|
DENİZ YILDIZLARI
|
|
DENİZ YILDIZLARI Resimde gördüğünüz bu kedi ile köpekler ekmek yemiyorlar… Fakat, fırıncıdan ekmek isteyen bir insana, türdeşimize fırıncı: “borca ekmek yok” diyor… Bu evin hanımı ekmek pişirmesini bilmiyor yada evde ekmek pişirmek yerine fırından alıyor… Bu aile fakir, işsiz ve düzenli bir gelirleri ise yoktur… Bizim buralarda komşu komşudan ekmek isterken:”ekmeğimiz bitmiş, yarin pişirdiğimde vereyim, varsa iki ekmek ödünç ver” diye ister… Kadın, komşularına benzer gerekçeler ile gidemez… Elimize para geçene kadar iki ekmek ver, yoksa aç kalacağız… demekse söylenebilecek bir söz değil! *** Sırça köşkünden yediklerini sindirebilmek için çıkıp sahilde yürüyen “çokbilmiş zengin,” dalgaların sahile vurduğu kızgın kumun üstünde, sıcak güneş altında çırpınan ve bir şeyler yapılmazsa az sonra ölecek olan “deniz yıldızları”nı eli cebinde düşünceli, düşünceli bir halde seyrederek yürüyüşünü sürdürür... Karşıdan güle oynaya gelen bir gencin ise yürüyüşüne sık sık aralar verip, eğilip bir kaç “denizyıldızını” alıp, denize fırlattığını görür… Gencin sahil boyu sık sık bunu tekrarladığını gören “çokbilmiş zengin” gence: “bir kaçını kurtarmışsın ne fark eder, binlercesi ölecek?” der. Bunun üzerine genç eğilir, sıcak güneşin altında, kızgın kumların üstünde çırpınan bir “denizyıldızı”nı daha alır ve denize atarken “çokbilmiş zengine”: “bunun için çok şey fark edecek…” der. Birçok “ çokbilmiş zenginimizin” kadın ekmek pişirmesini öğrenseydi, un alsalardı, un almak için ayakkabı boyasalardı, simit satsalardı… yada dalkavukluk edip amuda kalkıp taklalar atsalardı… filan dediklerini duyar gibi oluyorum… Olsa ile bulsa bir araya gelse neler olmazdı ki neler… “Fakat ortada şu an için somut bir dram var ve bu dram kedinin, köpeğin ekmeği yemediği seninse yediklerinin yarattığı sorunları çözebilmen için spor salonlarına, güzellik merkezlerine ve sağlık kuruluşlarına binlerce ytl. verdiğin bir dünyada ve burnunun dibinde yaşanıyor...” *** Böylesi dramları görünce insan vicdanı, sahip olduklarının altında ve arakasında kalmamış, “kimse yok mu?” burada, diye sormadan edemiyor… Etrafımıza bakınırken(Asker SEVİM), bunlardan biri benim, dedi… Bu denizyıldızlarından birinin bugünlerde hastanede yattığını duymuş, iki defa hastaneye ziyaret etmek için gitmiş ama bulamamış. Bu aileyi merak eden ve hastanelerde arayan ikinci bir isim yok… Hasta kayıtta, ikici katta yattığı belirtilmiş; ikinci kattaki hemşireler böyle biri yok demiş. Asker inanmamış odaların tümünü aramış ama bulamamış… Belki de o gün bu hasta çıkmış ve buraya gelmeden bir yakınında bir gün kalmış. Şimdi köyde, evinde! Asker bu kişi(aile)yi bulamadan gitti… Konuşmalarından çıkardığım kadarına bakılırsa, “elini cebinden” bir denizyıldızını denize bırakmak için çıkaracağına dair işaretler verdi... Bu “can suyu” hikâyesinin takipçisi olacağız… a.s. 01 Ekim 2007
|