BAŞLANGIÇ
Herkesin insan haysiyetinden kaynaklanan evrensel hak ve hürriyetlere sahip
olduğu inancıyla hareket eden, her türlü ayrımcılığı reddeden, farklılıklarımızı
kültürel zenginliğimizin kaynağı olarak gören bir eşitlik anlayışına sahip biz
Türk Milleti; insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik ve lâik
Cumhuriyetin kurum ve kurallarını düzenleyen bu Anayasayı, egemen irademizin ve
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemâl Atatürk’ün çağdaş uygarlık hedefi ile
ebedî barış idealine olan bağlılığımızın ifadesi olarak kabul ve teyid ederiz.
BİRİNCİ KISIM
Genel Esaslar
Devletin şekli
Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
Cumhuriyetin nitelikleri
Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına dayanan, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
Madde 3- (1) Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
(2) Resmî dili Türkçedir.
(3) Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
(4) Millî marşı “İstiklâl Marşı”dır.
(5) Başkenti Ankara’dır.
Devletin temel amaç ve görevleri
Madde 4- Devletin temel amaç ve görevi, insan haysiyetini korumak, kişilerin hak
ve hürriyetlerini kullanmalarının önündeki bütün engelleri kaldırmak ve halkın
huzur, güvenlik ve refahını sağlamak suretiyle insanın maddî ve manevî
varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaktır.
Egemenlik
Madde 5- (1) Egemenlik kayıtsız ve şartsız Milletindir.
(2) Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yasama,
yürütme ve yargı organları eliyle kullanır.
(3) Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa
bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet
yetkisi kullanamaz.
(4) Milletlerarası ve milletlerüstü kuruluşlara üyelikten kaynaklanan
sınırlamalar saklıdır.
Yasama yetkisi
Madde 6- Yasama yetkisi, Türk Milleti adına, Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.
Bu yetki devredilemez. Kanun hükmünde kararnamelere ilişkin hükümler saklıdır.
Yürütme yetkisi ve görevi
Madde 7- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından,
Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
Yargı yetkisi ve görevi
Madde 8- Yargı yetkisi ve görevi, Türk Milleti adına, bağımsız ve tarafsız
mahkemelerce kullanılır ve yerine getirilir.
Eşitlik
Madde 9- (1) Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç,
din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(2) Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
(3) Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunmayı
gerektiren kesimler için alınan tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak
yorumlanamaz.
(4) Devlet organları ve idare makamları, bütün eylem ve işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.
Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
Madde 10- (1) Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare
makamlarını ve diğer kuruluşları ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
(2) Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
İKİNCİ KISIM
Temel Haklar ve Hürriyetler
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Temel hak ve hürriyetlerin niteliği
Madde 11- Herkes, insan haysiyetinden kaynaklanan, kişiliğine bağlı, dokunulmaz,
devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
Madde 12- (1) Temel hak ve hürriyetler, sadece Anayasanın ilgili maddelerinde
belirtilen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,
Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve
ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Kanun, temel hak ve hürriyetlerin özüne
dokunamaz.
(2) Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun
olarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması
Alternatif 1
Madde 13- Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla
tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesine veya Anayasada belirtilenden
daha geniş şekilde sınırlandırılmasına imkân verecek şekilde yorumlanamaz.
Alternatif 2
Madde 13- (1) Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin
ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya ve insan haklarına dayanan
demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik eylemler biçiminde
kullanılamaz.
(2) Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan
temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesine veya Anayasada belirtilenden daha
geniş şekilde sınırlandırılmasına imkân verecek şekilde yorumlanamaz.
Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması
Madde 14- (1) Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde,
milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, temel hak
ve hürriyetlerin kullanılması, durumun gerektirdiği ölçüde sınırlandırılabilir
veya durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı
tedbirler alınabilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen durumlarda dahi, savaş hukukuna uygun fiiller
sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî
varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse dinî inançlarını, vicdanî kanaatlerini
ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve
cezalara ilişkin hükümler geçmişe yürütülemez; suçluluğu kesinleşmiş mahkeme
kararı ile sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Kişinin Hakları ve Hürriyetleri
Yaşama hakkı
Madde 15- (1) Herkes yaşama hakkına sahiptir.
(2) Meşru müdafaa, yakalama veya tutuklama kararlarının yerine getirilmesi,
tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, ayaklanma veya isyanın
bastırılması hallerinde silâh kullanmanın kanunen zorunluluk haline gelmesi
sonucunda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.
İşkence ve kötü muamele yasağı
Madde 16- (1) Kimseye işkence ve kötü muamele yapılamaz. Kimse insan
haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
(2) Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut
bütünlüğüne dokunulamaz; kimse rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi
tutulamaz.
Zorla çalıştırma yasağı
Madde 17- (1) Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
(2) Şekil ve şartları kanunla düzenlenen tutukluluk veya hükümlülük süreleri
içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler;
ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi
niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.
Kişi hürriyeti ve güvenliği
Madde 18- (1) Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
(2) Kişi hürriyeti, aşağıdaki durumlarda, kanunun öngördüğü esas ve usullere
göre sınırlanabilir:
a) Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik
tedbirlerinin yerine getirilmesi;
b) Mahkeme kararının veya kanunda öngörülen yükümlülüğün yerine getirilmesi;
c) Küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için
verilen kararın yerine getirilmesi;
ç) Toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu madde veya âlkol
tutkunu, serseri veya hastalık yayabilecek kişinin bir müessesede tedavi, eğitim
veya ıslahı için alınan tedbirlerin yerine getirilmesi;
d) Usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren kişinin ya da
hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen kişinin sınır dışı
edilmesi.
(3) Yakalama ve tutuklama hâkim kararı ile olur. Tutuklama kararı, suçluluğu
hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler hakkında ancak kaçmalarını, delillerin
yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek amacıyla verilebilir. Hâkim kararı
olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde, suçluluğu hakkında kuvvetli belirtiler bulunan kişiyi mahkeme önüne
çıkarmak amacıyla veya ikinci fıkranın (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen
kişilerle ilgili olarak önleme amaçlı yapılabilir.
(4) Yakalama ve tutuklamanın usul ve esasları kanunla düzenlenir.
(5) Yakalanan veya tutuklanan kişiye, yakalama veya tutuklama sebepleri ve
hakkındaki iddialar herhalde yazılı, bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü
olarak derhâl; toplu suçlarda ise en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar
bildirilir. Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı yakınlarına derhâl bildirilir.
(6) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye
gönderilmesi için gerekli süre hariç, en geç kırk sekiz saat, toplu olarak
işlenen suçlarda ise en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu
süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden mahrum
bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde
uzatılabilir.
(7) Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya
kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest
bırakılma, ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasına veya hükmün
infazını sağlamak için bir güvenceye veya başka yükümlülüklerin yerine
getirilmesine bağlanabilir.
(8) Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu
hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen
serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma
hakkına sahiptir. Yargı merci kararını vermeden önce hürriyeti kısıtlanan kişiyi
dinler.
(9) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar,
tazminat hukukunun genel prensiplerine göre Devletçe ödenir.
Özel hayatın ve aile hayatının gizliliği ve korunması
Madde 19- (1) Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
(2) Millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya
başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması veya suç işlenmesinin önlenmesi
sebepleriyle usulüne uygun olarak verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu
sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili
kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kâğıtları ve
eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat
içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren
kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde el koyma kendiliğinden kalkar.
Kişisel bilgilerin korunması
Madde 20- (1) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel bilgi ve verilerin korunması
hakkına sahiptir.
(2) Bu bilgiler, ancak kişinin açık rızasına veya kanunla öngörülen meşru bir
sebebe dayalı olarak kullanılabilir. Herkes, kendisi hakkında toplanmış olan
veya kayıtlarda yer alan bilgilere erişme, bunlarda düzeltme yaptırma ve bu
bilgilerin amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkına
sahiptir.
Konut dokunulmazlığı
Madde 21- (1) Kimsenin konutuna dokunulamaz.
(2) Millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya
başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması veya suç işlenmesinin önlenmesi
sebepleriyle usulüne uygun olarak verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu
sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili
kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin konutuna girilemez, arama
yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat
içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren
kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde el koyma kendiliğinden kalkar.
Haberleşme hürriyeti
Madde 22- (1) Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği
esastır.
(2) Millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya
başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması veya suç işlenmesinin önlenmesi
sebepleriyle usulüne uygun olarak verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu
sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili
kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, haberleşme engellenemez ve
gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli
hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi
halde karar kendiliğinden kalkar.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti
Madde 23- (1) Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
(2) Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi
gerçekleştirmek, kamu mallarını korumak; seyahat hürriyeti ise suç soruşturma
veya kovuşturması sebebiyle, genel sağlığı korumak yahut suç işlenmesini önlemek
amaçlarıyla sınırlanabilir.
(3) Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından mahrum bırakılamaz.
(4) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da suç
soruşturması veya kovuşturması sebepleriyle sınırlanabilir.
Din ve inanç hürriyeti
Madde 24- (1) Herkes din ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hak, tek başına veya
topluca, alenen veya özel olarak ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak
suretiyle dinini veya inancını açıklama ve bunları değiştirebilme hürriyetini de
içerir.
(2) Kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve düşüncelerini
açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve bunları
değiştirmekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tâbi
tutulamaz.
(3) İbadet ve dinî ayin ve törenler, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel
ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amaçlarıyla
sınırlanabilir.
Alternatif 1
(4) Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim
ve öğretimin ana ve babanın dinî ve felsefî inançlarına göre yapılmasını isteme
hakkına riayet eder. Din eğitim ve öğretimi, kişinin kendisinin, küçüklerin ise
kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır. Devlet bu taleplerin gereğini yerine
getirmekle yükümlüdür.
Alternatif 2
(4) Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim
ve öğretimin ana ve babanın dinî ve felsefî inançlarına göre yapılmasını isteme
hakkına riayet eder. Din kültürü ve ahlâk öğretimi, ilk ve ortaöğretim
kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bu dersten muafiyet,
kişinin kendisinin, küçüklerin ise kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
Alternatif 1
(5) Din ve inanç hürriyeti, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel
düzenini din kurallarına dayandırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz.
Alternatif 2
(5) Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen
de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya şahsî çıkar yahut nüfuz
sağlama amacıyla, her ne suretle olursa olsun dinî veya din duygularını yahut
dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
Alternatif 3
(5) Din ve inanç hürriyeti, anayasal düzeni din kurallarına dayandırmaya yönelik
eylemler biçiminde kullanılamaz.
Düşünce, vicdan ve kanaat hürriyeti
Madde 25- (1) Herkes düşünce, vicdan ve kanaat hürriyetine sahiptir.
(2) Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce, vicdan ve kanaatlerini
açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
İfade hürriyeti
Madde 26- (1) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka
yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hürriyetine sahiptir. Bu
hürriyet, resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir alma ya da
verme serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya
benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(2) Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu
alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
(3) Bu hak ve hürriyetlerin kullanılması; millî güvenliğin, kamu düzeninin,
genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya
aile hayatının korunması, suçların önlenmesi, devlet sırrı olarak usûlünce
belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının
sağlanması, savaş kışkırtıcılığının engellenmesi, her türlü ayrımcılık,
düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun önlenmesi amaçlarıyla
sınırlanabilir.
Basın ve yayın hürriyeti
Madde 27- (1) Basın hürdür, sansür edilemez.
(2) Basın hürriyeti 26 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen sebeplerle
sınırlanabilir.
(3) Yargılamanın amacına uygun olarak yerine getirilmesi için kanunla
belirtilecek sınırlar içinde hâkim tarafından verilen kararlar saklı kalmak
üzere, olaylar hakkında yayın yasağı konulamaz.
(4) Süreli veya süresiz yayın yapmak ve bu amaçla basımevi kurmak, önceden izin
alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
(5) Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri
ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya
işletilmekten alıkonulamaz. Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya
kovuşturması sebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
(6) Süreli yayınların çıkarılması, yayın şartları, malî kaynakları ve
gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanunla haber,
düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayınlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı
şartlar konulamaz.
(7) Süreli ve süresiz yayınlar hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde ise kanunun yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma
kararı veren yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili
hâkime bildirir. Hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa,
toplatma kararı hükümsüz sayılır. Süreli yayınların durdurulması da aynı
hükümlere tâbidir; ancak bu yayınların kapatılması sadece mahkeme kararıyla
mümkündür. Toplatma, durdurma ve kapatmaya ilişkin şartlar ile usul ve esaslar
kanunla düzenlenir.
(8) Masumiyet karinesinin ihlâline yönelik yayın yapılamaz.
(9) Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişinin haysiyet ve şerefine dokunulması veya
kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır.
Düzeltme ve cevap yayınlanmazsa, yayınlanmasının gerekip gerekmediğine, hâkim
tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde karar
verilir.
(10) Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek, kanunla düzenlenecek
şartlar çerçevesinde serbesttir.
(11) Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan radyo ve televizyon kurumu ile
kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının ve radyo ve televizyon
yayınlarını denetleyen kurumun özerkliği ve tarafsızlığı esastır.
Mülkiyet ve miras hakkı
Madde 28- (1) Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
(2) Bu haklar, kamu yararı sebebiyle sınırlanabilir.
Çalışma, teşebbüs ve sözleşme hürriyeti
Madde 29- (1) Herkes, dilediği alanda çalışma, teşebbüs ve sözleşme
hürriyetlerine sahiptir.
(2) Çalışma, teşebbüs ve sözleşme hürriyetleri, millî güvenliğin, genel
sağlığın, genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması
amaçlarıyla sınırlanabilir.
Dernek kurma hürriyeti
Madde 30- (1) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma, bunlara üye olma ve
üyelikten ayrılma hürriyetine sahiptir.
(2) Dernek kurma hürriyeti millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın,
genel ahlâkın, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması veya suç
işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(3) Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya
faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, gecikmesinde sakınca varsa millî güvenliğin,
kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın
gerektirdiği hallerde, kanunla yetkili kılınan merci, derneği faaliyetten men
edebilir. Bu merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına
sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar
kendiliğinden yürürlükten kalkar.
