BARNER

 

2011 Yılı Ocak Ayı Haberleri  

 

 

 

Ana Sayfa Haberler Ana Sayfası        
Kırmız Site Ana Sayfa Haberler Ana Sayfası
      A.S.

 

Archive | Kasım 2011
 
 

Almanya Ober-Ramstadt Fethiyeliler Derneğinin Genel Kurulu yapıldı…

       27 Kasım 2011 tarihinde yapılan, Almanya Ober-Ramstadt Fethiyeliler Derneğinin Genel Kurulu yapıldı. Yapılan bu genel Kurulda: Necat Altun, Hasan Ceviker, Emrah Cer, Erdogan Bicakcioglu, Aydin Yilmaz, Merdan Şenol ve Piri Ilhan Derneğin Yönetim Kuruluna Seçildi.

      Yönetim kurulunun önceki üyelerine yaptıkları hizmetlerden dolayı teşekkür eder, yeni yönetimi kutlar çalışmalarında başarılar dileriz.

 

İstanbul fethiyeliler dernek başkanı yönetim kurulu adına Başkanımız Necati Altun ve yeni yönetim kurulunu kutlar çalışmalarında başarılar dileriz…

Yön.Krl.Bşk ahmet YILMAZ

 

Devlet Adına Özür Diliyorum: Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN…

Seyid Rıza ya da Pir Sey Rıza

Kılıçtaroğlu Özür Dilemedi – 2011
Devlet Adına Başbakan Özür diledi, Nazi katliamı için Almanya Federal Meclisi ve Başbakanı Merkel özür diledi; fakat Dersim’li, Alevi ve solcu olduğunu söyleyen CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğlu “özür dilemedi.”

Bu satırları görünce; Aleviyiz, solcuyuz ve sapına kadarda : CHP’liyiz derseniz, o zaman size, “ay sevsinler senin Aleviliğini ve solculuğunu,” demezler mi?

*                                                                *                                                       *

Seyit Rıza (Seyid Rıza ya da Pir Sey Rıza) (d. 1863, Lirtik köyü, Ovacık, Tunceli- ö. 18 Kasım 1937, Elazığ), Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde Dersim İsyanı’nın liderlerinden olduğu ileri sürülerek idam edilen Alevi-Zaza aşiret lideri. Dersimlilerin ve Alevilerin piri olarak bilinir. 1863′te Dersim’in, Ovacık ilçesine bağlı Lirtik köyünde Şeyh Hesenan (Şixhesenu) aşiretinin Yukarı Abbasan kolundan Seyit İbrahim’in çocuğu olarak doğmuştur.
Dersim 1937 olaylarındaki kanlı çatışmalardan sonra barış görüşmeleri yapmak üzere Erzincan’a çağrılmıştır, ancak bu görüşmeye giderken yolda 5 Eylül 1937′de (72 İsyancı ile birlikte) tutuklanmıştır. 5-13 Eylül 1937′de Elazığ’a (dönemin söylemi ile Elaziz) götürülüp askeri mahkemede yargılanarak, 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilmiştir.
Seyit Rıza’nın idamı İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarından şöyle aktarılmıştır:[1]
“ Seyit Rıza, sehpaları görünce durumu anladı. “Asacaksınız” dedi ve bana döndü: “Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin?” Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü. Savcı, namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk. “Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz” dedi… Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti. “Evlâdı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir” dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi… Seyit Rıza asılırken ileride oğlunun da sesi geliyordu: “Kulun kölen olam. Sığırtmacın olam. Gençliğime acıyın, öldürmeyin beni!”

