Dün akşam, komşumuz Hasan Koryürek Malatya / Gündüzbey’deki evine
bir kaç dost ve ahbabını davet etti. Bize teklif etti. Bizde gittik.
Bizi de bu çerçevede gördüğü ve evinde ağırladığı için Hasan abi,
eşi Gülay hanım ile Zeynep ablaya teşekkür ederiz.
Gündüzbey’de ki bu eve ev demek biraz hafif kalır, günümüz diliyle
villa, geçmişin diliyle konak, köşk vb. demek daha yakışır bir
sıfat. Aşçılığı üstlenen Salman, —abiye, Gülay ile Zeynep ablaya
hizmet ve bu misafirperleginden dolayı teşekkür ederiz.
Dün akşam, Mustafa ile Süheyla ASLAN’ın bir erkek bebeği dünyaya
geldi. Hoş geldin dünyaya Hüseyin Can… Hüseyin Can’a ailesi ile
birlikte mutlu bir hayat dileriz.
Not: Mustafa ASLAN, Nigar ile Vahap ASLAN’ın oğlu.
Geçen yıl başlanan Tamam ile Ali Güney’in evi, bu sene bitirildi ve
Ali abi, bir kurban keserek evine girdi. Ali abinin evinin içide
dışı gibi güzel. Fakat kendileri yanlızca mutfağın çekilmesinin
yeterli olduğunu söylediler.
Ali abinin burada olmayan çocuklarının görmesi için bu resimleri ve
videoları çektik ve sitemize ekledik. Evlerin görüntülenmesi bir
bakıma ise Fethiyedeki yapılaşmaya katkı sağlayabilir ve aynı
zamandada buradaki gelişim ve değişimin haberi olması bakımından
anlamlıdır.
Ali Güney',in Evi -Fethiye
Ali abi ile Tamam ablanın evlerinin içide, dışıda kendileri gibi
güzel, dileriz bütün insanlar için dilediğimiz gibi kendilerinin
kaderleride güzel olur ve evde hayırlı ve güzel günlerde ourmak
nasip olur.
Bazen böyle durumlar ile karşılaştığımızdan, özel olarak bir kimseyi
kast ederek değil, bunu vesile ederek genel bir zihinsel egzersizlik
yapmak için yazdım.
Dünkü düğünde çekim yapmakla yapmamak; sonradansa çektiklerimi
yayınlamamakla yayımlamak arasında kararsızlık yaşadım… Ben çekmesem
de, çeken vardı elbette! Fakat, verilecek kararın, atılacak adımın
kararını kim neye göre vermeli gibi sorulara cevap aradığımızda, bir
seri doğru olarak yanıtlanması gerekli önemli soru çıkıyor ortaya…
Damatın ailesinden biri(annesi değil), fazla ayrıntılı resim
çekmememi söylemiş. Fazlanın, yeterlinin, ayrıntının, özelin genelin
vb. ne olduğu meselesi ise görelidir… Yani kişiye göre başkadır.
Umuma açık bir yerde ise bir kişinin bırak kendisini yüzlerce kişi
hakkında karar mercii olarak kendini görmesi ise bir başka
garipliktir.
Bu talebin göreli, kendine göre bir ölçü, doğru olduğu aşikârdır…
Bu isteğin bilinen ahlaki, hukuki, felsefi vb. boyutu ise bu
kızımızın konusu dışında olmalı. Mesela, özel hayatı ihlal hem
ahlaki olarak günah, ayıp; hem de hukuki açıdan suçtur. Ötesi
kerameti kendinden menkul, kişisel bir karardır. Bu gibi bir durum
söz konusu değilse talep ve yanıtları tarafların nezaketine göre
şekillenir. Talep nezaketen karşılanır, çirkin çıkmış görüntülerde
silinir; bu ayrı bir şeydir.
Bir kişinin benim resmimi özel, tek olarak çekme, demesi
ilişkilerimiz açışından normaldir. Bu talepte nezaketen karşılanır.
