2009 yılı  Haziran Ayı Haberleri

                                                

 30 Haziran 2009

     

Haberler / 24 Haziran 2009

Haberler / 24 Haziran 2009

   

    Merhum Mehmet AÇIKGÖZ'ün naşı bu gün Malatya'dan getirildi ve beldemizde de sevenlerinin omzunda defin edildi

   Bugün saat:12.00'de, Cem Evinde ailesi bir yemek verdi.

   Merhume tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    

 
 
 
 
 

 29 Haziran 2009

 

Haberler / 29 Haziran 2009

      Acı kayıp. Bu gün öğlen saat 12.00'de fenalaşıp evinin önünde bayılan Mehmet AÇIKGÖZ(lakabı:Harmanda'nın Mamoğ), acilen Yazılan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Fakat, hastaneye ulaştığında merhum hayata gözlerini yummuştu.

    Hakka yürüyen  merhuma tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    Merhumun naşının getirilip, beldemizde defin edilmesi beklenmekte.

 
 

 27 Haziran 2009

     

Haberler / 27 Haziran 2009

Haberler / 27 Haziran 2009

    

     Kenan Evren; İntihar Ederim!

26 2009 Cuma : 10:20

     Evren, demokrasiye müdahale etmek istemediklerini ancak koşulların bunu zorunlu kıldığını savunarak, "Yargı için referandum yapalım. Evet çıkarsa, yargılanmam, intihar ederim"

    Evren, demokrasiye müdahale etmek istemediklerini ancak koşulların bunu zorunlu kıldığını savundu.

    Anayasa’nın geçici 15. maddesinin kaldırılması ve 12 Eylül’ü gerçekleştiren Kenan Evren ile hayattaki diğer komutanların yargılanması için yolun açılması hakkında Evren’le konuştum.Evren, “Yapacak başka bir şeyimiz yoktu” dedi ve ekledi: “Biz o Anayasa’yı halkoyuna sunduk. Yüzde 92 oyla halk onay verdi. Yine aynı yolu kullansınlar. Eğer halk ‘evet’ derse, hiç yargılamaya gerek yok.”

   “AKP ve Gülen’i bitirme planı” diye kamuoyuna sunulan belge tartışmaları, sonunda 12 Eylül’e geldi. CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, “Madem darbecilerle hesaplaşmak istiyorsunuz, gelin Anayasa’nın geçici 15. maddesini kaldıralım” önerisinde bulundu.

   Baykal, 12 Eylül’ü gerçekleştiren Kenan Evren ve hayattaki diğer komutanların yargılanması için yolun açılması için AKP’ye teklif de götürdü.
    

    Dünya Değerler Araştırması Türkiye sorumlusu Prof Dr. Yılmaz ESMER’in yaptırdığı araştırmaya göre, birinci önceliğiniz ne gibi bir soruyai ankete katılanların %62 din, % 13 demokrasi diye cevap veriyor.  Her halde Kenan paşa 'yargı için referandum yapalım' derken halkın bu geri planına güveniyor. Bu da bir daha teyit ediyor: ‘halk layık olduğu idareyi ve idareciyi seçer’ deyişinin doğruluğunu.

    Son andıç skandalı olayında askeri mahkeme kararını açıkladı: ‘kovuşturmaya gerek yok.”  Komik bir durum…  Olayın kaynağı asker ile ilgili, kovuşturmayı, soruşturmayı yapan asker, yargılayan askeri mahkeme, askeri hâkimin sicil amiri üstü olan asker, askeri hâkiminden üstünü suçlu gösterecek bir karar bekleniyor… Tabii ki böyle bir yapıdan, sürekli kendini aklayan kararlar çıkıyor.

      Prof. Dr. Eser KARAKAŞ’ın 1976’da çıkan askeri uçak(Lockheed skandalı) skandalı ilgili yazısına bir göz atın. Uçak satan firma, uçak sattığımız bütün ülkelere rüşvet verdik diyor. Japonya’da başbakan dahi bu skandaldan dolayı görevinden ayrılıyor, bütün ülkelerdeki rüşvetçiler ortaya çıkarılıp yargılanıyor, bizde bulunamıyor ve yargılananlar askeri mahkeme tarafından aklanıyor.

