2009 yılı  Ocak Ayı Haberleri

                                                

 

 

 

 

 

    Merhum Rıza ÇAĞLAR'ın Üçü dolaysı ile, bu gün 13:00'de Cem Evin'de bir yemek verildi.

    Merhuma tekrar tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

   

28 Ocak 2009
 

 

 

 

 

     Fotoğraf makinesi için teşekkür yazısı yazmakta, işlerimizin yoğunluğu sebebiyle ve nasıl olsa önceden bahsettiğim gibi, bu konuda bir sayfa hazırlayıp, haberler sayfasına eklemeyi plancığımdan geciktim.

     Makinenin alımı konusuna öncülük eden Yusuf ALTUN arkadaşımıza ve maddi ve manevi emeği geçen bütün köylülerimize teşekkür ederim.

     Yusuf bu makinenin toplam maliyetinin 1020 EURO olduğunu söyledi. Bu makinenin ve alınan diğer donanımların maliyetini yaklaşık biliyorum… Bu makine ve diğer parçalar bahsedilen tutar kadar eder. Bu cümleyi kimsenin kafasında bir soru işareti oluşmasın diye kurdum.

    Yusuf’un bana getirdiği bir adet Sony 350 DSL Fotoğraf Makinesi, iki lens, iki hafıza kartı, bir şarj aleti, bir pil, bir kart okuyucu ve bir adet harici, takılıp çıkarılabilir Flaş ve makineye çanta almam için ise 60.00.tl para.

     Harici flaş birçok marka makinenin(Sony, Olympus, Canon vb.)de kullanabileceği ve uzun yıllar ihtiyacımızı karşılayabilecek özellikte.

      Pilin her dolumu, yaklaşık 800 kadar resim çekiyor. Yani pil bitecek yarı yolda kalacağız gibi bir problem kalmadı. Tabii, pilin gücü altı ay sonra %50 düşebilir.  Yusuf’un getirdiği, hafız kartları 4GB.lık. Hafıza kartı sorunumuzda kalmadı.

     Lens(objektif)ler, orta çapta. Lenslerin zoom oranı düşük. Yani yakın çekimler için sorun yok. Fakat, uzak çekimler için yetersiz. Yani lenslerin biri 18-250 olsa idi uzak mesafe çekimleri de mümkün olurdu; fakat o zaman toplam maliyet yükselirdi.. Bunu ben ilerde(muhtemelen bir yıl sonra) alırım. Öncede bahsettiğim gibi, ucuzladıkça daha kaliteli lensler alarak, bu makinenin kapasitesini artırabilmek mümkün.

    Makinenin donanımında iki eksi yan var. Biri seri çekim hızı. Elimizdekinin bu husustaki hızı 2, bu alanın normal hızı 6-8.

      İkinci ise, LCD ekran parlaklığı. Yani görüntünün, çıplak gözle baktığın netlikle, LCD ekranda görülmesi lazım. Bu makinenin LCD ekranındaki görüntüsünün zayıf olması, özellikle güneşli havalarda LCD ekrandaki görüntülerin kaybolmasına sebep oluyor. Yani, deklanşöre bastığında karşındaki resim çekiliyor, kalitede sorun yok; fakat, benim çektiğim şeyi, çekmeden, çekim aşamasında görmem oldukça zorlaşıyor. Şimdi LCD ekranların MP standardı 920, bununki ise 230.

       Sonuç: Bu makine, bu güne kadar elime geçmiş olan en iyi makine. Böyle bir makinem olduğu için seviniyorum. Bu makineyi yeni mi aldın dediklerinde, “Almanya’daki bir kısım Fethiyeli alıp gönderdi,” diyorum; çoğu: “helal olsun köylülerimize, Fethiyelilere, yaparlar, yaparlar…” diyorlar.

     Henüz makinenin de, harici flaşınında kullanımını tam olarak öğrenemedim. Denemelerle, az zamanda bunu başarabileceğimizi düşünüyorum.

     Hazırladığım sayfaya, makineye katkı yapanların isimlerini, Yusuf bildirirse koyacağım.

      ***

   Ober-Ramstadt Gençlik Kolunun Düzenlediği etkinliğin videolarını Hüseyin abi,(ÖKSÜZ) Necmettin abi ile göndermişti. Bu videolardan 29 dakikalık kısmı My Space Vidolara koydum. Diğerleri farlı ise, onları da koyacağım.

