Buket ile Koray İLHAN, bu gün saat 14:00’de Belediyemiz Nikah
Salonunda nikahlandılar.Gençlere ömür boyu mutluluklar dileriz.
Not: Buket ile Koray geçen cuma, nikah işlemleri için geldiklerinde
beş dakika benim odamda oturdular. Ali Koç, bir soru sormak için
odanın kapısında belirdiğinde, Buket kızımız hemen kalktı ve
sandalyesini ona verdi. Buket, Ali Koç’u tanımıyordu; fakat büyük
ayakta iken küçük oturamazdı şeklindeki geleneksel değer onu
otomatikman harekata geçirmişti, ”o bir büyüktü” tanıması da
gerekmezdi zaten… Bu sahneyi ben çok etkileyici buldum, Buket’i ve
onu yetiştiren büyüklerini kutlarım.
Buket ile Koray’dan iki adet fotoğraf yayınlama sözü aldım. Bende
ikiyi üç ile çarpıp altı resim koyarak sözümde durmadım. Ben bütün
insanları severim; Buket le Koray’ı da sevdim. Gözüm esirgemeyin bu
gençliğinizi, güzelliğiniz ve mutluluğunuzu dostlarınızdan… Şu
resminize baktıkça benimde için neşe doluyor. Güzelliğinize yakışır
bir kader ve yüzünüzden gözünüzden fışkıran coşkunun eksik olmadığı
bir hayat dilerim.
Bu gün sayın Hüseyin YILDIRIM belediyemizi ziyaret etti.
Konuşmalardan çıkardığıma göre imamı kendisi davet etmiş, çağırtmış
onunlada sohbet ediyordu. Belediye başkan vekili Ahmet GÜLER’den
ise beldemiz hakkında bilgileri alıyor görüş alışverişşinde
bulunuyordu ve bir saat sonra Sayın Hüseyin YILDIRIM vedalaşıp
beldemizden ayrıldı.
Damla ile İlker’in Nişanı, 05 Şubat 2011 tarihi, Saat:19,00-23,00
arası “Mert Düğün Sarayı” (İstanbul Güneşli) de yapılacaktır.
Saat:18,00’da İstanbul Fethiye Beldesi Derneğinin önünden servis
kalkacaktır. .
Güzellikler vardır… Kiminde boy bos… Kiminde kaş göz… Kiminde ruh,
terbiye… Kiminde yetenek!.. Fakat bazende bunların hepsi bir canda
billurlaşır. İşte bunların hepsinin bir arada vücut bulduğu
isimlerden biri olan Töre Anadol’un: “Ayrılamam ben o gül yüzlü
yardan…” klipini bende yeni çiftlerimize armağan ediyorum. Çiftlere
bir arada geçirecekleri mutlu bir ömür diliyorum.
Damla ÖZTÜRK, Battal ÖZTÜRK’ün torunu Arife ile Kazım ÖZTÜRK’ün
kızı; İlker DAĞDEVİREN, Sultan ile Cafer DAĞDEVİREN’in oğlu,
rahmetli İshak DAVDEVİREN ile Hüseyin KAÇMAZ’ın torunu. Töre’nin
videoları bu gece sitemizde ve Facebook’ta görülebilir.
Önce tamı tamamına 600 yıl önce yaşamış olan şair Nesimi’nin, hâlâ
daha bazı çevrelerde bir “ilahi makamıyla” da okunan; duru Türkçeli
üst düzey şiirinden okkalı bir alıntı:
Ben “melami” hırkasını kendim giydim eğnime
Ar ve namus şişesini taşa çaldım kime ne
Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne seyreder alem beni
Gah giderim medreseye ders okurum Hak için
Gah giderim meyhaneye dem çekerim aşk için
Sofular haram demişler aşkımın şarabına
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne
Nesimi’ye sordular kim yarin ile hoş musun
Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne
***
cezanne11-hp
Paul Cézanne, Post- Empresyonism ile Kubizm arasında köprü
oluşturmuş dünyaca ünlü Fransız bir ressamdır. Yandaki tablo 19 Ocak
2011 tarihinde Google’nin ana sayfasına konmuştu. Mausu tablonun
üzerine getirdiğinizde İngilizce olarak “Paul Cézanne’nin 163. doğum
günü” yazıyordu. Wikipedia ansiklopedisinde doğum tarihi 1839
gözüküyor; farklı tarihlerden bahis edildiğine göre, görüş birliği
yok bu, doğum tarihi konusunda.