     Askerin yok dediği o kadar çok şey var çıktı ki… Prof. Dr. Mehmet ALTAN’ın ifadesi ile ‘Yaşlı başlı kocaman adamların, işgal ettikleri makamlara bakmadan, pişkin bir soğukkanlılıkla yalan söylediği ve devlete güveni sıfırladıkları bir ülkeyiz...’ ki kime inanacağımızı şaşırdık.

    Bir örnek olarak Mehmet ALTAN’ın ‘Albay Cemal Temizöz ve Koçero Saluci’  yazısını okuyunuz.

    

 
 

 26 Haziran 2009

     

Haberler / 26 Haziran 2009

Haberler / 26 Haziran 2009

     Federal Almanya şansölyesi Angela Merkel Türkiye kökenli, Türkçe yayın yapan medya kuruluşunun temsilcileriyle  buluştu. 1 saat’i aşkın süre, medya kuruluşunun temsilcileriyle, Almanya’daki uyum sorunu ve medya’nın sorunlarına ilşkin sohbet eden Angela Merkel,  ‘’uyuma ilşkin çabalarını yoğunlaştıracakların’’  özenle vurgulamıştır.

 Medya’da değişimin adresi olan, halkın Televizyon’u, YOL-TV’i, yönetim ve yayın kurulu üyesi Aliekber Pektaş temsil etmiştir. Devamı...

    ***

   Songül TOPTAŞ ile Yakup GÜLTEKİN, 25 Haziran 2009 tarihinde belediyemizde nikahlandılar. Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz. (Çiftler, Buzluk-Ansır köyünde ikamet ediyorlar.)

    

    

     Arpa buğday hasadı hemen hemen bitti. Kayısılar ise henüz beylenmekte,sararmakta. Hava sıcaklıkları oldukça yükseldi; fakat esindi imdadımıza yetişiyor.

      Yusuf ÇAĞLAR ciddi bir ameliyat geçirdi. Yusuf abiye geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.

      Belediyemizin resmi sitesi için tıklayınız.

       http://malatyafethiye.bel.tr/

    

 
 
 
 

 24 Haziran 2009

     

Haberler / 24 Haziran 2009

Haberler / 24 Haziran 2009

   

    Merhum Hüseyin BIÇAKCIOĞLU'nun üçü  dolaysı ile bugün saat:12.00'de, Cem Evinde ailesi bir yemek verdi.

   Merhume tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    

 
 
 
 
 

 23 Haziran 2009

     

Haberler / 23 Haziran 2009

Haberler / 23 Haziran 2009

   

    Merhum Hüseyin BIÇAKCIOĞLU'nun naşı 22 Haziran 2009 tarihinde sevenlerinin omuzun da taşınarak beldemizde defin edildi ve aynı gün saat 12.00'da ise üçü dolaysı ile bir yemek verildi.

       ***

    Rahmetli, oğlu Sadık abinin Almanya'dan geleceğini öğrendikten sonra:"Efendime söyleyim, yarin Sadık gelip, beni yüksek yüksek doktorlara, profesörler götürüp, ağır ağır ilaçlar alırsa, üç günde ayağa kalkarım. Şükür benim neyim var ki," demişti.

    Sadık abi geldi ve rahmetliyi yüksek yüksek doktorlara götürüp, ağır ağır ilaçlardan aldı. Fakat doktorlar okumuştu, "hekimler hekiminin lev-i mahfuza:vakit doldu, o can bedenden ayrılacaktır, diye karaladığı reçeteyi(yazgıyı)"  Ve değiştiremediler...

 
 
 

   Rahmetli iki ay öncesine kadar sağlıklı bir hayat sürdü ve hayırlı bir ölümle yaşamı noktalandı.

    Merhume tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    Not: Bu haber ve resimleri sitemize geç koymamızın sebebi, 21/06/2009 tarihi akşamı saat 20.00 civarında elektrik hatlarına yıldırım atması sonucu elektriklerin kesilmesidir. Elektrik bu gün saat 10.00'dan sonra geldi.