     Ober-Ramstadt Derneğimizin 25 Ocakta yaptığı Lokmanın kabul olmasını dileriz. Geçen hafta burada iken, Hüseyin ÇEVİKER, resimler konusunda yardımcı olmamı istemişti. Güven, bu lokmanın resimlerini bana 800-1200 boyutuna düşürüp bana gönderirse, hazırlayıp, gerekli açıklama ile tekrar kendisine gönderirim. Yani benim değil derneğin sitesinde bu resimleri görebilirsiniz.

      Bu gün hava  bulutlu ve sağanak yağışlı. Yarin, muhtemelen Merhum Rıza'nın üçü yapılacak.

   ***

     Aşağıdaki yazıyı değerli arkadaşımız Ali Ekber PEKTAŞ, genel bir bilgilendirme maksatlı göndermişti. Sitemizin Fethiyelilerin sesi olmak gibi bir misyonuda olduğundan, ben sitemizin "Yazılar" bölümüne koydum yazılarını. Yazının 2. kısmı Open Off doysa formatı ile gönderilmiş olduğundan açamadım. 1. ve 3. yazıyı koydum.

ULUSLAR ARASI MALİ KRİZ,  ‘‘DAS KAPİTAL‘‘ VE KARL MARKS

                                               (1)

Kapitalizm‘i tanıyabilmek, anlayabilmak için, Kapitalizm‘in yasalarını, iç çeliskilerini,  dinamiklerini ve çatismalarini, kısacası yasalarını kavramak gerekmektedir. Ancak bu şekilde Kapitalizm‘in saldırı ve kriz‘lerinden doğan kıskacından korunabiliriz.

   

 
26 Ocak 2009
 

 

 

 

 

        

      Bu gece, bir acı kayıp haberi daha aldık... Rıza ÇAĞLAR Hakka yürümüştür. Merhuma Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

     Merhumun naşı  hastaneden bugün getirildi ve Şığhasanlılar Mezarlığına defin edildi.

     Resimlerdeki bulanıklığın bir kısmı, hava yağışlı olduğundan, objektif üzerine düşen yağmur damlalarındandır.

   

25 Ocak 2009
 

 

 

     Merhume Deniz İNCE'nin Kırkı dolaysı ile bu gün saat 12:00'da Cem Evinde bir yemek verildi.

    Merhumeye tekrar tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    Resimde görülen çocukların sağdan ilki olan merhum Deniz'in oğlu Alideniz olduğundan, kapak resmi olarak, umudun geleceğin sembolü olan bu çocukları koydum.

 

24 Aralık 2009
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cinayete Ortak tepki

     Tecde Mahallesinde mezhep ayrımcılığı yüzünden işlendiği belirtilen cinayete 8 kurumdan tepki geldi

     Tecde Mahallesinde 2 üniversiteli öğrencinin yaşamlarını yitirdiği cinayete ilimizde bulunan 8 kurumdan ortak tepki geldi.
Mezhep ayrımcılığı yüzünden işlendiği belirtilen Alper ve Dilek Özdemir`in yaşamlarını yitirdiği cinayete tepki göstermek için aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi, İnsan Hakları Derneği Malatya Şubesi, CEM Vakfı Malatya Şubesi, Zeynal Abidin Vakfı, KESK, Emek Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği Malatya şubesi ve ÖDP`nin bulunduğu kurumlar basın açıklamasında bulundular.
     Kurumlar adına yaptığı açıklamada Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Zafer Dirican, "Toplumsal barışa, kardeşliğe, insan haklarına, özgürlüğe daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu coğrafyada ne yazık ki bu kavramların içini boşaltmak adına insanlığı birbirine düşüren, uzaklaştıran, adeta yok sayma psikolojisi yaratılarak,din, dil, mezhep, cinsiyet, ırk ayırımı gözetilerek toplumsal barışa zarar verilmek istenmektedir. Biz biliyoruz ki bu coğrafyada halklar yıllardır kendi değerlerinden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Tek dil, tek din , tek ırk söylemlerini temel anlayış olarak gören sistem  farklılıkları  körükleyerek büyük katliamlara sebep olmuştur. Malatya da pervasızca işlenen cinayetlere bir yenisi daha eklenmiştir. 13.01.2008 tarihinde  Samandağ ı mahallesinde yaşanan ve iki masum gencin ölümüyle sonuçlanan infaz olayının bu denli kolay atlatılır toplumsal bir travma olmadığının farkındayız" dedi.

