|
Merhume Hanım Akdoğan'ın
üçü
Merhume Hanım Akdoğan'ın üçü olması dolaysı ile ailesi bu gün
saat:12.00'de bir yemek verdi. Merhumeye tanrıdn rahmet, kederli
yakınlarına sabır ve baş sağlığı dileriz.
Hanım ablaya mektup...
Hanım abla bu gün üçünü yaptılar, kavim kardeşin,
hatta onların çocukları dahi gelmişti, seni anmaya. Elinde büyüyen
Kemal ile Cemal dahi geldiler…
Hani tozda
toprakta oynarken sümüklerini silip, peşi sıra elinde kaynamış
yumurta ile onlara yedirmek için “tavuğun cücüklerini yayması gibi”
peşleri sıra gezerdin ya, işte o çocuklar(Cemal ile Kemal)da bu vefa
borçlarına karşılık buradaydılar... Bu benim hatırladığım ve
unutamadığım bir sahneydi!
Sac kavurma
söylemişlerdi yetiştirdiğin çocuklar… yani kardeşlerin. Cem Evi doluydu
insanlarla; fakat gelemeyenlerde vardı seni anmaya…
Komşularından,
İbrahim Işıkbay ile Rebey bibi, Çolağın Cuma ile Zekine bacı da
gelemediler. Ahmet ağa, Sıtkıya bacı; Aboğun Yusuf ile Hatice bacı
da gelemediler. Dedem Geçinin Mustafa, cicianan İsmihan ile biricik
oğulları otuz yaşındaki oğlu dayım
Aliseydi'de gelemediler. Cöne bibi, Çeftelinin
Süleyman oğulları Kenan, Bektaş abi ile çocukluk arkadaşım otuz
yaşındaki Mustafa Akkoyun'da gelemediler... Tecirli Hasan ile Kutey
gelemediler. Bolu beğin eşi Fadime bacı, İssak emmi de gelemedi.
Kolu Kısa, oğlu Celal abi, Süleyman onbaşı esi Hatice bacı ile oğlu
“İmanım”Yusuf (Çalışkanoğlu)abi de gelemediler. Süleyman çavuş ile
Tamoğ bibi de; Adile bacı ile Çirkin emmi(sağ ama gene) de
gelemediler. Sabır bibi, Battal İle Hamza Çağlarda gelemediler.
Gemikçinin Musa
ile Yeter bacı(sağ ama gene)de gelemdiler; fakat İbrahim Çiftçiler
ile eşi Hüsniye ablada gelemediler. Abla, Mercan abla ve Cüre
Yusuf(sağ ama gene) de gelemediler. Melek Mercanoğlu, Satı Erol ile
Muazez abla da gelemedi. Deli hanımın Esme, kızı “topal” Zehra oğlu
“şahım” Velibaba da gelemediler. Alı balının Mamoğ ile Fatma
bacı(sağ ama) yinede gelemediler. Alloşun Battal, Emine bacı;
Hüseyin Kaçmaz ile Leyli bacı da gelemediler.
Vartan, Avades
emmi, Sıddı bibi ile Nazaret abi dahi gelemediler… Daha hangi
komşularını sayayım bilemiyorum. Saymakla bitecek gibi değil! Hepsi
senin gittiğin yerdeler, görmüşsündür onları… Daloğun Hüseyin
gelemedi; ama arkadaşın olan bacım(anam) geldi yemeğine; oda
ağlayarak: “Hanım da gitti, sıra bana geldi diyor.”
Hani bir espiri yapmıştın: Birde bize gün görmedi
diyorlar, akşama kadar anamla gün önünde oturuyoruz,” diye. Sana
“Ağgız”ananda ağlamadı ve cenazene gelemedi, çünkü senin gittiğin
yere senden önce gitmişti.
Dilerim Hanım
abla ananla orada da, “akşama kadar gün önünde oturursunuz…” Zaten
senin kuşağın çoğu orada. Bura yeni yetmelere kalmakta; biraz daha
kalsan kafa dengin kalmaz, yeni yetmelerden sıkılır buradan,
kurtulmak isterdin...
Topraktan
geldik, Tanrı ruhundan üfledi can olduk. Toprağımız toprağımıza,
canımız canana geri kavuştu. "Dünyada bir bana mı yer kalmadı, az
daha dursaydım," diye soracak olursan, "O'nun hikmetine de sual
sorulamaz, ona da 'sır" diyelim gitsin...
Not:: Kırılırlar diye bazı lakapları yazmadım. Bence yazılmalıydı…
Hanım abla benim hısım akrabam değil iyi bir komşumuzdu. Bu gibi
yazılar yazmamın özel ilişkiler ile alakası da yoktur. Daha genç ve
her biri birbirinden değerli isimlerde var yukarıda; fakat dediğim
gibi içimden şimdi yazmak geldi.Burada internet çok yavaş,
olduğundan resimleri yüklemekte zaman alıyor, izlemekte. Resimler
yavaş açılırsa internet hızınızı dikkate alın. Sorun sitemizde
değil.


