2009 yılı  Şubat Ayı Haberleri

                                                

 

 

 

 

 

 

 

   

    Şimdi belki birileri, Aliseydi sansasyonel haberler yazıyor diyecek ama; gerçekler resimlerde görüldüğü gibi.

     Bu gün öğleden önce, Yazıhan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu görevlileri, geçerken Hüseyin KUTLU'nun evinin ön tarafından bir kaç resim çekip gitmişler. Hüseyin evde yokmuş. Hüseyin bunu öğrenince bana söyledi, bende öğlen evin arka tarafından ve arka taraftaki gözlerden ilave resim çektim. Önceki resimlere ilave ettim. Hüseyin, Fon'a götürecek. Sonuç iki haftaya kadar belli olur demişler.

    Öğlen, evden işe gelince çarsıda bir satıcının başında bir kalabalık vardı. Neymiş diye gittim! Ne satılıyor dedim, ortalayın? Biri "enerji verirmiş, yani şeye faydalı imiş," dedi güldüler. Bende orada bulunanların ve satılan şeyin resimlerini çektim.

     Müşterilerin hepsi ihtiyardı ve satılan şeyi fazla düşünmeden satın alıyorlardı. Satılan şey, "keçiboynuzu pekmezi" idi.  Satışın asıl sebebi, "afrodizyak bir etkiye sahiptir," ibare imiş. Satıcı, sözcüğü bu şekilde değil de, yukarıda açıkladığım şekilde ifade ediyor.

     Her iki haberinde, resimleri yan taraf eklenmiştir.

   TDK, sözlüğüne göre Afrodizyak: "Cinsel duyguları veya isteği uyaran veya artıran madde," olarak tanımlanıyor.

  

 

25 Şubat  2009

 

 

 

 

   

    

    22 Şubat 2009 tarihinde Hanım ASLAN(D:1945), Sivas’ta hakka yürümüş ve defin edilmiştir.   Merhumeye tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

     Not: Merhume Hanım ASLAN, Hasangog’un gelini, Hüseyin ASLAN’ın eşi.

 

 

22 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     Hali vakti yerinde iki aile dünür olmuş. Babası kızı evlenirken develer yükü çeyiz vermiş… Fakat; düşmez kalkmaz bir Allah’tır! Gel olmuş, git olmuş develer yükü çeyiz ile gelen kızın kocasının işleri ters gitmiş; elinde ne var ne yoksa kaybetmiş. Kızın anası ile babası bir gün kızını ziyarete gelmişler ki, kızı ekmek pişiriyor…

      Babası kızına:

     -Nasılsın? demiş.

      Kızı ise satılan deve ile un aldıklarını ve o unla ekmek pişirdiğini, şu dizelerle anlatmış, babasına:

Neler geldi

Neler geçti felekten

Un elerken

Deve geçti elekten

***

      Hava soğuk ve yağışlı; fakat yağmur bir kesim için bereket, kar kayak için Palandöken’e filan gitmek yada şömine karşısında dinlendirici bir ezgi eşliğinde büyük bir kedi gibi göğsüne sokulan sevgilisi ile sıcak, soğuk içekler içmek, yiyecekler yemek ve nice hazları tatmaktır…

      Bu durum, başka bir kesim için ise onu maddi ve manevi olarak sıkıntılara sokacak ilave harcama kapısıdır. Pantol, palto, bot… Odun, kömür, elektrik… Geceleri tirtir titreme ve ısınmak için üşüyen, titreyen bedenlerin bir birine sarılmasıdır…

     Birde eski ve kerpiç bir evde iseniz, evinizin bir köşesinin başınıza uçmasıdır… Evim yıkıldı. Yada “evi başına yıkıldı,” deyimlerini çok duymuşsunuzdur. İnsan için en zor olan şeyi ifade eden bir deyimdir. Nedir insanın, “evinin başına yılması”? Servetini, anasını, babasını, kardeşini, eşini, dostunu, çocuklarını kaybetmektir…  Birde deyime kaynaklık eden realite “evimizin gerçekten başımıza yıkılmasıdır.” Hepside, bir birinden fena yıkımlardır…

     Resimde görülen tapusu sorunlu evde oturan Hüseyin KUTLU, bütün bu yıkımları ard arda yaşamakta…  Bir gün babasını, bir gün anasını kaybetti. Gün oldu eşi ile çocuklarını da bir sabah kaybetti… Parası yoktu, iyi gün dostlarını da kaybetti. Sonunda kerpiç evinin bir köşesi başına çöktü… Bu kadar yıkıma can dayanır mı? Oda dayanamıyor; bütün bunlara dayanabilmek mümkün mü?

