sivil toplumun, kendi geleneğini sürdürmesi
anlamınıda taşımaktadır. Bu nedenle yerel yönetimler, batılı
toplumlarda, kısacası avrupa toplumlarında bir sivil toplum
kurumu olarak algılanmıştır. Bu yöndede geliştirilmeye
çalışılmıştır. 19. yüzyılla birlikte, başta batılı toplumlar
olmak üzere, küeresel düzeyde demokrasi mücadelesi ve bunlara
eklenen sivil toplum kurumlarının katılmı arttıkca, yerel
yöentimlerin önemide giderek artmaktadır.
‘’Batı’da
uzun süren bir süreç sonucunda oluşan yerel yönetim geleneği,
bugün yerel yönetimlerin bir sivil toplum kurumu olarak
görülmesine ve bu durumun toplumda demokrasinin bütün kurumları
ile işlemesinde önemli bir rol oynayacağının düşünülmesine yol
açmıştır.’’
Ülkemiz
Türkiyede ise bu süreç geç başladı, Türkiyede yerel seçimler,
19. Yüzyılın ortalarından itibaren yapılmaya başlanmıştır. İlk
yerel seçim 1854 yılında istanbul belediyesi için, yöneticilerin
belirlenmesine yönelik yapılmıştır. Bu süreçte belediyelere veya
yerel yöneticilere, yüklenen görevler esas itibarıyla bulunduğu
görev alanının yani İstanbul’un imarı ve imara yönelik
yapılandırmalara ilişkin yükümlülüklerden oluşmaktaydı.
Türkiye
Cumhuriyetinin ilanıyla birlikte, yerel seçimler ve yerel
seçimlerle yoluyla seçilen yöneticiler, daha geniş yetkilerle
donatılarak, kısmi ‘demokratik’ bir yapıya kavuşturuldu. Burda
amaç esas itibarı yla, bir anlamda ‘demokrasinin’ sadece yasal
düzeyde, toplumun tüm kesimiyle bütünleşmesini sağlanılmaya
çalışılmıştır. Ama bu konuda yeterince muafak olunabilmişmidir;
ayrı bir tartışma konusudur.
Bütün
bunlara rağmen, hala Türkiye toplumunda yerel yönetimlerin
öneminin yeterince anlaşıldığı ve algılandığı kanaatinde
değilim. Çünkü yerel yönetimler, hala belli çıkar gruplarının
çatışma veya kamu pastasından pay kapma alanları olarak
görülmekte ve algılanmaktadır. Bu realite gözle görünür bir
şekilde toplumun huzurunda yaşanmaktadır. Bundan merkezi devlet
yöneticleride memnun kalmaktadırlar. Çünkü yerleşik bir
demokrasi kültürü ve gelenği olmayan Türkiye toplumu ve
yöneticileri, mevcut yerel yönetim anlayışının devamından
yanadırlar. Böylece rant ve pastadaki paylarından, istedikleri
gibi nemalanmalarının önü açılmakta ve sağlanmaktadır. Yeterince
demokrasi geleneğinin olmaması, toplumda yerel yönetimin
öneminin yanlış algılanması ve bunun sonuçlarınında, yerel
yönetimlerde şu veya bu partinin, şu veya bu grubun, şu veya bu
aşiretin çıkarlarına yönelik organize olunmasınıda kaçınılmaz
hale getirmektedir.
Yaşanan
süreç, ‘maküs talihmidir’?
Sevgili
okuyucular,
Yukarda
anlattıklarım, Türkiyenin ve bu ülkede yaşayan insanların ‘maküs
talihi’ değildir. Türkiye toplumuna dayatılmaya çalışılan bu
‘maküs talihi’ değiştirmek Türkiyenin demokrasi güçlerinin;
bizlerin elindedir.
Bizler
yerel yönetimlerin önemini topluma yerterince anlatarak,
belediyelerin bütçelerinin har vurup harman savurmalarını
önleyebiliriz. Belediyelerin, içinin boşaltılmasının önüne
geçerek, topluma hizmet veren kurumlar haline getirebiliriz.
Bellediyelerin, toplumun ortak malı olan topraklarını,
parselleyerek, arsa haline getirip, ‘speklasyonlarla fahiş fiat
yaratıp,’ yandaşlarına peşkeş çekilmesini engeleyebiliriz.