(4) Birinci fıkra hükmü, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve genel kolluk mensuplarına,
hâkim ve savcılar ile bu meslekten sayılanlara ve görevlerinin gerektirdiği
ölçüde diğer kamu hizmeti görevlilerine sınırlamalar getirilmesine engel
değildir.
(5) Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
Toplantı, gösteri ve yürüyüş düzenleme hürriyeti
Madde 31- (1) Herkes, önceden izin almadan, silâhsız ve saldırısız toplantı,
gösteri ve yürüyüş düzenleme hürriyetine sahiptir.
(2) Toplantı, gösteri ve yürüyüş hürriyeti, millî güvenliğin, kamu düzeninin,
genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması
veya suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı
Madde 32- (1) Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle, yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma
hakkına sahiptir.
(2) Hiç kimse, tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarılamaz ve bir kimseyi
tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine
sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
(3) Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
(4) Davalar, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından makul
bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve alenî olarak görülür. Ancak, millî
güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlâkın, küçüklerin korunmasının veya davaya
taraf olanların özel hayatlarının gizliliğinin gerektirdiği veya davanın alenî
olarak görülmesinin yargılamanın selâmetine zarar verebileceği özel durumlarda,
mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar tamamen veya kısmen basına ve
dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.
(5) Küçüklerin yargılanması hakkında özel hükümler konulabilir.
(6) Her sanık aşağıda belirtilen haklara sahiptir:
a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebi hakkında en kısa zamanda,
anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak bilgilendirilmek,
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak,
c) Kendisini bizzat veya tayin edeceği bir müdafiin yardımından yararlanarak
savunmak; müdafi tayini için gereken malî imkânlardan mahrum bulunuyor ve
yargılamanın selâmeti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir müdafiin
yardımından bedelsiz yararlanabilmek,
ç) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da
iddia tanıklarıyla aynı şartlar altında dinlenmesini istemek,
d) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir
tercümanın yardımından bedelsiz yararlanmak.
(7) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
(8) Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak
kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı
bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği
zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da
birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu
sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda
bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine
getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide
uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla
istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç
olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.
İspat hakkı
Madde 34- Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı, bu görev ve hizmetin
yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret
davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışındaki
hallerde, ispat talebinin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup
olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı
olmasına bağlıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Siyasî Haklar ve Ödevler
Vatandaşlık
Madde 35-
Alternatif 1
(1) Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşıdır.
Alternatif 2
(1) Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese, din ve ırk
farkı gözetilmeksizin Türk denir.
Alternatif 3
(1) Vatandaşlık temel bir haktır. Kanunun öngördüğü esaslara uygun olarak bu
statüyü kazanan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.
(2) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı babanın veya ananın çocuğu Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşıdır.
(3) Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda
belirtilen hallerde kaybedilir.
(4) Hiçbir vatandaş, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça
vatandaşlıktan çıkarılamaz.
Seçme, seçilme ve siyasî faaliyette bulunma hakları
Madde 36- (1) Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme,
seçilme ve siyasî faaliyette bulunma haklarına sahiptir.
(2) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık
sayım ve döküm esaslarına göre, yargı organının yönetim ve denetimi altında
yapılır. Yurt dışında bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oy hakkını
kullanabilmelerini sağlayacak esaslar kanunla belirlenir.
(3) Onsekiz yaşını dolduran her vatandaş seçme ve halkoylamasına katılma hakkına
sahiptir.
(4) Silâh altında bulunan er ve erbaşlar ile askerî öğrenciler ve taksirli
suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy
kullanamazlar.
(5) Seçim kanunlarında seçim sistemine ilişkin olarak yapılan değişiklikler,
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde
uygulanmaz.
Siyasî parti kurma hürriyeti
Madde 37- (1) Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez
unsurlarıdır.
(2) Vatandaşlar, önceden izin almaksızın, siyasî parti kurma ve partilere üye
olma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için onsekiz yaşını doldurmuş olmak
gerekir.
(3) Hâkim ve savcılar, bu meslekten sayılanlar, kamu kurum ve kuruluşlarının
memur ve sözleşmeli personel statüsündeki görevlileri, Türk Silâhlı Kuvvetleri
mensupları ve ilk ve ortaöğretim öğrencileri siyasî partilere üye olamazlar.
(4) Yükseköğretim elemanlarının ve öğrencilerinin siyasî partilere üye
olmalarına dair esaslar kanunla düzenlenir.
(5) Devlet, siyasî partilere, yeterli düzeyde ve hakça malî yardım yapar.
Partilere yapılacak yardımın, partilerin alacakları üye aidatının ve bağışların
tâbi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.
Siyasî partilerin uyacakları esaslar
Madde 38- (1) Siyasî partilerin tüzük ve programları ile fiilleri, insan
haklarına, Devletin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğüne, demokrasiye,
cumhuriyete ve lâikliğe aykırı olamaz.
(2) Partiler yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan ve Türk
tâbiyetinde olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddî yardım alamazlar.
(3) Siyasî partiler ticarî faaliyette bulunamazlar.
(4) Bir siyasî partinin tüzüğünün veya programının birinci fıkra hükümlerine
aykırı görülmesi halinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının talebi üzerine,
Anayasa Mahkemesince partiye ihtarda bulunulur. İhtarı izleyen iki ay içinde
aykırılık giderilmediği takdirde, ilgili parti hakkında dava açılır.
(5) Bir siyasî partiye birinci fıkra hükümlerine aykırı fiillerinden ötürü
yaptırım uygulanmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak
haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir.
Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun, sürekli ve
ciddî tehlike oluşturacak bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük
kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye
Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca
benimsendiği yahut bu fiiller aynı şekilde doğrudan doğruya anılan parti
organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı
haline gelmiş sayılır.
(6) Anayasa Mahkemesi, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine aykırılık nedeniyle
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan davalarda, dava konusu
fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya
tamamen mahrum bırakılmasına ya da kapatılmasına karar verebilir.
Alternatif 1
(7) Bir siyasî partinin kapatılmasına beyan veya fiilleriyle sebep olan
kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin kapatmaya ilişkin kesin kararının
Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayınlanmasından sonraki ilk milletvekilliği
veya mahallî idareler seçimlerinde aday olamazlar.
Alternatif 2
(7) Bu fıkranın tamamen çıkarılması.
(8) Siyasî partilerin malî denetimi Sayıştay tarafından yapılır.
(9) Siyasî partilerin kuruluş ve çalışmaları, hukukî ve malî denetimleri ile
adayların seçim harcamaları demokratik esaslara uygun olarak kanunla düzenlenir.
Kamu hizmetlerine girme hakkı
Madde 39- (1) Her vatandaş, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.
(2) Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım
gözetilemez.
(3) Yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere, kamu hizmetinde görev
alanların mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri
kanunla düzenlenir.
Vatan hizmeti
Madde 40- Vatan hizmeti, her vatandaşın hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Türk
Silâhlı Kuvvetlerinde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya
getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.
Vergi ödevi
Madde 41- (1) Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre vergi
ödemekle yükümlüdür.
(2) Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal
amacıdır.
(3) Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur,
değiştirilir veya kaldırılır.
(4) Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve
indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve
aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna; mahallî
idareler tarafından tarh, tahakkuk ve tahsil edilenler için ise ilgili mahallî
idarenin seçimle oluşan karar organına verilebilir.
Bilgi edinme, dilekçe ve başvuru hakları
Madde 42- (1) Herkes bilgi edinme, dilekçe ve başvuru haklarına sahiptir.
Yabancılar için bilgi edinme hakkı karşılıklılık esasına düzenlenir.
(2) Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama
başvurma hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun
yollarına ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Sosyal ve Ekonomik Haklar
Ailenin korunması
Madde 43- Aile, toplumun temelidir; eşler arasında eşitliğe dayanır ve her türlü
hukukî, ekonomik ve sosyal korunmadan yararlanır.
Çocuk hakları
Madde 44- (1) Her çocuk, kendi iyiliği için gereken himaye ve bakımdan
yararlanma hakkına sahiptir. Çocuklar görüşlerini serbestçe açıklayabilir ve bu
görüşleri kendilerini ilgilendiren konularda, yaşlarına ve olgunluklarına göre
dikkate alınır.
(2) Kamu veya özel kurum ve kuruluşlarca çocuklarla ilgili olarak yapılan eylem
ve işlemlerde, çocuğun azamî iyiliği gözetilir.
(3) Her çocuk, kendi menfaatine açıkça ters düşmedikçe, ana ve babasıyla kişisel
ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Eğitim ve öğrenim hakkı
Madde 45- (1) Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.
(2) Eğitim ve öğretim, demokratik, lâik, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre,
Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve
öğretim yerleri açılamaz.
(3) Temel eğitim, bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında
parasızdır.
(4) Özel ilk ve ortaöğretim okullarının bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları
için öngörülenler dikkate alınarak kanunla düzenlenir.
(5) Eğitim ve öğretim dili Türkçedir. Türkçeden başka dillerde eğitim ve öğretim
yapılması ile ilgili esaslar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun
olarak kanunla düzenlenir.
Alternatif 1
(6) Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum
bırakılamaz.
Alternatif 2
(6) Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir.
(7) Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.
Çalışma ile ilgili esaslar
Madde 46- (1) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışanları ve
işsizleri korumak, istihdamı artırmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli
tedbirleri alır.
(2) Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
(3) Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar, çalışma
şartları bakımından özel olarak korunurlar. Kadınlar ve erkekler arasında işe
alınma, çalışma şartları ve ücretler bakımından ayrımcılık yapılamaz.
(4) Çalışanlar dinlenme, ücretli hafta ve bayram tatili ile yıllık izin
haklarına sahiptir.
(5) Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri
için gerekli tedbirleri alır.
(6) Asgarî ücretin tespitinde, çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik
durumu gözönünde bulundurulur.
Sendika kurma hakkı
Madde 47- (1) Çalışanlar ve işverenler, önceden izin almaksızın sendikalar ve
üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten çekilme haklarına
sahiptir. Aynı zamanda ve aynı iş veya hizmet kolunda birden fazla sendikaya üye
olunamaz.
(2) Sendikaların ve üst kuruluşlarının kuruluş, yönetim ve işleyişleri
demokratik esaslara aykırı olamaz.
(3) Sendika kurma hakkı, millî güvenlik, kamu düzeni, başkalarının hak ve
hürriyetlerinin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi sebepleriyle
sınırlanabilir.
Toplu iş sözleşmesi ve grev hakları
Madde 48- (1) İşçiler, işverenlerle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal
durumlarını düzeltmek amacıyla toplu iş sözleşmesi ve grev haklarına sahiptir.
Aynı işyerinde aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz. İşçi
niteliği taşımayan kamu hizmeti görevlilerinin toplu görüşme hakları kanunla
düzenlenir.
(2) Grev hakkının kullanılması ve istisnaları ile işverenlerin hakları ve lokavt
kanunla düzenlenir.
(3) Toplu iş sözleşmesi ve grev hakları, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel
sağlığın, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması veya suç işlenmesinin
önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Sağlık ve sosyal güvenlik hakları ile sosyal yardım ve hizmet
Madde 49- (1) Herkes, sağlık ve sosyal güvenlik haklarına sahiptir.
(2) Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimlerini, malûl ve gazileri,
engellileri, yaşlıları ve korunmaya muhtaç çocuklar gibi kesimleri özel olarak
korur.
(3) Devlet, bu hakları sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı kurar.
Devletin sosyal ve ekonomik ödevlerinin sınırları
Madde 50- Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen
ödevlerini, bu ödevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek, malî
kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Cumhuriyetin Temel Organları
BİRİNCİ BÖLÜM
Yasama
BİRİNCİ ALT BÖLÜM
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Kuruluşu
Madde 51- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, genel oyla seçilen beşyüzelli
milletvekilinden oluşur.
(2) Milletvekillerinden dörtyüzellisi kanundaki esaslara göre belirlenen seçim
çevrelerinden seçilir. Yüz milletvekili ise siyasî partilerin ülke seçim çevresi
için düzenleyeceği listelerden nispî temsil esasına göre seçilir.
Seçim dönemi
Madde 52- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri dört yılda bir yapılır.
(2) Meclis, bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar verebilir. Süresi biten
milletvekili yeniden seçilebilir.
(3) Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni Meclisin seçilmesine
kadar sürer.
Seçimlerin ertelenmesi ve ara seçimler
Madde 53- (1) Savaş sebebiyle seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye
Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebilir. Erteleme
sebebi ortadan kalkmamışsa, aynı usule göre bu işlem tekrarlanabilir.
(2) Milletvekilliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim,
her seçim döneminde sadece bir defa yapılabilir. Boşalan milletvekilliği sayısı,
üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu takdirde üç ay içinde ara seçim yapılır.
Ancak, her halde, genel seçimden iki yıl geçmedikçe ve genel seçimlere bir yıl
kala ara seçim yapılamaz.
Seçimlerin Cumhurbaşkanınca yenilenmesi
Madde 54- (1) Yeni seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisinde Başkanlık Divanının
oluşmasından sonra veya Başbakanın istifası yahut Bakanlar Kurulunun güvensizlik
oyu ile düşürülmesi hallerinde kırkbeş gün içinde yeni Bakanlar Kurulunun
kurulamaması veya kurulduğu halde güvenoyu alamaması halinde Cumhurbaşkanı,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar
verebilir.
(2) Yenilenme kararı Resmî Gazetede yayınlanır ve seçime gidilir.
Seçimlerin genel yönetimi ve denetimi
Madde 55- (1) Seçimler, yargı organının genel yönetim ve denetimi altında
yapılır.
(2) Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve
dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve
seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün şikâyet ve itirazları inceleme ve
kesin karara bağlama ve milletvekillerinin seçim tutanakları ile
Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim
Kurulunundur.
(3) Yüksek Seçim Kurulu, yedi asıl, dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı
Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye
tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile dört yıllığına seçilir. Süresi
bitenler yeniden seçilebilir. Üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından
bir başkan ve bir başkanvekili seçerler.