Pablo Picasso Kubizm ekolonün temeli atan iki sanatçıdan biri ve
büyük eserler veren ressam ve heykeltıraştır.Picasso, bir sergisi
sırasında kendisine, “Bu resmi siz mi yaptınız” diye soran bir Alman
generaline, “Hayır, siz yaptınız” cevabını vermiştir. Bu resim
Picasso’nun savaşa ve Guernica’nın bombalanmasına karşı duyduğu
güçlü nefreti anlatmaktadır. Resimdeki insan ve hayvan figürleri
acı, hüzün ve savaşa karşı duyulan nefreti
yansıtmaktadır.(Yukarıdaki siyah beyaz tablo.)
Picasso tanınan en üretken sanatçıdır. Guiness Rekorlar Kitabı’na
göre, toplam resim, 100,000 baskı, 34,000 kitap resmi ve 300 heykel
ve birçok seramik ve çizim üretmiştir.
***
Atatürk: “Efendiler… Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan
olabilirsiniz; hattâ cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat, sanatçı
olamazsınız. Yaşamlarını büyük bir sanata adayan bu çocukları
sevelim…”der.
1930 (İ. Galip Artan Anlatıyor, Ses dergisinden alıntı, Sümerbank
dergisi, Cilt: 3, Sayı: 29, 1963)
Mademoiselle_D'Avignon
Atatürk, Elini öpmek isteyen tiyatro sanatçılarına şöyle
söylemiştir:
- Sanatçı el öpmez; sanatçının eli öpülür!
1930 (Vasfı Rıza Zobu, O Günden Bu Güne, s. 323)
***
-Dünyanın iki süper gücünden birinin olan SSCB’nin lideri Kuruçev
1946 yılında, Picasso’un bir tablosunun başında iken : “Bir eşeğin
kuyruğunu yağlı boyaya batırsalar, eşek kuyruğunu her salladığında
tuvale çarpsa, böyle bir resim ortaya çıkar,” der.
-Darbeci paşamız Kenan Evrende Picasso’un bir tablosunu görünce:
“ben bundan daha güzelini yaparım”demiş ve resim sanatına merak
sarmış, sergiler açmış… Tabloları da sanat değeri açısından değilde,
“12 Eylül Cunta Lideri” sanından dolayı itibar görürmüş.
Bende başbakanın ve AKP’nin birçok sözünü ve icraatını doğru buldum,
alkışladım. Ama son yaptıklarının elle tutulur yanı yok… Ahnet
ALTAN’ın deyişi ile kişisel ikbal için, alkol kullanımı, diziyi
sansürleme gayretleri ve “ucube” söylemini oldukça yanlış. geri, çağ
dışı ve bu güne dek çizmeye çalıştığı resimle tezat içinde buldum.
İktidar gücünü eline aldın diye “alleme-i cihan kesilir,” Atatürk
gibi değilde, Kurçev, Kenan Paşa gibi konuşursan biride çıkar sana,
“Ucube” dediğin sanat alanında bir üniversitede, o sanatın
kaidelerini dikkata alarak 15 dakika konuşabilir misin yahut ta
“İslamın şartı beştir, altıncısı da haddini bilmektir,”der…
Fani bir koltuk için, bu durumlara düşmeye değer mi?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Taraf gazetesinde yayınlanan ve Ahmet
Altan tarafından kaleme alınan bir yazıdan dolayı, Taraf ve Ahmet
Altan aleyhine tazminat davası açtı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Taraf gazetesinde yayınlanan ve Ahmet
Altan tarafından kaleme alınan ‘Erdoğan ve Kof Kabadayılık’ başlıklı
köşe yazısında, ‘kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu’
gerekçesiyle gazete ve Altan aleyhinde 50 bin TL’lik manevi tazminat
davası açtı.
