|
|
Almanya’da olan torunu Sevgi de bu vesile ile gelmek istemiş; fakat izin alamamış. Kız kardeşi Semra, Sevgi’nin gelememesinden dolayı oldukça üzüldüğünü söyledi. Önemli olan, ölenin yaşı değil. 93 yaşında da olda olsa ölen benim anam, babam, anne annem yada baba annem, emmim dayım, kavim kardeşim… Ölen benim dünyamın insanı diye düşünüp hissedip; binlerce km. uzaklıkta, yakını için ağlamak, üzülmek, ve geride kalanın acısını paylaşmak ve hatta binlerce km. kat ederek buraya gelmek. Buradakiler ile aynı atmosferi paylaşmak, aynı havayı koklamak, bağrına basmak ve gözünün içine bakarak taziyeler dilemek ve kabul etmek. Bu sıcaklığın yerini ne karşılar… Bu vesile ile bir birilerinin yüzünü görmeyen, hatta görmek istemeyen hısım ve akrabalar ile tanıdık çevre, eş dost bir araya geliyor. Bu çapta kişiye, bu dünyada yalnız olmadığını hissettirecek bir aidiyet duygusu biliyor musunuz? Ben bilmiyorum! Almanya’da olan bir akrabam anlattı. Kuşkusuz her Alman böyle değildir; fakat bir yön belirtmesi açısından örnektir. Sultan abla(Akkoyun) bir Pazar parkta gezerken tanıdığı bir Alman hanımın siyahlar giymiş köpeğini dolaştırırken görmüş. Tanıdık olduğu için, Mari(ismini hatırlamadığımdan rumuz olarak koydum.), demiş: “Niye böyle durgunsunsun?” Mari, "Sultan, 38 yaşındaki oğlum bir trafik kazasında öldü. Morğta. Salı günü defin edeceğiz," demiş. Bir başka tanıdığı bir gün, "Sultan demiş. Annem beni her gün arayıp kendi sorunlarından bahsediyordu. Telefon numaramı değiştirip kurtuldum. O yaşlı bir insan, ben gencim, önümde koca bir hayat var, onun için ben hayatımı harcayamam," demiş. Biz bu iki Alman gibi yapabilir miyiz? Yapamayız. Birileri diyor ki, “yahu bu cenaze yemeklerini kaldıralım ve hayır edelim onun adına.” Durumun müsaitse, yemek yerine değilde, yemekten öncede, yemekten sonrada, yardımseverliğinin önünde bir engel var mı? Yok… Bir kurgu oluşturalım. Tanrı geçinden ve hayırlı ölümler nasip etsin herkese; fakat mukedderat, farz edelim bir yakınız öldü… Bir telefon belediye ediyorsunuz ve yahutsa ilgili hizmeti veren bir şirkete. Onlar cenaze töreni ile ilgili bütün hizmeti veriyor ve cenazenizi alıp götürüp bu şirket defin ediyor. Sonra bilgisayarınızın başına geçip, bankanızın İnternet Şubesinden on yada on bin tutarındaki parayı mesela çocuk esirme kurumuna EFT ediyor(bağışlıyor)sunuz. Maillerinize ve Faacebook’daki duvarınıza bakıyorsunuz ki, on yada on bin adet taziye mesajı gelmiş. Sizde repli, yanıtlayı tıklıyorsunuz ve hepsine teşekkür mesajı gönderiyorsunuz. Sonra köpeğinizi alıp parkta dolaştırmaya çıkıyorsun. Olacak olacak ya, köpeğinizi bir araç eziyor, sizin dünyanız asıl o zaman kararıyor... Kimse durumu zayıf olan birinden, neden yaptığın yemekte tatlı yada tuzlulardan bunlar, bunlar eksikti diye sordu mu? Bir kurban ve bir lokma yaptı diye kimse bu gibi aileleri kınadı mı? Durumu iyi olan yemeğini istediği gibi yapabilir, yaşadığı sürece sevdiklerinin payı adına defaten hayırlarda yapabilir. Buna bir engel yok. Fakat, bu gelenek ortan kaldırmakla neleri ortadan kaldırdığımızı bir daha gözden geçirelim. Bu geleneğin mecburiyeti, yukarıdaki pozitif unsurları içerir; fakat ortadan kaldırılması, bahis edilen yardımseverliği zorunlu kılmaz. Yani, üç zaman sonra kimse kimseye cenaze töreni ve yemeği yerine hangi hayrı işledin diye soramaz. Bunun miktarını da kimse asgari yada azami diye belirleyemez… Bir başkasının on bin para eft yaptığını duyan havalı komşu; kendi cenazesini defin ettikten sonra “bizde rahmetli için on, değil yüz bin para eft ettik, tanrı toprağını bol etsin, o daha fazlasını hak ediyor ama…şu an müsait değildik...” Ay komşu Allah şahit, siz beni tanırsınız, yani başkaları gibi yalan söylemem. Yazıcımız olmadığından dekontu yazdıramadık diye bol keseden atar. Sizde bunu yutarsınız... Kaldırdığımız gelenekte gümbürtüye gider.