(4) Yüksek Seçim Kuruluna Yargıtay ve Danıştaydan seçilmiş üyeler arasından ad
çekme ile ikişer yedek üye ayrılır. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Başkanvekili
ad çekmeye girmezler.
(5) Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.
(6) Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçim kurullarının teşkilâtı ile görev ve
yetkileri kanunla düzenlenir.
İKİNCİ ALT BÖLÜM
Milletvekilliği ile İlgili Hükümler
Milletin temsili
Madde 56- Milletvekilleri sadece seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri
değil, bütün Milleti temsil ederler.
Milletvekili seçilme yeterliliği
Madde 57- (1) Yirmibeş yaşını dolduran her vatandaş milletvekili seçilebilir.
(2) Aşağıda sayılanlar milletvekili seçilemezler:
a) En az ilköğretim diploması olmayanlar,
b) Kısıtlılar,
c) Yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,
ç) Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasına hüküm
giymiş olanlar; affa uğramış olsalar bile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, hileli iflâs, kaçakçılık,
ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından birinden
dolayı hüküm giymiş olanlar.
(3) Aday olmak, memurluktan çekilme şartına bağlanamaz. Seçim güvenliği
bakımından hangi kamu hizmeti görevlilerinin ne gibi şartlarla aday
olabilecekleri kanunla düzenlenir. Hâkimler ve savcılar ile bu meslekten
sayılanlar, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve genel kolluk mensupları, valiler,
büyükelçiler ve rektörler görevlerinden çekilmedikçe aday olamazlar.
Andiçme
Madde 58- Milletvekilleri göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:
“Devletin bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin
kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; insan haklarına, hukukun
üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı
kalacağıma; Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; Türk milleti önünde namusum ve
şerefim üzerine andiçerim.”
Milletvekilliği ile bağdaşmayan işler
Madde 59- (1) Milletvekilleri, Devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinde ve bunlara
bağlı kuruluşlarda; Devletin veya diğer kamu tüzelkişilerinin doğrudan ya da
dolaylı olarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklarda; kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ile sendikalar ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları
teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar,
vekili olamazlar, herhangi bir taahhüt işini doğrudan veya dolaylı olarak kabul
edemezler, temsilcilik ve hakemlik yapamazlar.
(2) Milletvekilleri yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı
resmî veya özel herhangi bir işle görevlendirilemezler. Bir milletvekilinin
belli konuda ve altı ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca verilecek geçici bir
görevi kabul etmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararına bağlıdır.
(3) Milletvekilliği ile bağdaşmayan diğer görev ve işler kanunla düzenlenir.
Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı
Madde 60- (1) Milletvekilleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden,
Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının
teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında
tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
(2) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili,
Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve
yargılanamaz. Milletvekili hakkında seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza
hükmünün yerine getirilmesi, milletvekilliği sıfatının sona ermesine bırakılır
ve milletvekilliği süresince zamanaşımı işlemez. Tekrar seçilen milletvekili
hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını
kaldırmasına bağlıdır.
Alternatif 1
(3) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda suçüstü hali dokunulmazlık
kapsamı dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen Türkiye Büyük
Millet Meclisine bildirir.
Alternatif 2
(3) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda suçüstü hali ile zimmet,
irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma,
hileli iflâs, kaçakçılık, ihaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat
karıştırma suçlarından dolayı bir milletvekilinin sorguya çekilmesi ve
yargılanması için Meclisin kararı aranmaz. Bu hallerde Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı, durumu hemen Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirir.
(4) Hakkında suç isnadı bulunan milletvekili, Meclis Başkanlığına başvurmak
suretiyle, isnad edilen suçla ilgili olarak dokunulmazlığından feragat edebilir.
(5) Dokunulmazlık kapsamında olmayan suçları işleyen, dokunulmazlığı kaldırılan
veya dokunulmazlıktan feragat eden milletvekillerinin yargılanmaları, tutuksuz
olarak ve yasama çalışmaları engellenmeyecek şekilde yürütülür.
(6) Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasî parti gruplarınca, yasama
dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.
(7) Milletvekilleri hakkındaki ceza davaları Yargıtayda görülür. Bu davalarla
ilgili hazırlık soruşturmasının yürütülmesi, kamu davasının açılması, hükmün
temyizi ve diğer yargılama esasları kanunla düzenlenir.
Milletvekilliğinin düşmesi
Madde 61- (1) İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine,
istifanın geçerli olduğunun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesinden
sonra, Genel Kurulca karar verilir.
(2) Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu
husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle gerçekleşir.
(3) 59 uncu maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti
sürdüren milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, yetkili komisyonun bu
durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurulca üye tamsayısının salt
çoğunluğunun gizli oyuyla karar verilir.
(4) Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içinde toplam beş
birleşim günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun
Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye
tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla karar verilir.
(5) Partisinin kapatılmasına beyan ve fiilleriyle sebep olduğu Anayasa
Mahkemesinin kapatmaya ilişkin kararında belirtilen milletvekilinin
milletvekilliği, bu kararın Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayınlandığı tarihte
sona erer. (NOT: Bu fıkra, ilgili madde olan 38/7’de benimsenen alternatife göre
kalabilir de çıkabilir de.)
İptal istemi
Madde 62- Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya 61 inci maddenin üçüncü
ve dördüncü fıkralarına göre milletvekilliğinin düşmesine karar verilmiş olması
hallerinde, kararın alındığı tarihten itibaren yedi gün içinde, ilgili
milletvekili, kararın Anayasaya veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için
Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal talebini onbeş gün
içinde karara bağlar.
Ödenek ve yolluklar
Madde 63- (1) Milletvekillerinin ödenek, yolluk ve emeklilik işlemleri kanunla
düzenlenir. Ödeneğin aylık tutarı en yüksek Devlet memurunun almakta olduğu
miktarı, yolluk da ödenek miktarının yarısını aşamaz.
(2) Milletvekillerine ödenecek ödenek ve yolluklar, kendilerine bağlanan emekli
aylığı ve benzeri ödemelerin kesilmesini gerektirmez.
ÜÇÜNCÜ ALT BÖLÜM
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Görev ve Yetkileri
Genel olarak
Madde 64- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,
b) Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek,
c) Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
vermek,
ç) Bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek,
d) Para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek,
e) Milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak,
f) Üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına
karar vermek,
g) Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri
yerine getirmek.
Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi
Madde 65- (1) Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
(2) Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul
ve esasları İçtüzükle düzenlenir. İçtüzük temel kanunların Genel Kurulda
görüşülmesi bakımından özel usuller kabul edebilir.
Kanunların Cumhurbaşkanınca yayınlanması
Madde 66- (1) Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen
kanunları onbeş gün içinde yayınlar.
(2) Cumhurbaşkanı yayınlanmasını uygun bulmadığı kanunları bir daha görüşülmek
üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde Türkiye Büyük
Millet Meclisine geri gönderir. Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama
durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri
görüşebilir. Bütçe kanunları bu hükme tâbi değildir.
(3) Türkiye Büyük Millet Meclisi geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse,
kanun, Cumhurbaşkanınca üç gün içinde yayınlanır. Meclis, geri gönderilen
kanunda değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu ikinci fıkra
hükümlerine göre tekrar Meclise geri gönderebilir.
(4) Cumhurbaşkanının onbeş gün içinde geri göndermediği veya yayınlamadığı
kanunlar Meclis Başkanı tarafından yayınlanır.
Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma
Madde 67- (1) Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası
veya milletlerüstü kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.
(2) Ekonomik, ticarî veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı
aşmayan andlaşmalar, Devlet maliyesi bakımından bir yüklenme getirmemek, kişi
hallerine ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yabancı ülkelerdeki mülkiyet
haklarına dokunmamak şartıyla, yayınlanma ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde
bu andlaşmalar, yayınlarından başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük Millet
Meclisinin bilgisine sunulur.
(3) Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun
verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik veya idarî
andlaşmaların Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu yoktur.
Ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticarî veya özel kişilerin haklarını
ilgilendiren andlaşmalar, yayınlanmadan yürürlüğe konulamaz.
(4) Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında değişiklik gerektiren her türlü
andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır.
(5) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun
hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine
başvurulamaz.
(6) Kanunlar, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş temel hak ve hürriyetlere
ilişkin milletlerarası andlaşmalara aykırı olamaz.
Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme
Madde 68- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde
kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak, Anayasanın ikinci kısmının birinci,
ikinci ve üçüncü bölümlerinde yer alan hak ve hürriyetler kanun hükmünde
kararnamelerle düzenlenemez.
(2) Türkiye Büyük Millet Meclisi, yetki kanununun konusunu, geçerlilik süresini
ve bu süre içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
(3) Kanun hükmünde kararnameler, kararnamede yayından sonraki bir tarih
belirlenmemişse, Resmî Gazetede yayınlandıkları gün yürürlüğe girer ve aynı gün
Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.
(4) Cumhurbaşkanı yayınlanmasını uygun görmediği kanun hükmünde kararnameleri
Bakanlar Kuruluna gerekçeleri ile birlikte onbeş gün içinde geri gönderebilir.
Bakanlar Kurulu, geri gönderilen kanun hükmünde kararnameyi aynen kabul ederse
kararname Cumhurbaşkanınca üç gün içinde yayınlanır.
(5) Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye
Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle
görüşülür.
(6) Yayınlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kanun hükmünde
kararnameler bu tarihte; Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kanun
hükmünde kararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayınlandığı tarihte yürürlükten
kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kanun hükmünde kararnamelerin değiştirilmiş
hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazetede yayınlandığı gün yürürlüğe girer.
Savaş hali ilânı ve silâhlı kuvvet kullanılmasına izin verme
Madde 69- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi;
(a) Milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde savaş hali ilânına,
(b) Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası
nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin
yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silâhlı kuvvetlerin Türkiye’de
bulunmasına, izin verme yetkisine sahiptir.
(2) Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani bir
silâhlı saldırıya uğraması ve bu sebeple silâhlı kuvvet kullanılmasına derhâl
karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde, Başbakanın teklifi üzerine
Cumhurbaşkanı da, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ ALT BÖLÜM
Türkiye Büyük Millet Meclisinin İç Düzeni ve Çalışma Esasları
Toplanma ve tatil
Madde 70- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, her yıl Ekim ayının birinci günü
kendiliğinden toplanır.
(2) Meclis, bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir. Meclis, ara verme
veya tatil sırasında Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından
doğrudan doğruya; milletvekillerinin beşte birinin talebi üzerine de Meclis
Başkanı tarafından toplantıya çağrılır.
Başkanlık Divanı
Madde 71- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı, milletvekilleri
arasından seçilen Meclis Başkanı, başkanvekilleri, kâtip üyeler ve idare
amirlerinden oluşur.
(2) Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının milletvekili sayısı
oranında katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti grupları Meclis
Başkanlığı için aday gösteremezler.
(3) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için bir yasama döneminde iki
seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki yıl, ikinci devre için
seçilenlerin görev süresi genel seçimlere kadardır.
(4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayları, milletvekilleri arasından
Meclisin toplandığı günden itibaren beş gün içinde Başkanlık Divanına
bildirilir. Başkan seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının
üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü
oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için
dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan milletvekili Başkan
seçilmiş olur. Başkan seçimi, aday gösterme süresinin bitiminden itibaren beş
gün içinde tamamlanır.
(5) Başkanvekillerinin, kâtip üyelerin ve idare amirlerinin sayısı ve seçim
usulleri Meclis İçtüzüğünde belirlenir.
(6) Başkan ve başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti
grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetleri ile görevlerinin gereği olan
haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar. Başkan ve oturumu yöneten
Başkanvekili oy kullanamaz.
İçtüzük ve siyasî parti grupları
Madde 72- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük
hükümlerine göre yürütür.
(2) İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclisin bütün faaliyetlerine
milletvekili sayısı oranında katılmalarını sağlayacak şekilde düzenlenir.
(3) İçtüzük hükümleri, öndenetim yoluyla Anayasa Mahkemesine götürüldüğü
takdirde Mahkeme kararından sonra Resmi Gazetede yayınlanır.
(4) Siyasî parti grupları, en az yirmi milletvekilinden meydana gelir.
Toplantı ve karar yeter sayısı
Madde 73- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün
birleşimlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve Anayasada
başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.
Ancak karar yeter sayısı, hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir
fazlasından az olamaz.
(2) Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılamadıkları
oturumlarında, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki
verebilirler. Ancak, bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy
kullanabilir.
Görüşmelerin açıklığı ve yayınlanması
Madde 74- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır
ve tutanak dergisinde tam olarak yayınlanır.
(2) Türkiye Büyük Millet Meclisi, İçtüzükte belirlenen hallerde kapalı oturumlar
yapabilir. Bu oturumlardaki görüşmelerin yayını Meclisin kararına bağlıdır.
(3) Meclisteki açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi
üzerine Meclisce aksine bir karar alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayını
serbesttir.
BEŞİNCİ ALT BÖLÜM
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları
Genel olarak
Madde 75- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi denetim yetkisini soru, meclis
araştırması, genel görüşme, gensoru ve meclis soruşturması yollarıyla kullanır.
(2) Soru, sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere, Başbakan veya
bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.
(3) Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden
ibarettir.
(4) Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir
konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.
(5) Soru, meclis araştırması ve genel görüşme ile ilgili önergelerin verilme
şekli, içeriği ve kapsamı ile cevaplandırılma, görüşme ve araştırma usûlleri
İçtüzük ile düzenlenir.
Gensoru
Madde 76- (1) Gensoru önergesi, bir siyasî parti grubu adına veya en az yirmi
milletvekilinin imzasıyla verilir.
(2) Gensoru önergesi, verilişinden sonraki üç gün içinde milletvekillerine
dağıtılır ve dağıtılmasından itibaren on gün içinde gündeme alınıp alınmayacağı
görüşülür. Bu görüşmede, ancak önerge sahiplerinden biri, siyasî parti grupları
adına birer milletvekili ve Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya bir bakan
konuşabilir.