Ama başkalarının resimleri ve kendisi 5,10 hatta onlarca kişinin
bulunduğu ortamda, diğerleri ile dahi beni çekme, az çek, ayrıntılı
çekme vb. demesi, diğerleri hakkında da kendisini karar mercii
görmesi anlamına gelmez mi? Bu hakkı bu kişiler kendinde nasıl
bulur, anlamakta güçlük çekiyorum… Yüzde değil neredeyse binde%
999’unun bir itirazı yok. Hatta bakanın bir daha dönüp bakmak
isteyeceği güzellikte turna gibi nice kızlar, kadınlar bana
resimlerini çekmem için işaret eder, böyle özel çekimler için
teşekkür ederler. Yaptığımız işin pozitif geri bildirimleri ise
oldukça yüksek.
Bir düğüne gelen, kaba bir deyimle düğün sahibinin emri, kontrolü
altına girmek için gelir ve girer mi yoksa düğün yapan aileyi bu
mutlu gününde yalnız bırakmamak, mutluluğunu paylaşmak, o güne neşe
ve güzel bir hava katmak, onu onure etmek için nezaketen özgür
iradesi ile gelir ve gider mi?
O komşular, dostlar, hısım akrabalar o gün için özel giyinip
kuşanmış, kokular sürünmüş, süslenip püslenip kamusal alana, toplum
içine çıkmış, o mutlu ve güzel günü daha bir anlamlı kılmaya
gelmişler ve ev sahibesi olan düğünü yapan ailenin bir üyesi onlar
hakkında karar veriyor, yaptığının bu konuklara kabalık ve
kendisinin görevinin onları memnun ve mutlu etmek olduğunu
bilmeden.. Çünkü diyor burada ben varım. Böyle dersen, sen varsan,
sen çıkıp oynayaydın, koru komşuya, hısım akrabaya, dosta düşmana ne
hacet vardı demezler mi? Derler her halde, mesela ben dedim!
Kendi kararımızı, bir zorbalık olmadığı sürece kendimiz verip, video
ve resimleri ekledik.
Düğünlerin çoğunda önceden prova ve kurgu
yapılmıyor… Antalya’da yeğenim Ümit’in düğününe
gittim, geçen yıl. Gelinle damat, düğünden önce
salona gidiyorlar ve salonu organize eden şahıs,
salona nereden, hangi hızla giriş yapılacağını,
videonun ve resim çekenin ne tarafta duracağını,
pasta kesiminde ve ilk danstaki pozisyonlar
hakkında prova yaptırıyor.
Burada ilk dansta ve nikâhta, gelinle
damatın etrafı hemen doluyor. Fotoğraf
makinesini, cep telefonunu alan etrafı
dolduruyor. Çocuklar hep sahnede. Ama asıl
fotoğraf ve video çekecekler uygun pozisyonu
bulamıyor. Sonuçta ortaya, istenilen
fotoğraflar çıkmıyor ve güzel bir dans ve
nikâh resmi çekilemiyor… O gençlerin bir
defa yaşadıkları bu sahne, heba oluyor. Hiç
değilse bu gibi durumlarda salon görevlisi
değilse de, düğün kâhyası denilen kişiler bu
çekimlerin güzel olması için sahnedeki
kalabalığı beş dakika biraz uzak tutması
daha iyi bir görüntü alımına imkan verir.
Çemberi genişletseler. Seher ile Taylan’ın
düğününde bu organizasyon vardı. Gelinle
damat yavaş yavaş yürüdüler, ve hep o
kişinin ve fotocuların gözlerine baktılar ve
ilk dansta çember genişti.
Nikâhta görev alan yetkililer, yüzükleri
takan ve kordelaleri kesen kişiler
fotoğrafçıya birkaç poz verip ondan sonra
yapsalar işlerini, bu da iyi olur. Dün
Alev’in nikâhında diğer tarafta ben resim
çekerken bir baktım ki yüzükler takılıyor.
Çekim pozisyonunun dikkate alan yok.
Birileri için bu pozisyonun önemi nedir
bilemeyiz; fakat o geçlere hayatlarında bir
kez yüzük takılıyor ve bu anın bir resimle
ölümsüzleştirilmesi oldukça önemlidir…
Kına yakmalarda da benzer sorun var. Gelinle
damatın etrafı onlara dokunulacak kadar
daraltılıyor. Bu çemberin içine girmek ve
iyi bir resim çekmek mümkün olmuyor. Tepeden
çekiyorsun oda bir şeye benzemiyor. Gelinin
evden kına elbisesi ile çıkarılıp, kına için
uygun bir müzikle beş dakika döndürülüp,
kına resminin rahat çekildiği bir düğüne her
halde hiç rastlayamadım. Aslında beş
dakikalık bir çekimden sonra herkes istediği
gibi oynayabilir ve o güzel anda, güzel
görüntülerle ölümsüzleştirilmiş olur. O
coşku iyi niyetle gerçekleştiriliyor olsada
gençlerin elinden bu fırsat alınmış oluyor.