Genelkurmay belgelerinde ‘fare gibi zehirlenenler’

Dersim Katliamı’nda yer alan İhsan Sabri Çağlayangil, ‘Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden. Bunları fare gibi zehirledi’ demişti. Genelkurmay belgeleri Çağlayangil’i doğruluyor: ‘Tahrip kalıpları atılmak suretiyle mağaralar tahrip edilerek içindekiler öldürülmüş, can havliyle dışarıya fırlayanlar da ateşle imha edilmiştir’

*                                                   *                                                        *

Devlet Adına Özür Dilerim - 2011

Devlet Adına Özür Dilerim -  Almanya Meclisi - Merkel -  2011

Devlet Adına Özür Dilerim - Almanya Meclisi - Merkel - 2011

Kılıçtaroğlu Özür Dilemedi - 2011

Kılıçtaroğlu Özür Dilemedi - 2011

Devlet Adına Özür Dilerim - Almanya Meclisi 2011

Devlet Adına Özür Dilerim - Almanya Meclisi 2011

Kılıçtaroğlu Özür Dilemedi - 2011

Kılıçtaroğlu Özür Dilemedi - 2011

CHP’de ne işi var?

Peki, Dersimli niye CHP’li oldu
yildirayo@yahoo.com
24.11.2011 

Herkes, nasıl olup da Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu, nasıl olup da Dersim katliamı dediği için Başbakan’a “Ermeni diasporası ağzıyla konuşuyor” demesine şaşıyor. Aslında sorulması gereken daha temel bir soru var: Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’de ne işi var?

Tamamını Okuyun…

 
 

Baba Malatya’ya Gidek! Seneye Oğlum..


Haber niye yazmıyorsun diye soruyorlar… Çünkü haber az. Köy tenhalaştı Almancıların gidişiyle. Münibüsler üç beş yolcu ile sefer yapıyorlar, Gelen yok giden yok.

Yani, Cem Evinde hazır yemek var desen; Allah sizi inandırsın, “yarısını dolduramazsın, büyüklü küçüklü.” Ali Yalçın ile Seydali dükkanlarını kapadılar. Akşam beşten sonra çarşı, terkedilmiş bir yer gibi, sessiz.

Tohum ekimleri çoktan bitti. Kışlıklar dolaplardan çıkarıldı. Sobalar kuruldu yakılıyor. Bu gün hava güneşli.

Dert aynı dert. Bakkal, fırın, kahvehane ve dolmuşçuların söylediği bir: “Kurtarmıyor, boşa koşturuyoruz.” Yani üç beş kapı hariç. karıncalar gibi yuvamıza çekildik. yazın çalışıp kazandığımızı, kışın tüketmekle meşgulüz.

Tembellikte var; fakat asıl mesele tembellik değil! Ne yapacağız dediğimizde, seçeneksizlikle karşılaşmamızdır daha çok. Bu coğrafi ve sisteme dair olan problemi aşabilmek  kişisel insiyatif göstermekle mümkün. Bu da herkesin gösterebileceği bir yetenek değil.

Ağaçlandırma çalışmaları devam etmekte. Bakanlığın dağlarda yaptığı ağaçlandırma çalışmaları daha çok meşe palamudu ve badem ekim şeklinde. Bir kamyon meşe palamudu yığmışlardı belediyenin yanına.

Belediyenin yaptığı ağaçlandırma çalışmalarında kullandığı fidanlar ise çam çınar ve akasya türlerinden oluşmakta.  Belediyenin ağaçlandırma alanı “Yazıhan Fethiye” arası yol kenarları. Bu güzergah “damla sulama sistemi ile sulanacak.” Yani bu gerçekleşirse ki gerçekleşecek başkanın planı bu,  fidanlar gerçekten kurumaz ve yetişir.

Yapraklar sarardı; fakat henüz dökülmeye başladı. Dökülmekte geç kaldı. Arguvan yol ayrımından aşağıdaki ağaçlar çoktan sardı ve dökülmekte yaprakları. Orası ile bizim burası arasında iki haftalık fark, gecikme var. Çiçeklerde, iki hafta kadar erken açıyor oralarda.