(3) Gündeme alınmasına karar verilmesiyle birlikte gensorunun görüşülme günü de
belirlenir. Ancak gensorunun görüşülmesi, gündeme alma kararının verildiği
tarihten başlayarak iki gün geçmedikçe yapılamaz ve yedi günden sonraya
bırakılamaz.
(4) Gensoru görüşmeleri sırasında milletvekillerinin veya grupların verecekleri
gerekçeli güvensizlik önergeleri veya Bakanlar Kurulunun güven isteği, bir tam
gün geçtikten sonra oylanır.
(5) Bir bakanın düşürülmesi, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla olur. Oylamada
yalnız güvensizlik oyları sayılır. Bakanlar Kurulunun düşürülmesi, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin üye tamsayısının salt çoğunluğuyla yeni bir Başbakan seçmesine
bağlıdır.
Meclis soruşturması
Madde 77- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin
vereceği önerge ile Başbakan veya bakanlar hakkında soruşturma açılması
istenebilir. Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve gizli oyla karara
bağlar.
(2) Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasî parti
gruplarının üye sayısı oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı
olarak gösterecekleri adaylar arasından, her parti için ayrı ayrı ad çekme
suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır.
Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclise sunar.
Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona iki aylık yeni ve
kesin bir ek süre verilir. Bu süre içinde raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına teslimi zorunludur.
(3) Rapor, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır,
dağıtımından itibaren on gün içinde görüşülür ve üye tamsayısının salt
çoğunluğunun gizli oyuyla ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verilebilir.
(4) Meclisteki siyasî parti gruplarında, Meclis soruşturması ile ilgili görüşme
yapılamaz ve karar alınamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Yürütme
BİRİNCİ ALT BÖLÜM
Cumhurbaşkanı
Nitelikleri ve tarafsızlığı
Birinci Alternatif: Referanduma sunulan metin
Madde 78- (1) Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme
yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.
(2) Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa
Cumhurbaşkanı seçilebilir.
(3) Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis
dışından aday gösterilebilmesi, yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile
mümkündür. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar
toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasî partiler ortak aday
gösterebilir.
(4) Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi üyeliği sona erer.
İkinci Alternatif: Komisyonun Önerisi
Madde 78- (1) Cumhurbaşkanı, halk tarafından, kırk yaşını doldurmuş,
milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları
arasından (beş) / (yedi) yıllık bir süre için seçilir.
(2) Bir kimse en fazla (iki) / (bir) defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.
(3) Cumhurbaşkanlığına birinci fıkrada belirtilen niteliklere sahip kişilerin
aday gösterilebilmesi, yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile veya ikiyüzbin
seçmenin noter tasdikli dilekçesiyle mümkündür.
Seçimi
Madde 79- (1) Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından
önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise
boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır.
(2) Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday
Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı
izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en
çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday
Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.
(3) Seçilen Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan
Cumhurbaşkanının görevi devam eder.
(4) Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usûl ve esaslar kanunla düzenlenir.
Andiçmesi
Madde 80- Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi
huzurunda aşağıdaki şekilde andiçer:
“Cumhurbaşkanı sıfatıyla; Devletin bağımsızlığını, vatanın ve milletin
bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; insan
haklarına, hukukun üstünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına, demokratik ve
lâik Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyetinin şan ve
şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine
getirmek için bütün gücümle çalışacağıma; Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma
namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Görev ve yetkileri
Madde 81- (1) Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini
ve Türk Milletinin birliğini temsil eder.
(2) Bakanlar Kurulunun Genelkurmay Başkanı, vali ve büyükelçilerin atanmalarına
ilişkin kararnameleri Cumhurbaşkanınca imzalanır. Bunların dışında hangi
kararnamelerin Cumhurbaşkanınca imzalanacağı kanunla belirlenir.
(3) Cumhurbaşkanının tek başına kullanacağı yetkiler ve yerine getireceği
görevler şunlardır:
a) Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü, Türkiye Büyük Millet
Meclisinde açılış konuşması yapmak,
b) Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,
c) Kanunları ve kanun hükmünde kararnameleri yayınlamak,
ç) Kanunları, tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine; kanun
hükmünde kararnameleri ise Bakanlar Kuruluna geri göndermek,
d) Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak,
e) 54 üncü maddeye göre Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine
karar vermek,
f) Seçimlerde geçici Bakanlar Kurulunu atamak,
g) Başbakanı atamak. 76 ncı maddenin beşinci fıkrasında öngörülen durumda
Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisinin gösterdiği adayı Başbakan olarak
atamak zorundadır.
Sorumluluk ve sorumsuzluk hali
Madde 82- (1) Cumhurbaşkanının Anayasada tek başına yapabileceği belirtilen
işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır. Bu
kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur.
(2) Cumhurbaşkanı, ancak vatana ihanetten dolayı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az
dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır. Yüce Divana sevk edilen
Cumhurbaşkanının görevi sona erer. Hangi fiillerin vatana ihanet suçu
oluşturacağı kanunla belirlenir.
(3) Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından doğan sorumluluğu yasama dokunulmazlığı
hükümlerine tâbidir.
Cumhurbaşkanına vekâlet
Madde 83- Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici
olarak görevinden ayrılması hallerinde, görevine dönmesine kadar; ölüm, çekilme
veya başka bir sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde ise yenisi
seçilinceye kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına
vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.
İKİNCİ ALT BÖLÜM
Bakanlar Kurulu
Kuruluş
Madde 84- (1) Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan kurulur.
(2) Başbakan, Cumhurbaşkanınca, milletvekilleri arasından atanır.
(3) Bakanlar, milletvekilleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip
olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde
Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.
(4) Bakanlar Kurulu üyelerinden milletvekili olmayanlar Meclis Genel Kurulunda
andiçerler ve milletvekilleri ile aynı hukukî statüye tâbi olurlar.
(5) Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile Yüce Divana sevk edilen bakan,
bakanlıktan düşer. Başbakanın Yüce Divana sevki halinde hükümet istifa etmiş
sayılır.
(6) Herhangi bir sebeple boşalan bakanlığa en geç onbeş gün içinde atama
yapılır.
(7) Açık olan bakanlıklar ile izinli veya mazereti olan bir bakana, diğer bir
bakan geçici olarak vekâlet eder.
Göreve başlama ve güvenoyu
Madde 85- (1) Bakanlar Kurulunun listesi Cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra
Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise
toplantıya çağrılır.
(2) Bakanlar Kurulunun programı, kuruluşundan en geç bir hafta içinde Başbakan
veya bir bakan tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunur ve güvenoyuna
başvurulur. Güvenoyu için görüşmeler, programın okunmasından iki tam gün
geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra
oylama yapılır.
Görev sırasında güvenoyu
Madde 86- (1) Başbakan, Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, gerekli görürse,
Türkiye Büyük Millet Meclisinden güven isteyebilir.
(2) Güven istemi, Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesinden bir tam gün
geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya
konulamaz.
(3) Güven istemi, ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.
Görev ve siyasî sorumluluk
Madde 87- (1) Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, bakanlıklar arasında
işbirliğini sağlar ve hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir.
Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur.
(2) Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki
işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur.
(3) Başbakan, bakanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine
getirmelerini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.
Bakanlıkların kurulması ve bakanlar
Madde 88- Bakanlıkların kurulması ve kaldırılması ile görevleri ve yetkileri
kanunla; teşkilât yapısı ise kanunun öngördüğü esaslara göre düzenlenir.
Seçimlerde geçici Bakanlar Kurulu
Madde 89- (1) 54 üncü madde gereğince seçimlerin yenilenmesine karar
verildiğinde Bakanlar Kurulu çekilir ve Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu
kurmak üzere bir Başbakan atar.
(2) Geçici Bakanlar Kuruluna, siyasî parti gruplarından, oranlarına göre üye
alınır.
(3) Siyasî parti gruplarından alınacak üye sayısını Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı tespit ederek Başbakana bildirir.
(4) Geçici Bakanlar Kurulu, yenilenme kararının Resmî Gazetede ilânından
itibaren beş gün içinde kurulur.
(5) Geçici Bakanlar Kurulu için güvenoyuna başvurulmaz.
ÜÇÜNCÜ ALT BÖLÜM
Millî Savunma
Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı
Madde 90- (1) Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî varlığından
ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.
(2) Millî güvenliğin sağlanmasından ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinin yurt
savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı Bakanlar
Kurulu sorumludur.
(3) Genelkurmay Başkanı Türk Silâhlı Kuvvetlerinin komutanıdır.
(4) Genelkurmay Başkanı, görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı
sorumludur. Genelkurmay Başkanının görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.
(5) Millî Savunma Bakanlığının Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları
ile görev ilişkileri ve yetki alanı kanunla düzenlenir.
Millî Güvenlik Kurulu
Birinci Alternatif: Başbakanın Başkanlığı
Madde 91- (1) Millî Güvenlik Kurulu; Başbakanın başkanlığında, Genelkurmay
Başkanı, Başbakan yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri, Dışişleri
bakanları ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarından oluşur.
(2) Gündemin özelliğine göre, Kurul toplantılarına ilgili bakan ve kişiler
çağrılıp görüşleri alınabilir.
(3) Millî Güvenlik Kurulu, millî güvenlikle ilgili kararların alınmasında ve
koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak üzere görüşlerini Bakanlar Kuruluna
sunar.
(4) Millî Güvenlik Kurulunun gündemi, Genelkurmay Başkanının önerileri dikkate
alınarak Başbakanca belirlenir.
(5) Millî Güvenlik Kurulunun görevleri ve işleyişine dair hususlar kanunla
düzenlenir.
İkinci Alternatif: Cumhurbaşkanının Başkanlığı
Madde 91- (1) Millî Güvenlik Kurulu; Cumhurbaşkanının başkanlığında, Başbakan,
Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri,
Dışişleri bakanları, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarından oluşur.
(2) Gündemin özelliğine göre, Kurul toplantılarına ilgili bakan ve kişiler
çağrılıp görüşleri alınabilir.
(3) Millî Güvenlik Kurulu, millî güvenlikle ilgili kararların alınmasında ve
koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak üzere görüşlerini Bakanlar Kuruluna
sunar.
(4) Millî Güvenlik Kurulunun gündemi; Başbakan ve Genelkurmay Başkanının
önerileri dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca belirlenir.
(5) Cumhurbaşkanı katılamadığı zamanlar Millî Güvenlik Kurulu Başbakanın
başkanlığında toplanır.
(6) Millî Güvenlik Kurulunun görevleri ve işleyişine dair hususlar kanunla
düzenlenir.
Üçüncü Alternatif:
Madde 91- (1) Bakanlar Kuruluna millî güvenlikle ilgili kararların alınmasında
ve koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak üzere Millî Güvenlik Kurulu
kurulur.
(2) Millî Güvenlik Kurulunun yapısı, teşkilâtı, görevleri ve işleyişine dair
hususlar kanunla düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ ALT BÖLÜM
Kamu İdaresi
İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği
Madde 92- (1) İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.
(2) İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim
esaslarına dayanır.
(3) Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye
dayanılarak kurulur.
Yönetmelik
Madde 93- (1) Bakanlar Kurulu, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri,
kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve
bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir. Kanunla
düzenlenmemiş konularda yönetmelik çıkarılamaz.
(2) Hangi yönetmeliklerin Resmî Gezetede yayınlanacağı kanunda belirtilir.
Yargı denetimi
Madde 94- (1) İdarenin hiç bir eylem ve işlemi yargı denetimi dışında
bırakılamaz. Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde
bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla
çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime, ancak yabancılık unsuru taşıyan
uyuşmazlıklar için gidilebilir.
(2) İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihini
izleyen gün başlar.
(3) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile
sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun
olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya
takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
(4) İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların
doğması ve idarî işlemin hukuka aykırılığı konusunda kuvvetli belirtilerin
bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, gerekçe gösterilerek
yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Olağanüstü hallerde, sıkıyönetim,
seferberlik ve savaş halinde, ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık
nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesi kanunla sınırlanabilir.
(5) İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Kamu
hizmeti görevlilerinin şahsî kusurlarından doğan tazminat davaları, kendilerine
rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak,
ancak idare aleyhine açılabilir.
BEŞİNCİ ALT BÖLÜM
Kamu İdaresinin Kuruluşu
Merkezî idare
Madde 95- (1) Türkiye, merkezî idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna,
ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer
kademeli bölümlere ayırılır.
(2) İllerin idaresi, yetki genişliği esasına dayanır.
(3) Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok
ili içine alan merkezî idare teşkilâtı kurulabilir. Bu teşkilâtın görev ve
yetkileri kanunla düzenlenir.
Mahallî idareler
Madde 96- (1) Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının müşterek mahallî
ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kuruluş esasları kanunla belirlenen, karar
organları seçimle oluşan kamu tüzelkişileridir.
(2) Mahallî idarelerin kuruluşu, görevleri, yetkileri; karar organlarının seçim
usul ve esasları ile görev ve yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak
kanunla düzenlenir. Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri
getirebilir.
(3) Mahallî idarelerin seçimleri, 36 ncı maddedeki esaslara göre dört yılda bir
yapılır. Ancak, milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir
yıl içinde yapılması gereken mahallî idareler genel veya ara seçimleri,
milletvekili genel veya ara seçimleriyle birlikte yapılır.
(4) Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanma ve
kaybetmeleri konusundaki denetim, ancak yargı yolu ile olur.
(5) Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, kanunda belirtilen esas ve usuller
dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.
(6) Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi
aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri,
maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla
düzenlenir.
(7) Mahallî idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır ve bu
amaçla gerekli düzenlemeler yapılır.
ALTINCI ALT BÖLÜM
Kamu Hizmeti Görevlileri ile İlgili Hükümler
Genel ilkeler
Madde 97- (1) Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin yürütmekle yükümlü
oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği görevler, memurlar, diğer kamu
görevlileri, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle görülür.
(2) Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve
yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri
kanunla öngörülen esaslara göre düzenlenir.
Görev ve sorumlulukları
Madde 98- (1) Kamu hizmeti görevlileri Anayasaya ve kanunlara uygun olarak
faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.