Sadece seçim günlerinde hatırlayan yerel yöneticiler değil, veya
sadece seçimler geldiğinde hatırlanan seçmenler değil, hizmet
veren yerel yöneticiler ve hizmet alan seçmenler olabiliriz.
Yerel
yömetimlerde etkin olduğumuz taktirde, tepeden inme, merkezi
devlet yönetimi tarafından dayatılan, yanlış yerel yönetim
anlayışlarını ters yüz edip, halk meclislerinin oluşturulduğu,
yerel komün’ler haline getirebiliriz.
Kısacası,
özlemini duyduğumuz, demokratik toplumun, özgürlüğün, herkesin
kendi, inancını, dilini ifade ettiği özgür insanı yaratmanın
aracı olan, demokrasiyi, yaratmanın bir adımı olabilir.
Demokrasiyi, yerel yönetimlerden, belediyelerden, mahelle
muhtarlıkalrından başlayarak nakış-nakış işleyebiliriz. İçinden
geçtiğimiz süreçte, yerel yönetimler, siyasal olgunluğun
gelişmesi, demokratik anlayışın benimsenmesi ülkede yürütülen
kirli savaşa karşı, ülke barışına katkı sağlanması için çok
önemli rol oynayan, önemli kuruluşlar haline getirebiliriz. Bu
yönetimlerde gösterilecek başarı, demokratik anlayışın
gelişmesine ve ülke düzeyinde bu alanda bir barış ortamın
oluşturulmasına önemli katkısı olabilir.
Yerel
yönetimler aslında, demokrasinin en önemli organlarından
biridir. Bu küresel ölçektede böyle kabul görmektedir. Bir
ülkede, merkezi anlamda demokrasi olamazsa dahi, yerel
yönetimler kendi ölçeklerinde demokrasi’yi işletilerek, yerel
halkın yönentimde söz sahibi olması sağlanabilir. Bunun geçmişte
küresel düzeyde bir çok örneği vardır. Ülkemiz Türkiye’de somut
örneği, Fatsa belediyesi ve onun çok değerli belediye başkanı
terzi Fikri; Fikri sönmezdir. Bu vesileyle terzi Fikri’yi
saygıyla anıyorum. Terzi Fikri, Fatsa’yı ve yereldeki yönetimi
tüm yöre halkının denetimine ve yöenetimine açmıştır. Fatsa
belediyesi demokrasinin, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde küçük
çapta, kendi ekseninde uygulandığı bir alandır. Türkiye
demokrasi güçlerinin, Fatsa ve Terzi Fikri’den öğrenecekleri çok
önemli bir yerel yönetim mirası vardır.
Aleviler
ve Demokrasi güçleri neler yapmalı!
Sevgili
okuyucular,
Aleviler ve
demokrasi güçleri, bu sürecin motorize güçleri olabilirler ve
olmalıdırlarda. Burda yapılması gereken, kararlılığımızın ve
iktidara talip olduğumuzu topluma iyi anlatabilmektir. Bu yönde
gerekli çalşmaların, zaman geçirmeden başlatılması gerekli
çabaların harcanmasına gerekli özenin gösterilmesidir.
En önemli
olay, yerel yönetimlere uygun ortak adayların belirlenmesi,
birinci öncelik buna verilmelidir. Belirlenecek adaylarda
aranacak özellikler çok önemlidir. Bu adaylar toplum tarafından
kabul gören, şeffaf, hiç bir şaibeli işlere bulaşmamış olmasına
dikkat edilmelidir. İnandırcılığı olan ve toplum tarafından
sevilen kişilerden oluşmalıdır. Belediye başkanları, meclis
üyelikleri, mahalle muhtarları ve muhtarlık azalarına kadar, tüm
adaylarda, bahs ettiğmiz özellikler aranmasına itina
gösterilmeldir.
Böyle
adayların toplum içerisinde, bizzat, mümkün olduğunca ön seçim
yoluyla, yerel alanda yaşayan insanlar tarafından, kendilerinin
belirlemesi sağlanmalıdır. Bunun sağlanması, özellikle küçük
yerleşim birimlerinde mümküdür. Bir O’kadarda önemlidir.
En önemli
olanı ise, bu adayların proğramlarıdır. Adayların seçim
proğramlarında nelere yer verdikleri, neleri yapmak istedikleri
ve hedefleri nelerdir iyi irdelenmelidir.