31 Temmuz 2011 tarihinde yapılacak olan iki
düğüne de gitmek istiyorum. Her birinde
ikişer saat zaman geçirmek benim çekimlerim
için yeterli. Fakat birine gidemesek,
birinde kalırsak bu vasıtasızlık dolaysıyla
olacaktır…
Seher ile Taylan, Malatya Rüya Düğün Salonunda
Evlendiler… Çiftlere ömür boyu mutluluklar
dileriz. Bu düğün salonu, Malatya’da gördüğüm en
gösterişli düğün salonu idi. Henüz düğün
başlar, misafirler gelirken bir tanıtım videosu
çektim.
[fontself
font="_a9dd3dfc05191aecdfd060fb469d91bb7307752082173e7c840ea9af36bf053b"]Aysel
ile Veli Evleniyorlar… Çiftlere ömür boyu
mutluluklar dileriz.[/fontself]
Kızıldeli Cem Evinde, 15 Temmuz 2011 tarihinde
Birlik Cem’i yapıldı. Yapılan Cem’le ilgili
olarak ayrıntılı haberleri Hasan dedenin
vereceği bilgiler ile haber yazacağız.
Bu gün için beş adet video koyuyoruz, diğer
videoları müsait olursak pazartesi koyacağız ve
bir gün ise mümkün olursa bu videoları
birleştirip bir tek parça olarak ekleyeceğiz.
Festival videolarının 9 tanesi Facebook
profilimizde. Bir o kadarını da, elektriklerde
sorun olmazsa yarine kadar eklemiş olacağız.
Videoları eklerken, sanatçılara kendimize göre
değer biçip, sıralama yapmadık. Hepsine aynı
mesafedeyiz. Biz isterdik ki, binlerce km.
uzaktan gelen arkadaşlarımız, kendi
özgünlüklerini sergileyecekleri 4,5 türkü
söylesin ve ardından oyun havaları ile devam
etsinler. Bu önceden kararlaştırılsın ve
çekimler de buna göre yapılsın…
Mesela, Aziz’in kendi özgünlüğünü gösterecek
süresi olmadı. Uğur’dan ise bir kaç tane, amanı
yamanı bol olan türkü dinlemek hoş olurdu. İlk
dinledim; fakat Uğur’un sesi bu tarza uygun
geldi bana. Çalan da, söyleyen de, oynayanda,
dinleyende bizdik. On beşer dakikalık ekstra
zaman herkesi memnun edebilirdi.
7. Fethiye Kültür ve Sanat Festivaline
katılan gurup, sanatçı ve bu etkinliğe
maddi manevi katkısı olan herkese
teşekkür eder solistlerimize ve saz
sanatçılarımıza çalışmalarında başarılar
dileriz.
Dini ve milli bayramlar, inanca ve
ideolojiye dayalı etkinlikler olduğu
gibi gece ve festivallerde insanların
bir araya gelmesine ve kaynaşmasına, bir
şeyler için bir araya gelme ruhuna
vesile olmaktadır. (Alevilikte ki Cem,
İslamiyet’teki Cuma, Bayram vb.
Namazlarda ki hikmetlerin en başta
geleni bu olsa gerek.)
Bu Festivalimiz de, Almanya, Avusturya;
İstanbul, Malatya ve Fethiye’de bulunan
aynı toprağın insanlarının bir araya
gelemsine hoş ve hayırlı bir vesile
olmuştur.
Bu gün yorgunuz… Bu tatlı bir yorgunluk;
fakat mesai yapacak performansımız
oldukça düşük. Bu gibi etkinlikler
Cumartesi yapılası, Pazar günü istirahat
ve pazartesi çalışılması gibi. Bu gibi
rahatsızlığı minimize edebilir.
Benim omuzlarım ağrıyor – diğer
arkadaşlar benden daha çok iş yaptılar…
Yatmak istiyorum; fakat bu gün
Kızıldelide bir etkinlik daha var.