Başbakan Erdoğan’ın avukatları Fatih Şahin ve Muammer Cemaloğlu
tarafından hazırlanan dava dilekçesinde, Taraf gazetesinin 15 Ocak
2011 tarihli nüshasında, Ahmet Altan tarafından kaleme alınan
‘Erdoğan ve Kof Kabadayılık’ başlıklı köşe yazısında, ‘Erdoğan’ın
şahsiyet haklarına saldırı kastıyla fevkalade ağır hakaretlerde
bulunulduğu’ savunuldu.
Dava konusu köşe yazısındaki ifadelerle ‘Altan’ın açıkça, Erdoğan’ı
dürüst olmamakla, halkın emanetine hıyanet etmekle itham ettiği’
belirtilen dilekçede, ‘Bu ifadelerin ne anlama geldiği, halk
arasındaki kullanım şekli, açıklamaya gerek duyulmayacak şekilde
ortadadır’ denildi.
Ahmet Altan’ın bu ifadeleri ile eleştiri ve ifade özgürlüğü
sınırlarını aştığı ileri sürülen dilekçede, şunlar kaydedildi:
‘Davalı konumu itibariyle, müvekkile karşı kullanmış olduğu ve
okurlarca hakaret olarak algılanacak bu ağır ifadeleri sarf etmeden
de kaleme aldığı konu hakkında, daha etkin bir yazı yazabilir ve
böylece basına hizmet etme amacını gerçekleştirebilirdi. Ne var ki
davalının amacı bu değildir. Amacı en ağır biçimde müvekkilimize
hakaret etmektir. Yoksa düşüncelerini açıklamak, eleştirmek
değildir.
Davalının bu yazısı ile salt müvekkil değil, basın ve toplum da
zarar görmüştür. Bu ifadeler sağduyu sahibi bir kişinin kabul
edeceği sözler değildir. Topluma böyle bir dilin aşılanması basının
var oluş nedenlerini zayıflatır, hatta işlevini de etkisizleştirir.’
Dilekçede, Altan ve Taraf gazetesinden, yayın tarihinden itibaren
işleyecek yasal faiziyle birlikte 50 bin TL manevi tazminat talep
edildi.
Öte yandan, Başbakan Erdoğan, Altan hakkında, ‘hakaret’ iddiasıyla
suç duyurusunda bulundu.
Erdoğan’ın avukatları, Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmek
üzere suç duyurusu dilekçesini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına
sundu.
50.000.00.TL Tazminatla davaya konu olan yazı mı ne? “Erdoğan ve
Kof Kabadayılık”
KUM SAATİ 15.01.2011
Ahmet Altan
Erdoğan ve kof kabadayılık
İnsan, küçük kurnazlıklara kapılıp yanlış yollara saptığında sonunda
işte böyle otobana ters yönden girmiş Temel’e döner.
Trafiğin en kalabalık saatinde otobana ters tarafından giren Temel
radyoda bir anons duymuş.
CHP Aydın Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi M. Fatih Atay’ın
Beldemizi Ziyaret etti. Kalabalık bir CHP heyeti ve partililer ile
beldemize gelen Sayın Altay, Belediyemiz nikâh salonunda halka hitap
etti, sorunları dinledi ve soruları yanıtladı.
AKP’yi eleştirdi ve CHP’nin iktidar yürüyüşünden bahsetti ve
Hekimhan’a gitmek için beldemizden ayrıldı.