Bir kaç kelime ile memleketin hali bu. Videosunu koyduğum aşağıdaki gençte  Malatya için, köyü için yanıp tutuşmakta. Aradığınız şey, kuru kayısı çir ve bundan yapılan hoşaf sa, özleyebilirsin Fethiyeyi…

 

Bir adam, yazın ortasında kış ile kardeş olmuş…

Bir adam, yazın ortasında kış ile kardeş olmuş… Bir
birlerinden ayrılırlarken,

Adam:Kış kardeş, gelmeden bana haber ver ki, kış devliğimizi görelim, demiş.

Kış: Merak etme kardeş, haber
eder, söylerim
, demiş.

        Herkes un bulgur, tarhana, keş ve diğer
kurutmalıklarını yapıyor…

Adama soruyorlar: “Ne duruyorsun?” diye.

Adam şişinerek bi fiyaka ile her zaman ki cevabı
veriyor: 
“Ben Kış ile kardeş oldum, o gelmeden bana haber
verecek!”

Gün oluyor, yakacak; gün oluyor yiyecek, gün oluyor
herkes damlarını sıvatıp, kapsının bacasının bakımını yapıyor…

Her : “Ne duruyorsun?”
Diye sorduklarında,

Adam aynı cevabı veriyor üzerine basa basa: “Ben Kış ile kardeş oldum, o gelmeden bana haber
verecek!”

Bir gece herkes uykuda iken “Kış Kardeş” boran, kar
ile bastıryor…  Soğuk yatağından fırlayan  adam sabahleyin bir de ne görsün:

“Her taraf benbeyaz diz boyu karla kaplı.”  

Pencereden bacadan içeriye kar savrulmuş ve kapı açılmıyor “kürtük vurmuş.”

Adam biraz şaşkınlık biraz öfke ile Kış Kardeşe: “Böyle miydi senin kardeşliğin, beni ortada koydun?
Kavlimiz vardı haber verecek söyleyecektim!”
diyor.

Kış ise adama: “Bulut olup güneşi gölgeleyip tomuzun sıcağını soğuttum. Hissetmedin. Bütün
nebatları sarartıp soldurdum;  soğuk rüzgar oldum gazalleri önüme katıp
savurdum, yağmur oldum yağıp dereleri nehirleri doldurdum, görmedin. Şu yüce
dağa yağdım görmedin, bu dağa yağdım yine görmedin kardeş, ben haber verdim, ben
böyle söyledim; fakat sen duymadın, hissetmedin ve görmedin!..”
 demiş.

      Bu kıssayı anam(babaannem)den dinlemiştim. Onun
anlattığı bir iki cümlecik ti. Bense bu kıssayı biraz kurguladım ve bu hale
getirdim. Bu kıssayı yazmadan önce Google’ye sordum: Google’nin haberi yoktu.
Anamdan duyduğum bu kıssayı sizlerle beraber Google’ye de söylüyorum. Bu kıssa
bu vesile ile artık daha kalıcı ve unutulamaz hale geldi.

Bu kıssadan gelen kışın haberini vermek te mümkün,
insanın gönül gözünü açıp hayatı, okuyup okumamasına dair bir tasavvufi, felsefi
bir tefekküre doğruda yol alabiliriz.

Bir cümle ile ile hem kıssanın gerçek hem de mecazına
dair bir gönderme yapacak olursak: Mevsimlerin bir birini takip ettiğini ve
yazın ve kışın gelişini bu gün “kışa kardeş olmadan” görebilmek bilebilmek bilim
ve teknolojinin ulaştığı bu seviyede daha kolay.

Fakat hayatımızı mevsimine (çocukluk, gençlik,yaşlılık) göre yaşamak ve “kış kardeş” boran ile kar ile geldiğinde (Azrail:
vakit tamam deyip kapımız çaldığında), çocukluğumu, geçliğimi ve yaşlılığımızı
mevsiminde yaşamadım diye düşünen ve hisseden, içi ağzına kadar “keşke”lerle dolu insanların sayısı ezici
bir çoğunluğu oluşturmaya devam etmekte.

Daha az “keşkesiz” bir hayat dileğiyle.

a.s.