     Ona dayanma gücü verecek dostlar, insanlar lazım… Yoksa bu yüklerin, yıkıntıların altında onunda bir enkaza dönüşmesine engel olamayacağız…

      Çoğumuz elekten geçirecek un bulmakta zorlandığımız dönemi gerilerde bıraktık. İkinci, üçüncü evler alıp yaptırabilecek duruma gelenlerimizde oldu. Ceplerimiz para, midemiz doyasıya yemek görmekte; fakat azda olsa aça ekmek, çaresize çare olacak, en azından olmaya çalışacak kafası dolu, gönlü zengin insanlar olmadık… Sosyologlar, ekonomik büyüme ile kalkınmayı bir birinden ayırırlar. Bizde ekonomik açıdan büyüdük; fakat kadim değerlerle, çağdaşlık arasında uyumlu bir kafa ve gönül dünyasına ulaşamadık henüz.  İşte bundan dolayı büyüme, gelişme ve ilerlemeye dönüşemiyor.

      Konu ile ilgili olan resimde iki ayrı yapı var. O resimdeki konak, daha iyisi yapılsın diye bir aya kadar yıkılacak; diğer evin çöken köşesini ise sahibi yaptıramıyor…

       Deyim çoktur bizde… Teselli için: “Allahtan umut kesilmez” yada “Bir kapıyı kapayan, bir başka kapıyı açar.” Bir de buna zıt deyimler var : “Göle su gelene kadar, kurbağanın, gözü ağarır.”

      Biz sözümüzü, “Kul bunalmayınca Hızır yetişmez” deyimi ile bitiriyoruz. Ya Hızır…

 

 
21 Şubat 2009
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

      Aşağıdaki İstatistik, www.aliseydi-fethiye.com  sitesinin arka planındaki kayıtlarından alınmıştır. Sitemizin reytingi, Cumartesi ve Pazarları en yüksek seviyesine ulaşıyor. Bununla beraber, siteye giren ziyaretçinin, sitede kalma oranı, tıkladığı sayfa ve izlediği resmin... sayısının da, diğer günlere göre en yüksek oranda olduğunu gösteriyor.

    Şubat ayı reytinginin yüksek olduğu günlerde, ya bir cenaze vardır, yada bu vesile ile yapılmış bir yemek vb. Şubat ayının 7 ve 8'i, Merhume Fattik ÖZDEMİR'in defin süreci ve üçü dolaysı ile verilen yemeği; 15 ve 16'sında ise merhum Nazaret ALTUN'un 40'ı dolaysı ile verilen yemek bu günlerin izlenme oranını artırmıştır diye düşünülebilir.  Bayt sütunundaki GB oranına bakıldığında, siteye giren ziyaretçinin, ne kadar çok veriye baktığını gösterir. Bana niye bu kadar çok resim koyuyorsun diyenler oluyor...  GB oranları, özellikle o gün siteye eklenen resimlerin izlendiğine dair önemli bir veridir.

     Average= ortalama. Bu ise günlük ortalama izlenme oranlarına karşılık gelir. Ziyaretçi Sayısı, Ayrı Ziyaretçi oranlarına baktığımızda ise, her gün siteye giren kişinin, iki günde bir defada olsa, ikinci kez daha siteye girdiği anlamına gelir. Yani bir ziyaretçi 30 günde, 45 defa ortalama  sitemize girmiş oluyor.

     Bu veriler ışığında, Sitemizi 2009 Yılı 01 Ocak tarihi ile 20 Şubat 2009 tarihleri arasındaki 50 günde, toplam 19.882  kişi ve elli günlük ortalamada ise günlük 397 kişinin ziyaret etmiş olduğu görülüyor. 20 günlük Şubat ayı ortalaması ise günlük 304 kişiye karşılık gelmektedir.

   

Gün

Ziyaretçi sayısı

Sayfa

Hit

Bayt

01 Şub 2009

199

4414

21692

524.04 MB

02 Şub 2009

96

2604

11805

445.82 MB

03 Şub 2009

270

7475

37374

941.41 MB

04 Şub 2009

299

7737

39699

1.10 GB

05 Şub 2009

292

7360

42232

1.31 GB

06 Şub 2009

304

17955

83198

1.95 GB

07 Şub 2009

375

51801

235874

5.30 GB

08 Şub 2009

345

56239

247295

5.32 GB

09 Şub 2009

360

42292

172515

3.64 GB

10 Şub 2009

292

18488

89849

1.97 GB

11 Şub 2009

330

31448

142429

3.13 GB

12 Şub 2009

325

16044

86619

1.71 GB

13 Şub 2009

353

16508

82889

1.96 GB

14 Şub 2009

292

14910

67634

1.72 GB

15 Şub 2009

366

48891

196997

4.25 GB

16 Şub 2009

380

28139

147889

2.68 GB

17 Şub 2009

315

18340

99598

1.92 GB

18 Şub 2009

313

11949

67623

1.51 GB

19 Şub 2009

272

9836

45462

1.82 GB

20 Şub 2009

271

9224

42791

1.81 GB

21 Şub 2009

0

0

0

0

22 Şub 2009

0

0

0

0

23 Şub 2009

0

0

0

0

24 Şub 2009

0

0

0

0

25 Şub 2009

0

0

0

0

26 Şub 2009

0

0

0

0

27 Şub 2009

0

0

0

0

28 Şub 2009

0

0

0

0

Average

288.05

20078.76

93403.05

2.14 GB

Total

6049

421654

1961464

44.96 GB

 