(2) Memurlar, diğer kamu görevlileri ve sözleşmeli personel ile kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına,
savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
(3) Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen
suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, sadece kanunda belirlenen hallerde
idarî merciin iznine bağlıdır.
Kanunsuz emir
Madde 99- (1) Kamu hizmetinde çalışmakta olan kişi, amirinden aldığı emri,
kanuna aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir.
Ancak amir bu emrini yazılı olarak tekrarlarsa, emir yerine getirilir. Bu
durumda, emri yerine getiren sorumlu olmaz.
(2) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez ve yerine
getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
(3) İvedi hallerde kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması amacıyla
kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.
YEDİNCİ ALT BÖLÜM
Yükseköğretim Kurumları
Genel ilkeler
Madde 100- (1) Üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri kamu tüzel
kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olmak üzere kanunla; diğer yükseköğretim
kurumları ise kanunla belirlenen esaslara göre kurulur. Üniversiteler ve diğer
yüksek öğretim kurumları, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre vakıflar
tarafından da kurulabilir.
(2) Üniversiteler ve diğer yükseköğretim kurumları ile öğretim üyeleri ve
yardımcıları, serbestçe her türlü bilimsel araştırma, yayın, açıklama ve öğretim
faaliyetinde bulunabilirler.
(3) Rektörler, kanunun belirlediği usul ve esaslara göre öğretim üyeleri
tarafından beş yıl için ve bir defaya mahsus olmak üzere seçilir. Vakıf
üniversiteleri ile diğer yükseköğretim kurumlarına ilişkin düzenlemeler
saklıdır.
(4) Üniversite ve diğer yükseköğretim kurumlarının yönetim ve denetim organları
ile öğretim elemanları, üniversitelerin ve diğer yükseköğretim kurumlarının
yetkili organlarının dışında kalan makamlarca her ne suretle olursa olsun
görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
(5) Üniversitelerin ve yüksek teknoloji enstitülerinin hazırladığı bütçeler;
Millî Eğitim Bakanlığına sunulur ve merkezî yönetim bütçesinin bağlı olduğu
esaslara uygun olarak yürürlüğe konulur ve denetlenir.
(6) Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların
seçimleri ile üniversite organlarınca denetlenmesi, bilimsel özerklik esaslarına
göre kanunla düzenlenir.
(7) Vakıflar tarafından kurulan üniversiteler ile diğer yükseköğretim
kurumlarının, akademik çalışmaları ile öğretim elemanlarının akademik unvanları
kazanmaları Devlet tarafından kurulan yükseköğretim kurumları için öngörülen
hükümlere tâbidir.
(8) Türk Silâhlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilâtına bağlı yükseköğretim kurumları
özel kanunlarının hükümlerine tâbidir.
Yükseköğretim Kurulu
Madde 101- (1) Öğretim elemanı yetiştirilmesini planlamak, üniversitelerce
önerilen öğrenci kontenjanlarını onaylamak ve üniversiteler arasında
koordinasyonu sağlamak amacıyla Yükseköğretim Kurulu kurulur.
(2) Yükseköğretim Kurulu onbir üyeden oluşur. En az dördü farklı üniversite ve
yükseköğretim kurumlarında görevli profesörler arasından olmak üzere, üyelerden
altısı Bakanlar Kurulu tarafından seçilir. Üyelerden beşi ise farklı üniversite
ve yükseköğretim kurumlarında görevli profesörler arasından kanun tarafından
belirlenen usullere göre üniversitelerce seçilir.
(3) Yükseköğretim Kurulu üyelerinin görev süresi üç yıldır. Kurul, kendi üyeleri
arasından üç yıl için bir Başkan seçer. Aynı kişi tekrar Başkan seçilemez.
(4) Yükseköğretim Kurulunun teşkilâtı, görev, yetki ve sorumluluğu ile çalışma
esasları kanunla düzenlenir.
SEKİZİNCİ ALT BÖLÜM
Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
Madde 102- (1) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları,
kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen
usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu
tüzelkişilikleridir.
(2) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların meslek kuruluşlarına üye olma
mecburiyeti aranmaz.
(3) Siyasî partiler, Meslek kuruluşları ile üst kuruluşlarının organlarının
seçimlerinde aday gösteremezler.
(4) Devletin Meslek kuruluşları üzerindeki idarî ve malî denetimine ilişkin
kurallar kanunla düzenlenir.
(5) Kanunlara aykırı faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının sorumlu
organlarının görevine, kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyet savcısının
talebi üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine yenileri seçilir.
(6) Millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını
önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa,
kanunla yetkili kılınmış bir merci, meslek kuruluşlarını veya üst kuruluşlarını
faaliyetten men edebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içerisinde görevli
hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi
halde bu karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
DOKUZUNCU ALT BÖLÜM
Diyanet İşleri Başkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı
Madde 103- Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ve
siyasî tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda, özel kanununda gösterilen görevleri
yerine getirir.
ONUNCU ALT BÖLÜM
Olağanüstü Yönetim Usulleri
Olağanüstü hal ve sıkıyönetim ilânı sebepleri
Madde 104- (1) Tabiî afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik
bunalım hallerinde, Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde
veya bütününde süresi iki ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.
(2) Anayasa ile kurulan hür demokratik düzeni veya temel hak ve hürriyetleri
ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin
ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde
bozulması hallerinde, Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü
aldıktan sonra, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi
iki ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.
(3) Anayasanın tanıdığı hür demokratik düzeni veya temel hak ve hürriyetleri
ortadan kaldırmaya yönelen ve olağanüstü hal ilânını gerektiren hallerden daha
vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaş hali, savaşı gerektirecek
bir durumun başgöstermesi, ayaklanma olması veya ülkenin ve milletin
bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin
yaygınlaşması sebepleriyle, Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da
görüşünü aldıktan sonra, süresi dört ayı aşmamak üzere yurdun bir veya birden
fazla bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilân edebilir.
Olağanüstü hal ve sıkıyönetime ilişkin ortak hükümler
Madde 105- (1) Olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilânına karar verilmesi
durumunda, bu karar Resmî Gazetede yayınlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet
Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhâl
toplantıya çağrılır. Meclis, olağanüstü hal veya sıkıyönetim sürelerini
değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine her defasında iki ayı geçmemek
üzere süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali veya sıkıyönetimi kaldırabilir.
(2) 104 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerde
vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü
hallerin her türü ve sıkıyönetim, seferberlik veya savaş hallerinde, 14 üncü
maddedeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı
veya nasıl durdurulacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl
yürütüleceği kanunla düzenlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yargı
BİRİNCİ ALT BÖLÜM
Genel Hükümler
Mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
Madde 106- (1) Hâkimler, görevlerinde bağımsız ve tarafsızdırlar; hukuka uygun
olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
(2) Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında
mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve
telkinde bulunamaz.
(3) Görülmekte olan bir davayı etkilemek amacıyla yasama organında yargı
yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya
herhangi bir beyanda bulunulamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki araştırma ve
soruşturma komisyonlarının faaliyetleri bu hükmün dışındadır.
(4) Bütün Devlet organları mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve
idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine
getirilmesini geciktiremez.
(5) Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri
kanunla düzenlenir.
Hâkimlik ve savcılık teminatı
Madde 107- (1) Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada
gösterilen yaştan önce emekli edilemez; bir mahkemenin veya kadronun
kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından mahrum
bırakılamaz.
(2) Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar,
görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya
meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki
istisnalar saklıdır.
Hâkimlik ve savcılık mesleği
Madde 108- (1) Hâkim ve savcılar, hâkimlik teminatı esaslarına göre görev
yaparlar.
(2) Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve
ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya
sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve
disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında
işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar
verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve
meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve
hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
(3) Hâkimler ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler.
Askerî hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir.
(4) Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmî ve özel hiçbir
görev alamazlar.
(5) Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdır.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
Madde 109- (1) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu onyedi asıl ve dört yedek
üyeden oluşur. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi, birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar arasından üye
tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oy ile beş asıl ve bir yedek üye seçer. Üç
asıl ve bir yedek üye Yargıtay Genel Kurulunca, iki asıl ve bir yedek üye
Danıştay Genel Kurulunca; dört asıl ve bir yedek üye birinci sınıfa ayrılmış
adlî yargı hâkim ve savcılarınca, iki asıl üye birinci sınıfa ayrılmış idarî
yargı hâkim ve savcılarınca kendi aralarından gizli oyla seçilir. Asıl ve yedek
üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir daha seçilemez. Yargıtay
ve Danıştay Genel Kurullarınca seçilecek üyelerin altmış yaşını tamamlamış
olmaları şarttır. Kurul, asıl üyeleri arasından bir başkan ve bir başkanvekili
seçer.
(2) Kurul onyedi üye ile toplanır ve salt çoğunlukla karar verir. Meslekten
ihraç kararları toplantıya katılanların üçte ikisi ile alınır.
(3) Kurulun seçimle gelen asıl ve yedek üyeleri, görevlerinin devamı süresince
başka görev alamazlar.
(4) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını
mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci
sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında
karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar.
Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hâkimin veya savcının kadrosunun
kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki
tekliflerini karara bağlar. Ayrıca Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri
yerine getirir.
(5) Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya sürekli olarak
çalıştırılacak hâkim ve savcıların muvafakatlarını alarak atama yetkisi Adalet
Bakanına aittir.
(6) Adalet Bakanı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ilk toplantısında onaya
sunulmak üzere, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hizmetin aksamaması için
hâkim ve savcıları geçici yetki ile görevlendirebilir.
(7) Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma usûlleriyle
itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi esasları kanunla düzenlenir.
Hâkim ve savcıların denetimi
Madde 110- Hâkim ve savcıların görevlerini hukuka uygun olarak yapıp
yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı ve görevleri sırasında suç
işleyip işlemediklerine ilişkin inceleme ve soruşturma Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kuruluna bağlı adalet müfettişleri tarafından yapılır.
Askerî yargı
Madde 111- (1) Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri
tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin askerlik hizmet ve
görevleri ile ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla
görevlidir.
(2) Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük
işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin refakatinde
bulundukları komutanlarla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
ile hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
İKİNCİ ALT BÖLÜM
Yüksek Mahkemeler
Anayasa Mahkemesinin kuruluşu
Madde 112- (1) Anayasa Mahkemesi onyedi üyeden oluşur.
(2) Türkiye Büyük Millet Meclisi, en az üçü anayasa hukuku, kamu hukuku veya
siyaset bilimi alanında çalışan profesörler arasından olmak üzere sekiz üyeyi
üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu ile seçer. Üyelerden dördü Yargıtay, dördü
Danıştay, biri de Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından
üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
(3) Öğretim üyeleri ile üst kademe yöneticileri ve avukatların Anayasa
Mahkemesine üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, hukuk, siyasal
bilimler, iktisadî ve idarî bilimler alanlarından mezun olmuş ve öğretim
elemanlığında veya kamu hizmetinde en az onbeş yıl fiilen çalışmış veya en az
onbeş yıl avukatlık yapmış olmaları şarttır.
(4) Anayasa Mahkemesi, üyeleri arasından, gizli oyla ve üye tamsayısının salt
çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir Başkanvekili seçer. Başkan ve
başkanvekili en fazla iki kez seçilebilir.
(5) Anayasa Mahkemesi üyeleri, aslî görevleri dışında resmî veya özel hiçbir
görev alamazlar.
(6) Yasama organınca yapılacak seçimin esas ve usulleri kanunla düzenlenir.
Üyelerin görev süresi ve üyeliğin sona ermesi
Madde 113- (1) Anayasa Mahkemesi üyeleri bir defaya mahsus olmak üzere ve dokuz
yıl için seçilirler. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca
emekliye ayrılırlar.
(2) Anayasa Mahkemesi üyeliği, bir üyenin hâkimlik mesleğinden çıkarılmayı
gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden; görevini
sağlık bakımından yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşılması halinde ise,
Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile sona erer.
Görev ve yetkileri
Madde 114- (1) Anayasa Mahkemesi kanunların ve kanun hükmünde kararnamelerin
şekil ve esas bakımlarından Anayasaya uygunluğunu denetler. Anayasa
değişikliklerini ise sadece şekil bakımından denetler. Yetki kanunları ve kanun
hükmünde kararnameler üzerindeki denetim 68 inci maddenin birinci ve ikinci
fıkralarına uygunlukla sınırlıdır.
(2) Anayasa Mahkemesi Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya
uygunluğunu öndenetim yoluyla denetler.
(3) Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın öngörülen çoğunlukla
yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğu
ile iki defa görüşülme şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır.
Çalışma ve yargılama usulü
Madde 115- (1) Anayasa Mahkemesi en az onüç üye ile toplanır ve katılanların
salt çoğunluğu ile karar verir. Anayasa değişikliklerinde iptale ve siyasî parti
davalarında kapatmaya karar verilebilmesi için üye tamsayısının üçte iki oy
çokluğu şarttır.
(2) Şekil sakatlığına dayalı iptal davaları ile İçtüzüğe ilişkin öndenetim
başvuruları Anayasa Mahkemesince öncelikle karara bağlanır.
(3) Anayasa Mahkemesi, siyasî partilere ilişkin davalarda Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısından sonra ilgili siyasî partinin genel başkanının veya tayin edeceği
bir vekilin savunmasını dinler.
(4) Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri kanunla; mahkemenin
çalışma esasları ve üyeleri arasındaki işbölümü ise kendi yapacağı içtüzükle
düzenlenir.
İptal davası
Madde 116- (1) Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma yetkisi, Cumhurbaşkanına
ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda biri oranındaki
milletvekillerine aittir. İptal davası açmaya yetkili olanlar ile Meclis
Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün öndenetimini isteme yetkisine
sahiptir.
(2) Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma yetkisi, iptali istenen kanun veya
kanun hükmünde kararnamenin Resmî Gazetede yayınlanmasından başlayarak altmış
gün; şekil sakatlığına dayanan davalarda ise on gün sonra düşer. İçtüzüğün
öndenetimini isteme yetkisi, öndenetime konu olan hükmün Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunda kabul edilmesinden başlayarak on gün sonra düşer.