20.Kasım 2011 – Fethiye – Malatya.

 

Duyuru…

Web Sayfamızın “Kırmızı Sitemiz” kısmında bir sorun oluştu. “Mavi sitemiz” de bir sorun yok. Kırmızı Sayfamızı düzeltene kadar, “Kırmızı Sitemizin” bir kopyası olan bu siteden bizi izleyeceksiniz.

http://aliseydisevim.wordpress.com/

a.s

 
 
 

Asırlık Ağaçlarımız… Malatya – Fethiye

 

On binlerce dönüm alana fidan diktik… Yine on binlerce palamut, badem vb. fidan tohumları ekiyoruz. Bunlarla gururlandık ve umutlandık.

 

Dağlarda yapılan ilk parti ağaçlandırmanın “oldukça büyük “bir miktarı “kurudu.” Mevsimden dolayı. Yanişu an yeni dikilen bu fidanların “yüzde şu kadarının” bir asır sonraya kalacağına dair kimse öngörüde bulunamaz. Sonuç olarak, geleceğe dair olarak yapılan bütün işler gibi, dikilen fidanlar da bizler için “şimdilik bir ümit, ekimi ve dikimidir.”

 

Bir atasözü: “En son ümit ölür” der…  Dikilen on binlerce fidanın birkaç yüzünün “şimdilik” ayakta kaldığı bir iklimde, bu “asırlık ağaçların” kesilmesi ve budanması ümitlerimizin de “kesilip budanması ve can çekişmesine sebep oluyor.”

 

Fethiye de “kaç tane asırlık ağaç” kaldı? Belki bir düzine! Fethiyeliler muhtaç mı, bu bir düzine “asırlık ağacı” oduna çevirmeye? 

 

Kesilen ve budanan her bir asırlık ağaçla, sanki bir yanımız kesiliyor ve sızlıyor… Fakat çaresizce seyretmekten başka bir şey yapamıyoruz…

 

Yok mu sahi, bu asırlık ağaçları, “anıt ağaçlar” olarak korumanın ve yalnızca koruma ve şekil budaması yapmanın bir yolu?..

 

 

 

 

Malatya Beydağı Devlet Hastanesi – Malatya Dev.Hast.Müd. Abdullah YAKUT'a teşekkürler…

Malatya Dev.Hast.Müd. Abdullah YAKUT, “Hastane Neresidir…” başlıklı yazımıza ve dilekçemize cevap verdi!

Kaygımız şükür boşa çıktı ve İl S ağlık M üdürlügü çağımız insanına yakışır bir karar aldı ve bize bildirdi.

Benzer görünen iki kavram arasında ki karışıklık, gerçekleri ve kendimizi de karmakarışık alg ılama ve ifade etmemize sebep oluyor.

Ekonomik açıdan büyüme ile kalkınma… Uludağ Sözlüğe bakılırsa: “ ekonomik büyüme daha çok   gayri safi milli hasıla   ile ilgili bir kavramdır, ülkenin sayısal olarak bir önceki yıla göre ürettiği nihai malların toplam değerindeki değişiklikle ilgilenir; ancak kalkınma bu sayısal büyümeden çok, o ülkenin kültürel açıdan, eğitim, sağlık, beslenme gibi açılardan gelişmesine dikkat çeker,   insani gelişim endeksi   gibi yaş’ın, eğitim’in ve nüfus’un belirleyici olduğu endeksler belirler ve bu koşulları gerçekleştirmiş ülkeleri kalkınmış sayar.

İl Sağlık Müdürlülüğünün bahsettiği 640 yataklı hastane, ekonomik büyümeye, bir vatandaşın sorununa kayıtsız kalmayıp dorunun çözümüme dair verdiği yanıt ise kalkınmaya işarettir. Çünkü bu zihniyetteki değişimin dışa vurumudur.

İl Sağlık Müdrlüğünü yazımıza Dilekçe Kanununa Göre verdiği yanıt, bir insan olarak bizleri gururlandırdı ve geleceğe dair insan malzememiz konusunda umutlandırdı.