 
 

 21 Haziran 2009

   

Haberler / 21 Haziran 2009

   

      Acı kayıp. Geçen akşam hastaneye kaldırılan Hüseyin BIÇAKCIOĞLU, Malatya'da  hakka yürümüştür. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

      Merhumun naşının Malatya'dan getirilip, beldemizde defin edilmesi beklenmekte.

     

    

 
 

 20 Haziran 2009

     

Haberler / 20 Haziran 2009

Haberler / 20 Haziran 2009

   

    Merhum Muhammet ÇELİK'in üçü  dolaysı ile bugün saat:12.00'de, Cem Evinde ailesi bir yemek verdi.

   Merhume tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    

 
 
 
 
 

 20 Haziran 2009

     

Haberler / 20 Haziran 2009

Haberler / 20 Haziran 2009
 

     Deniz Baykal, 'AKP ve Gülen Cemaatini çökertme' skandalı konusunda, uzun zamandan beri, Demokrasi ve hukuk devletinin tarafında olan bir solcu gibi konuştu.

      Olay doğruysa Başbuğ gider

CHP lideri Baykal, Habertürk’te Fatih Altaylı’ya konuştu: Belge doğruysa Başbakan gereğini yapmalı. Altaylı, “Doğruysa Genelkurmay Başkanı emekli mi edilmeli” diye sorunca Baykal “Evet” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Deniz Baykal, Taraf’ın “AKP ve Gülen’i Bitirme Planı” başlıklı haberine konu olan belgenin doğru çıkması durumunda Başbakan RecepTayyip Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanı’nı emekliye ayırması gerektiğini söyledi.
CHP Genelbaşkanı Deniz Baykal, Habertürk’te Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek programında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. Baykal, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” adlı belgenin doğru olması durumunda Başbakan’ın gereğini yapması gerektiğini söyledi. Fatih Altaylı, “Belge doğruysa Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ emekli mi edilmeli” diye sorunca Baykal, “Evet” dedi.
Baykal şöyle konuştu: “Eğer Genelkurmay’ın Harekat Dairesi’nin 3. bölümünde sorumlu bir albayın ve çalışma arkadaşlarının hiyerarşi, emir-kumanda söz konusu olmadan, kendi özel ilişkileriyle böyle bir ilişkinin içinde oldukları ortaya çıkar ise elbette bunlar bu davranışlarının yargı süreci içinde hesabını verirler ama Genelkurmay’ın bu kritik noktalarında bu anlayışla, böyle gevşek yaklaşım içinde hangi amaca nasıl hizmet edeceği belli olmayan insanların görev yapıyor olmasının ortaya çıkması da sükunetle, sessizlikle geçiştirilecek bir durum olmaz.”

 

   

     Bir arkadaşım, Ahmet ve Mehmet ALTAN'dan çok alıntı yapıyorsun, onların babası Çetin ALTAN değişti(tabii Eser KARAKAŞ'tan da bahsetti), falan dedi.

    Hemen hemen bu yazarların bütün makalelerini okuyorum. Demokrasi ve hukuk devleti kriter olmak üzere, her siyasi eğilim ve bürokrasiye en ciddi eleştiri ve karşı çıkışı ve öneriyi ben bu yazarlarda gördüm.

   Mesela bahsi geçen yazarların son bir haftadır yazdıkları makaleye bir göz atın. Onların kullandığı dili hangi yazarlar kullanıyor. Mesela Ahmet ALTAN'ın 'Türkiye Garnizon Cumhuriyeti' yazısına bir göz atın.>>>

    Bu haberleri bir kısım çevre, 'orduyu yıpratma' operasyonu olarak alıyor. Bana göre ordu, bu gibi 'cunta,' 'jitem' gibi... yapılanmaları tasfiye ettiği oranda, siyaset dışına çıkacak saygınlığı daha da artıp ve gerçek yıpratma faaliyetlerine karşı bağışıklık sağlayacak. Genel Kurmay başkanı da zaten, bu tür yapılanmaların, 'kurumsal olarak desteklenmediğini, ve bunların tasfiyesinden yana olduklarını,'söylüyor.