*** Rahmetli Satı bacın kız ve torunları, taziyeler için telefon açan ve manen acımızı paylaşan eş ve dostlarımıza teşekkür ettiklerini ve bunu yazmamı söylediler.
Torunu Semra, Satı anam, her telefon konuşmasında bize, bütün torunları ve çocuklarına “Gelmesen gelme, ananız ölüyor. Dünya gözü ile bir görem” derdi diyor. Ben geldim, ama anne annem yok, dedi. Bu haberi yazarken Semra’da yanımdaydı. Bu gelenek sayesinde bir arkadaşım daha oldu. Birde, rahmetli telefonda Ali Kızıltuğ’un aşağıdaki şiirini değiştirerek okurmuş. Onu da yaz dedikleri için yazıyorum.
Varıp gideceğim baba yurduna Benim o ellerden(Dillenbur’dan) alacağım var Orada tutuldum gönül derdine Köyün sığırını babam yayardı Yedikardeş aldığıyla doyardı
Odaya girdik mi dayım kızardı Kızıl tuğum dönüş oldu geriye Şimdi bakıyorum da nerden nereye Çekeceğim kafayı, basacağım mermi Benim o Dillenburg’dan alacağım var
Ayağıma diken batar ağlardım Kayış yoktu bele sicim bağlardım Bulanık suydum da deli çağlardım Benim o Dillenburg’dan alacağım var
|
|
|||||
| 29 Ekim 2009 Tarihinde, Fethiye İlk Öğretim Okulu Önünde yapılan coşkulu bir törenle Cumhuriyet'in ilanı, kuruluşu kutlandı. Okulumuza katkı sağlayan Belediye Başkanı Habib YÜCEL'e, Aliseydi KARAKAŞ(Emekli Abay)a, İl Genel Meclis Üyesi Vahap ALTUNOK'a ve Karalca Köyü Muhtarı Hüseyin KOÇ'a plaketler verildi. Yapılan konuşmalardan, Belediye Başkanı Habib YÜCEL ile Aliseydi KARAKAŞ'ın konuşmalarını MySpace videolar bölümüne koydum. Bu MySapace Videolara kolay ulaşabilmek için, "Anasayfada bulunan Vizontele linkini ve ardından da MYSPACE VİDEOLAR linkini tıklayınız. Çıkan Listede, ilgili videoları bulabilirsiniz. Not: Albümdeki ev resimleri talep üzerine çekilmiştir. Beni arayan kişinin istediği ev resmi, albümün sonundaki yeşil renkli evdir.
|
|
||||
|
|
Yeni Yönetim görev dağılımı aşağıdaki gibidir.
Bu işletmeden çektiğimi resimler yukarıdaki linktedi
|
|
||||
|
Bu vanaların, havuza giden vanası açılır diğeri kapatılınca su havuza akmakta. Yine aynı noktada görülen havuzun yanında görülen harık, çeşme ile havuzu birbirine bağlayın eski harıktır. Çeşme ile havuz arasındaki bu harıkta PVC boru ile döşenip üzeri kapatıldığında, yerleşim alanları içerisinde içinden su akan harık kalmayacak. |
|||||
|
Açılım… İsmi değiştirilerek, “demokrasi” açılımına dönüşen bu açılım, bütün yazılı ve görsel basının, hatta halkın gündemini doldurmakta! 34 PKK’lıyı bir taraf, kahramanlar gibi karşılarken; diğer taraf bunu ihanet olarak addetmekte ve şehitlerin kemiklerini sızlattığını ile sürmekte. İçişleri Bakanı Beşir ATALAY, PKK’lıları kastederek, “dağa çıkmaları büyük hataydı,”dedi. Buna karşı ileri sürülen arğüman ise, “devletin onlara dağa çıkmalarından başka bir yol bırakmamış, olmasıydı."
|
|
Çiftlere ömür boyu mutluklar dileriz. Not: Gelinin adını unuttum. Öğrenip ekleyeceğim.
|
|
|
|
Zekine bacıya, anasının cenaze töreni kastederek, "şimdi Zekine bacı olacaktı ki, ne yanık ağıtlar yakardı,"dedim... Zekine bacıda, "anam garip mi gitti dedi," ve aşağıda çektiğim ağıtı söyledi... Zekine bacı gibi, ağıt yakanların sayısı bir elin parmaklarını saysak, o kadar olmayacak kadar azaldı. Ölümlerin ve ağıtların gençlerden uzak olması ve ağıtlarınsa bu yaştaki hayırlı ölümlerde söylenmesi dileğimizdir.
|
|
|
Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz. |
|
Darmstadt Alevi Kültür Merkezi'nin
2009 yılında yapmış olduğu "Şükür ve Hızır Cemi"nden 24 ve 63 dakikalık iki parçayı bu gün koydum.