İl Sağlık Müdürlüğ yetkililerine teşekkür deriz. ​

 

Not: Yukarıdaki kutunun sağ alt köşesindeki kareyi tıklarsanız, sayfayı farklı bir percereden izleyebilirsiniz…
 
Abdullah YAKUT ayakut44@hotmail.com Kime: bana
 
ayrıntılar 12:58 (3 saat önce)
 
Merhaba;
Hastanemizde görmüş olduğunuz eksiklikleri idare olarak bize bildirdiğiniz için teşekkür ederiz.
Dilekçenizi inceledik. Hastanemizin taşınmazlarının 640 yataklı yeni bir hastane yapımı karşılığında TOKİ ye devretmiş bulunmaktayız. Bu nedenle fiziki mekanlarda değişiklik yapmamız istenmemekte ve bu konuda çok zorunlu olmadıkça değişiklik yapamıyoruz. Tekerlekli sandalye konusuna gelince Merkez binamızdaki acil servis için 20, Beydağı kampüs acil için 10, poliklinikler için 10 ve sağlık kurulu için de 10 tane tekerlekli sandalye takviyesi yapmış bulunmaktayız.Bilgilerinizi rica ederim. 03.11.2011

Abdullah YAKUT
Malatya Dev.Hast.Müd.

   
     

Tamamını Okuyun…

 

Ata'yı Saygı ve Özlemle anıyoruz..

Fethiye İlköğretim Okulunun 10 Kasım dolaysıyle düzenlediği Ata’yı anma töreni düzenledi. Şiirler okundu, Atatürk ile ilgili yurt ve dünya basınında çıkmış yazılardan alıntılar okundu.

Ata’yı ebediyete intikalinin 73. yılında saygıyla ve özlemle anıyoruz.

 

Lütfiye ablanın Kurbanı – Antalya…

Antalya’da yaşayan Lütfiye abla. Her yıl Kurban bayramında kurban kesip lokma yapmayı gelenek haline getirmiş. Bu geleneğini bu senede bozmadı ve kurbanını kesip, yaptığı lokmaya bütün köylüleri davet etti.
Tanrı Lütfiye ablanın kurbanını kabul ve makbul eylesin.

Dizinden ameliyat olan Cemile ablaya(Sevim) geçmiş olsun der, acil şifalar diler ve Antalya’daki bütün Fethiyelilere selam ve sevgilerimizi sunarız.

 

10 kasım 2011 – Malatya / Fethiye İlköğretim Okulu

10 kasım 2011 – Malatya / Fethiye İlköğretim Okulu

 

Malatya – Fethiye Beldesi – 2011

Malatya – Fethiye Beldesi – 2011

 

Merhume Hüsniye SEVİM'in Bayramı ve Kırkı…

Geçen ay kaybettiğimiz merhume Hüsniye SEVİM’in bayramı ve kırkıncı günü olması dolaysıyle ailesi bu gün Cem Evinde saat:12,00′da bir yemek verdi. Merhumeye Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

İmam izinliydi. Bizde müftümüze(İsmail İNCE) müracaat ettik, yemek duası için. İsmail de, bu teklifimize : “okurumda, gülünecek halimize değil, bana gülerler,” dedi… Bizde Şahin usta(Dede)dan rica ettik. Şahin usta bu görevi üstlendi. Şahin ustaya teşekkür eder, çektiğimiz bir kaç dakikalık videoyu ise ekleyeceğimizi arz ederiz..

 

 

Pınar ile Mustafa'nın Kınası -28.10.2011

Pınar ile Mustafa’nın Kınası -28.10.2011

 

DÜĞÜN

 

Bayram Haberleri… Malatya – Fethiye

  • Seyit Ahmet ÇAĞLAR’ın rahatsızlığının artması sonucu, Turgut Özal Tıp Merkezine götürüldü. Aldığımız haberlere göre, çocukları yanına gelecekmiş.