 

 
 

 19 Haziran 2009

   

Haberler / 19 Haziran 2009

   

      Acı kayıp. 18 Haziran 2009 tarihinde Muhammed ÇELİK İstanbul'da hakka yürümüştür. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

      Merhumun naşı eşinin isteği üzerine, 19 Haziran 2009 tarihinde İstanbul'da defin edilmiştir.

      Haberi bu gün yazmamın nedeni, dün sabah, Malatya'ya, arkasındanda akşamleyin merhum Behzat ASLAN'ın cenazesini hava alanından gece 24:00 de almaya gitmiş olmamdır.

    

    Merhum Behzat ASLAN, sevenlerinin omuzunda gözyaşları ile Cumhuriyet Mahallesindeki mezarlığa defin edildi. Saat : 12:00'de ise Cem Evinde üçü dolaysı ile bir yemek verildi.

  Cenaze töreni ile yemekten görüntüler için yan taraftaki resmi tıklayınız.

 
 

 16 Haziran 2009

   

Haberler / 16 Haziran 2009

   

      Acı kayıp. Bu akşam saat: 20.00 sularında, Behsat ASLAN(İmmihan ASLAN'ın oğlu), Almanya'da hakka yürümüştür. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

      Merhumun naşının Almanya'dan getirilip, beldemizde defin edilmesi beklenmekte.

     

    

 
 

 16 Haziran 2009

     

Haberler / 16 Haziran 2009

Haberler / 16 Haziran 2009

   

    5. Fethiye Kültür ve Sanat Festivali, bu sene 09 Ağustos Pazar günü 2009 tarihinde yapılacak.  5. Fethiye Kültür ve Sanat Festivali’ne bütün halkımız davetlidir.    

    Fethiyelilerin yapacağı düğün vb. gibi etkinliklerde, bu tarihi dikkate alması gereği arz olunur.

    Festivalimize katılacak sanatçı listesi aşağıdaki gibidir.

 

 
  1. ARİF SAĞ
  2. SEVCAN ORHAN
  3. MUHARREM TEMİZ
  4. GÜLSEVEN MEDAR
  5. TUNCAY BALCI
  6. KUTSAL EVCİMEN
  7. SEVAL EROĞLU
  8. HİKMET ÖZİLHAN
  9. SERKAN ÇİLEK
 

    Not:Bu haber, Almanya'daki üç siteye de gönderilmiştir.Bahsi geçen siteler, haberi buradan alıp kaydedebilir.

 
 

 15 Haziran 2009

       

Haberler / 15 Haziran 2009

Haberler / 15 Haziran 2009

  

  Bu gün, geçen ay geçen ay vefat eden merhume Zerha AKKOYUN'un yarı kırkı olması dolaysı ile,  evinde anıldı ve komşulara bir yemek verildi.

   (Espiri olsun diye yazıyorum.) Resimde görülen kadınlar evimizin önünden geçerken, bende ağaç altında oturmaktaydım. Bahsi geçen yemekten dağılan kadınlara şaka yüzlü(köyümüzün kadınları manasında), "köyün avratları geliyor, birde burada resimlerini çekeyim," dedim. Hanımlardan biri, "anan köyün avradı olsun," dedi. Bu cevap üzerine sözün mecazından dolayı kırdığım potu fark ettim ve "olsungı olsun, anamda olsun," dedim.

 

 
      Biçerler tarlaya gireli iki gün oluyor.  Şimdilik arpa hasadı yapılıyor. Buğdaylar tenli olduğundan sonraya bırakıldı.

     Festivalin yapılma olasılığı arttı.   Belediye bir internet sitesi kurma hazırlığında. Bildiğim kadar, sipariş verildi.

    Kulvarımız farklı olduğundan, ne belediyenin kurmakta olduğu, nede yurt dışındaki siteler benim rakibim. Hepsine de başarılar dilerim        

   

 

     
 
 

 14 Haziran 2009

       

Haberler / 14 Haziran 2009

Haberler / 14 Haziran 2009

   Bu gün merhume Fatma AKKAYA'nın kırkı dolaysı ile ailesi Kızıldeli'de bir yemek verdi. Merhumeye tekrar tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına ise sabır ve başsağlığı dileriz. 