    "ZENGİNLİK OLARAK ALGILANMALI"
    "Çok kültürlülüğü içselleştirmiş toplumlar; farklı kültür,farklı inanç, farklı renk ve farklı bakış açısına  tahammül eden ve hoşgörüyü barındıran bir yapıya sahiptir.Onu`ötekileştirerek` Yok edilmesi gereken bir düşman olarak ` değil, bir zenginlik olarak algılarlar" diyen Dirican, "Yüzyıllarca  bu topraklarda ötekileştirilen inanç guruplarından biri de Aleviliktir. Alevilik ‘sapkın mezhep, din dışı, Cem evi cümbüş evi vb.` tarzda aşağılanarak, karanlık mihraklarca Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, Gazi ve Malatya olaylarında olduğu gibi birçok Alevi yurttaşın canına kastederek Alevi-Sunni gerilimi yaratmıştır. Bu tarihsel süreç içerisinde de birbirine güvenmeyen,kabul düzeyi düşük, zıt kutuplara dönüştürülen bir toplum yaratılmıştır. İlimizde yaşanan bu infazın, birbirine sevgi ile yaklaşan biri Alevi biri Sünni iki gencin bu bağlılıklarını resmi nikahla tamamlamaları, medeni toplumlarda çok normal karşılanırken ülkemizde maalesef  aile içi  mecliste planlanarak  acı bir katliama dönüştürülmüştür. ‘Kızımı dışarıdaki köpeğe veririm ama size vermem ‘diyen bir anlayışın sebebi, yüzyıllardır ekilen kin ve nifak tohumlarının bir sonucudur. Yaşam hakkını hiçe sayan bu olay, yaşam hakkının ne kadar kolay sonlandırıldığını gösteren ve hiçbir insani açıklaması olmayan bir vahşeti tanımlamaktadır" şeklinde konuştu.

    TEPKİLER
    Dirican açıklamasında şunları kaydetti, "Bizler çocuklarımıza,onurlu,insanca yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyoruz,ama sistem bize ötekileştirme,dışlama ve farklılaştırma anlayışı ve kültürünü dayatmaktadır.Bu anlamda farklı olana tahammül,bir arada yaşam kültürünün sağlandığı,hoş görünün,toplumsal sağduyunun hakim olduğu,yaşama hakkının güvence altına alındığı bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bu ülke hepimizindir. Farklılıklara tahammül edemeyen zihniyetlerin karşısındayız. İnsan hak ve özgürlüklerine saygı duyan  toplumsal bir iklim yaratmak hepimizin görevi olmalıdır. Hiç kimse kendini hukukun yerine koyarak  yargısız  infaz yapamaz. Bu ve benzeri olayların tekrar etmemesi için sistemin kendisini değerlendirmesini ve somut adımlar atmasını istiyoruz." 

    Not:Yukarıdaki Basın açıklaması, Malatya Gerçek Gazetesi ve ÖDP İl Başkanı Hasan KAYA'dan alınmıştır.

   Yarın Merhume Deniz İNCE'nin kırkı dolaysı ile Cem Evinde bir yemek verilecektir.

 
23 Aralık 2009

 

 

 

 

 

       Belediyemize bir adet Hikromek Marka Kazıcı ve Yükleyici İş Makinesi alındı. İş Makinesinin alımı için İller Bankasından 75.000,00(yetmişbeşbin)  TL Kredi kullanıldı ve DMO(Devlet Malzeme Ofisi)'nden alındı.  İş Makinesinin Fiyatı 107.000,00(yüzyedibin)tl. Kredii ile İş Makinesi fiyatı arasındaki 32.000,00.ytl fark, belediyemiz bütçesinden ödenecek. Eski İş Makinesi ise 23.000.00.ytl'ye satıldı. Eski iş makinesinin parasına ilave yapılarak yeni bir kamyon alınacaktır.

     Hayırlı olsun.

 

21 Aralık 2009
 

 

 

 

 

     Merhum İsmail AYDOĞAN'ın vefati dolaydı ile Tenci'de evinin önünde ailesi bir yemek verdi.

    Merhuma tekrar tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    Aşağıda bahsettiğim, yanlışlıktan dolayı silen haber ve resimler, 2008 yılı Aralık ayına ait sayfada düzeltildi.

     Bu hatadan dolayı özür dileriz.

 

20 Aralık 2009
 

 

 

     Dün Ober-Ramstadt'tan Behzat abi aradı: Dayımın(Merhum Hasan ASLAN) resimleri bulamadık diye. Bende baktım hakikatten yok.  Üç resim albümü ile üç haber yok... Sebebi, internete iki farklı yerden gönderme yapıyorum. Evde iken sayfaya ilave ettiklerimi, diğer yerdeki bilgisayar taşıyıp ona göre değişiklik yapmayı unutur ve bu halde iken diğer bilgisayarda yeni bir haber ve resim gönderdiğimde evde ilave ettiğim haber ve resimler siteden silinmiş oluyor.  Yani hata her iki bilgisayardaki bilgiyi aynı güncellikten tutamamamdan kaynaklanıyor.