 

  • Mustafa ASLAN arkadaşımız bir rahatsızlığından dolay ı bir hafta hastanede yattı.

 

  • Hastalarımıza geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.

 

  • Fattik ablayı geçen hafta kaybettik. Merhumeye Tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. (Rahmetli Fattik abla, Telli teyzenin kızı, soyadı “Kaçmaz” olanların akrabasıdır.)

 

  • Geçen ay Kahraman PEKTAŞ’ın bir oğlu oldu. Adını dedesinin adı olan: “Bektaş” koydular. Bektaş’a ailesi ile geçireceği mutlu bir ömür dileriz.

 

  • Sonay ile Bülent (Eco) PEKTAŞ çiftinin(Almanya) bir erkek bebeği oldu. Adını Celal koymuşlar. Celal’a ailesi ile birlikte geçireceği mutlu bir ömür dileriz.

 

  • İlk olarak “Garip Mirto” isimli bir kitap çıkaran beldemizin yazar ve şairi Yusuf ASLAN, “Fethiye’nin Işıkları” adlı bir kitap çıkarmıştır.

 

  • Yusuf ağabeyi kutlar, çalışmalarında başarılar dileriz.

  • Kurban Bayramı sürecinde çektiğimiz resimleri, bir geleneği yansıtması bakımından sitemize ekledik. Bize gelen çok oldu; fakat bir dilediğimiz yerlere bu defa gidemedik. Bu süreçte yeni bir resim çekersek, bu ablime ekleyeceğiz. Büyük makine Belediyede kaldığından, bu defa farklı bir makine ile çektik resimleri. Netlik sorunu ondan kaynaklanabilir.

 

  • Bayram resimleri içerisinde görülen, Cebrail Sevim ile Aliseydi KARAOĞLAN resminin konusu ise ilginçti. Aliseydi abi, “paraya ihtiyacım yok; ama torunum “Ali İsmail” için çalışıyorum. Cebrail beni giderken Irak’a yada Umman’a götür. Biraz çalışır oradan da vururur Almanya’ya altlarım,” filan diyor. Konu bu idi.
 

ALi ÖZTÜRK(Ede Hüseyin’in oğlu) ve Bayram Mesajı…

HÜSEYiN ÖKSÜZ
06/11/2011, 10:50 am

TÜM iNSANLIK ALEMiNiN vede Özelikle bu siteyi ziyaret eden herkesin
MÜBAREK KURBAN BAYRAMINI KUTLARIZ:

HAYRiYE & HÜSEYiN ÖKSÜZ

Ali ÖZTÜRK
1 onaylanan
bulka_@hotmail.com
06.11.2011 / 11:42 am tarihinde gönderilmiş

Eşten dosttan ayrı kaldım burada,
Verin Fethiye’mi erem murada,
Bana derler neyin kaldı sılada,
Dostlar bayramınız mübarek olsun!

Acı olur gurbet elin dumanı,
Bize geldi ayrılığın zamanı,
İki sene bensiz yapın bayramı,
Baba bayramınız mübarek olsun!

Arefe gününde yakarlar kına,
Uzat ellerini öpeyim ana,
Bugün efkarlıyım dokunman bana,
Anne bayramınız mübarek olsun!

Yaz gelince çayır çimen sulanır,
Bir senede iki bayram dolanır,
Sizleri andıkça gözüm sulanır,
Bacım bayramınız mübarek olsun!

Yazma kardeş, yazma bu kadar yeter!
Sizlerin hayali gözümde tüter,
Bu ayrılık bana ölümden beter,
Dostlar bayramınız mübarek olsun!

ALi ÖZTÜRK(Ede Hüseyin’in oğlu)

 
 

Görgü Kuralları / Ali GÜNEY'e Teşekkürler

Bir yazımızda, görgü kurallarına dair araştırmalarımız olduğunu yazmıştık. Bu süreçte edindiğimiz bilgilerden aşağıdaki paragraf bir çok şeyi özetlemektedir.