Omuzlardan bahsederken yaşanmış bir
kıssa geldi aklıma…
Bir gün rahmetli Mercan KARAKAŞ, Medine,
GÜNEŞ ile Alime ÇELİK, üçü birden
Yazıhan’a doktora giderler. Kliniğin
kapısı açılınca üçü birden içeri girer.
Doktor hayretle sorar Mercan ablaya:
“Şikayetin ne?” Mercan abla: “Valla
doktor beğ, sanki akşama kadar güneşe
bakmışım, bakmışım durmuşum gibi,
gözlerim öyle pul pul oluyor,” demiş.
Medine ablaya dönmüş enin şikayetin ne
demiş? Oda: “Vallahi doktor beğ, şu
bayram tepesini sanki sabahtan akşama
kadar çıkmışım, inmişim, çıkmışım
inmişim gibi dizlerim tutmuyor,”demiş.
Sen geç demiş Alime ablaya sormuş, oda:
“Doktor beğ, sanki akşama kadar ayakcaya
çıkmışım enmişim arıstak silmişim gibi
omuzlarım kollarım düşüyor,”demiş.
Doktorda bu anlatılanları garip
karşılamış ve kapıyı işaret ederek üçüne
birden: “Dışarı” demiş.
İşte, benim yorgunluğumda böyle bir şey.
İnşallah bu yazıdan sonra bir doktorda
bana “dışarıyı” göstermez!
Vidolar önce You Tube, sonra Facebook
profilimiz ile sitemizde görülecektir.
Elektriklerde sorun olmazsa günde 6,7
video eklemiş olacağız. Resimleri
izlemek için yukarıdaki resmitıklayınız.
[fontself
font="_2d64482d31d9071fb828e72580454edc897f0d0cc4ec9c157df21025111f7f46"][fontself
font="_370ce358d947cb119d2e03f0f46715cf3c1170b322013885b885ed62b51afe40"]7.
Fethiye Kültür ve Sanat Festivali, 14
Temmuz 2011 tarihi akşamı Belediyemizin
Parkında yapılacak.[/fontself] İlgili
resim ve videoları yarin sitemizde
görebilirsiniz.
Festivale Katılanlara verilecek yemek
için kurban verenlrin isimleri aşağıya
çıkarılmıştır.
Battal YILMAZ
Yusuf PEKTAŞ
Mustafa PEKTAŞ
Mehmet AKDOĞAN
İbrahim ÇAĞLAR
Yarin akşam ise Kızıldelide Birlik Cem’i
yapılacak.
Festival resimlerinin tamamını yarın;
fakat videoların bir kısmı yarin ve geri
kalanı ise takip eden günlerde
eklenecektir. Videoların gecikmesi ise
elektrik ve internet sisteminin sağlıklı
işleyip işlemesi ile ilgili olarak zaman
almaktadır. İnternet opload hzı oldukça
düşük. İlaveten günde 7,8 defa
elektrikler gel git yapıyor. 1 GB’lık
video Youtube’ye yaklaşık 5 saatte
yükleniyor. Bir videonun %90′ının
yüklendiği anda 5,10 saniyelik elektriin
gel git yapması, bağlantının kopmasına
ve yeni baştan yüklemenin başlamasına
sebep oluyor. Yani bir videonun
arkasındaki emek bu kadar zordur.
Videoları daha kısa sürede yüklemek için
sıkıştırma proğramlarında çevirince de
görüntünün netliği, kalitesi düşüyor.
Videolardaki gecikmeler bundan ibaret.
Not: Yukarıdaki Facebook’un ikonundan
SHARE ne işe yarar? Bu ikonu tıklayarak
ilgili haberi kendi Facebook
profilinizde paylaşabilirsiniz,
demektir.
10 Temmuz 2010 tarihinde, Oya ile Hasan
AKKAYA ve Elif İle Aliekber Akkaya
Kızıldeli de iki kurban kestiler ve
lokma yapıtılar. Kurbanın bir Oya ile
Hasan AKKAYA’nın oğulları Haydar için
kestikleri adak kurbanı, diğeri ise Elif
ile Aliekber AKKAYA’nın rahmetli Fatma
bacının mezarının yapılması dolaysıyla
kesilen kurbandı. Tanrı adaklarını ve
dileklerini kabul etsin.