    Genellikle her resmin birden fazla yerde kopyası olduğundan, bu gibi teknik hatalar düzeltilebilir hatalardır. Bu eksiklikleri, yanlışlıkları yarin gidereceğim.  Sitede böyle bir hata gördüğünüzde lütfen bildiriniz.

     Merhum Melek Mercanoğlu'nun yirmisi dolaysı ile ailesi evinde komsularıyla mezarına gittiler ve lahmacun tatlı ve ve meyve ikram ettiler. Almanya'daki yakınları görsün diye bir miktar resim çekti ve ilave ettim.

     Dünkü resimlere ilave ettiğim, Ali abi ile Gülperi ÜLGER'e bu yıl neden erken geldiniz dedim? Onlarda Fattik bibi(lakabı Kavurmalık)'ın rahatsızlığı yüzünden onu görmeye geldik dediler.

     Rıza Çağlar aylardır hastanede yatıyor. Eşi Rıza'nın durumun oldukça ciddileştiğini söylüyor. Yani durumu kritikmiş...

   Seyit ÇAĞLAR'ın gönderdiği liste iki sayfa imiş; ikincisini de ilave edeceğim. Seyit'e bir önerim var... Birkaç ay liste böyle kalsın, sonra yardım yapılan kişinin ismini silip, isim yerine "yardım yapılan bir hasta" ibaresini koyalım. Listeyi hiç silmeyeceğim zaten.

   

    
18 Ocak 2009
 

 

 

16 Ocak 2009

    

    17 Ocak Cumartesi günü, saat:12:30'da Belediyemizin organize ettiği, Muharrem ayı dolaysıyla gelenekselleştirdiği aşure ve lokma yapımına kurban verenlerin isimleri aşağıya çıkarılmıştır.

    Tanrı kurbanlarını kabul etsin.

    Lokmaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Zafer DİRİCAN, Hacı Bektaş Vakfı Başkanı Hasan MEŞELİ, Zeynel Abidin Derneği Başkanı, Mustafa dede ile Mahal'in Seçilmiş ve atanmış yetkilileri ile diğer davetliler katılmıştı.

    Program: Atatürk ve Türk Büyüklerine Bir dakikalık saygı duruşu, İstiklal Marşı, Belediye Başkanı Habib Yücel'in Konuşması, Murat hocadan Kuran Okunması(Tilavet), İl Müftüsünün konuşması ve Malatya Belediye Başkanı Cemal AKIN'ın konuşmasını Lokma ve Aşure ikramı takip etti ve yemekten sonra ise yemek duasınI Hasan Meşeli yaptı.

 

    
Hasan PEKTAŞ          1

Siyam PEKTAŞ          1

Hasan ASLAN           2

Coklam PEKTAŞ        1

Battal AKDOĞAN       1

 

Ali AKDOĞAN                   1

Habib YÜCEL                   1

Mustafa YÜCEL                1

Cumali MERCANOĞLU         1

Aliseydi İLHAN                 1

Ahmet Turan SERTTAŞ      1

 

 

 

     Dün Merhum Merhum Alper ÖZDEMİR'in Malatya'da üçü yapıldı. Gitmeyi arzulamama rağmen Malatya'ya gidemedim. Merhuma tanrıdan rahmet acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

     Bu gün Nazaret ALTUN'un üçü dolaysı ile Cem Evinde bir yemek verildi. Merhuma tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    17 Ocak Cumartesi günü, saat:12:00'da Belediyemiz, Muharrem ayı dolaysı ile gelenekselleştirdiği aşure ve lokma yapacak.

 

    
15 Ocak 2009
 

 

 

     Merhum Nazaret ALTUN'u bu gün sevenleri gözyaşları içerisinde omuzlarında taşıyarak toprağa verdiler.

   Resimleri üç albüm olarak koyacağım. Bir dakikalık ise, evinin içerisinde "Burası Muştur" ağıtının söylendiği video MySpace Videoda. Video kalitemiz zaman darlığı yüzünden beklediğim gibi olmadı.

    
13 Ocak 2009
 

 

 

    Aile büyüğümüz, değerli insan merhum Nazaret ALTUN'un Hakka yürümesi dolaysı ile bizleri yalnız bırakmayan, ilgisini esirgemeyen ve acımızı paylaşan bütün Fethiyelilere ve dostlarımıza teşekkür ederiz. Hepimizin başı sağ olsun...

     ALTUN AİLESİ

    
12 Ocak 2009
 

 

 

     Geçen ayın 19 'una Nikahlanan Alper ile Dilek ÖZDEMİR'i,Dilek'in ailesi barışma bahanesine eve davet eder ve iki genci acımasızca katlederler.