“Genel görgü kurallarına uyma zorunluluğu yoktur. Yani hukuken suç sayılmaz. Genel geçer ahlak beni ilgilendirmez diyebilir, Nietzsche’ye hayranlık duyabilir ve güçlü olan haklıdır düsturuna bayılıyor olabilirsiniz. Ancak, toplum genel görgü kurallarına uymayanları cahil, bencil, kaba, saygısız ve saire sıfatlarla tanımlar ve kınar.
Görgü kurallarına uymak diğer insanlara saygı göstermektir ve onların duygularına önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir. Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri; terbiyeli, saygılı, nazik ve saire şeklinde nitelemek mümkündür.
Bu kurallar toplumdaki uygarlık düzeyinin de göstergesi olabilir. İnsanın bencil, kaba düşüncelerden sıyrılarak, başkalarına karşı davranışlarını bir düzene koyması, onun duyarlı ve nazik olmasını sağlar. Bu da insanların birbirleriyle olan ilişkilerini sağlıklı ve tutarlı olmasına neden olur.”

Aynı zamanda insanın bencil, narsist yapısını aşıp hem kendi özgünlüğünü muhafaza eden bir birey hemde mustakilliği ile toplum arasında kurulan bir bağ,  topluma, insana değen bir iletişimdir.

Özetle insana dair bir kavram ve iletişimdir…  Dışımızda kine, ben olmayana, ötekinin insani özüne hitap eden insani bir duruş, ötekindeki kendimizle olan bir iletişimdir ve insanın insana hitabının başka türlü bir ifadesidir de.

Bütün insanlara (doğrudan) ulaşabilmek elbetteki mümkün değildir; fakat hedefi böyle kor, böylesi bir yolculuğu esas alırsak, bu bütün insanlara da hitap etmek anlamına gelmez mi?

Kutsal emir: “sonunda bana döneceksiniz,” dir. Oysaki ahlak, görgü, terbiye ve saire kurallar insana, Hakk’a dairdir ve bunları dikkate almak insana, evrensel olana ve Hakk’a her dem dönüş değil midir?

Tabii ki, bize düşen bize yakışanı yapmaktır… Bir çok değerli insan gibi Ali abi de insana, kendine yakışanı yaptı; bizde bilmukabele teşekkür etme borcumuzu bu yazımızla arz ettik…

Kusur ettikse affola.

 

a.s.

04 Kasım 2011

 

 

Çeşitli Haberler… Malatya / Fethiye

Dün hava sıcaktı. Bu dün serinledi ve sabahtan beri yağmur yağıyor… Soba yakma ihtiyacı duyuyor insan.

***

Hasan Güneş, Malatya’daki evinde ayağı kaymış ve düşmüş. Bir hafta kadar yatmış. Şimdi iyi imiş.

Geçen gün, birahanelerin bulunduğu Cezmi Kartay’da bir birahane sahibi ve yanındaki kişiler kursunlanmış ve bir kişi ölmüş.

Üç gün önce Cengiz KAÇAR arabası ile kaza yapmış. Yanındaki arkadaşı ölmüş. Cengiz ise hafif denilebilecek yaralarla bu kazadan sağ salim kurtulmuş. Akşam aradım ve görüştüm. Sesi de iyi geliyordu, kendiside ciddi bir yaralanmanın olmadığını söyledi.

Hasan amcaya ve Cengiz KAÇAR’a geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.

***

İki gündür Aysel, Medine ve Sultan abla’nın inekleri kayıp.  Aysel abla, danası ile birlikte gitti diyor. “Geze geze dengeser oldum.”  ”Yağmurda ıslandım, bu günlük bu kadar,” diyor.

Şimdi burada tartışılan konu ve sorulan soru şu. Şeytanın kulağına kurşun… Farzedelim ki bu inekler çalındı ve kurban olarak satıldı. Satın alanın bu kurbanın hırsızlık olduğunu bilmeden “Bismillah, ya Allah,” diye kestiğini düşünürsek, bu kurban tanrı tarafından kabul ve makbul sayılır mı?