İtiraz yolu
Madde 117- (1) Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya
kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya veya usulüne göre yürürlüğe
konulmuş temel hak ve hürriyetlere ilişkin milletlerarası andlaşmalara aykırı
görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu
kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı
geri bırakır.
(2) Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz
merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.
(3) Anayasa Mahkemesi, müracaatın kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay
içinde kararını açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse, mahkeme davayı
yürürlükteki hükümlere göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı,
esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar açıklanırsa, mahkeme buna uymak
zorundadır.
(4) Şekil sakatlığı nedeniyle Anayasaya aykırılık itiraz yoluyla ileri
sürülemez.
Kararları
Madde 118- (1) Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. Bu kararlar, gerekçesi
yazılmadan hiçbir surette açıklanamaz.
(2) Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya
bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol
açacak biçimde hüküm tesis edemez.
(3) Anayasa Mahkemesi, iptal davasına konu olan hükmün uygulanması halinde
telafisi imkânsız bir zararın doğması ve Anayasaya açıkça aykırı görülmesi
şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda talep üzerine gerekçeli olarak
kuralın yürürlüğünü katılanların üçte ikisinin çoğunluğu ile durdurabilir.
Anayasa Mahkemesinin yürürlüğünü durdurduğu kuralla ilgili nihaî kararı en geç
altmış gün içinde Resmî Gazetede yayınlanır. Aksi takdirde, yürürlüğü durdurma
kararı hükümsüz hale gelir.
(4) Anayasa Mahkemesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğüne ilişkin kararı
en geç otuz gün içinde Resmî Gazetede yayınlanmadığı takdirde başvuru
reddedilmiş sayılır.
(5) Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hükümler, gerekçeli kararın Resmî Gazetede
yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün
yürürlüğe gireceği tarihi, gerekli durumlarda ayrıca kararlaştırabilir. Bu
tarih, kararın Resmî Gazetede yayınlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
(6) İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük
Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun
tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
(7) İptal kararları geriye yürümez.
(8) Anayasa Mahkemesi kararları, Resmî Gazetede hemen yayınlanır.
(9) Anayasa Mahkemesinin iptal davası veya itiraz yoluyla işin esasına girerek
verdiği red kararlarının Resmî Gazetede yayınından itibaren beş yıl geçmedikçe,
aynı hükmün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.
Yüce Divan
Madde 119- (1) Yüce Divan, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanının başkanlığında,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu üyeleri arasından seçilecek beş üye ile Anayasa
Mahkemesinin kendi üyeleri arasından seçeceği beş üye olmak üzere onbir üyeden
oluşur.
(2) Yüce Divan, Cumhurbaşkanını, Meclis Başkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini,
Genelkurmay Başkanını, kuvvet komutanlarını, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,
Danıştay, Askerî Yargıtay, Sayıştay Başkan ve üyeleri ile Başsavcılarını,
Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan ve
üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılar.
(3) Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet
Başsavcıvekili yapar.
(4) Yüce Divan kararlarına karşı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun seçeceği Yüce
Divan üyesi olarak görev yapmayan yedi Ceza Dairesi Başkanı ile Anayasa
Mahkemesinin Yüce Divan üyeliği yapmayan üyeleri arasından seçilen yedi üyenin
katılmasıyla oluşan Kurula itiraz edilebilir. Kurula Anayasa Mahkemesi Başkanı
başkanlık eder. Bu Kurulun kararları kesindir.
Yargıtay
Madde 120- (1) Yargıtay, adlîye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî
yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla
gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
(2) Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim ve savcıları ile
bu meslekten sayılanlar arasından, özel kanunlarında öngörülen yöntemlerle
ölçülen liyakat ve başarı gibi nitelikler dikkate alınarak, Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunca, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla dokuz yıl
için seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilir.
(3) Yargıtay Başkanı, başkanvekilleri ve daire başkanları ile Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekili, kendi üyeleri arasından
Yargıtay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl
için seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilir.
(4) Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri, daire başkanları ve
üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekilinin nitelikleri ve
seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hâkimlik teminatı
esaslarına göre kanunla düzenlenir.
Danıştay
Madde 121- (1) Danıştay, idarî mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idarî
yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla
gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
(2) Danıştay, Başbakan tarafından gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri
ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini
bildirmek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri
yapmakla da görevlidir.
(3) Danıştay üyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idarî yargı hâkim ve savcıları
ile bu meslekten sayılanlar arasından, özel kanunlarında öngörülen yöntemlerle
ölçülen liyakat ve başarı gibi nitelikler dikkate alınarak, Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından
Bakanlar Kurulu tarafından dokuz yıl için seçilir. Süresi bitenler yeniden
seçilebilir.
(4) Danıştay Başkanı, başkanvekilleri, daire başkanları ve Başsavcısı, kendi
üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve
gizli oyla dört yıl için seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilir.
(5) Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri, daire başkanları,
üyeler ile Başsavcının nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargının özelliği,
mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hâkimlik teminatı esaslarına göre
kanunla düzenlenir.
Askerî Yargıtay
Madde 122- (1) Askerî Yargıtay, askerî mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin
son inceleme merciidir. Ayrıca, asker kişilerin kanunla gösterilen belli
davalarına ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
(2) Askerî Yargıtay üyeleri, birinci sınıf askerî hâkimler ve savcılar
arasından, Askerî Yargıtay Genel Kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğu ve
gizli oyla seçilir.
(3) Askerî Yargıtay Başkanı, İkinci Başkanı, daire başkanları ve Başsavcısı,
Askerî Yargıtay üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanır.
(4) Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük
işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hâkimlik teminatı
esaslarına göre kanunla düzenlenir.
Sayıştay
Madde 123- (1) Sayıştay, genel ve özel bütçeli idarelerin, düzenleyici ve
denetleyici kurumların, sosyal güvenlik kurumlarının, mahallî idarelerin,
kanunlarla anonim ortaklık şeklinde kurulmuş olanlar da dahil olmak üzere diğer
kamu idarelerinin ve siyasî partilerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını,
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve
işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve
hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında
ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus
olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla
idarî yargı yoluna başvurulamaz.
(2) Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri,
atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük işleri,
Başkan ve üyelerinin teminatı kanunla düzenlenir.
Uyuşmazlık Mahkemesi
Madde 124- (1) Uyuşmazlık Mahkemesi adlî, idarî ve askerî yargı mercileri
arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.
(2) Uyuşmazlık Mahkemesinin Başkanlığını, Anayasa Mahkemesi tarafından kendi
üyeleri arasından görevlendirilen bir üye yapar. Uyuşmazlık Mahkemesinin
kuruluşu, üyelerinin nitelikleri ve seçimleri ile işleyişi kanunla düzenlenir.
(3) Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,
Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Malî ve Ekonomik Hükümler
Bütçe ve kesin hesap
Madde 125- (1) Devletin harcamaları ile kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki
kamu tüzel kişilerinin harcamaları, kanunla belirlenen usul ve sürelere uygun
olarak bütçelerle yapılır. Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında
hiçbir hüküm konulamaz.
(2) Bakanlar Kurulu, merkezî yönetim bütçe kanunu tasarısı ile millî bütçe
tahminlerini içeren raporu, malî yıl başından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye
Büyük Millet Meclisine sunar. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve malî
yıl başına kadar karara bağlanır.
(3) Bütçe kanunu tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, gider
artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunulamaz.
(4) Merkezî yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek miktarın sınırını
gösterir. Bakanlar Kurulu, kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik
yapamaz; harcanabilecek miktar sınırını aşmaya yönelik karar alamaz. Bütçe
kanununa bu yönde yetki veren hükümler konamaz. Carî yıl bütçesindeki ödenek
artışını öngören değişiklik tasarıları ile carî ve izleyen yılların bütçelerine
malî yük getiren tasarı ve tekliflerde, öngörülen giderleri karşılayabilecek
malî kaynak gösterilmesi zorunludur.
(5) Kesin hesap kanun tasarısının görüşülmesi ve kabulü ile ilgili usul ve
esaslar kanunla düzenlenir.
Piyasaların geliştirilmesi
Madde 126- (1) Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının
sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici ve tüketicileri
koruyucu tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak
tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.
(2) Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla
ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri
yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya
kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir.
Kamulaştırma
Madde 127- Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde,
gerçek değeri üzerinden ve bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım miktarı
nakden ve peşin olarak ödenmek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz
malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre
kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Ancak,
tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân
projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi ve kıyıların
korunması amaçlarıyla kamulaştırılan taşınmazların bedelleri eşit taksitler
halinde beş yılı geçmemek üzere taksitle ödenebilir. Bu durumda ve herhangi bir
sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en
yüksek faiz uygulanır.
Devletleştirme ve özelleştirme
Madde 128- (1) Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının
zorunlu kıldığı hallerde gerçek değeri üzerinden devletleştirilebilir.
(2) Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin
mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve
usuller kanunla düzenlenir.
(3) Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından
yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile
gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği kanunla
belirlenir.
BEŞİNCİ KISIM
Çevrenin Korunması ve Millî Servetlere İlişkin Hükümler
Çevrenin korunması
Madde 129- (1) Devlet herkesin, insanî gelişimini mümkün kılan sağlıklı bir
çevrede yaşaması için gerekli tedbirleri alır.
(2) Çevrenin en üst düzeyde korunması ve çevre kalitesinin iyileştirilmesi,
sürdürülebilir kalkınma ilkesiyle uyumlu olarak, herkesin ve Devletin görevidir.
Tabiî servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi
Madde 130- Tabiî servetler ve kaynaklar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Arama ve işletmenin
Devletin özel teşebbüsle ortaklık suretiyle veya doğrudan doğruya özel teşebbüs
eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır.
Ormanların korunması ve geliştirilmesi
Madde 131- (1) Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için
gerekli tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Yanan
ormanların yerinde ve orman içinden nakledilen köyler halkına ait arazilerde
derhâl yeni orman yetiştirilir. Bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık
yapılamaz. Bu yerler imara açılamaz.
(2) Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz ve kanuna göre buralar Devletçe
yönetilir, işletilir ve işlettirilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez
ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
(3) Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete müsaade edilemez. Münhasıran
orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz.
(4) Aşağıda belirtilen durumlar ve yerler dışında orman sınırlarında daraltma
yapılamaz:
a) Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen ve
tarım alanlarına veya başka alanlara dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit
edilen yerler.
b) 23/07/2007 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam
olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım
alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen
araziler.
c) Şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler.
(5) Dördüncü fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen yerlerin
değerlendirilmesi veya gerçek ve tüzel kişilere satılması veya bedeli karşılığı
kullanım hakkı verilmesi kanunla düzenlenir. Satış veya kullanım hakkı
verilmesinde öncelik, fiilen bu arazileri kullananlar veya orman
köylülerinindir.
Kıyıların korunması ve kıyılardan yararlanma
Madde 132- (1) Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
(2) Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen
sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
(3) Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre genişliği ve
kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.
Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması
Madde 133- (1) Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin
korunmasını sağlar; bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.
(2) Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek
sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak
muafiyetler kanunla düzenlenir.
ALTINCI KISIM
Son Hükümler
Anayasanın değiştirilmesi
Madde 134- (1) Anayasanın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye
tamsayısının en az üçte biri tarafından yazılı olarak teklif edilebilir. Ancak,
Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki
hüküm ile 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi
hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
(2) Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa
görüşülür.
(3) Anayasa değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az
beşte üç çoğunluğu ile kabul edilir. Üye tamsayısının beşte üçü ile üçte ikisi
arasında bir çoğunlukla kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki kanun,
Meclisin kararıyla halkoyuna sunulup kabul edilmedikçe kesinleşmez.
(4) Meclisin üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyuyla kabul edilen Anayasa
değişikliği hakkındaki kanun yayınlanmak üzere Cumhurbaşkanına gönderilir.
Meclis, gerekli görürse bu değişikliği üye tamsayısının en az üçte iki
çoğunluğunun kararı ile halkoyuna sunabilir.
(5) Anayasa değişikliğinin halkoylamasına sunulacağı hallerde kanun Meclis
Başkanınca Resmî Gazetede yayınlanır.
(6) Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabul edilmesi
için, halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu
olması gerekir.
(7) Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların
kabulü sırasında, bu Kanunun halkoylamasına sunulması halinde, Anayasanın
değiştirilen hükümlerinden hangilerinin birlikte hangilerinin ayrı ayrı
oylanacağını da karara bağlar.
(8) Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü, bu
maddedeki kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki
hükümlere tâbidir.
İnkılâp kanunlarının korunması
Madde 135- Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin
üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını
güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın kabul edildiği
tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde
anlaşılamaz ve yorumlanamaz:
a) 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;
b) 25 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun;
c) 30 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin
Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;
ç) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun, 17 Şubat 1926
tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsiyle kabul edilen, evlenme akdinin
evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı Kanunun
110 uncu maddesi hükmüne tekabül eden hükümleri;
d) 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında
Kanun;
e) 1 Teşrinisâni 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki
Hakkında Kanun;
f) 26 Teşrinisâni 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve
Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun;
g) 3 Kânunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine
Dair Kanun.
Başlangıç ve madde başlıkları
Madde 136- Anayasanın Başlangıcı ve madde başlıkları Anayasa metnine dahil
değildir.
YEDİNCİ KISIM
Geçici Hükümler
Geçici Madde 1- Bu Anayasanın kabulünden önce yapılan son milletvekili ve
mahallî idareler genel seçimleri, son seçim tarihlerini izleyen dördüncü yılın
sonunda yapılır.
Geçici Madde 2- 1997-1998 ders yılından önce alınmış olan ilkokul diploması,
milletvekili seçilme yeterliliği bakımından 57 nci maddenin ikinci fıkrasında
belirtilen ilköğretim diploması olarak addedilir.
Geçici Madde 3- Mevcut Cumhurbaşkanının görev süresi, bu Anayasanın yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren beşinci yılın sonunda sona erer. Halen görevde bulunan
Cumhurbaşkanı da beş yıl için bir kez daha seçilebilir.