Hasan AKŞAHİN dedenin dün getirmiş olduğu DVD'den geri kalan diğer üç
parçayı da iki gün içinde sitemize koyacağım. Bu gibi video görüntülerini bana
ulaştırırsanız aynı hafta sitemizde görebilirsiniz. Diğer MySapace'deki video,
bu linkin
5.sayfasındadır, tıklayınız...
Bu vesile ile Haydar AKKOYUN arkadaşımızın bir duyuru
konusundaki arzusunu ihmalkarlığımız yüzünden yerine getiremedik. Haydar
arkadaşımızdan özür dilerim.
Bu gibi duyurular
için yan tarafa bir link ekleyeceğim. Ay boyunca orada bu duyuru duracak.
Şükür ve Hızır Cemi - Darmstadt /Almanya -2009
aliseydi|MySpace Videos
|
|
|
|
||||
| Bu suyun çeşmeden akışı ile Aliseydi KARAKAŞ(Albay)'ın belediyemizi ziyaretinden ve talep üzerine mezarlıktan çekilmiş olan resimler yukarıdaki linktedir. |
Merhuma tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. |
|
| Merhuma tanıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve baş sağlığı dileriz.
|
|
Yaklaşık bir haftadır büyük bir traktör ve bir kaç iş makinesi orman yerinde ağaç dikilecek alanda çalışmaya başladılar. Ağaç dikecek yer düzenlendikten sonra, yağışlar başladığında dikim başlayacakmış. Aliseydi abi, bu dikim çalışmaları için ordudan askerde getireceğini söyledi. Bahsi geçen alan Kalklık mevkiinde. Bu alanın etrafı çevrilecek ve korumaya alınacakmış. Ağaç çeşitleri olarak da çam ve mazı türü ağaçlara ağırlık verilecekmiş. Okula ise plastik boya ve boya malzemesi gönderdiğini. Sonbaharda okulun badanasının yapılmasına yardımcı olacağını söyledi. Aliseydi abiye, beldemize olan bu ilgisi ve yardımlarından dolayı, naçizane teşekkürlerimizi arz ederiz
***
|
|
|
|
|
Düne kadar havalar soğuktu, ısınmaya başladı. Yinede
geceleri, kapının, pencerenin örtülmesini gerektiriyor. Çiftçiler, tohum
ekmeye, komşular odun kömürlerini temin etmeye, damlarını sıvanmaya başladı.
Kış temizliği denen bir olgu var burada; hanımlarda bu işlerle oldukça
meşgul. Yani odaları ve evin bütün gözlerini teker teker dışarı atıp
günlendiriyorlar ve oraların ve içerde bulunanların bakımı, temizliği
yapılıyor.
Sitemizin sayfa yazılımı HTML olduğundan, bu sayfalar
İnternet Exploer'de normal görünüyor, çünkü ikisi de Microsoft'un yazılımı.
Fakat Mozilla Firefox, Google Chronome gibi tarayıcılarda görüntü hataları
veriyordu. Bundan dolayı, Eylül ayından itibaren sayfa yazılımlarını
değiştirmeye başladım. Ana sayfamızda yukarıdaki tarayıcılarda görüntü
hatası verdiğinden, ana sayfayı da her tarayıcıda olduğu gibi görünecek "CSS+XHTML"
yazılımlı bir sayfa ile değiştireceğim.
Nasılsa ustası benim. Sayfalarımızı sürekli yenileyeceğim.
Talep üzerine iki inşaatın resmini yan tarafa
koyuyorum. Yılmaz İLHAN ile Hasan EROL'un evlerinin resimleri yan taraftaki
albümlerdedir.
Not: Medine SEVİM'in
3 dakikalık nikah videosu için
tıklayınız...
![]()
Hasan EROL'un Evi |
|
Kayıp Aranıyor
|
|||
|
Yan tarafta resmi görünen "söz meclisten dışarı" inek üç gündür
kayıptır. Medine(Güneş) ablanın ineği sık sık kayıp olur.
Geçen bayramda kaynım Habib bizdeydi. 8,9 yaşındaki oğlu Güney bir ara bir saatliğine kayboldu. Sonra baktık ki Medine abla ile kaybolan ineğini aramadan geliyor. Güney tepelere gittik, Fethiye'ye Hoş Geldiniz tabelasının oraya kadar gittik diyor. Habip'te oğluna, ben senin yaşında iken yine Medine abla ile inek aramaya giderdik, şimdi otuz sekiz yaşındayım, Medine ablanın ineği hala eve gelmiyor, diye espiri yaptı. Fakat anlatım espirili de olsa, gerçek bu. Köyde genellikle iki evin inegi her gün kayboluyor. İneği kaybolan ikinci ev Celal PEKTAŞ'ın evidir. Bu meselenin çözümünü bilen
varsa, acilen yazsın. Yoksa Medine abla dizimde takat
kalmadı diyor. |
||