Ay

Ayrı Ziyaretçi

Ziyaretçi sayısı

Sayfa

Hit

Bayt

Oca 2009

9360

13833

1446056

6368650

138.18 GB

Şub 2009

4267

6049

421654

1961464

44.96 GB

Mar 2009

0

0

0

0

0

Nis 2009

0

0

0

0

0

May 2009

0

0

0

0

0

Haz 2009

0

0

0

0

0

Tem 2009

0

0

0

0

0

Agu 2009

0

0

0

0

0

Eyl 2009

0

0

0

0

0

Eki 2009

0

0

0

0

0

Kas 2009

0

0

0

0

0

Ara 2009

0

0

0

0

0

Total

13627

19882

1867710

8330114

183.15 GB

 

 

21 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

Sizi böyle soydular

    Şimdi benim size dostça uyarım, şu meşhur “milli” ya da “ulusal” sözcüğünü duyduğunuzda cüzdanınızı sıkı sıkı tutup, evdeki gümüş takımlarını saklamanız.
Çünkü bunu söyleyenler genellikle sizi soymaya hazırlanıyorlardır.
“Ulusal çıkarlarımız” dediklerinde aslında “eller yukarı” diyorlar size.
Sizi o kadar çok soydular ki böyle.
Haberiniz bile olmadı.
Siz “milli çıkarın” askerle anlaşan “patronun” çıkarı olduğunu hiç kavramadınız.
Hiç söylemediler size çünkü.
Gazeteciler, askerler ve patronlar arasında bir tür “Omerta” yasası işletildi.

    Biliyorsunuz Omerta, mafyanın ünlü “susma” kuralıdır.
Taraf
, onların Omerta’sını bozan gazete oldu.
Biz gerçekleri açıklamaya başlayınca “soygun ittifakı” sallandı.
Dürüstlüğü, siyasetçi yolsuzluklarını ortay çıkarmakta arayıp, sistemin kökündeki soygun zehrini görmezden gelenler zorlanmaya başladılar.
Elbette siyasetçilerin yolsuzlukları da önemli ama bütün o yolsuzlukların temelinde “sistemin” soygunculuğu yatıyor.
   O çarpık temeli yıkmadan, tek tek yolsuzlukları yakalayarak soygunları önleyemezsiniz.
Sistemin sizi nasıl soyduğunu anlamalısınız ilk başta.
“Milli” sözcüğünün arkasındaki soygun ittifakını görmelisiniz.
Ondan sonra bütün soygunlar, yolsuzluklar yavaş yavaş biter.
Kimse böyle şeyler yapmaya cesaret edemez.
   Bundan böyle ümit ediyorum ki bu hırsızlıkları diğer gazeteler de gündeme getirecek.
İlk örnekleri su yüzüne çıkmaya başladı zaten.
Dün Hürriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu muhteşem bir gazetecilik yaparak Pamukbank, Yapı Kredi Bankası, Turkcell şirketlerinin nasıl bir oyunla Mehmet Emin Karamehmet’e verildiğini anlattı.
Karamehmet’le Jandarma İstihbarat Dairesi Başkanı arasındaki konuşmanın “anlamı” ve “komutanım bize yardım etti” cümlesinin ardındaki gerçekler bu yazıyla ortaya çıkıyor.
İzninizle o yazıdan uzun bir alıntı yapacağım.
“Mehmet Emin Karamehmet’in iki bankasından Pamukbank’a 18 Haziran 2002’de el konuldu. Karamehmet, diğer bankası Yapı Kredi ve en kıymetli şirketi Turkcell’i kurtarmak için arayışa girdi.
    Tesadüfe bakın ki Pamukbank kararından bir süre sonra BDDK’ya iki ziyaretçi gelir.
Güvenlik bankosunda bir tanesinin nüfus kâğıdı alınır, kimlik kartı verilir.
Diğerinden kimlik alınmadan sadece ismi not edilir.
Bu iki ziyaretçi doğrudan Başkan Engin Akçakoca’nın odasına çıkar.
Odaya girer girmez Akçakoca’yı tehdide başlarlar.
- Siz ulusal sermayeyi yok ediyorsunuz... Pamukbank’ı, Yapı Kredi’yi batırıyorsunuz. Bir gün hesabı sorulur.
    Esrarengiz ve fakat cüretkâr tehdit ziyareti BDDK’yı karıştırır. Akçakoca bir tanesinin asker kökenli olduğundan kuşkulandığı için gelişmeyi dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a aktarır.
Ancak ne Ö.K.D. ne de H.Ş’nin izi bulunamaz, mesele kapanır gider.
Aradan kısa süre geçer, Danıştay sürpriz bir kararla Pamukbank’ı sahibine iade eder.
Daha birkaç aydır iktidarda olan AKP iktidarı telaşlanır. Çünkü el konulan Pamukbank’ı sahibi bir günlüğüne bile açsa müşteri paniği nedeniyle sadece bu banka değil sistemin tamamının batması riski ortadadır.
BDDK mecburen Karamehmet’in koşullarını kabul eder, işadamı ikinci bankasını ve Turkcell’i kurtarır.”