Not: Çektiğimiz resimleri izlemek için yukarıda resmi ve videoyu
izlemek için aşağıdaki sayfayı tıklayınız.
Bizleri yönetime layık gören, seçen İstanbul Fethiye Beldesi Derneği
üyelerine Dernek Yönetimi adına canı gönülden teşekkür eder;
teveccühlerine layık hizmetlerde bulunacağımızı arz ederim.
Ahmet YILMAZ
Dernek Başkanı
* * *
Espri mahiyetinde bir eleştiri yapayım… Ne oluyor böyle. Muhtar
Ahmet’in torunu Ahmet Dernek Başkanı, Yusuf Ağanın torunu Gani
başkan yardımcısı oluyor.. Biri diğerine görevi devrediyor. Ne zaman
Obama’lar seçilecekte, halk iktidarı gerçekleşecek?..
Yukarıdaki yazımız, yüzlerde bir tebessüm oluşturmak maksatlı
yazılmıştır… Yeni seçilen, İstanbul Fethiye Beldesi Dernek
yönetimini kutlar çalışmalarında başarılar ve hayatlarında mutluklar
diler; eski, görevden ayrılan dernek yöneticilerine de yaptıkları
çalışmalardan dolayı teşekkür ederiz..
Not: Albümü izlemek için yukarıdaki resmi tıklayınız.
Geçtiğimiz günlerde Malatya İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Salim ÇÖHCE’nin Alevilere, Kürtlere, Ermenilere ve
solculara hakaret ettiği, öğrencilerin savcılığa verdiği dilekçe ile
açığa çıktı.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti Kurulduğundan buyan, kimlik, kültür dini
dil, ırk, din, sosyal ve siyasal toplumsal farklıklarıyla birada
yaşamayı başardı. Bu birlik ve beraberliği ne ırkçı, gerici güçler,
nede sağcı-Neoliberal politikalar uygulayan AKP iktidarı bozabilir.
Bizler bu ülkenin ilerici-devrimci güçleri ve farklı kimlik, farklı
inanç ve kültürdeki yurttaşları olarak buna asla izin vermeyeceğiz.
Özgürlük ve Dayanışma Partisiolarak
Özgür, eşit ve Demokratik bir Türkiye’de bir arada yaşama anlayışını
savunuyoruz. Çünkü biz, Türk-Kürt, laik-dindar gerilimi yoluyla
yurttaşlarımızın bir arada yaşama duygusunun zayıflamasının
yaratacağı felaketleri görüyoruz. Doğduğumuz topraklarda barış,
hoşgörü, ve karşılıklı anlayış içerisinde bir arada yaşamayı
arzuluyoruz. (devamı için KIRMIZI MOREyi tıklayınız.)Tamamını
Okuyun…
Merhum Mehmet Yalçın’ın vefatının kırkıncı günü olması dolaysıyla,
ailesi bu gün saat 12,00’da bir yemek verdi. Merhuma tanrıdan rahmet
ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
Malatya Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü, Güvenli Okul
Projesi, Hep Beraber daha Güvenli Bir Geleceğe Proje kapsamında, İl
Tiyatro Müdürlüğü sanatçıları “Hayırsız Evlat” isimli bir tiyatro
eseri sundular.
Konu anlamlı, önemli ve sançtılar ise yetenekliydi. Eksik olan
çocukların ebeveylerinin davet edilmemiş olması idi. Çünkü; sunumun
mesajı ana-babalara yönelikti. Ana tema: yanlış bir anne sevgisinin
çocuğun, dolaysı ile ailenin felaketi ile sonuçlanmasıdır. Çocuğun
yanlışlarını kapatmak için anne, babaya yalanlar söylüyor, çocuksa
bu sevgi ve korumayı suiistimal edip, ahlak ve yasadışı
karakteristik vasıflar geliştiriyor. Yalan hırsızlık serken, bu kötü
gidiş cinayetle ve ana-babanın tartaklanmasına kadar uzanıyor.