Geçici Madde 4- Tüzükler, dayanak kanunlarında aksine düzenleme yapılıncaya
kadar yürürlükte kalmaya devam eder. Hâlen yürürlükte olan tüzüklerin
yürürlükten kaldırılması için tüzük çıkarılabilir.
Geçici Madde 5- (1) Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte Yükseköğretim Kurulu
üyesi olanların bu sıfat ve görevleri, seçildikleri tarihten itibaren üçüncü
yılın sonunda; üç yılını doldurmuş olanların bu sıfat ve görevleri ise derhâl
sona erer.
(2) Bakanlar Kurulunca seçilen üye sayısı altının altına düşünceye kadar; diğer
üyelerin toplamı ise beşin altına düşünceye kadar boşalan üyelikler için seçim
yapılmaz. Bakanlar Kurulunca seçilen üye sayısı altının altına düştüğü takdirde
Bakanlar Kurulunca; diğer üyelikler beşin altına düştüğü takdirde ise
üniversitelerce 101 inci maddede öngörülen esaslara göre yeni üye seçilir.
Geçici Madde 6- (1) Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun asıl ve yedek üyesi olanların bu sıfat ve görevleri seçilmiş
oldukları sürenin sonuna kadar devam eder.
(2) Adalet Bakanının Kurul Başkanı olarak görevi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunun 109 uncu maddeye göre yeniden oluştuğu tarihte kendiliğinden sona
erer.
(3) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ilişkin hükümler gereğince yapılacak
kanun değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra otuz gün içinde 109 uncu
maddede belirtilen şartları taşıyanlar arasından beş asıl üye Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunca; dört asıl üye birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı
hâkim ve savcılarınca; iki asıl üye birinci sınıfa ayrılmış idarî yargı hâkim ve
savcılarınca seçilir.
(4) Yargıtay ve Danıştay kontenjanlarından gelen üyelerin görevlerinin, dört
yıllarını tamamlamaları veya altmışbeş yaşlarını doldurmaları sebebiyle sona
ermesi halinde bunların yerine seçilecek üyeler doğrudan kendi Genel
Kurullarınca seçilir.
(5) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yedek üyeliklerinden ilk boşalanların
yerine Yargıtay ve Danıştaya ait birer kontenjan için sırasıyla Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu ve birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim ve
savcıları tarafından 109 uncu maddeye göre birer yedek üye seçilir.
Geçici Madde 7- (1) Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesi asıl
ve yedek üyesi olanların bu sıfat ve görevleri devam eder. Bunlardan Anayasa
Mahkemesince belli görevlere seçilenlerin bu suretle kazanmış oldukları
sıfatları seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder.
(2) Üyeler için öngörülen dokuz yıllık süre, görevdeki üyeler için Anayasanın
yürürlüğe girdiği tarihte başlar. Üyelerden altmışbeş yaşını dolduranlar dokuz
yıllık görev süresini doldurmasalar da emekliye ayrılırlar.
(3) Anayasa Mahkemesine ilişkin hükümler gereğince yapılacak kanun
değişikliğinin yürürlüğe girmesinden itibaren otuz gün içinde dördü Türkiye
Büyük Millet Meclisi, biri Yargıtay ve biri Danıştay Genel Kurullarınca olmak
üzere altı yeni üye seçilir.
(4) Anayasa Mahkemesi asıl üyeliklerinde boşalma olması durumunda, boşalma
Yargıtay, Danıştay ve Sayıştaya ait kontenjanlardan ise bunların Genel
Kurullarınca; boşalma Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesine ait
kontenjanlardan ise sırasıyla Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarınca; boşalma
Yükseköğretim Kuruluna ait kontenjanda ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunca yeni üye seçilir. Cumhurbaşkanı tarafından üst kademe yöneticileri ve
avukatlar arasından seçilen üyeliklerde meydana gelecek boşalmalar için de
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca yeni üyeler seçilir.
(5) Boşalan yedek üyelikler için seçim yapılmaz.
(6) Bu madde uyarınca görevlerine devam eden yedek üyeler, toplanma yeter
sayısının sağlanamadığı hallerde kıdem esasına göre ve toplantıya katılacak üye
sayısı onüçü aşmamak üzere toplantıya katılır.
Geçici Madde 8- (1) Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte Yargıtay üyesi
olanların bu sıfat ve görevleri devam eder. Bunlardan Yargıtayca belli görevlere
seçilenlerin bu suretle kazanmış oldukları sıfatları seçilmiş oldukları sürenin
sonuna kadar devam eder.
(2) Üyeler için öngörülen dokuz yıllık süre, görevdeki üyeler için Anayasanın
yürürlüğe girdiği tarihte başlar. Üyelerden altmışbeş yaşını dolduranlar dokuz
yıllık görev süresini doldurmasalar da emekliye ayrılırlar.
Geçici Madde 9- (1) Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte Danıştay üyesi
olanların bu sıfat ve görevleri devam eder. Bunlardan Danıştayca belli görevlere
seçilenlerin bu suretle kazanmış oldukları sıfatları seçilmiş oldukları sürenin
sonuna kadar devam eder.
(2) Üyeler için öngörülen dokuz yıllık süre, görevdeki üyeler için Anayasanın
yürürlüğe girdiği tarihte başlar. Üyelerden altmışbeş yaşını dolduranlar dokuz
yıllık görev süresini doldurmasalar da emekliye ayrılırlar.
SEKİZİNCİ KISIM
Yürürlük
Anayasanın yürürlüğe girmesi
Madde 137- Bu Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilip
Cumhurbaşkanınca Resmi Gazetede yayınlandığı ya da halkoylamasına sunulması
halinde halkoylaması sonucu kabul edilip Resmî Gazetede yayınlandığı tarihte
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olarak yürürlüğe girer ve bu tarihte 18/10/1982
tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yürürlükten kalkmış olur.
GENEL GEREKÇE
Türkiye’nin siyasal gelişiminin kendisine özgü çizgisinin sonucu olarak, Türkiye
Cumhuriyetinin hiçbir anayasası, milletin hür iradesiyle seçtiği gerçek
temsilcilerinden oluşan meclisler tarafından, bir tartışma ve uzlaşma sürecinin
ürünü olarak kabul edilmemiştir. Bu durum, anayasalar bakımından demokratik
meşruluk sorunları yaratmış ve sonuçta gerek 1924, gerek 1961 Anayasaları uzun
ömürlü olamamışlardır. Olağanüstü şartların ürünü olan ve olağandışı yöntemlerle
yapılan 1982 Anayasası ise, yapıldığı günden beri ciddî eleştirilere ve
değişiklik önerilerine konu olmuştur. Nitekim bu Anayasa, en kapsamlıları 1995,
2001 ve 2004 değişiklikleri olmak üzere, şu ana kadar onun üzerinde değişikliğe
uğramıştır. Bu değişiklikler, demokratikleşme yönünde önemli ve olumlu adımlar
oluşturmuş olmakla birlikte, 1982 Anayasasına hâkim olan otoriter ve devletçi
felsefenin izlerinin tümüyle silinmiş olduğunu söylemek mümkün değildir.
1982 Anayasası bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu Anayasanın bireyi
devletin üstün otoritesi karşısında korumaktan çok, devleti birey ve onun
anayasal hürriyetleri karşısında korumaya odaklandığı görülmektedir. Halbuki, 18
inci yüzyıldan bu yana anayasacılığın asıl amacı, devlet otoritesini sınırlamak,
bireyi ve onun hürriyetlerini bu otorite karşısında korumaktır. Bu nedenle,
birey odaklı liberal ve demokratik ruha sahip yeni bir anayasanın yapılması
büyük bir önem taşımaktadır.
Gerçekten de, 1982 Anayasasının konjonktürel gereklerin sonucu olarak parça
parça değiştirilmesi yerine, sivil, demokratik, insan haklarını evrensel
standartlara ulaştıran, hukuk devleti üzerindeki kısıtlamaları kaldıran, tümüyle
yeni bir anayasanın yapılmasının daha isabetli olacağı düşüncesi, birçok
çevreler tarafından sık sık dile getirilmiştir. Yeni bir toplumsal sözleşme
niteliği taşıyacak böyle bir anayasanın, tamamen demokratik yöntemlerle ve geniş
bir toplumsal ve siyasal uzlaşma süreci yoluyla yapılması gerektiğinde kuşku
yoktur.
Anayasa teklifimiz, bu temel felsefe ve ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Teklife
hâkim olan temel yaklaşım, aynen korunmasında hiçbir kuşku olmayan Cumhuriyetin
temel niteliklerinin daha demokratik bir öze kavuşturulmasıdır. Bu amaçla
önerilen değişiklikler özetle şöyle gruplandırılabilir:
Demokratik anayasacılık geleneğinde, anayasaların yapılış sebepleri ile
dayandıkları temel felsefeyi açıklayan başlangıç bölümleri, anayasanın diğer
hükümleri gibi uygulanabilir hukuk normları içermezler. Bu nedenle Başlangıç
Bölümü, bir kısmı zaten Anayasanın diğer maddelerinde somutlaşan, bir kısmı da
hukuken tanımlanması mümkün olmayan ifadelerden arındırılarak; kısa, özlü ve
demokratik değerler üzerindeki vurgusu çok daha güçlü biçimde yeniden
yazılmıştır.
Temel Hak ve Hürriyetler
1982 Anayasasının “Temel Haklar ve Ödevler” başlıklı ikinci kısmında özellikle
2001 ve 2004 yıllarında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerde
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu Sözleşmenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
tarafından yorumlanmasıyla ortaya çıkan içtihatlar esas alınmıştır. Ancak buna
rağmen, bazı temel hak ve hürriyetler bakımından Sözleşmeyle bağdaşmayan
hükümler varlığını devam ettirmektedir. Bu kısımda yapılan değişikliklerin
amacı, Anayasanın temel felsefesine uygun olarak, bireyin temel hak ve
hürriyetlerinin mümkün olan en geniş çerçevede korunmasını sağlamaktır. Temel
hakların korunması kural, sınırlanması ise istisnadır. Bu prensipten hareketle,
evvelâ kısım başlığında bulunan “ödevler” kelimesi çıkarılmıştır. Kişinin
topluma ve başkalarına karşı ödev ve sorumlulukları, zaten birlikte yaşamanın ve
hukuk düzeninin beraberinde getirdiği bir zorunluluktur. Bunu haklara sahip
olmanın adeta bir önşartı olarak göstermek, temel haklara yapılan vurguyu
hafifletebilmektedir. Hak ve hürriyetlerin kullanılması, ilgili maddelerde de
belirtildiği üzere, başkalarının haklarını korumak için
sınırlandırılabilmektedir. Bu, başkalarının haklarına saygı ödevinin varlığını
göstermektedir.
Bunun dışında, temel haklar konusunda, ilgili maddelerin gerekçelerinde
açıklanacak olan birçok iyileştirme yapılmıştır. Siyasî parti yasaklarıyla
ilgili olarak 1961 Anayasasının 57 nci maddesindeki ifade esas alınarak
partilerin kapatılması daha güçleştirilmiştir. 1982 Anayasasının 90 ncı
maddesinin son fıkrasından farklı olarak, temel haklara ilişkin milletlerarası
andlaşmalarla iç hukukun çatışması halinde, birey haklarına daha etkili bir
korunma ve güvence sağlayan bir sistem benimsenmiştir. Böylece, temel hak ve
hürriyetler alanında bir kanunla bir milletlerarası andlaşmanın çatışması
halinde, kanunun sadece ihmaline değil, Anayasa Mahkemesince iptaline imkân
sağlanmış olmaktadır. Bunun sonucu olarak, iç hukukumuzun milletlerarası insan
hakları sözleşmeleri ve özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile
uyumlulaştırılması süreci hızlandırılmış olacaktır.
Sistematik bakımdan daha uygun olacağı düşüncesiyle, hak ve hürriyetler kişinin
hakları ve hürriyetleri, siyasî haklar ve ödevler ve sosyal ve ekonomik haklar
şeklinde sıralanmış, ayrıca sosyal ve ekonomik haklar bölümünde yer alan ancak
mahiyeti itibariyle kişi haklarından olan bazı hak ve hürriyetler bu bölüme
alınmıştır. “Temel Haklar ve Hürriyetler” başlığı altındaki İkinci Kısımdan
haklarla ilgili olmayan maddelerin bir bölümü kaldırılmış, bir bölümü de
Anayasanın ilgili kısımlarına aktarılmıştır. Örneğin, sosyal ve ekonomik haklar
içinde yer verilen kamulaştırmaya, devletleştirmeye ve özelleştirmeye ilişkin
hükümler malî ve ekonomik hükümler kısmına taşınmıştır. Aynı şekilde, normalde
kanunla düzenlenebilecek bir çok hususun temel haklarla ilgili maddelerde yer
alması, Anayasayı gerektiğinden daha uzun ve detaylı bir metin haline
getirdiğinden, temel hak ve hürriyetlerin korunması bakımından sakınca
oluşturmayacak hususlar maddelerden çıkarılarak kanuna bırakılmıştır.
Anayasanın temel haklar kısmına bilgi edinme ve kişisel bilgi ve verilerin
korunması hakları ile çocuk hakları gibi bazı yeni haklar eklenmiştir.
Din ve inanç hürriyeti yeniden düzenlenmiş ve lâiklik ilkesinin anlam ve özüne
uygun olarak, 1982 Anayasasında zorunlu olan din kültürü ve ahlâk dersleri, din
eğitimi ve öğretimi olarak düzenlenmiş ve 1961 Anayasasında olduğu gibi, isteğe
bağlı hale getirilmiştir.