Berberoğlu, bu olayla ilgili bir de yorum yapıyor.
“Belli ki kimilerinin Ergenekon ismini verdiği çıkar örgütünün ilk ve başarıyla tamamladığı görevi hortumcu kurtarmakmış.”
Gördünüz mü?
Bir sorun bakalım bu “hortumcu kurtarma” işinde kimler varmış?
Karamehmet’in “komutanım yardım etti” dediği eski Jandarma Komutanı Orgeneral Şener Eruygur olabilir mi acaba?
   Tabii, Karamehmet’in Jandarma’yla yaptığı konuşmalara, Berberoğlu’nun söylediklerine, Nazlı Ilıcak’ın daha önceki iddialarına bakınca şu soru kaçınılmaz hale geliyor:
Danıştay, Pamukbank’ı Karamehmet’e nasıl iade etti?
Neden iade etti?
Gerekçeleri nelerdi?
    Bir devlet kuruluşu olan BDDK’nın “batık” durumda olduğunu görüp el koyduğu bankayı Danıştay Karamehmet’e hangi hukuki sebeplerle verdi?
Danıştay, Pamukbank’ın “batık” olmadığını mı düşündü?
Yoksa, Pamukbank’ı en iyi kurtaracak adamın, o bankayı batıran adam olduğuna mı kani oldu?
    Bir kere, bu Pamukbank dosyasının herhalde yeniden açılması, Danıştay’ın gerekçelerinin bir iyice gözden geçirilmesi gerekiyor.
Çünkü bu Pamukbank meselesi fevkalade karışık gözüküyor.
Ayrıca, Berberoğlu’nun, “Yapı Kredi’nin ve Turkcell’in Karamehmet’e hangi şartlarla iade edildiğini” anlattığı bölüme bakarsak, orada da bir sorun olduğunu görüyoruz.
AKP iktidarı, bu iki şirketi yasaların gereğine uygun olarak mı iade etti?
O günkü şartlara ve yasalara göre Turkcell, Karamehmet’e verilebilir miydi?
Karamehmet’in Turkcell’in sahibi olması mevzuata uygun mu?
Bunların da soruşturulması gerekiyor.
Görüyorsunuz, “milli” çıkarların arkasında ne çıkarlar var.
Ve, Omerta bozulunca neler öğreniyoruz.


( Ahmet Altan ) - 15.02.2009

    Not:Renklendirerek, satırların altını ben çizdim. Ergenekon yapılanması ile ilgili olarak, Taraf Gazetesi'nde yayınlanan itirafları, http://aliseydis.blogspot.com/  a ekledim. CHP Genel Başkanı Sayın Deniz BAYKAL'ın, Ergenekon kapsamında yapılan tutuklamalarla ilgili olarak, tutuklananlar için "avukatıyım" açıklamalarını, birde bu itiraf ve belgeler ışığında değerlendirin. Bu bilgilerin ışığında, sayın genel başkanın, neyin avukatlığını yaptığını,göreceksiniz.

   a.s.

 

 

19 Şubat  2009

 

 

 

 

   

    

      Sultan ALTUNKAYA (Lakabı: Sultey, Kürt Zekinin annesi ve Mustafa SEVİM’in kaynanası) 15 Şubat 2009 tarihinde hakka yürüdü. Malatya’da defin edildi.18 Şubat 2009 tarihinde üçü yapıldı, dün orada idim, bu gün gidemedim.

     Merhumeye tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

 ***

     Mehmet ARPACIOĞLU(Lakabı: Eskilerin Sıhhiye Arpacı Mehmet olarak bildikleri zat – Zehra AÇIKGÖZ’ün kardeşi) 18 Şubat 2009 tarihinde hakka yürüdü. Mersin’de toprağa verildi.