   

 

 
       

    Asker AYDOĞAN'ın esinin annesi geçen hafta vefat etmişti. Merhumeye tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. Bu vesile ile Asker abi gile başsağlığına gittiğimizde evinden çektiğim görüntüler, yukarı Tenciden çektiğim görüntüler ile Süleyman ÇAĞLAR'ın merhum esinin mezarından çektiğim vb. görüntüler ise aşağıdaki albümdedir.

 

 

 

 
 
 

 12 Haziran 2009

     

Haberler / 12 Haziran 2009

Haberler / 12 Haziran 2009

 

Sevgili Yeni Sentez okurları,

Bizler, Yol-tv ve Güney vakfı olarak, Türkiye ve Anadolu topraklarını yetiştirmiş olduğu, ender sanat insanı, devrimci, yurtsever ve büyük sinema adamı Yılmaz Güney’i 25 yıl önce amansız bir hastalığın sonucu kaybetmiştik.

Bu derin kaybımızın 26. Yılında. Çeyrek yüz yıllık bir acıyı, umut’a dönüştürrmek için, anma etkinliği düzenlemekteyiz.

Anma etkinliğimiz, Almanya ve Fransa’da düzenlenecek etkinliklerden oluşacaktır.

Fransa Paris’de 12 eylül günü anıt mezarda başlayan, anma etkinliğiyle, akşam bir anma gecesi organize edilecektir.

Almanya’da 3 Ekim 2009 tarihinde merkezi olarak  katılımın sağlandığı, anma Gecesi düzenlenecektir.

Gece’ler’ Avrupa’daki tüm demokratik kurumlara açık ve desteklerini almaya yöneliktir.

Ayrıca, mümkün kılabilirsek, İstanbul ve Adana’da parelel etkinlikler yapılması çalışmalarını başlatmakta, ortak kanaatimizdir.

Bu etkinlik, Yol-tv ve Güney Vakfı Avrupa tarafından organize edilmektedir.

Etkinliklerden, hedeflerimiz arasında Yılmaz Güney’in isminin, yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği Yeşilçam sokaklarından birine verilmesidir. Tıpkı, Sadri Alışık, Atıf Yımaz gibi.

Güney Vakfı Türkiye ve Sayın Fatoş Güney, bu etkinlikleri onaylamıştır. Biz, organize komitesi olarak, Fatoş hanımın katılmasını arzulamaktayız. Fatoş hanım katıldığı durumunda, onur konuğumuz olacaktır.

   Bu etkinliklerin amacına ulaşması için gerekli olan azami çabayı göstermek, tüm Yılmaz Güney dostlarının sorumluluğu arasındadır.

Bizlere destek sunmak isteyen, tüm dostlarımıza kapılarımız ve gönlümüz sonuna kadar açıktır.

Bu etkinlikler, Yılmaz Güney haftası proğramı paralelinde Yol-tv’den canlı yayınlanacaktır.

Bu etkinliklere katkı sunmak isteyen, tüm Yılmaz Güney dostları, E posta ve telefon üzerinden bizlere ulaşabilirler.

Tel: 0049 170 531 0550  veya  0049 178 269 89 99

E Posta: aliekber.pektaş@yoltv.eu  veya Yol-tv’i takip edin

 

 

30.05.2009 tarihi itibarıyla,

Görüştüğümüz davetli konuklarımız.

Fatoş Güney, Halil Ergün, Tarık Akan, Şerif Sezer, M.Ali Alabora, Akın Birdal (millevekili), Turgut Öker (AABK başkanı), Onur Akın, Nuri Bilge Ceylan  (rejisör), Sırrı Süreyya Önder (rejisör), Handan İpekçi (rejisör), Suavi, Mahsun Kırmızıgül, Rojda, Ferhat Tunç, Pınar Sağ ,Emekçi, Müjde Ar  (Ercan Karakaş’la),  Süleyman Çelebi  (DİSK)  Celalettin Can  (78’liler)

Ayrıca, Müjdat Gezen, Nebahat Çehre, Hülya Koçyiğit, Ertuğrul Günay, (kültür bakanı) Cem Özdemir (alman yeşiller eş başkanı)  Ahmet Türk, Aynur Doğan, Mustafa Özarslan, Moğollar Grubu, Fatih Akın ve edbiyat dünyasından bir kaç isimle görüşmek istiyoruz.