    Gençler, birbirlerini sevmiş, kız tarafı kızı vermemiş. Bunun üzerine onlarda kaçmış ve nikahlanmıştı.

   Dilek ile Alper'e tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına, sabır ve başsağlığı dileriz.

12 Ocak 2009
 

 

 

   Bu gün Merhum Nazaret ALTUN'u, Almanya'daki dostları, sevenleri gözyaşları içinde Memleketi olan Fethiye Beldesine uğurladı.

   Merhumun naaşının Fethiye'ye 13 Ocak Salı günü ulaşması beklenmekte.

    Bana alınan Fotoğraf makinesini Yusuf ALTUN getirdi. Makineyi getirmeden dernekte(26/12/2008 tarihinde), deneme maksatlı  yaklaşık 30-40 adet mutlu anları yansıtan resim çekilmiş.  

   Keşke tanrı bize bu makineyi hep böyle mutlu anıların resmini çekmeyi nasip etseydi! Neye niyet, neye kısmet...

    O resimlerden biride aşağıdaki, resimdir... Yüzlerce, acısını yansıtan resimleri olacak, hiç değilse birde mutlu anların resmi olsun ve onu bu haliyle de analım diye bu resmi koydum.

 

11 Ocak 2009
 

 

 

 

   Bu gün saat 11:00 de Merhum Abidin AKDOĞAN'ın;

   Saat 15:00'da ise Merhum Yusuf ÇALIŞKANOĞLU'nun üçü, yapıldı.

    Merhuma tekrar Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.   

   Resimlerin gecikmesinin sebebi, resim programındaki bir sorunla alakalı idi. Sorunu çözdük bu akşam her iki yemeğinde resimlerini görebilirsiniz.

    Dün önemli ve acı bir olay daha yaşandı. Yerel gazeteler yazdı, TV'lere haber oldu, sizlerde duydunuz muhtemelen; fakat bize yazma denildi ve ilgili kişilerin resimlerini sildik...

11 Ocak 2009
 

 

 

 

 

   Bu gün saat 12:00 de Merhume Melek MERCANOĞLU'nun üçü, yapıldı.

    Merhumeye tekrar Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.   

    Almanya'ya gideceklerin olması dolaysı ile, yarin saat 11:00'de Merhum Abidin AKDOĞAN'ın, aynı gün saat 15:00'de ise Merhum Yusuf ÇALIŞKANOĞL'nun üçü dolaysı ile yemek verilecek.     

 

10 Ocak 2009
 

 

 

 

 

        

      Bu sabah, bir acı kayıp haberi daha aldık... Hüseyin (Nazaret) ALTUN Almanya'da Hakka yürümüştür. Merhuma Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

     Merhumun naşının Beldemize getirilip, defin edilmesi beklenmekte.

    Merhumun Nazaret ALTUN'un vefati dolaysı ile Dernekte toplanan köylülerimizden görüntüleri, arkadaşımız Bektaş AYDOĞDU, Ober-Ramstadt'dan gönderdi.

 

09 Ocak 2009
 
   Bu gün Yusuf ÇALIŞKAOĞLU ile  Abidin AKDOĞAN'ın naaşları defin edildi.

   Merhumlara tekrar tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.    

  Merhum Yusuf ÇALIŞKANOĞLU

08 Ocak 2009

 

 

 

 

 

        

      Dün yoğun bakımda olduğunu duydum, dedikoduya yormak istedim. Bu gece saat 23:00' civarında geçindi dediler, yalan çıkmasını diledim; fakat evine gittiğimizde acı haberin gerçek olmadığını öğrendik.

     Az önce yazdığımız ve değiştirdiğimiz haber şükür yalan çıktı. Bundan dolayı özür diler, Nazaret abiye acil şifalar ve nice sağlıklı yıllar dileriz.

    Hastanede yatıyormuş.

   Yaptırdığı evin üst katına çıktığımda, buradan Festivalin resmini çekmek güzel olur dedim... Herkesi değil ama Aliseydi sana bu imkanı veririm demişti. O terasta Nazeret abinin yanında, Festivalin resmini çekmek dileğiyle...

   Bu gün, (08 Ocak 2008) aldığımız habere göre Nazaret abinin sağlığı iyileşmekte imiş. Duyduk ve sevindik.

 

07 Ocak 2009
 

 

 

 

 

     

    Bu akşam, saat 20:30 civarında, Merhum Yusuf ÇALIŞKANOĞLU ile Abidin AKDOĞAN'ın naaşları hava alanından alındı Beldemize getirildi.  Havaalanındaki görüntülerin çoğunu flaşsız çektiğimden bulanık. Flaşlı çektiğimde polis gelip çekmememi söylüyor, askeri havaalanı diye.