    Merhuma tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

 

 

18 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

   

  

     2009 Yılı Nisan Ayında Yapılacak olan Abdal Musa Lokmasına katkı yapmak isteyenlerin isimleri aşağıya çıkarılmıştır.

     16 Şubat akşamı, merhum Nazaret abinin evinde otururken, Yusuf (Kargın)amcaya, bu yıl Abdal Musa yardımlarını kim toplayacak diye soran oldu. Yusuf amca da yanında  oturan başkana "biri benim, biride sen ve azaların olsun," dedi ve ardından orada bulunanlardan yardım sözü verenler oldu.  Yusuf amca, "gelde bazı kadınları görürsün, tanırsın," dedi başkana. Ne manada bunu söylediğini meraka gerek kalmadan: "sehenle verip, sini ile lokmaya gelen kadınlar var, dedi..."

   Söz verenlerin listesi aşağıya çıkarılmıştır. Yeni isimler ortaya çıkınca bu isimlere ilave edilecektir. İsimlerinin rengi kırmızı olanlar ödemeyi yapanlardır. Ödeme gerçekleştiğinde isimlerin rengi değişecektir.

  1. Hüseyin DELİKAYA (100 TL)
  2. Abbas ÇALIŞKANOĞLU(50 TL)
  3. Hüseyin KARGIN(100 TL)
  4. İsmail İNCE(50 TL)
  5. Yusuf ALTUN(50 EURO)
  6. Hasan PEKTAŞ (1 Kurban)
  7. Bektaş ALTUN(250 TL)
  8. Habib YÜCEL(1 Kurban)
  9. Vahap ASLAN(50 TL)
  10. Battal YILMAZ(50 TL)
  11. Hasan YILMAZ(50 TL)
  12. Seyfi SOFU(100 TL)
  13. Zeynal İLHAN(100)
  14. Fahri GÜLER(1 Kurban)
  15. Nevzat YILMAZ(50 TL)
  16. Musa ÇİFTÇİLER(50 TL)

***

    Merhum Melek MERCANOĞLU'nun 52 dolaysı ile evinde, anma günü yapıldı ve komşulara yemek sunuldu. Evden çektiğim bir kaç görüntü yan taraftadır.

    Merhuma tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. (Bu tür günlerin sıklığı hakkında bir kaç satır yazacağım.)

    Not: Filiz (ŞENKAYA) dün İmmiye teyzen bana kızdı, "babama yoğun bakımda, hastanede demişsin,  Filiz söyledi diyor..." İmmiye aradığında, "benim öyle yazmadığımı söyle, biz öyle anladık," filan de... Sevgilerimle.

18 Şubat  2009

 

 

 

 

   

     Merhum Nazaret ALTUN'un kırkı dolaysı ile 15 Şubat 2009 tarihi Saat  12:00'dai Cem Evinde bir yemek verildi.

    Merhuma tekrar Tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

15 Şubat  2009

 

 

 

 

     Yaklaşık bir hafta kadar önce Vedat ALTUN, kalp rahatsızlığından ameliyat oldu. Oğlu Veli'ye sordum, hala hastanede ve durumu iyiye gidiyor dedi.

    Satı EROL rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırıldı, hala hastanede. Satı bacı, Sivas'ta kızı Nigar ablanın yanında.

    Geçen hafta Necati(Necef) AKDOĞAN ile eşi Fatma abla ameliyat oldu. Durumları iyi, şimdi eve geldiler.

    İki gün önce Ali ŞENKAYA ani bir rahatsızlanma dolaysı ile hastaneye kaldırıldı, hala hastanede. Teşhis: 400'ün üzerinde şeker, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığı imiş.

    Hastalarımıza geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz.

 

13 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

     Darmstadt / Babenhausen da yasayan köylülerimiz Muharrem ayı dolaysı ile  Lokma ve Aşure  yapmışlar. Hak kabul etsin.

     Lokma ve Aşure ile ilgili olan resimleri, Bektaş AYDOĞDU gönderdi. Bektaş’a teşekkür ederim. 10 Şubat 2009

 ***

(Ali, yukarıdaki resmi tıkladığında, büyük resim açılır; ilaveten haberler anasayfasındaki eski resimler albümüne de koydum.)

    Merhum Hasan ASLAN'ın kırkı dolaysı ile  bu öğlen saat:12,00'de  Cem Evinde bir yemek verildi.

    Merhuma tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.11 Şubat 2009

 

11 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Gazeteci-yazar Çetin Altan'a İstanbul'da törenle verildi.

Ödül törenine katılan Başbakan Erdoğan, bugünkü Türkiye'nin geçmişte Çetin Altan'a yüzlerce dava açan ve Nazım Hikmet'i hapiste tutan Türkiye olmadığını söyledi.

