29 Aralık 2009

   Merhume Fadime KIZILDERE'nin üçü dolaysı ile bugün saat 12:00'da Cem Evinde ailesi bir yemek  verdi.

 Merhumeye tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır başsağlığı dileriz.

 
       Melek MERCANOĞLU'nun senesi dolaysı ile bugün saat 13:30'da Cem Evinde ailesi bir yemek  verdi.

 Merhumeye tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır başsağlığı dileriz.

     Not: Seriye ablanın(KORYÜREK- MERCANOĞLU) yurt dışına dönüş günü bu gün olduğundan yemeği bu gün yapmak istediler. Sıralamada anlaşamamaları sebebiyle bir günde iki yemek verildi.

 

27 Aralık 2009

   

 

       Geçen haftaların önemli gündem maddesi olmuştu: CHP Genel Sekreteri Onur ÖYMEN’in yaptığı gaf. Bu gaf mıydı yoksa Dersim isyanının bastırıldığı zaman ve mekânın hâkim mantığı mıydı?  Şimdilik yazımızın konusu bu değil. Tarih bilgimiz oldukça zayıf olduğundan kafamıza takılan bazı soruları sıralamak istiyorum. Bu sorular Onur ÖYMEN’in malum konuşmasını protesto eden Alevi Dernek ve Tunceli’lerin yaptığı gösterilerin birinde gördüğüm resimler üzerine tekrar benimde gündemime geldi… Bu gösterilerden birinde bir Alevi’nin kolları arasında Hz Ali’nin, bir başkasının kolları arasında Atatürk’ün çerçeveli resimleri vardı.  Deniz BAYKAL’da bu vesile ile bir konuşmasında Hz. Muhammed, Hz. Ali ve ardından Atatürk’ü sıraladı. Bu isimlerin ilk ikisi dini lider diğeri dünya, laik dünyanın lideri… Bunun üzerine cevabını bulmakta zorlandığım birkaç soru oluştu kafamda.

  • 1925’DE Tekke ve Zaviyeler kanunla Atatürk’ün tek adam olduğu dönemde kapatılmadı mı?
  • Osmanlı’nın Şeyhul İslamlık Makamı, Atatürk döneminde Diyanet İşleri Reisliğine dönüştürülüp muhafaza edilmedi mi?
  • 1925’de kapatılan Hacı Bektaşi Dergâhı Demokrat Parti iktidarda iken 1958 yılında Müze olarak açılana kadar, dergâhtaki birçok tarihi eser diğer müzelere taşınmadı mı?
  • Dersim isyanın bastırılması Atatürk döneminde gerçekleşmedi mi?
  • Atatürk’ün bu isyan bastırılırken harita ve maketler üzerinde bunu takip ettiği ve bu isyanın bastırılırken bizzat görev alan Atatürk’ün manevi kızı ilk kadın pilotumuz Sabiha GÖKÇEN görev almadı mı? Bu isyanın bastırılmasının arkasından Atatürk Tunceli ve Kayseri’de bazı açılışlara Sabiha GÖKÇEN’ide götürüp, bu başarılarından dolayı Sabiha GÖKÇEN’e madalya takmadı mı?
  • Diyanet işleri Reisliği, 1961 Anayasası ile Diyanet İşleri Başkanlığı anayasal bir kurum haline dönüştürülmüş buna rağmen Aleviler hala Hacı Bektaşi Dergâhı’na biletle bir müzeye(zaten müze statüsünde) girer gibi girmek zorunda ve hala Cem Evleri resmen ibadethane olarak görülmüyor…

 

      Yukarıdaki gibi resmi tarihin ezberini bozan gerçeklerine rağmen Alevilerin Hz Ali’nin yanına Atatürk’ün resmini asması ve CHP’ye bağlanmasını anlayamıyorum.  Bu belki bunlardan başka tutunacak başka bir yapılanmanın olmaması, belki de resmi tarihin kafa yıkaması sonucudur.