Eger,
Aleviler ve demokrasi güçleri, yukarda belirttiğimiz, uygunlukta
adayları yakalayamaz, hareket ve manevra etme olanağı
yaratamazsak, bu özelliklere yakın adayları desteklemede hiç bir
teredüte yer vermemelidirler.
Örneğin,
büyük şehirlerde, İstanbul, Anakara, İzmir, Adana vb alanlarda,
bizlerin taleplerine en yakın duran adaylara destek
sağlanmalıdır. Bu noktada sol ve sosyal demokrat adayların
proğramları iyi irdelenmelidir. Tabiki adayların kişilikleri, ön
planda tutulmalıdır.
Kemal
Kılıçtaroğlu ve İstanbul!
Sevgili
okuyucular,
29 Mart
2009 seçimlernin önemli bir ayağıda, İstanbul belediye
başkanlığıdır. Tabiiki bütün Türkiye sahtında belediye ve yerel
yönetimler bizler için önemlidir. En küçük birimlerde dahi yer
almak ve yerel yönetimleri, bizlerin arzuladığı gibi yönetmek
çok önemlidir. Halkı doğrudan ilgilendiren, günlük hayatla
ilgili, önemli birincil konuların gündemi oluşturduğu, halka
yakın olarak işleyen daha küçük ölçekli bir dünyayı anlatan bir
anlamda yerel demokrasiyi ifade eden büyük bir realitedir. Yerel
yönetimler.
Bu açıdan,
İstanbul çok önemlidir. İstanbul Türkiye nüfusunun % 17,8 ’ni
barındırmaktadır. İstanbul sadece Türkiye’nin metropol kent’i
değil, yer kürenin metropol kent’leri arasında ilk sıralarda yer
almaktadır. Bu açıdan istanbul çok önemlidir. İstanbul, Türkiye
sanayinin kalbini, üretimin merkezini oluşturmaktadır. Bu
nedenle çok önemlidir!
Böyle
dehasa metropol bir kent’e bir Alevi başkan adayının
gösterilmesi, bu önemi dahada artırmaktadır. Bu nedenle Kemal
Kılıçtaroğlu’nun İstanbul belediye başkanlığı için adaylığı
ciddi bir gelişme ve önem arz etmektedir.
Kemal
Kılıçtaroğlu, Alevi kökenli olmasının yanında, herşeyden önce
kişilik olarak dürüst, şaibelerden uzak samimi duygular ve güven
veren kişiliktir. Genelde Türkiye ve özelde İstanbul, bu vb.
Özelliklere sahip kişileri özlemle aramaktadır.
Kemal
Kılıçtaroğlu’nun adaylığı, sadece Aleviler için önemli değil,
demokrasi güçleri açısındanda aynı önem arz etmektedir.
Yıllardır İstanbul, şeriat’çı, talancı, istanbulun
zenginliklerni yağmalayan bir zihniyetin yönetimindedir. Bu
yerel seçimler, İstanbul’un bu süreçten kurtulmasınında
adresidir. İstanbul, mimari yapısından, tairihi değerlerine
kadar, ormanlarından, yeşil alanlarına kadar yağmalanmaktadır.
En azından bunların önüne geçmek için bir fırsattır, bu
seçimler.
Kemal
Kılıçtaroğlu başkanlığında, kısmide olsa demokratik kitle
kurumlarının, yönetimlere müdahale etme olanağı doğacaktır.
Demokrasi
güçlerinin, CHP ve onun başkanı Baykal’ın zihniyetine ilişkin
itirazları olacaktır. Bunu anlayışla karşılıyorum. CHP ve onun
yöneticileri, tabiiki demokrasiden uzak; bırakın ‘sosyal
demokrat’ olmayı, kendini ‘ulsalcı’ ilan edenlerin (bunlar
Türkiyede askeri darbe ve faşizm özlemi içerisindeler)
kulvarında politika yapmak için, çaba harcadığı gözden
kaçmamaktadır. Bu nedenle CHP’nin genel tavrından yola çıkarak,
yerel seçimlere yaklaşmak ve politika üretmek doğru
olamaz.
Önemli olan
yerel seçimler döneminde, yerel yönetimlerde, yerel
yöneticilerin oynayacağı önemi gözardı etmemektir. Kemal
Kılıçtaroğlu’nun İstanbul belediye başkanlığında oynayacağı rol,
CHP’nin merkezi politikasıyla tıpa,tıp uyuşmak zorunda değildir.