Aya İrini'deki törende konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin ideallerdeki noktaya ulaşmasa bile düne göre çok daha iyi bir noktada olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

'
'Bütün gelgitlerin, med cezirlerin, fırtınaların olduğu, tıpkı Türkiye gibi zor yol alan bir serüven. Bu serüvende hem güler yüzlü hem yakıcı bir eleştiri var, mizah var, akıl var, birikim var. Her kalemi ele alışında tazelenen umut ve heyecan var. Bu birikimin, bu sonsuz entelektüel tecessüsün sonucu olarak bugün elimizde roman, tiyatro, deneme, tarih incelemesi, politik analiz, gezi kitabı, hatıra ve mizah türlerinde yayınlanmış, dünya dillerine çevrilmiş 40 tane eser var. Eleştirel akıl olmadan, eleştiriye tahammül olmadan yol alamayız. Söz olmadan, yazı ve fikir olmadan uygarlık iddiamızı gerçekleştiremeyiz. Farklı düşünmek asla birbirimizi anlamaya en azından anlama çabasına mani olmamalıdır. Demokrasinin temeli, tahammül duygusudur. Eleştirel aklın, farklılıklar arasında diyaloğun geçerli olmasıdır. Her türlü düşünceye saygı duyulmasıdır. Bugün mutlulukla ifade ediyorum ki Türkiye artık ne Çetin Altan'ı 300 kez mahkeme kapılarına çağıran ve düşünceyi mahkum eden bir Türkiye'dir, ne de Nazım Hikmet'i 12 yıl boyunca hapishanelerde tutan Türkiye'dir. O alıngan, o vehimler üreten Türkiye, artık yerini öz güvene bırakmıştır.''

Başbakan Erdoğan, ''Türkiye, Çetin Altan'ın ısrarla vurguladığı gibi enseyi karartmamış, umut kapılarını kapatmamış içine kapanmaktan kurtularak dünyaya açılmıştır'' diye konuştu.

'İYİ Kİ VARSIN, İYİ Kİ YAZIYORSUN SAYIN ALTAN'
Başbakan Erdoğan, "Ne Aşık Veysel'in bir tek türküsünden ne Necip Fazıl'ın bir tek mısrasından ne Yunus'un ilahilerinden ne fuzuli'nin bir kasidesinden vazgeçeriz ne de yanıbaşımızıdaki mazlum ülkelerin çığlıklarına kulak tıkayabiliriz" şeklinde konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan, çeteler ve mafya ile mücadele ederken halkın desteğini gördüklerini de kaydetti.

Erdoğan, "Bu ülkenin içe kapanması için tuzak ve hile siyaseti kurulmasını da istemiyoruz. Hukuk tanımayan menfaat şebekeleri çeteler mafya olsun istemiyoruz. Türkiye tam bir demokrasiye, devleti milletle bütünleştirecek olan tam bir hukuk devletini haketmeyen bir ülke olamaz. Biz hakediyoruz öyleyse bunu gerçekleştirmemiz lazım " dedi.

Başbakan Erdoğan ve Kültür ve Turizm Bakanı Günay'ın sahnede, ayakta dinlediği bir konuşma yapan Çetin Altan, bu ödülün kendisi için sürpriz olduğunu belirtti.

 ***

    Ödül töreninde konuşan Erdoğan, bu ödülün "Türkiye semasında renkli bir gökkuşağı olan değerli yazar, romancı, siyasetçi, gazeteci Çetin Altan'a" verilmiş olmasından memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Erdoğan, Türkiye'nin demokrasi tarihine denk bir düşünce serüveni izleyen, düşünceleri için bedel ödeyen, üslup ustası Çetin Altan'ı Türkiye adına, demokrasi ve özgür düşünce adına sevgi ve şükranla selamladığını belirtti.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da "Kırk yıl önce parlamentoda çoğunluğu oluşturan iktidarın başbakanının parmak işaretiyle sayın Çetin Altan neredeyse linç edileyazmış. Bugün parlamentoda sadece çoğunluğu oluşturan değil milletin yüreğinde ve parlamenter çoğunluğu oluşturan bir iktidarın Başbakanının elinden Çetin Altan bir teşekkür belgesi alıyor bu Türk demokrasisinin güzel bir gelişimi" dedi.   01 Şubat 2009

***

     Bu gün ise hala Cetin ALTAN'ın oğlu Ahmet ALTAN, yaklaşık 30 dosya ile davalık. Fakat, Cetin ALTAN'ın deyisi ile "enseyi karartmayalım," yani umudumuzu yitirmeyelim... Çetin ALTAN'ı düşüncelerinden dolayı 300 kez mahkemeye çağıran bir ülkenin başbakanı bu gün, Cetin ALTAN'ın konuşmasını esas duruşta ve ayakta dinledi ve yukarıdaki sözleri söyledi.