     Atatürk Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu, hatta döneminde bir çok mazlum milletlerin ulusal kurtuluş savasına idol olmuş saygın bir siyasal liderdir. Aleviler Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve onun kurucu lideri olan Mustafa Kemal Atatürk’e karşı değil, olmamalıdır da. Atatürk siyasal bir liderdir, Kemalizm’de siyasal bir ideolojidir; fakat Hz Ali ve 12 imamlar dini liderlerdir ve Alevilikte dinsel bir yapıdır. Alevi inancı insana can der, bütün insanlığa hitap eder, Atatürk: Türk Milleti der bir millete hitap eder, kapsamı daha dardır. Laik bir devlet, laik bir lider ve laik bir yurttaş siyasi, milli temsilciler ile dini liderleri birbirleri ile mukayese etmez, birini diğerinin ardılı görmez ve göstermek istemez, tam aksine birini diğerinden ayrı tutar. Yani laikliğe de aykırıdır bu. Bana göre bu bakış, dünya liderine de dinin liderlerine de saygısızlıktır.

      Alevilere her dönemde kıyıma uğramışlardır; bu tür kıyımlara karşı güvencenin gereklerinden biride güçlü olan bir otoritenin sembollerini kullanmaktır. Bu ülkenin en güçlü kurumu ordudur, ordu Atatürkçüdür, öyleyse duvarlarımıza dini liderimizin resimlerinin yanına, birde bu ülkenin saygın ve en güçlü taraftarı olan siyasal liderinin resmini de asarsak, kendimizi olabildiği kadar güvenceye alır ve aynı zamanda da resmi ideolojiye karşıtlık iddiası ile her hangi bir baskıya uğramayız.  Hatta onun koruma şemsiyesine dahi dahil olabiliriz…

      Bu gün için medeniyeti temsil değerler devletin demokratik, laik sosyal bir hukuk devletine doğru evrilmesi, dönüşmesidir. Alevilerin olduğu gibi, her dini ve etnik grubun ve kişinin de tutması gereken yol, olması gereken taraf budur.

       Ben inanıyorum ki, bu ülke kalkınmış devletler arasına girdikçe, bu ülkenin insanı daha zengin, daha özgür, daha eşit ve adil bir düzene kavuşup, bütün temel insan hak ve özgürlükleri hukuksal güvencelere kavuştukça, işte o zaman yada o oranda din- siyaset ilişkisi daha normalleşecek ve taraflar bir birlerini kullanmayacak.

      Böylesi bir duruş, konumuz açışından Türkiye Cumhuriyetinin kurucu lideri Atatürk’e de, onun benim ebedi mirasımdır dediği Türkiye Cumhuriyetine de, bu topraklar üzerinde yaşayan bütün yurttaşlara olduğu kadar dini liderler olan Hz. Muhammed ile Hz. Ali’ye de saygı ve hizmetin gereğidir. Çünkü demokratik, laik, sosyal, hukuk devletinin de muhatabı bir bakıma bütün insanlıktır.

      Atatürk’te dini kullanmış mıdır? Atatürk’e dair din siyaset hilafet ilişkisine dair, resmi tarihin ezberini bozan tarih bilgisi için Taha AKYOL ile Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Cemil KOCAK’ın Neşe DÜZEL’e verdiği mülakata bir göz atın.

 

a.s.

26 Aralık 2009

***

Taha Akyol: ‘Şeriatı övdü, dini kullandı’

 

“Atatürk dini, Milli Mücadele yıllarında siyaseten kullandı. “Kanun-i Esasi’miz Kur’an’dır... Allah’ın emirlerine uymadığımız için geri kaldık” dedi.”

“Meclis’i öyle bir İslâmi gösterişle açtı ki, Atatürk’e göre çok muhafazakâr olan Karabekir “bu kadarı fazla” dedi. Bunu, ahaliyi kazanmak için yaptı.”

“Milli Mücadele’den
sonra ise laiklik yolunda ilerledi. “Biz gökten indiği zannedilen kitaplara göre değil, hayatın gerçeğine göre politika yapıyoruz” dedi.”

 

Taha AKYOL, Neşe DÜZEL (1)
Taha AKYOL, Neşe DÜZEL (2)
Taha AKYOL, Neşe DÜZEL (3)
Cemil KOCAK, Neşe DÜZEL(1)
Cemil KOCAK, Neşe DÜZEL(2)
Cemil KOCAK, Neşe DÜZEL(3)

 

 

 

26 Aralık 2009

 
 
Kızldeli Cem Evinden -26 Aralık 2009 (1)

aliseydi | MySpace Video
 
       Bu gün, İmam Hüseyin ile 72 masumun Kerbela'da şehit edilmesi dolaysı ile Kızıldeli Cem Evinde, bir cem yapıldı. Üç parça video çektim ve sitemize ilave ettim.