    Araç konvoyu, makinemizin çekim alanının aşacak uzunlukta idi. Ancak helikopterle çekilebilirdi. Yusuf ÇALIŞKANOĞLU'nun naaşı evinin önündeki morga, Abidin AKDOĞAN'IN naaşı ise ambulansla evinin önüne kondu.

    Yarin ilk olarak Yusuf ÇALIŞKANOĞLU, sonrada Abidin AKDOĞAN  defin edilecek.

07 Ocak 2009
 

 

 

 

 

     

    Dernek Baskani Avades Altund'an aldigim bilgiye göre iki cenazede Carsamba Günü 07.01.2009 da Türk Hava Yollarinin saat 11:45 deki Istanbul tarifeli ucagiyla Frankfurt'tan Istanbula ordanda ayni gün Aksam THY Malatya ucagiyla Malatyaya gelecek.....

    Yine Sayin Avades Altundan aldigim bilgiye göre cenazeler Malatyaya gelmeden önce yarin (06.01.2009 Sali ) saat 17 den sonra,köylülerimizle helalleşmek üzere cenaze firmasi tarafindan Ober-Ramstadt Fethiyeliler dernegine getirilecek ve burda sevenleri ve köylüleriyle halallasacak.....

    Yukarıda(aynen aktardığım) haberin kaynağı, arkadaşımız Bektaş AYDOĞDU'dur. Zahmeti için Bektaş'a teşekkür ederim.

 

05 Ocak 2009
 

 

 

 

 

        

      Bu gün, Abidin AKDOĞAN Almanya'da Hakka yürümüştür. Merhuma Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

     Merhumun naşının Beldemize getirilip, defin edilmesi beklenmekte.

 

 
05 Ocak 2009
 

 

 

 

 

 

        

      Bu gün, Yusuf ÇALIŞKANOĞLU ani bir kalp rahatsızlığı sonucu Almanya'da Hakka yürümüştür. Merhuma Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

     Merhumun naşının Beldemize getirilip, defin edilmesi beklenmekte.

Not: Haberi yazmakta gecikmemizin sebebi, bu sabahtan beri, ani ve şiddetli bir rahatsızlık yaşamamdır. Başımda ve midemdeki rahatsızlığı, üşüme takip ediyordu... vs.

 
05 Ocak 2009
       Ober-Ramstadt Derneği Gençlik Kolu Başkanı Aslı AKBABA'nın 20 Aralık 2008 tarihinde Gençlik Kolunun Düzenlediği etkinliğin resmini talebimiz üzerine mailimize göndermiş. Fakat, Yahoo mailime yollamış. Ben bu mailime her zaman bakmam. Bu akşam baktım ve derhal sitemize koydum. Hemen her gün baktığım mailim,  aliseydisevim@gmail.com dur.

     Bu gecikmeden dolayı, Aslı kızımızdan özür diler, Derneğimizin bu ve benzeri etkinliklerinin resim ve videolarını sitemizde görmeyi umduğumuzu belirtiriz.

 

 

  04 Ocak 2009

 

    Merhabalar Metin.

    Önce bana Aliseydi değil de, adımı soyadımı birlikte yazdığın için bende bundan rahatsız oldum. Hem arkadaşız, hısım akrabayız… İsmican ile çocuklara selamlar, sevgiler. Bana Aliseydi diye hitap edin lütfen; resmiyeti kaldıralım.

   Gelelim kaldırılması istenilen ve rahatsız edici olan görüntülere… Rahatsız olanın bir sen olmadığından, eminim. Fakat bir sen alenen düşünceni bildirdin. Hatta bende oldukça rahatsızım o görüntülerden! Ama, o görüntüler ne halüsinasyon nede fotoshop ile meydana getirilmiş olan görüntülerdir… O’dur bizim gerçeğimiz.

    Son zamanlardaki rahatsız olduğum görüntülerden biride nedir bilir misiniz? Dedeler diyarı olarak bilinen Tenci Mahallemizdeki bir Dedenin(İsmail Dedenin)naşının defin işlemini yürütecek makamın, “Diyanet Görevlisi İmamlık” makamı olmasıdır…  Din görevlisi olarak, bu imamda olmasa idi, ne olurdu?

    İbrahim Tatlıses, “Harranda Oxford vardı da okumadık mı?” dediği gibi, "Fethiye’de Cem Cemaat vardı da yazmadık, çekmedik mi?"