     Saygılarımla

Organize Komitesi adına           Aliekber Pektaş 

Yol-tv yönetim kurulu üyesi Aliekber Pektaş

04.06.2009

 

 

     
 

 11 Haziran 2009

     

Haberler / 11 Haziran 2009

Haberler / 11 Haziran 2009

 

Vay başımıza Gelecekler Vay

İnsan ilişkileri yozlaşmış değer yitmişse    Musayiblik, kirvelik dostluk pazarda tezgaha düşmüşse                                                   Her eline sazı alan, Ozan olmuş çıkmışsa          Vay başımıza geleceklere vay                         Her kafadan bir ses gelir, biri susup biri dinlemese  Önüne gelen arif olmuş, kelam satmaya kalkarsa Kargalar bülbül olmuş, hicaz makamında nameler dökerse                                                     Vay başımıza geleceklere vay

 ***

Bana değmeyen yılan bin yaşasın diyorsa Yürüyenin atına binip, şak şakcılık yapıyorsa Düşküne yardın etmeyene, birde kendine vuruyorsa Vay başımıza geleceklere vay

 ***

Dost akraba birbirini tanımıyor, sormuyor, komşu komşuya gitmiyorsa                             Cenazede düğünde görüp, hal hatır soruyorsa Hastalığında, sağlığında yanına gidip hatırını sormuyor, el için cenazesine gidiyorsa             Vay başımıza geleceklere vay

 ***

Ekmek elden su gölden diye, yan gelip yatıyorsa Baba parasıyla abraya binip, giyinip kuşanıp hava atıyorsa,                                               Okuyup meslek yapıp, hayatını kazanacağı yerde haylaz aylaz dolaşıyorsa                                Vay başımıza gelecekler vay

 ***

Köyümüzün içine taş yapıldı diye yapılıyorsa    Saray gibi evler yaptırdık diye övünüyorsak Okumuş bir adamımız yok diye dövünüyorsak     Vay başımıza geleceklere vay

 ***

Derviş Ali dün söylemişse doğru sözünü     Aydınlığa değilde karanlığa dönmüşse insan yüzünü İlmin ışığında bilginin hale farkında değilse insan Vay başımıza geleceklere var 

Seyit ÇAĞLAR

     

    Arkadaşımız Seyit ÇAĞLAR, Ziyaretçi defterimize yazamadığı şiirinin bana yollamıştı. Bende yan tarafa koydum. Seyit'e bu zahmeti için teşekkür ederim.

    Zeynep ARI'ının albümünden aldığım bir kaç resim aşağıdaki linktedir. Zeynep ablama bana bu resimleri verdiği için teşekkür ederim.

 

 

 
     Resim albümünde olmayan köylülerimizden bir kaç resim ise aşağıdadır.       

 
     
 

 08 Haziran 2009

       

Haberler / O8 Haziran 2009

Haberler / O8 Haziran 2009

  Vahap AKKOYUN ile Ali GÜN'ün sağ salim askerden dönüşleri için aileleri kurban kestiler. Vahap AKKOYUN'unki evin önünde, Ali GÜN'ün ki ise Kızıldeli'de idi.

   Birine gittim, diğerine işlerim olması dolaydı ile gidemedim. Tanrı dileklerini kabul etsin.

     
   

 

 
     
 

 06 Haziran 2009

     

Haberler / O6 Haziran 2009

Haberler / O6 Haziran 2009

 

   Elif abla(Pektaş), geçen Pazar Ağdaş’a bir kurban kesmiş, yaptığı lokmaya koru komşuları davet etmişti. Banada haber ettiklerinden resimleri çekmiştim; fakat neden lokma döküldüğünü sormadığımdan bu resimleri koymamıştım. Sordum ve öğrendikten sonra koyuyorum resimleri. Elif abla ne dilekle kurban kesmişse, o dileğini Tanrı kabul etsin.