    Birileri ne der? "Fethiyeli solcudur, Alevidir, Almanya'dadır yani Avrupa görmüştür, dolaysı ile bu denklemin karşılığı Fethiyeli İlericidir, Demokrattır, Aydın kafalıdır, Özgürlükten yanadır... vs."  Hadi oradan! Bir seçim var, ben bırakın eleştirel düşünceyi açıklamayı, haber dahi yapamıyorum...    
    Sayın Başbakan'ın söylediklerini okuyunca insanın AKP'yi muhafazakar ve vesayetçi CHP zihniyetine yeğleyesi geliyor...

    Benim uzun zamandır tekrarladığım bir teori vardır:"Ankara, Avrupa'nın gerisinde;Fethiye ise Ankara'nın gerisinde," şeklinde. Yukarıdaki denklem ise hayali ve koftur(tek tük olan istisnalar hariç);yanılıyor muyuz?

------

  "Vesayet nedir?" Halk iradesini cebren(dolaysı ile kanun ve hukuk dışı yol ve yöntemlerle) ve hile ile  etkisizleştirmek ve yönlendirmeye çalışmaktır.

   Örnek:Bir rivayete göre:"Abdullah GÜL'ün Cumhurbaşkanı olmaması için, ismi dahi verilen dönemin genelkurmay başkanının, bazı parlamenterler ile Anayasa Mahkemesi üyelerini telefonla arayıp, "367 sayısının Anayasal bir zorunluluk olduğunu söyleyin ve bu doğrultuda irade koyun; yoksa yönetime el koyacağız," dediği söylenir.

   Bu telefondan sonra ise, bahsi geçen sayın mahkeme üyesinin ağlarken, "ben hukukun gereği için değil, bana doğrultulan silahtan korkup ta el kaldırdığımı, çocuklarıma nasıl açıklarım..."demiş.

  

 

10 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

 

      Merhume Melek MERCANOĞLU'nun kırkı dolaysı ile  öğlen saat:12,00'de  Cem Evinde bir yemek verildi.

   Merhumeye tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

   Merhume Melek MERCANOĞLU'nun kırkı dolaysı Münih'te ailesi ve komşular , merhumeyi anmak için toplandı.

    Münih'te bu anma günü dolaysı ile bir araya gelenlerin resimlerini, Sevda ASLAN bana yollamış. Sevda'ya teşekkür ederim. İlgili albümü, Ocak-Şubat ayı resimleri albümüne ilave ettim.

 

 

08 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

 

      Merhume Faddik ÖZDEMİR, 07 Şubat 2009 tarihi Cumartesi Günü Beldemizin Hürriyet Mahallesinde bulunan, Ahmetcenlliler Mezarlığına Defin edildi.

    Aynı gün öğlen saat:12,00'da ise Üçü dolaysı ile Cem Evinde bir yemek verildi.

   Merhumeye tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

07 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

  

Bekir COŞKUN  bcoskun@hurriyet.com.tr

Ce Ha Pes açılımları...


DEMOKRASİLERDE iktidar kötü olabilir ve siz ondan kurtulmaya çalışabilirsiniz, bu olağandır.

Ama onu yerine koyacak bir şey bulamadığınız zaman...

Bu normal değildir.

Ve her şey tehlikededir; demokrasi, sistem, rejim, ülke, devlet, toplum, siz...

*

Ce Ha Pes'in "kara çarşaf açılımından" sonra, bu sefer de "her mahalleye Kuran kursu açılımı" artık bu partinin en az AKP kadar rejim sorunu yarattığını gösteriyor.

"Atatürk'ün partisi..."

"Cumhuriyeti kuran parti..."

"Laikliğin savunucusu..."

Söyler misiniz; hangimiz şu yukarıdaki sloganlarına "aynen doğrudur" diyebiliriz?..

Bu mudur laiklik?...

Böyle midir çağdaşlığı savunmak?..

Böyle mi olur cumhuriyeti sahiplenmek?..

*

Hálá sıkılmadan televizyonlara çıkıp "kara çarşaf açılımını" ya da "her mahalleye Kuran kursu açılımını" savunan Ce Ha Pes önde gelenlerine sadece bir tek şey sormalı:

O zaman AKP laiklik için tehdit değil, çünkü sen onun gibi olmak istiyorsun... Ve AKP'li belediye başkanları yarın her mahalleye birer Kuran kursu açabilirler...

Öyle mi?..

*

Yok eğer Ce Ha Pes doğru yaptığına inanıyorsa:

O zaman; Tayyip Erdoğan ikinci parti olursa istifa edeceğini açıklamıştı, Deniz Baykal da oy oranı düşerse istifa edeceğini açıklamalı.