    Kendi gerçeğimizle yüzleşmeden, öz eleştiri yapmadan yeni başlangıçlar yapamayız. Bunun için ilk adımı, gerçek görüntümüzü (fotoğraf ve resimlerle)yansıtana değil, yaşanan gerçeğimize itiraz etmekle başlatabiliriz. Görmek istediğimiz değişikliği kendimizde gerçekleştirerek. Susmayan, denizi görüp balık olmayan, konuşan insanların artması ile mesafeler alabiliriz.  Hüseyin abiye yazdığım mektupta dediğim gibi ışık, Avrupa’daki köylülerimizden gelecek ve gelmeli… Bu bağlamda sizden bu sesi duyuyor olmayı memnuniyet verici olarak görüyorum. Yeri gelmişken Ober-Ramstadt ve Köln Derneğimizin bu gibi amaca dönük lokma ve etkinliklerini umut verici buluyor, başta Dernek idarecileri olmak üzere bu etkinliklere katkı sağlayan köylülerimiz kutlar, devamını beklerim.

    Efendi, bahsettiğin resimleri ve video görüntüsünü özel bölüme alıyorum. Yani yalnızca ben göreceğim ve arşiv olarak kalacak. Dün akşam Abuseyf abi(İLHAN)’ın bir cenaze evinde geçmişe dair olan anılarını anlattığı videolarını koyacağım. Bu 5-6 parça. Bu videodan birkaç cümleyi sileceğim. Abuseyf abi, doğal konuşur. Kötü niyetli olmamasına rağmen belki birileri kırabilir diye bunu yapıyorum.Videolar MySpace'de>>>

    Havadan sudan bahsetmek gerekirse, evlerdeki sular bile donuyor. Havalar buz kesmiş... Geçen yağan parmak kalınlığındaki kardan başka kar yağmadı. Özellikle, cenazelerin defin edildiği günlerde birde rüzgâr vardı… Demeyin gitsin. Bu gün rüzgârda durdu; fakat hava bulutlu.

 

      Almanya’da rahatsız olduğu ve hastanede yattığını duyduğumuz Esma abla( ÇAĞLAR) ile eşi İbrahim abiye geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz.

 

 

      2008 Yılı 31 Aralık Gecesi Kahvehane ve bakkallardan çektiğim resim ve videolar yan taraftadır. Kahvehalerde ağırlıklı olarak civar köylerden gelmiş olan insanlar vardı.  

     Eğlence modeli hala gelenekselliğini kaybetmemişti. Cingola Tombala ve içki. Üç cenaze ve Muharrem ayı olduğundan Fethiyeliler benim bulunduğum saatte azdı.  Bir kısım köylülerimizde resimlerinin çekilmesine razı değillerdi, ondan görüntülerde yoklar.

Videolar MySapace'de>>>

***

Türban, Ermeniler, Kürtler, Aleviler...

Yeryüzünün en güzel ülkesinde yeryüzünün en saçma insanları yaşıyor gibi geliyor bazen bana.
Guliver’in dolaştığı o tuhaf, masalsı ülkelerden biri sanki burası.
Eğer Guliver buralara da gelmiş olsaydı herhalde yazarı onun ağzından, “anlamsızlığı anlam zanneden garip insanların diyarına uğradım” diye yazardı.
Haklı da olurdu.
Neredeyse anlamsızlığı ve saçmalığı “hayatın tam orta yerine” yerleştirip bütün davranışlarımızı da ona göre ayarlıyoruz.
Şu son olay bir bakın.
Ankara Barosu’ndaki seçimlerde türbanlı ya da başörtülü, hangi kelimeyi kullanmak istiyorsanız onu kullanın, on yedi avukat kadın oy kullanıyor.
Daha sonra bundan sorun çıkıyor.
Barolar Birliği, bu avukatların cezalandırılmasını istiyor.
Ankara Barosu buna karşı çıkıyor, “bunun faşizan bir davranış olacağını” söylüyor.
Barolar Birliği ısrar ediyor.
Ve Ankara Barosu, “faşizan” olduğunu söylediği uygulamayı yapmak zorunda kalıyor.
Bir hukuk kurumu, “faşistçe” bulduğu davranışı hayata geçiriyor.
Şimdi, bunun neresinde bir anlam var?
Avukat kadınların baro seçimlerinde türban ya da başörtüsü takmasının nasıl bir sakıncası olabilir?
O örtüyü takıp takmamaları onların düşüncesini değiştirecek değil ya.
Ama, durduk yerde “ciddi” bir sorun yaratılıyor.
Türban takmak “laikliğe” aykırı bulunuyor.
Barolar Birliği, hangi hukuksal ölçüyü kullanarak “başörtüsünü” ya da “türbanı” laikliğe aykırı görüyor?
Bu ülke başörtülü ve türbanlı kadınlarla dolu.
Baro seçimlerinde oy veremeyenler, genel seçimlerde nasıl oy verecek?
Türbanlıların genel seçimlerde de oy verme hakkı mı kısıtlanacak?
Ankara Barosu’nun dediği gibi bu tür uygulamalar kaçınılmaz olarak “faşizme” gider.
Laik olacağız derken rahatlıkla faşist oluyoruz.
Zaten bu anlamsız “türban” takıntısı yüzünden bu ülkede laiklikle “faşizm” yavaş yavaş eşanlamlı iki kelime haline gelmeye başladı.
Ama bence asıl sorun bu değil.
Hukukçular istedi diye “faşist” olmaz bir ülke.
Sadece zalimler bir ülkeyi(Dünyayı) faşistleştiremez.
Mutlaka bu konuda “mazlumlardan” destek almaları gerekir.