    Resimler yan taraftaki linktedir.

    Not: Beldemizde 28 Aralık 2009 da yapılacağı duyurulan Cem konusu belirsizleşti. Zeynalabidin'e gitmek istedim, fakat giden olmadı. Aracı olan bir iki aile belki gitmiştir.

23 Aralık 2009

 

 

 

 

 

  Geçen hafta Aliseydi KARAKAŞ, ağaç dikim işlerinin son halini görmek ve bazı yerlere taziyelerde bulunmak için köye gelmişti. Bu ziyaretten çektiğim resimler aşağıdadır.

      Meral ana vefat ettiği gece Battal ağabeynin evinden çektiğim birkaç poz resmide aynı albüme koydum. Zorunlu bir işim dolaysı ile Meral ananın cenaze törenine katılamadım. Üçü yapıldığı günde gitmek istedim ama araç bulamadım. Haberin devamı için tıklayınız.>>>

 

 
    Yassı Matem Ayı olması dolaysı ile de düşünce ve duygularımızı arz eden “ Her yer Kerbela, Her Dem Hüseyin” başlıklı bir yazı yazdık. Yazıyı okumak için tıklayınız.>>>

16 Aralık 2009

 

 
 

    Bu gece Fadime KIZILDERE hakka yürüdü. Merhumeye tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

 

   Not:  Merhume lakabı Bolubeğ olan İbrahim KIZILDERE'nin eşidir.

 

11 Aralık 2009

 

 
 
 

    Bu gün öğlen sonu Meral ana hakka yürüdü. Merhumeye tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

 

   Not: Merhume yarin defin edilmek üzere İsa Köyü'ne götürülecek. Meral ana Tenci'de kızı Zehra ablanın yanında idi. Nevzat YILMAZ: 753 2158

 

 

08 Aralık 2009

 

   

   Yaşanılanların özeti: “Barışı sıkılan kurşun,  atılan taş ve Molotof kokteyl.” İnsan hayatı ve kan üzerinden kendilerine ikbal arayanların dayanışması bu…

     Bir ülkenin devletinin terörist dediğine Uygar Dünya niye “özgürlük savaşçısı” diye destek verir?  Sömürgecilik politikasının gereği olarak o örgütleri kullansalar da, asıl önemli olan meşru gerekçe: “O ülkede demokratik kanalları kullanarak insanlar ve etnisiteler haklarını arayıp seslerini duyuramamakta ve kendilerini ifade edememekte olduklarından tek mücadele aracı olarak silah kalmıştır,” şeklindedir. Yani o ülkede demokrasi, hukuk ve temel hak ve hürriyetlerin yokluğudur, gerekçe.

     Oysaki Devlet barış, demokrasi diyor… Sen kan akıtıyor, ülkeyi bir iç savaş görüntüsüne sokup demokrasi, barış arayışını sabote ediyorsun…  Devlet barış derken, sen kurşun sıkıp Molotof kokteyl, taş atarak “özgürlük savaşçısı “ olamazsın… Devlet barış, demokrasi, hukuk... derken sen kan akıtırsan bunun adı özgürlük savaşı değil, terör ve cinayet olur.

     Elbette ki AKP'nin Demokrasi ve barış arayışı ve girişiminin sorunlu eksik yönleri var. Demokrasiyi araçsallaştırdığı ve kendisi için demokrasi ister görüntüsü verdiği güven sarsıcı bir çok örnek var. ortada. Ama bu sorunu yine demokratik mekanizmaları kullanarak düzeltmeye çalışmalıyız.

     Ben DTP’nin Gap projesini bitirme projesini, Güneydoğu’da işsizliği önleme politikasını… kısacası Güneydoğunun kalkınma planını meydanlarda seslendirdiğini duymadım.

     Bu meydanları dolduranlar, liderlerinin hak ve özgürlükleri kaygısındalar mı yalnızca; yoksa asıl olan o yörenin insanın, temel hak ve özgürlükleri ile o yöre ile bu ülkenin kalkınası gibi kaygıları da var mı?