Kurbanın hırsızlık olması, kesileni kurban olmaktan çıkarır ve murdar yapar. Fakat satın alan bilmeden helal parası ile bu kurbanı almışsa, bu kurbanın helal ve makbul olması gerekir…

Cevap bulunamayan soru ise helal ile haramın bir birine karışmış olması durumunda ortaya çıkmıştır.

***

Hüseyin KOÇ’un arabalarına eski eski dediler. Binmekte imtina ettiler. Hüseyin abi de iki minibüsünü satıp, ikisinin parasının üstüne de biraz borçlanarak 2007 model bir Mercedes minibüs aldı.

Gel görkü Hüseyin abi, eski araba kullana kullana yeni bir arabayı kullanmakta zorlanıyor. “Aliseydi, bir sürü düğme koymuşlar hangisine basacağımı şaşıyorum,” diyor. Bir defasında, durunca aşağıya indi. Kapıyı açacak düğmeye basmamış. İçerde kaldık ve çağırdık. Gülerek geldi, düğmeye bastı. “Baba, bir sürü düğme koymuşlar,” dedi.

Araba yeni; fakat diğer eski arabalar yine Hüseyin abiyi solluyorlar… Yeni arabayla, eski arabanın suratını bir türlü aşamıyor. Hüseyin ağabeynin bunca gayretine rağmen, Almancılar da gidince, üç beş yolcu kaldı… “Böğütte böyle oldu,” diyor Hüseyin abi.

Bunun üzerine Muharrem de gidip borca bir araba almış. Muharrem diyor ki: “hiç para vermeden bunu bana nasıl verdiler?” Hüseyin abi de: “Hüseyin Koç’un oğluyum dedi isen yeter, onlar benim mitilimi satıp bu borcu ödeyeceğimi biliyorlar,” deyip, övünerek gülüyor.

Hüseyin ağabeynin arabası hayırlı olsun.

***

Hüsniye SEVİM’in kırkı ile bayramı arasında zaman farkı olmadığından, Bayram yemeği ve kırkı niyeti ile verilecek olan yemek Bayramın son günü olan 09 Kasım Carşamba günü olacaktır.

 

Elif ile Okan Evleniyorlar…

Elif ile Okan Evleniyorlar...

Elif ile Okan, 12 Kasım 2011 tarihi, Cumartesi Günü, Saat:10:00’da Deniz Düğün Salonu İstanbul’da yapılacak olan bir düğünle hayatlarını birleştirecekler.

Çiftlere Ömür boyu Mutluluklar dileriz.

Not: Damatın anne ve babası Yukarı Tenci Mahallemizden Ayşeren ile Hasan AKKAYA, Kayacılar sülalesindendir.

 

DUYURU

Almanya / Ober-Ramstadt Fethiyeliler Derneği’nin 27.11.2011 Tarihi, Pazar Günü, (Almanya Saati ile) Saat: 14,00’da Genel Kurul Toplantısı yapılacaktır.

Derneğimizin bütün üyelerinin toplantıya iştirak etmeleri hususu önemle rica olunur.

Avades ALTUN

Yönetim Kurulu Adına
Dernek Başkanı

Not: Dernek Sitemizin yöneticisi Güven ALTUN, işi dolaysı ile Çin’de olduğundan. Haberi, Duyuruyu Dernek Sitemize ekleyemedik.

(Bu duyuru, yeni haberler ile aşağıya kayacak olsa da, Bu ayın 20’sinden 27’sine kadar, yeni haberler eksek te: www.aliseydi-sevim.com un sabitlenmiş birinci haberi olarak orada muhafaza edilecek. Yeni 

 

 

Ana Sayfa
Haberler Ana Sayfası
 

Copyright (c) 2006-2011, Aliseydi Sevim