Hukuk Devleti ve Yargı
Hukuk devleti ilkesini güçlendiren değişiklikler arasında, yargı denetimi
üzerindeki kısıtlamaların, inkılâp kanunlarını koruyan 135 inci maddedeki
istisna dışında tümden kaldırılması önemli yer tutmaktadır. Bu cümleden olmak
üzere, sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri kaldırılmış;
Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler, Yüksek Askerî Şûra kararları,
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları, uyarma ve kınama cezaları yargı
denetimine açılmıştır. Kanunî hâkim ilkesi yerine, 1961 Anayasasının ilk şekline
uygun olarak, birey bakımından daha etkili güvence sağlayan tabiî hâkim ilkesi
benimsenmiştir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, demokratik esaslara ve yargı
bağımsızlığı ilkesine daha uygun şekilde, yeniden düzenlenmiştir. Yargı ile
ilgili hükümlerde, yargının bağımsızlığı yanında, tarafsızlığı da
vurgulanmıştır. Cumhurbaşkanının yüksek yargı organları ile ilgili atama
yetkileri kaldırılmıştır. Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiminde, demokratik
ilkelere ve anayasa yargısını benimseyen tüm Batı demokrasilerindeki uygulamaya
paralel olarak, üyelerin bir bölümünün Türkiye Büyük Millet Meclisince seçilmesi
benimsenmiş ve üyelik dokuz yıllık bir süre ile sınırlandırılmıştır. Ayrıca,
yıllardır tartışmaya neden olan “Yüce Divan” konusunda da yeni bir formül
benimsenmiş, bu görevin Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu
üyelerinden oluşan bir heyet tarafından ve iki kademeli yargılama esasına uygun
şekilde yerine getirilmesi öngörülmüştür. 1961 Anayasasının ilk şeklinde yer
almayan, demokratik ülkelerin hiçbirinde bulunmayan ve “idarenin bütünlüğü” ile
“idarî yargının birliği” ilkeleriyle bağdaşmayan Askerî Yüksek İdare Mahkemesine
yer verilmemiştir. İdarî nitelikteki askerî işlem, eylem ve kararların yargısal
denetimi, idarî yargı mercilerine bırakılmıştır.
Parlâmenter rejim
Anayasanın temel amaçlarından biri de, parlâmenter rejimi bütün gerekleriyle
tesis etmektir. 1982 Anayasasının hazırlanış ve kabulündeki olağandışı şartlar,
bu rejimin bazı temel ilkelerinden sapan melez bir sistem ortaya çıkarmıştır.
Bir yandan parlâmenter rejimin temel kuralı olan Bakanlar Kurulunun parlâmentoya
karşı sorumluluğu muhafaza edilirken, siyasî ve cezaî bakımdan sorumsuz olan
Cumhurbaşkanına yasama, yürütme ve yargı alanlarında geniş yetkiler tanınmıştır.
Böylece, kamu hukukunun temel ilkelerinden olan yetki ve sorumluluğun
paralelliği ilkesinden sapılmıştır. Bu durumun, zaman zaman çözümsüz kalan yetki
çatışmalarına sebep olduğu da bilinmektedir. Teklif edilen Anayasa değişikliği
ile, parlâmenter rejimin temel ilkelerine ve Avrupa parlâmenter
cumhuriyetlerinin uygulamalarına paralel olarak, Cumhurbaşkanının yetkileri
azaltılmış ve kendisinin tek başına yapabileceği işlemler, tahdidî olarak
sayılmıştır. Cumhurbaşkanının yargısal atamalara ilişkin yetkileri, gerek
parlâmenter rejim kurallarının, gerek yargının bağımsızlığı ilkesinin icabı
olarak, kaldırılmıştır. Aynı şekilde, anayasa sistemimizde başka bir örneği
bulunmayan ve idarenin kanunîliği ilkesine aykırılık oluşturan, atipik
nitelikteki Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve parlâmenter rejim ilkeleri ile
bağdaşmayan Devlet Denetleme Kurulu kaldırılmıştır. Bütün bu değişikliklerle,
yetki ve sorumluluğun paralelliği ilkesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi
amaçlanmıştır. Cumhurbaşkanının parlâmento tarafından seçilmesinde yaşanan
sıkıntı ve tıkanıklıklar dikkate alınarak, Cumhurbaşkanının, beşer yıllık azamî
iki dönem için halk tarafından seçilmesi yöntemi kabul edilmiştir.
Diğer yandan, rasyonelleştirilmiş parlâmenter rejim kuralları dahilinde, yapıcı
güvensizlik oyu benimsenmiştir. Yıkmakta birleşen parlâmento çoğunluğunun
kurmakta da birleşmesi istenerek, hükümetlerin kurulamamasından
kaynaklanabilecek siyasî krizlerin engellenmesi amaçlanmıştır.
Bu Anayasanın hazırlanmasında, milletlerarası insan hakları belgelerinden,
özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
içtihatlarından, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartından, Avrupa Sosyal Şartından,
bellibaşlı Batı demokrasileri anayasalarından, Türkiye’de çeşitli sivil toplum
kuruluşlarınca hazırlanmış anayasa taslakları ve raporlardan ve bilimsel
çalışmalardan büyük ölçüde yararlanılmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Bütün Türkiye Cumhuriyeti Anayasalarında yer alan bu hüküm aynen
muhafaza edilmiştir.
Madde 2- 1982 Anayasasının 4 üncü maddesinde değiştirilemezliği belirtilen
Cumhuriyetin nitelikleri arasında olmayıp soyut ve sübjektif yorumlara elverişli
bulunan ve insan hakları üzerindeki vurguyu zayıflattığı ileri sürülen “toplumun
huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde” ibaresine maddede yer
verilmemiş; insan hakları vurgusunun güçlendirilmesi amacıyla, “saygılı”
kelimesi yerine, 1961 Anayasasında olduğu gibi, “dayanan” kelimesi
benimsenmiştir.
İnsan haklarının korunması, devletin varlık nedenidir. “Toplum sözleşmesi”
olarak görülen anayasaların temel hedefi, siyasî iktidarı etkili bir şekilde
sınırlandırarak, bireyin doğuştan ve sadece insan olduğu için sahip olduğu hak
ve hürriyetlerini teminat altına almaktır. Devlet iktidarını kullanan organların
siyasî meşruiyetleri de büyük ölçüde bu hakları koruma işlevlerinden
kaynaklanmaktadır.
İnsan hakları eksenli bu modern meşruiyet anlayışının diğer bir ayağı da
demokrasidir. Devlet iktidarının kimler tarafından kullanılacağının kurallarını
belirleyen demokrasi, en geniş ve yalın anlamıyla halkın halk için ve halk
tarafından yönetilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdaki en önemli unsur
halkı nesne olmaktan çıkarıp siyasî özne konumuna yükselten “halk tarafından
yönetim”dir. Ancak, halkın özne olması modern demokrasilerde temsilî yolla ve
çoğunluk ilkesi üzerinden gerçekleşmektedir. Demokrasi, adil ve serbest seçimler
sonucu halkın onayını kazanan siyasî kadroların temel politikaları belirlediği
ve uyguladığı yönetim biçimidir. Esasen demokrasinin bu anlamı, Antik Yunan’dan
bu yana çok değişmemiştir. Ünlü Yunan tarihçi Tukidides “Anayasamıza…demokrasi
adı verilir; çünkü iktidar azınlığın değil, çoğunluğun elindedir” demişti.
Tukidides’in bu sözü Avrupa Birliği Anayasa Taslağının Başlangıç kısmının
epigrafı olarak da kullanılmıştı.
Bununla birlikte, modern demokrasi aynı zamanda anayasal demokrasidir. Başka bir
deyişle, çoğunluğun yönetme hakkına saygı göstermekle birlikte, çoğunluğun
iktidarı karşısında azınlıkta kalanların hak ve hürriyetlerini korumak ve bunun
için etkili mekanizmalar oluşturmak da demokrasinin bir gereğidir.
Gelişmiş istikrarlı demokrasilerin başlıca ilke ve kurumları arasında; serbest
ve düzenli seçimlerin yapılması, siyasî çoğulculuk ve çok partili siyasî hayatın
varlığı, temel hak ve hürriyetlerin tanınıp korunması, seçilmiş çoğunluğun
yönetme hakkına saygı gösterilmesi ve seçilmişlerin yönetme yetkisi bakımından
atanmışlar karşısında üstünlüğünün kabul edilmesi gelmektedir. Demokrasinin bu
temel ilke ve kurumlarının yanısıra, çağdaş demokrasilerde yerel demokrasi,
katılım, sivil toplum, açık toplum ve açık yönetim gibi ilke ve kurallar da
yaygın bir şekilde benimsenmiştir.
Diğer yandan, demokrasilerde halkın gerçekten siyasî özne olması, katılımcılığın
sağlanmasını gerektirmektedir. Bireylerin ve grupların siyasî karar alma
sürecine kendi kimlikleriyle katılmaları, katılımcı demokrasinin önşartıdır.
Buradaki katılım, vatandaşların belli aralıklarla önlerine gelen seçim
sandığında oy kullanmasının ötesinde bir faaliyeti ifade etmektedir. Bireylerin
özellikle sivil toplum örgütleri aracılığıyla taleplerini siyasal sisteme
yansıtmaları ve bunların siyasî çıktıya dönüşmesi için mücadele etmeleri
katılımcı demokrasiyi güçlendirecektir. Bu anlamda, Devletin Anayasada ifadesini
bulan “demokratik” sıfatı, ona ülkedeki toplumsal, siyasal ve kültürel
farklılıkları tanıyarak bireylerin farklı kimliklerle siyasal sürece katılımının
önündeki engelleri kaldırma yükümlülüğü yüklemektedir. Kısacası, demokratik
devlet kamu politikalarının belirlenmesi ve uygulanması aşamalarında mümkün olan
en geniş ölçüde toplumsal ve siyasal katılımın sağlanması için negatif ve
pozitif yükümlüklerini yerine getiren devlet olarak anlaşılmalıdır.
Cumhuriyetin “Atatürk milliyetçiliği” ve “lâiklik” ilkeleri de, diğer ilkelerle
birlikte değerlendirilmelidir. 1961 Anayasasının Başlangıç kısmında yer verdiği
“Türk milliyetçiliği” yerine 1982 Anayasasında “Atatürk milliyetçiliği”nin
tercih edilmesi, bilimsel ve akademik açıdan eleştirilebilirse de, siyasî açıdan
daha doğru bir tercih sayılabilir. “Türk milliyetçiliği”nin etnik köken
çağrışımı karşısında, “Atatürk milliyetçiliği”nin ırkçı, şovenist, ve yayılmacı
olmayan çok daha “kuşatıcı” ve “pozitif” bir milliyetçilik anlayışını yansıttığı
söylenebilir.
Cumhuriyet’in temel niteliklerinden biri olan lâiklik, Türkiye’de siyaseten ve
hukuken en çok tartışılan kavramlardan biridir. Kavramsal olarak, lâikliğin biri
devlete, diğeri birey ve topluma hitap eden iki boyutu vardır. Devlete hitap
eden yönüyle lâiklik, din kurallarının yönetimde gerek kanun koyarken gerekse
uygularken belirleyici olmaması anlamına gelmektedir. Bunun nedeni, lâik
düzenlerde siyasî iktidarın kaynağında halk veya millet iradesi gibi tamamen
dünyevi kavramların bulunmasıdır. Diğer yandan lâiklik, devletin de din
kurallarını değiştirmeye ve yorumlamaya kalkışmasını engelleyen bir ilkedir.
Lâik bir sistemde, devletin resmî dinî bulunmaz ve devlet bütün dinlerin
mensuplarına eşit davranır.
Lâikliğin bireye yönelik cephesinde ise din ve vicdan hürriyeti vardır. Ancak,
burada da muhatap devlettir. Devletin, tüm dinî inanışlar karşısında eşit
mesafede durarak, herkesin inançlarına uygun şekilde yaşaması için gerekli
ortamı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. 1982 Anayasasının 2 nci maddesinin
gerekçesinde lâikliğin bu anlamına dikkat çekilmiştir. Buna göre, “Hiçbir zaman
dinsizlik anlamına gelmeyen lâiklik ise, her ferdin istediği inanca, mezhebe
sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve dinî inançlarından dolayı diğer
vatandaşlardan farklı bir muameleye tâbi kılınmaması anlamına gelir.” Bu anlamda
lâiklik, farklı dinî inançlara sahip olanlar kadar hiçbir dinî inanca sahip
olmayanların da hak ve hürriyetlerini koruyan bir ilkedir.
1961 Anayasası ile anayasal sistemimize giren “sosyal devlet” ilkesi, devletin
sosyal dayanışma ve adaleti sağlamaya yönelik alması gereken tedbirlerin tümünü
ifade etmektedir. Toplumsal sınıflar arasındaki gelir dağılımı dengesizliğinin
yarattığı sorunları en aza indirmek devletin görevidir. Bu anlamda devletin
“sosyal” niteliği, ona herkesin insanca yaşama şartlarına sahip olması için malî
imkânlar ölçüsünde bir takım pozitif yükümlülükler yüklemektedir.
Bu maddenin lafzından hareketle, Cumhuriyet’in en temel niteliğinin “hukuk
devleti” olduğu, diğerlerinin aslında hukuk devletini niteleyen sıfatlar
olduğunu söyleyebiliriz. Diğer tüm niteliklerin hayata geçebilmesi hukukun
üstünlüğünün tesis edilmesine bağlıdır. “Adalet mülkün temelidir” sözünde de
ifade edildiği gibi, adil bir hukuk düzenine dayanmayan devletin ne bireylerin
hak ve hürriyetlerini koruması, ne demokrasinin gereklerini yerine getirmesi ne
de sosyal bir devlet olarak hizmet görebilmesi mümkündür. Bu anlamda hukuk
devleti, yönetenlerin de yönetilenler gibi önceden belirlenen, soyut, genel ve
adil hukuk kurallarına bağlı olduğu, her türlü idarî eylem ve işlem karşısında
kişilerin bağımsız ve tarafsız mahkemelere başvurabildiği kurallar ve kurumlar
bütünüdür.
Hukuk devletinde kişilerin kendilerini güvenlik içinde hissetmelerinin başlıca
şartları arasında, temel hak ve hürriyetlerin güvence altında olması, hukuk
kurallarının belirli ve makûl bir istikrara sahip bulunması, kazanılmış hakların
korunması, ceza sorumluluğuna ilişkin güvencelerin kabul edilmiş olması ve hak
arama yollarının açık olması gelmektedir.
Hukuk devletinde, yasama ve yürütme işlemlerinin yargı denetimine tâbi tutulması
ve yargının güçler ayrılığı ilkesi gereğince yerindelik denetimi değil,
hukukîlik denetimi yapan bağımsız ve tarafsız bir organ olarak işlev görmesi de
şarttır.