Rabia ile Selaatin 25 Haziran 2010
tarihinde evleniyorlar. Rabia, merhum Hüseyin ile Hava ablanın kızı.
Detay için resmi tıklatınız. Bu haber için "Mutlu günlerimiz Bloğuna"
sayfa ekleyeceğim.

İki
tavukla bir cücük...

Allah korsa, yukardaki resimde görülen bir tavuk ile iki cücük
benimki... Daha doğrusu benim değil Allahın! Allah elin çoğunu
versin, bizimde azımızı. Geçen, Yazarımız Yusuf Aslan'ın "Garip
Mirto" ismiyle ünlendirdiği ""Mirto" kısaltmasının karşılığı olan
Murtaza ASLAN'ın oğludur Hasan ASLAN. Yukarı Tencinin batısında
kurmakta olduğu etlik tavuk çiftliğine gittim. Bir aya kadar
faaliyete geçecek.
O mevkiiye üç yıl kadar önce bir benzer kümes
yapılmıştı10,000. civ civ kapasiteli. Bunun kar etmesi üzerine bu
kümesi sahibi 20,000 küçükbaş kapasiteye kadar büyüttü. Bu işin
karlı olduğunu yaşayarak görenlerden, özellikle bu çiftlikte
yaşayan o yörenin insanı olan Yusuf, kardeşleri ile, bir başkası
daha bu sene 30,000'er kapasiteli kümesler kurdular. Rahmetli
Murtaza abini oğlu Hasan ise 20,000 civ civ kapasiteli bir kümes
yapmaya başladı. Diğerleri ilk üretimini yaptılar, Hasanınki ise bir
aya kadar üretime başlayacak.
Bu çiftlik 1500 M2 kapalı alanı, bir büro ve yem odasından
ibaret. Elektrik hattı ve panosunu hasan yaptırmış. Başlangıçta suyu
tankerle çekecek... Biraz rahatlarsam artezyen kuyusu açtıracağım,
diyor.
Bir Fethiyelinin buralarda yaptığı ilk işletme. Karlı olacağı
kesin, dileriz ters esen büyük rüzgarlar çıkmaz. Bu işletmeler nasıl
çalışıyor. Bir tavuk firması ile anlaşıyorsun. O, firma yemini, civ
civini, veterinerlik hizmetini ve her türlü danışmanlık hizmetini
veriyor ve 45 günde yetişen piliçleri kapıda araçları ile alıp kesim
haneye götürüyorlar ve tane başı 800 tl, üreticiye ödeme yapıyorlar.
Elektrik, su, işçilik üreticiye ait.
Hasan dürüst ve çalışkan bir insan. Kolu alçılı resimlerini
görmüşsünüzdür geçen haftalarda. Bu yapının inşaatında çalışırken
düşüp kolunu kırmıştı. Her Fethiyeliye, her insana bol, temiz ve
hayırlı kazançlar dileriz...
Not: Yukarıda resimleri tıklarsanız, Hasan'ın kümesinden çektiğim
resimleri görebilirsiniz. Resimleri slayt olarak koydum. Haziran ayı resimler
sayfasına fakat, eski tarda ilave edip değiştireceğim, resimleri.
|