Kemal
Kılıçtaroğlu ismi, bir tabu’yu yıkmak açısındanda önem
arzetmektedir. Çünkü İstanbul gibi metropol bir şehir, dürüst
kişilikli şaibelerden uzak, Alevi bir başkan tarafından
yönetilecektir. Bu bir zihniyetin ve bir tabu’nun yıkılması
anlamına gelmektedir.
Bence Kemal
Kılıçtaroğlu, başkalrına nazaran, önemli bir ayrıcalıktır. Bu
nedenle CHP’nin merkezi politikalarından ayrı tutmalıyız.
Tabiiki
bende, yerel yönetim adaylarında aranacak özellikler,
proğramları ve politik açılımları konusunda hassasiyetlerin
korunmasından yanayım. Ama özel durumlarda, seçeneğimizi
yaparken, günün koşullarını, uzun ve kısa vadeli çıkarlarımızı
gözeterek yapmak zorundayız.
Bu nedenle,
Kemal Kılıçtaroğlu isabetli bir seçim olacaktır. Aleviler ve
demokrasi güçleri, Kılıçtaroğlu’nun etrafında kenetleneceklerine
inanıyorum.
Ben aynı
duyarlılığın, tüm büyük kent’lerde gösterileceğine inancım
tamdır. Bu konudaki çığlıklarımızın yankı bulacağı inancımı
korumaktayım. Bu süreç cok ciddi olarak ele alınmalıdır. Aksi
durumda şerat’çıların kendi emellerine ulaşmaların
kolaylaştırmış oluruz. Bu fırsatı şerit’çıla tanımamalıyız.
Sonuç
olarak !
29 Mart
2009 yerel seçimler, içinden geçtiğimiz süreçte fazlaca öneme
sahiptir. Önemli olan bu önemi sağlıklı olarak değerlendirip,
doğru kararlar vererek toplumsal kenetlenmeyi yaratıp, motorize
olabilmektir. Bunu başarmak çokda zor değildir. Yerel alanlarda
Alevi hareketinin kanaat önderleri, yöentiçileri ve emekçileri,
diğer demokratik güçlerin temsilcileriyle bir araya gelerek,
yerel alandaki toplumsal katmanların tümünü, bir araya getirmek,
başarılamazsa, azamiyetinin birlikteliğini sağlayarak işe
başlamak olmalıdır. Asgari müşterekte buluşulmaya özen
gösterlmelidir.
Birliktelik
sağlanıp, asgari müşterek proğramda buluşup, adaylar
belirlendikten sonra, vakit kaybedilmeden seçim çalışmaları
başlatılmalıdır. Yerelde yaşayan bütün herkesle iletişim
sağlanmalıdır. Bunun için gerekli olan propağanda ekipleri
oluşturulmalıdır. Bu tarz ekipler, yerel seçimlerde önemli rol
oynarlar.
Medya,
görsel ve yazılı basın olanaklarından olabildiğince
yararlanmaıldır. Çünkü günümüzde medya, özellikle görsel medya
yani TV önemli kitle iletişim araçalrından biridir.
Bu araçlar
artık Aleviler ve demokrasi güçlerininde imkanları dahilinde,
sayıları azda olsa bulunmaktadır. Önemli olan bundan
faydalanmayı becerbilmektir.
Yerel
yöetimlerdeki başarılarımız, gelecekte ülke sahtında, genel ve
yerel seçimlerde yeni başarılarımıza giden yolun, granit taşıyla
döşenmesini sağlayacaktır. Demokrasiyi aşşağıdan yukarıya özenle
nakış-nakış işlemenin yollarını açmak için bir adım olabilir.
Öyleyse,
demokrasi konusundaki kararlılığımızı, yerel seçimlerde, pratik
yaşama dönüştürelim.
Türkiyede
şeriatçı faşizm’in gelişmesinin önüne geçelim! Belediye,
muhtarlık vb. Yerel yönetimlerde kendi temsilcilerimizi, kendi
yöneticilerimizi, kendi oylarımızla belirleyelim!
Yerel
demokrasi için, yerel demokratik güçlerin en geniş birliğini
sağlayalım!
ÖYLEYSE,
ALEVİLER, DEMOKRASİ GÜÇLERİ İŞ BAŞINA!
Bir dahaki
sayıda buluşmak üzre
Kritikleriniz
için; aliekber.pektas@yoltv.eu
Ali Ekber PEKTAŞ
03/04/2009
Başa Dön
|
|