Bunu Türkiye için yapmalı...

Çünkü; Ce Ha Pes'in bu hali sadece onu ilgilendirmiyor, bireyinden devletine kadar Türkiye'yi ilgilendiriyor.

Şu halimize bakın...

Rejim sorunu iktidar ile onun gibi olmaya kalkan muhalefet arasında şaşkınız...

Deprem anı insanları gibiyiz.

Bir yerden kaçarken, sığınacak başka bir yer yok...

Ce Ha Pes...

Ce Ha Pes...

 

6 Şubat 2009

 

06 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

   Merhum İsmail AYDOĞAN'ın Kırkı Dolaysı ile Tenci Mahallemizde, bir yemek verildi.

     Merhuma tekrar tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    Yarin merhume Faddik ÖZDEMİRİN defini ve üçü dolaysı ile Cem Evinde yemeği olacak.

   Pazar günü Merhume Melek MERCANOĞLU'nun Kırkı dolaysı ile Cem evinde  bir yemek verilecek.

    Pazartesi ise bir başkasının kırkının yapılacağı söyleniyor. Bizzat sorup emin olmadığımdan, bu ismi yazmıyorum,

 

  

 
 

06 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

     05 Şubat 2009 tarihi Perşembe günü öğlen üzeri, Fattik ÖZDEMİR(=lakabı kavurmalık) Hakka yürümüştür.

     Merhuma tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

      Merhumun naşının Cumartesi Malatya'dan getirilip, Fethiye de defin edilmesi beklenmekte.

 

  

 

05 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

      DUYURU  

    Aşağıdaki açıklamayı, öncede yaptım ve sonra silmiştim. Bu  konu, bu gün burada(Muharrem abi-Yücel- gündeme getirdi) tekrar gündeme geldiğinden, başkan bildiklerini tekrar yaz dedi.

    Konu, merhum Alper ile Dilek ÖZDEMİR'in malum olan katliam haberi.

    Olay gerçekleştiğinde, başkan  köyde değildi. Başkanın kardeşi Merdan YÜCEL beni aradı ve menfur cinayeti haber verdi ve arkasından, başkan dediki "Siteden Nikah resimlerini sil, ve cinayetle ilgilide hiçbir şey yazma,"dedi, dedi.

   Bende yazmadım ve başkanın Fethiye'ye dönmesini bekledim. Başkana, "böyle böyle bir söz söyledin mi," dedim. Oda, "ben böyle bir söz söylemedim," dedi. Bende, "Merdan beni aradı böyle dedi." dedim. Merdan ile Bülent Pektaş'ı çağır, dedi. Çağırdık. Merdan ile Bülent başkanın odasından çıktıktan sonra Merdan, "bana başkan değil, Eco böyle dedi,"dedi. Eco, "ben de öyle değil söyle dedim, Merdan yanlış anlamış,"dedi.

   Başkan bana bu haberi yazma diye bir söz söylemedi. Yanlış anlamalar sonucu, bu durum oluşmuştur. Durum bundan ibarettir.

 

 

03 Şubat  2009

 

 

 

 

   Ober-Ramstadt'ta Aydın ile Nuray YILMAZ'ın bu ay doğan bebeklerine, ailesi ile birlikte geçireceği hayırlı ve mutlu bir ömür dileriz.  

03 Şubat  2009

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     21.yy'da, Fethiyeli olduğum ve belediyede çalıştığım için; bu haberleri sildim. Bu yaptıklarıma baktığımda kendimle alay ediyor, kendi kendime gülüyorum!..  

   

 

03 Şubat 2009

 

 

 

 

     Sebnem Ileri ve Ahmet Yücel 01.08.2009 tarihinde yapılacak bir düğünle hayatlarını birleştirecekler.

   Çiftlere ömür boyu mutluklar dileriz.

  Not:Haberi erken yazmaktaki gerekçemiz, benzer bir etkinlik düzenlenirken, tarihlerin çakışmaması içindir.

03 Şubat 2009

 
  

    Yeter ÇİFÇİLER, SSK ya muayene olmak için giderken, Hastane önündeki taksi durağındaki taksilerden biri çarptı. Kolu ve omuzu incidi ve çatlakları var. Omuzu kolu alçıda, resmini çektim. Resmi yan taraftaki albümdedir. Yeter bacıya geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz.

  Melek Mercanoğlu'nun Cumartesi günü 40'ı dolaysı ile Cem Evinde bir yemeği yapılacak.

 

03 Şubat 2009

       Hep ölüm haberi yazmaktan usandık, birde neşeli bir haber verelim diye aşağıdaki videoyu ekledim.

 
 

 

Yeni Sayfa 1