Tiyatro annenin yine koruma davranışlarına rağmen, babanın “Hayırsız
Evlat”ını emniyete bildirme girişimi ve “Hayırsız Evlat”ın
tutuklanmamak için anne ve babasını tartaklanması ile
sonuçlanmaktadır.
Kapanış videosundan iki dakikalığını Youtube’ye koydum. Yaklaşık 35
dakikalık kısmını ise yarin Youtube’ye koyacağım.
Not: Albümü izlemek için yukarıdaki resmi tıklayınız.
Kıvırcık Ali’nin kaybından dolayı sevenlerine başsağlığı dileriz.
Yol Tv’den kayıt ettiğimiz video aşağıdadır. Değerli Arkadaşımız
Mehmet Ali ÇALIŞAKOĞLU’nun YOL TV adına bu süreçte röportaj yaptığı
bölümü kaydedemedik.
Bu gün saat 12.00′da Cem Evinde merhume Fatma Kızıldere’nin vefat
inin üçüncü günü olması dolaysıyle bir yemek verildi. Merhumeye
tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
Not: Cem Evinin içerisindeki resimlerin büyük bir kısmı bulanık
çıktı. Bir çok resmi de sildim. Sebebi, fotoğraf makinenin ayarının
yanlışlıkla MF’de kalmasıdır.
Dün kaybettiğimiz merhume Fatma KIZILDERE, bu gün Malatya’dan
getirilerek Fethiye Beldesinde defin edildi.
Merhume Fatma KIZILDERE için Fethiye Belediye Başkanlığı Cem Evinde
bir yemek verdi. Bu anlayışı için Belediye Başkanı Habib YÜCEL’e
teşekkür ederiz.
Bu gün aynı saatte, rahmetlinin oğulluğu Hasan KIZILDERE ise
rahmetli için Malatya’da bir yemek verdi. Burada olduğumuzdan orada
yemek resminin çekemedik.
Hasan abiye teşekkür ederiz. Aynı anda ki yemeğin olması bir soruna
işaret değil. İletişimsizlik. Önceden yapılan planlamadan her iki
tarafta son dakikada haberdar oldu.
Yarin öğlen ise rahmetlinin üçü dolaysı ile Saat:12,00’da biz bir
yemek vereceğiz.
Fatma KIZILDERE bu sabah geçirdiği bir kalp krizi sonucu,
kurtarılamamış ve Hakka yürümüştür. Merhumey tanrıdan rahmet,
kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
Not: Merhumenin naaşını yarin Malatya Devlet Hastahanesinden alıp
beldemizde defin edeceğiz. Fatma KIZILDERE, lakabı Geçinin
Mustafa’nın kız kardeşi, Çürük Yusuf’un eşi ve benimde bibim olur.
Kamu vicdanı yaralandı… Katiller serbest bırakıldı. Yapanın yanına
kar mı kalacak… İbareli haberler ile fırtınalar koparılmakta. Basım
ve medya ise reyting meselesi olarak bu haberleri şişirmekte…
Kaldırılan toz duman içersinde aşıl meseleler gözden kaybolmakta ve
kimde, hiç değilse çoğunluk asıl sorun olan siteme dokunmamakta
hatta değinmemekte… İlkelerden, evrensel değerlerden yola çıkıp
nesnel bakış sergilenmemekte…
Hizbullahçılar, lider kadrosunun salıverilmesini halaylarla, mafya
liderlerinin yüz araçlık konvoylarla karşılamasını rahatsızlık
konusu olarak lanse edilmekte. Elbette ki bu konuda rahatsız edici
bir durum var. Fakat bu ülkede kimler böyle şaşaalı karşılanmadı ve
“Türküye seninle gurur duyuyor” sloganları ile karşılanmadı. Ağca’da
böyle karşılanmadı mı? Kanal 24’teki bir belgeselde Çatlı’nın
kardeşi, Çatlı için: “O bir vatanseverdi,” dedi. Tansu Çiller ne
demişti: “BU VATAN İÇİN KURŞUN YİYEN DE KURŞUN ATAN DA BİZDENDİR”…
Çoğunluk aşinadır .u sözlere, duvarlarda dahi asılı: “Söz konusu
vatansa, gerisi teferruattır.” Her grup kendi “vatan, millet, hak…”
tanımını farklı yapar: bunun sonucunda da cinayet, komplo teferruat
olur çıkar.