     Barış gerçekleştiği, demokratik hukuk devletine dönüştüğü oranda bu ülke, savaştan nemalanların iktidarı bitecek.  Asıl korktukları bu onların. Yedi askerimizin kurşunlanmasının asıl faili, bana göre henüz belli değil. (1993 deki barış girimi, Sivas/Madımak ve Başbağlar katliamı; 33 erin şehit edilmesi ve Uğur Mumcu cinayeti ile sabote edilmişti.)

      Bana göre kopartılan yapay fırtınanın sebebi, Apo'nun bir bir sandalye büyüklüğünde daraltılan yeri değil; Anayasa Mahkemesinin kararını etkilemeye yöneliktir...  DTP' yi kapatırsanız, meşru siyaset yollarını bize kapatmış, halkı sokaklara dağlara çıkarmış olursunuz. Ona göre karar verin demek istemekteler.

      Şimdi yine savaş lobisi dayanışma içinde; fakat bu defa başaramayacaklar. Çünkü dünya 1993’deki dünya değil.

      Bu konuda Ahmet ALTAN’ın iki makalesinin okunmasını tavsiye ediyorum. İlaveten Ufuk URAS'ın Neşe DÜZEL'e Taraf Gazetesi'nde verdiği  iki mülakat aşağıdaki linktedir.

     

Vahşet... Ahmet ALTAN
İyi Okuyun... Ahmet ALTAN
Ufuk Uras - Neşe DÜZEL (1)
Ufuk Uras - Neşe DÜZEL (2)

.


 

 

 

 

06 Aralık 2009

     05 Aralık 2009 tarihi, saat 18:30' Renkli Düğün Salonu / Malatya'da Sevil ile Mustafa SEVİM evlendiler.

   Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz.

 
 
Sevil ile Mustafa'nın Kınası - 4 Aralık 2009

aliseydi | MySpace Video
 

02 Aralık 2009

 

       Murat İLHAN'ın çocukları Almanya'da Sünnet oldu.

    Sünnet olan bu çocuklara, analı babalı ailesi ile geçirecekleri mutlu bir hayat dileriz.

01 Aralık 2009

 

Aralık 2009’da başlayan Konuş Türkiye Kampanyası son sürat devam ediyor! Kampanya şöyle işliyor: Eylül 2008 – Eylül 2009 tarihleri arasındaki ortalama fatura tutarınızı hesaplıyor, bulduğumuz ortalama değeri 100 ile çarpıyoruz. Yani sizi son bir yıl fatura ortalamanızın 100 katına kadar bedava konuşturuyoruz!

Aralık 2009 – Ocak 2010 dönemleri arasında geçerli olacak kampanya boyunca, müşterilerimiz tüm sevdikleri ile rahatça konuşuyor.

Hiçbir tarife ayrımı olmaksızın tüm bireysel müşterilerimizin yararlanabildiği Konuş Türkiye kampanyası için taahhüt de yok ekstra ücret de… Haydi, Konuş Türkiye. Sınırları düşünmeden, uzun uzun konuş.

Konuş Türkiye SSS:

Konuş Türkiye kampanyası hangi tarihler arasında geçerlidir?

Konuş Türkiye kampanyası Aralık 2009 – Ocak 2010 tarihleri arasında geçerlidir.

Kampanyanın avantajı nedir?

Konuş Türkiye kampanyası sizi şehir içi ve şehilerarası aramalarda, ev iş telefonları ile her ay en az 1500 dakika bedava görüştürür.

Bedava dakikalarım nasıl hesaplanıyor?

Eylül 2008 – Eylül 2009 tarihleri arasındaki ortalama fatura tutarınızı hesaplıyoruz ve bu tutarı 100 ile çarpıyoruz. Çıkan sonuç kadar bedava dakika için konuşma hakkı sizin oluyor.

Örneğin ortalama fatura tutarınız 20 TL olarak hesaplanırsa, size hem şehirler arası hem şehir içi tam 2.000 dakika bedava konuşma hakkı veriyoruz. Üstelik kampanya süresince her ay!
İster 2000 dakika Şehiriçi veya 2000 dakika şehilerarası, ister toplamda 2000 dakika şehiriçi ve şehirlerarası  Bedava konuş. Ayrıntılı açıklama için tıklayınız.>>>

 

 

 

 

O1 Aralık 2009

.

Categories :

Archives