   

  

      Sıcaklıklar arttı. Yaz kendini belli ediyor. Bir hafta on güne kadar, biçerler gelir. Kayısılar henüz çağla. Bahçelerin ilk sulaması yapılmaya başlandı.  Almancılar gelmekte ve köy kalabalıklaşmakta.

***

       Tepede çekilmiş resimler ise sipariş üzerinedir. Tedaş yeni yapıya elektrik verebilmesi için, en yakın direkle evin mesafesini görmek istemiş. Bu resimlerin maksadı bu ihtiyaca karşılıktır.

 

 

   

  Ben askerken Naci(Güvercin) abi başçavuştu… Naci abinin görevli olduğu tabur ile benim görev yaptığım yaptığım alay Fethiye ile Yazıhan kadar bir mesafede, kışla içinde komşu idi.  

     Aynı zamanda Hastal kışlası, Naci abinin evinin olduğu Alibeyköy’e de komşu idi. Bazen izine çıktığımızda, Naci abinin evine giderdik, tertibim İbrahim Güler'le.

     Bir defasında evine gidişimiz kahvaltı zamanına denk gelmişti. “Sağ olsun kendiside izine çıktığınızda gelin, özlediğiniz ev yemeklerinden ikram edelim derdi...”

     Kahvaltı masası kuruldu, bir de kimler olduğunu tanımadığım misafir genç bir çift vardı evde. Çaylar konuldu, yemek yenmeye başlandı, herkes çatalları kibarca kullanıyor. Küçük küçük lokmalar alıyor.  Masada altı yedi kişi var; bizde masadakilere uyum için minnacık lokmaları alıp yavaş yavaş merasimle yiyoruz.  Köyden dışarı çıkmamışız. Kompleksimiz var. Demek ki İstanbul’da bu böyle! İstanbulluluk kibarlık demektir, yiyip içmede dahi… diye bir düşünce hakim kafamızda. Bu masada en ilginç olanı da “zeytin” yeme usulüydü.

     İbrahim’le çaktırmadan zeytine bakıyor, sonrada,  onun nasıl yendiğini izliyorduk. Çatalı zeytine batırıp, ağızlarına öyle götürüyorlardı. Buraya kadar normaldi… Bunu bizde yapabilirdik; fakat önemli olan bundan sonrası idi… Zeytini yedikten sonra, boş çatalı yatay olarak ağızlarına yaklaştırıyorlar, çekirdeği bu çatalın üzerine pıt diye atıyorlardı. Çekirdekte, basket topunun potaya girmesi gibi her defasında da, çatalın üzerine düşüyor. Anlaşılan herkes deneyimli, bu konuda!  Sonrada çatalın üzerindeki çekirdeği, boş bir servis tabağına koyuyorlar…

     Masada ne varsa her şeyden tadıyoruz; ama zeytini pes geçiyoruz… Çünkü, biz zeytini yedikten sonra, ağzımızdan attığımızda, çatalın üzerine kesinlikle düşüremeyiz! Her attığımız, oraya buraya düşer… Eğil birde bunları topla; olacak şey mi?.. Sonra: “hanzolar bir zeytin yemesini dahi, beceremiyor…” derlerde, “İstanbullular karşısında rezil oluruz.” Üstelik bu misafirler birde İstanbullu ise, Naci abinin köylüleri, "zeytin" yemesini beceremiyor dedirtmek te istemedik, hani! Bu kompleksimiz yüzünden baktık, baktık; fakat zeytini yemedik; daha doğrusu yiyemedik.

     Bu anımı hatırladığımda, ağzım kulaklarıma ulaşır. Hep gülerim kendime. Bu mahcubiyetimizi anladılar ve bir başka defasında “rahat yiyemiyorsunuz herhalde deyip, farklı odada bize ayrıca bir sofra kurmuşlardı.”

