| |
Yeni yıl dolaysı ile bir mesajda ben
yazmayı düşündüm; fakat neyi nasıl yazacağımız bilemedim. “Bütün
insanlığa barış, esenlik, sağlık ve daha zengin, daha özgür ve temel
insan hak ve hürriyetlerinin hukuksal güvenceye kavuştuğu…” bir dünya mı
yazsam yoksa yoksulluğun, yolsuzluğun, hastalığın; zorbalığın,
savaşların, içimizde ve dışımızda bizi sınırlayan önyargıların ve toplum
mühendislerinin ördüğü sınırların yıkıldığı… bir dünya dilerim diye mi
yazmalıyım. Bir karar veremedim.
E.Fromm’un
bir sözünü hatırlıyorum: “Herkes barış istiyorsa, bu savaşlar, niye.”
Demek ki birileri, hatta çoğunluk sözlerinde samimi değil, kabaca
söylemek gerekirse: Yalancı.” Ben çok tanıdım: “ağzından bal akıyor”
ama boyuna kadar battığı pisliğin kokusu taa “kaf dağına” ulaşmakta…
Yalnızca ben değil sizde bu gibi onlarca örnek verebilirsiniz. En küçük
sosyal kurum olan aile içinden, uluslar arası ilişkilere kadar geniş bir
yelpazede sayısız örneklerle doludur, bu alan.
Öyleyse öyle bir
mesaj daha makul gözükmekte, kendi sağlığım, zenginliğim, özgürlüğüm,
hak ve hukuka dair arzu, düşünce ve edimimle, ailemim mahallemin el’imin
ve bütün dünyanın yararı arasında görünmeyen paralel bir ilişki ve
etkileşim olduğuna kanaatle, görmek istediğim iyiye, güzele, doğruya,
barışa, huzura, özgürlüğe ve her türlü zenginliğe… bizi götüren yola
kendi adıma talip olmak ve gönlümüzden geçeni dilimizden dökülen ile
yürüdüğümüz yolu birleştirmeye olabildiğine gayret sarf etmeyi dilemek
yada bu gayrette olmak gücümüzün yetebileceği ve yapmam(ız)
gereken en baştaki iştir. Ben değiştikçe, dünya değişir… Kendi kendimizi
değiştirdikçe dünya değişir.
Kendimizi
Özgürleştirmeden, zenginleştirmeden, değiştirmeden dünyayı değiştirmeye
çalışmak, otoriterliğin, zorbalığın, köleleştirmenin, sefahatin, elem ve
kederin… Karanlığına götürür bizi.
Görmek
istediğim(iz) değişikliği
kendimizde gerçekleştirmeyi kendimize şiar edinme arzusu içinde
olacağım(ımız) yeni bir yıl dileği ile bütün insanlığın yeni yılının
mutluluklara vesile olmasını dilerim.
01 Ocak 2009 günü
güneşli ve ılıktı. Üşümeden gezip dolaşabilirdiniz bu havada.
Burada hava durumunda geçmişle mukayese edildiğinde, dikkate değer
değişmeler gözleniyor. Gündüz havada bir parça bulut yok, her yer güllük
gülistanlık; aynı akşam ve gece gök gürültülü yağmur yağabiliyor. Dün
gece gök gürültülü yağmur yağdı... Aralık ayında yarımgün cingola
ve dombala oynandı. Çingola ve kumar yasaktı. Buna rağmen küçük te olsa
paralın döndüğü kumar oldu. Bu yasağın devamında Kaymakamın
kararlılığının rolünün büyük olduğunu sanıyorum. İyede oldu. Kumar
oynayanlar resim çektirmek istemediklerinden kahvede resim çekemedik.
Yukarıdaki sözümüze gönderme babında: “Kumarcı görünmek istemeyen
kumarcılar vardı yada kumar yanlış diyen
kumarcılar vardı,” vardı…
Her iki tepeden, gece
saat 12:00’da atılan havai fişekler atılarak yeni yıl karşılandı. Havai
fişeklerin bir kısmı belediyenin bir kısmı ise Mehmet ile Meral İNCE’nin
di. Tepeye ben gitmedim, bizim çocuklar gitti. Onların çeltiği birkaç
dakikalık videoları ve resimleri, geçen hafta çektiğim çeşitli
resimlerin içine koyuyorum. Resimlerde tanımayacağınız kişilerin
resimleri orman dikiminde çalışan Yazıhan’lı orman işçilerinin
resimleridir.
|
|