Bunu en yukarıdan en aşağıdaki kişiye kadar söylediğimizde, kimseye
söyleyecek sözümüz kalmıyor. Yok yok kalıyor: “Benim katilim seninki
gibi değil, seninki başka katil; oysaki benimki bir ideal uğruna can
aldı, katil sayılmaz,” gibi… Senin katilin zindanlarda çürümeli,
benimki madalyalar vb. ile taltif edilmeli…
İnsan öldürene katil derler… Tek istisnası vardır bunun: kaynağını
evrensel hukuktan alan, Kamu adına kolluk kuvvetleri ve vatan
savunması için başka hukuksal yollar kalmamışsa ordudur…
Sorun olan, 10 yıllık tutukluk süresi sonucunda bir kısım zanlı,
sanığın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması değil “hatta
içerde fazla kalmışlardır.” Bu çapta bir terör, cinayet şebekesi
üreten bir yapının varlığı ve on yıllık tutukluluk süresi sonucunda
dahi “asıl suç ve suçlunun” ortaya çıkarılamaması ve cezanın
kesilememesine sebep olan “sistem” dir.
Derin Devlet ile bağlantılı olan bütün cinayetler bir türlü
aydınlatılamıyor ve suçlu mahkum edilemiyor. Cinayetlerin bu kadar
yaygınlığı ise bu “derin yapıdan” güç ve cesaret alıyor. Bir bakın
“Yüksek Ova Çetesi Davası 16. yılında zaman aşımına uğradı, Kemal
Türkler Cinayeti 30 yıl. Sonra zaman aşımına uğradı. Susurluk ne
oldu?… Savcılar ve kolluk güçleri rahatlıkla suçlunun üzerine
gidip, yargıçlar ceza kesemiyor. Bilinen bu güçler, kolluk gücü ve
yargıçlardan daha büyük bir yapı var. Kendilerine çizilen sınırı
aşamıyorlar. Örnek m, Şemdinli Savcısı ve Erzurum ve Erzincan
hattında yaşananlara bir bakın…
Başbakan, kendi döneminde Adalet Sarayı sayısını üç kat artırdığını
söyledi. Kendimizi kendimizle ölçtüğümüzde çok büyük değişimler
gerçekleşti. Mesela ben bu yazıyı on yıl önce yazmazdım… Fakat
dünyayı referans alığımızda asıl gerçek ortaya çıkıyor.
Ben rakamlar vermeye kalkarsan yazım uzayacak ve ekleyeceğim
makalelere gerek kalmayacak. Okuma zahmetinize değecektir, lütfen
okuyunuz…
“Yukarıdaki kırmızı başlığı tıklayınız ve sayfanın altındaki
Facebook bölümüne, Facebook kullanıcı adınızı ve şifrenizi girerek,
mesajınızı yazınız. Mesajınız hem sitemizde görülecek hem de
Facebook profilinizde…”
Battal abi(Yılmaz)’nin kızı Türkan’ın kaynı Hüseyin
Demir, Almanya’da bir trafik kazası geçirmiş. Bu kazadan sonra
Kızıldeli’ye bir kurban adamış. Vekâleten bu adak kurbanı,
Hüseyin Demir adına Satı abla kestirdi. Tanrı adağını kabul ve
makbul eylesin.