Ve, bu desteği ne yazık ki alıyorlar.
Bakın, bizim ülkenin türbanlı kızları ve onların türban takma hakkını savunan dindarları, “Ermeni sorunu” konusunda ne düşünüyor?
“Ermenilerden özür diliyoruz” diye bir kampanya var, bu kampanyaya imza verirler mi?
Ermenilerin gördüğü zulmü araştırmaya, yaşananları kabul etmeye hazırlar mı?
Dindarlar bir “Ermeni sempozyumu” toplayıp bu konuyu tartışırlar mı?
Ya da dindarlardan ve onları temsil eden partilerden bir “Kürt sorunu” kurultayı bekleyebilir miyiz?
Dindar Sünniler, “Alevi hakları” için ayağa kalkarlar mı?
Bugüne kadar bunların bir örneğini görmedik.
Türban konusunda çok hassas olan bir dindarın yanında Ermeni meselesini bir açın bakalım, nasıl tepki alacaksınız?
Gerçekleri tartışmaya razı olacak mı?
Yoksa Ermeni konusunda Barolar Birliği’nin yanında mı yer alacak?
Ben Kürt meselesinde de dindarlarla Barolar Birliği’nin aynı düşünceleri paylaşabileceğini düşünüyorum doğrusu.
“Faşizan” baskılar yaratmaya yatkın duran Barolar Birliği gibi kuruluşların gücü, çeşitli konularda “kurbanların” desteğini almalarından kaynaklanıyor.
Siz Kürt meselesinde, Ermeni meselesinde “demokrasiye, insan haklarına, hukuka” aykırı davranışları destekleyip sadece “türban ya da başörtüsü” meselesinde demokrasi isterseniz, istediğinizi elde edemezsiniz.
Aynı şey Ermeniler, Kürtler, Aleviler için de geçerli.
“Ermeni soykırımı kabul edilsin” diye kampanyalar açan özellikle yurtdışındaki Ermenilerden kaçı aynı şehvetli mücadeleciliği “türban” konusunda gösteriyor?
Kaç Kürt, “türbanlılara” destek elini uzatıyor?
Kaç Alevi, “türban” özgürlüğünü savunuyor?
Her zaman söylemeye çalışıyorum, ben bu ülkedeki “faşizmin” kurbanlarının aynı zamanda o faşizmin destekleyicileri olduğuna inanıyorum.
Onun için bu ülkeyi bir türlü değiştiremiyoruz.
Özgürleştiremiyoruz.
Doğru dürüst bir hukuk sistemi kuramıyoruz.
İnsan haklarını hayatımızın içine yerleştiremiyoruz.
Karakollarda öldürülen çocuklara sahip çıkmadan “türbanı” savunmak ne işe yarar?
Hiçbir işe yaramaz.
Bir gün bu ülkede yaşayan insanlar, türbanlıların, Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin, solcuların, işçilerin kısacası “haksızlığa uğrayan” bütün insanların aslında “aynı haksızlığa” uğradığını anlayacaklar.
Parça parça kurtuluş olmadığını kavrayacaklar.
O gün, bu ülke saçmalıkların esiri olmaktan, gizli ya da açık bir faşizmin kurbanı haline gelmekten kurtulacaklar.
O zamana kadar biz hep aynı saçmalığı yaşayacağız.
Çünkü o saçmalığın kurbanları destekliyor o saçmalığı.

Ahmet Altan - 12.12.2008

Not: Yusuf ASLAN, Ahmet ASLAN ile Vahap KARAKAŞ'ın barış mesajına katkı mahiyetinde bu makaleyi koydum. Ahmet ALTAN'ın Makalesinin satırlarının altını ben çizdim. Bu yazı bana göre en iyi Yeni Yıl mesajıdır.

 

 
Yeni Sayfa 1