***

     Tatbikata gideceğiz, bir sonbahar. Komutan bir öğlen sonu herkes, üzerindeki yırtık ve sökükleri onarmayı akşama kadar bitirsin dedi…  Yüzlerce asker terzinin odası karşısında kuyruğa girdi. Akşam olacak, bana bir türlü sıra gelmiyor. Hava yağışlı, üzerimiz yaşardı. Üstüne üstlük birde elbise vücudumuza yapışmış bir halde iken eğildiğimde, nazilmiş ve dizime yapışmış olan pantolonum dizinden “cırt” diye, bir karış açıldı, sökülmedi, yırtıldı. Terzide sıra bulmam mümkün değil, iyne iplikle denedim olmadı ve hava kararmaya başladı. Sıkıntıdan, üzüntüden ağlayacağım, bunaldım. Bir gece öncede parkamı çaldırmıştım… Derken kaçıp Naci abinin yanın gitmeye kara verdim. Naci abinin yanına geldim, durumu anlattım.

      Naci abi, depocuyu çağırdı, “Aliseydi’yi götür, iç çamaşırlarına kadar yenisinden giydir ve yedeğinden de ver, görünce tanınamayacak hale getir,” dedi.   

     Depoya gittim.  İç çamaşırdan çoraba kadar yenilerinden giydim. Eskileri attık. Bir torbada yedek takım ve iç çamaşır doldurdum. Bir seviyorum, bir seviniyorum, deme gitsin...  Beni şimdi en ünlü bir mağazaya götürüp, en pahalı elbiselerden alsalar üzerime, o günkü sevincin yüzümde oluşabilmesi, pek mümkün değil!

     Döndüğümde, kışladaki odasında arkadaşları ile menemen yerken buldum, Naci abiyi. Israrla buyur etti. Evdeki gibi çatalla kaşıkla değil, somunu koparıp, tavaya banıyorlardı. İçimden, “haah… yemek işte böyle yenir,” diye geçirmiştim.

     Ağlamaklı geldiğim bir kapıda birde karnımı doyurmuş, çuvalla giyisi ile dönmüştüm. (Askerliğimi 1982’de yaptım. O dönemde kalabalık bir kışlada askerlik yapanlar, yamalı dahi elbise giyildiğini hatırlar.)

     Sultan bacı(Yumuk) dün, kardeşim Naci rahatsız, yanına İstanbul’a gideceğim, dedi. Bunun üzerine bu anılar uyandı bende. Oğlu Gültekin, ben askerken çocuktu. Şimdi Facebook’ta resmini gördüm, Naci abinin simasını çağrıştıran baba yiğit bir genç olmuş. Umarım Gültekin bu “zeytin” anımı Naci abiye anlatır da, onun yüzünde bir parça tebessüme de belki ben vesile olurum.

     Naci abime geçmiş olsun der, acil şifalar dilerim.

 

 
 

 03 Haziran 2009

       

Haberler / O3 Haziran 2009

Haberler / O3 Haziran 2009

     Mayıs ayında askere giden gençlerin davetlerden çekilmiş resimler, resimler bölümünde, otogardaki video ise aşağıdadır.  Resimleri çeşitli davetlerden ve videoları ise parça olarak bizim çocuklar çekmişti, ben hepsini birleştirdim ve olduğu kadar ekledim. My Space Videolar>>>

        

     Hamza ÇAĞLAR, geçen hafta bana albümündeki eski resimlerden getirmişti. Bende bunları çektim ve sizlerle paylaşıyorum. Bunları ayrıca haberler anasayfasındaki eski resimler albümüne de ilave edeceğim.

   Hamza abiye teşekkür ederim, resimleri benimle, bizimle paylaştığı için.

 

 

 

 
 

 

       

Haberler / O2 Haziran 2009

Haberler / O2 Haziran 2009

 

    Resimleri Almanya'dan bana yollayan Aydoğan İLHAN'a teşekkür ederim. Aydoğan'ın kapalı mekanlarda, gece ve flaşsız çekimleri güzel değil, çok güzel olmuş... Makinenin de iyi bir makine, Aydoğan'ın da bu işte deneyimli olduğunu, bu resimler gösteriyor.

   

   Leyla ve Sinan kızı Funda YILDIRIM ile Aliseydi ve Hürnaz oğlu Ümit YÜCEL, 31 Mayıs 2009 tarihinde yapılan bir düğünle evlendiler.

      Funda ile Ümit'e bir yastıkta kocayacakları kadar mutlu ve uzun bir hayat, gelecek dilerim.

 

 
 

 02 Haziran 2009