Hüseyin Demir’e bu kazadan dolayı geçmiş olsun der, bunun son
olmasını Tanrıdan dileriz.
Fethiye’nin Dünyaya Açılan Penceresi: www.aliseydi-sevim.com
ile Facebook’daki profilimiz arasında entegrasyon sağlanmıştır.
Kırmızı sayfadaki Haberlerimizin altında “Facebook” kutusu
vardır. Kendi Facebook şifrenizle, bu kutudaki ilgili yerleri
tıklayarak, Sitemizdeki bu bölüme mesajınızı yazabilirsiniz. Bu
mesaj hem bizim sitemizdeki haberin altında görülür, hem de
Facebook’taki profilinizde görülür.
Böylece hem kendi profilinize ve hem de sitemize yazmış
olursunuz. Mesajlarınız ve isminiz, bütün arama motorlarında (Google,
Yahoo, Bing…) görülür. Facebook kutusunu görebilmek için haberin“kırmızı
başlığını tıklayıp, haberin altına bakmalısınız.”
Bu gün, saat 09,00 ile 12,00 arası elektrikler kesikti Fethiye’de.
Bu kesinin sebebi, beldemize gelen ana elektrik şebekesi bağlantı
hattının değiştirilmesiydi. Eskide Mayroğun denilen Aşağı Tenci
civarındaki bir seksiyonelden geliyordu beldemize gelen elektrik
şebekesi. Bu şebekeye Yazıhan Muhacirden taa Tahtalı Dere evleri,
İri ağaç’a kadar olan bir çok köy bağlı idi. Sıklıkla elektrik
kesintisi oluşuyor ve tamiri ise uzun zaman alıyordu.
Şimdi ise Fethiye’nin girişinde bulunan yere yakın yerden geçen
Malatya Hekimhan yüksek gerilim hattından bu günkü çalışma ile
elektrik bağlantısı sağlandı Fethiyeye.
Fethiye de İlk Kürçe isim de kondu bir bebeğe. Ergün ile Hatice
İlhan üç ay önce dünyaya gelen bebeğine Rojin ismi koydu. “ROJİN”
yazacağım dedim Ergün’e Roza yaz diyor. İsmin dili konusunda
endişeleri var demek.
Not: Her iki haberle ilgili resimleri izlemek için yukarıda ki resmi
tıklayınız
Bu gün Halk Eğitim Merkezinin Beldemizde açtığı Dikiş Nakış
Kursu’nun bulunduğu binada, Yazıhan Halk Eğitim Merkezinden bir
yetkili, Sağlıklı Süt Semineri verdi.
Semir konuşmacısı hanım, sağlıklı sütün paketlenmiş süt
olduğunu, süt tüketimin hanımların gebelik döneminde, yaşlılık
dönemindeki yaralarını ve çocukların sağlıklı gelişmesi için
doğumdan başlayarak tüketilmesinin üzerinde durdu. Katılımcılar
birer form doldurdu ve sağlıklı süt ile ilgili afişler asıldı.
Not: Resimleri izlemek için yandaki resmi tıklayınız…
Sitemizin iki gündür kapalı olmasının sebebi, sitenin alanının
kiraladığımız firmanın sitemiz kullanıma kapatmasından
kaynaklanmıştır.
Gerekçe kiraladığımız alanı sanal bir depo olarak kullandığımız ve
You Tube videolarını sitemize eklememizdir. Gereksiz olan dosyaları
sildik. Youtube videolarını ise görüntü olarak koymayacağımıza ve
2010 yılı video görüntülerini ise link olarak verme konusunda
anlaştık.
24 Saatlik süre aldım. Bu süre içerisinde You Tube videolarının
video penceresini kapatacağın ve aynı videoları izlemek için video
loğosu
koyacağım. O logoyu tıkladığınızda You Tube sitesinde bulunan
videoya bağlanıp orada izleyeceksiniz. Kolay bir şey…