Ekim Haberleri                  

                                  

30 Ekim 2007  

     Acı kayıp!

     Tanrı bu gün, bir sevgili kulunu(Hasan ÖZDEMİR) daha aramızdan aldı.

  Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

a.s.

  Not: Merhumun naaş'ı 31 Ekim 2007 tarihinde, Turgut Özal Tıp Merkezinden alınarak, Fethiye Beldesinin Cumhuriyet Mahallesindeki mezarlığında defin edildi.

   Mezarlıkta yakınlarına başsağlığı verildi ve cenaze sahipleri Malatya'daki evlerine gittiler.

  Cenaze Töreninde, tanıdığım akrabaları olarak İmmihan ASLAN, Gülüstan ÖZDEMİR, Hüsne GÜLER var idi.

 

 

 

31 Ekim 2007- Hasan ÖZDEMİR'in Cenaze Töreni

 

 

 

29 Ekim 2007    29 Ekim 2007 tarihinde, Cumhuriyetimizin  84. Yıldönümünü kutlama kapsamında, İlk Öğretim Okulumuzda düzenlenen kutlama töreninden görüntüleri izlemek için resmin altındaki linki tıklayınız.

a.s.

29Ekim2007CuhmuriyetBayram

22 Ekim 2007  

     Acı kayıp!

     Tanrı bu gün, bir sevgili kulunu(Şengül ÇAĞLAR) daha aramızdan aldı.

    Merhumun naaş'ının Almanya'dan getirilip Fethiye'de defin edilmesi beklenmekte.

  Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

a.s.

     Not: Şengül ÇAĞLAR, Melek ÇAĞLAR'ın kızı ve Süleyman ÇAĞLAR'ın eşi.

     Sitemizin kotası dolmuş olduğundan, kısa bir süreliğine, resimlerin altındaki  linki tıklayarak, ilgili resim albümüne ulaşacaksınız.

    Merhum Şengül ÇAĞLAR'ın üçünde çektiğim resim albümünü görebilmek için, sağ taraftaki sütunda bulunan resmin altındaki, mavi fonlu linki tıklamanız yeterlidir.

        25 Ekim 2007 Şengül ÇAĞLAR'ın Cenaze Töreni

 

 

 

 

 

 

Şengül ÇAĞLAR'ın Üçü

20 Ekim 2007

     Bu günkü haberimizde şükür, ölen yitenden haber yok… Çeşitli resimler var. Bu resimlerin bir kısmı sipariş üzerine çekilmiştir. Evlerle ilgili olan resimler bu kapsamdadır.  Gündoğumu manzarası gözüme güzel göründüğünden, ilgili resimleri koydum.

    Resimlerde gördüğümüz gençlerden ikisi bizim sitenin haber  ve yorumcusu olmak hususunda bana söz vermişlerdi.  Hüseyin SEVİM ile Umut YÜCEL Almanya’dan spor haberleri ve yorumları yazacaktı bana, bende onlara özel sayfa açacaktım. Hüseyin ile Umut’un sözlerini hatırlatıyorum.

     Sitemizin Resimler sayfasında var olan üç resim linkinin içi boş. Birde sitemizdeki “Forum” linki boş, çalışmıyor.   www.fethiye-malatya.com linkide çalışmıyor.

     Sebebi: hatırlanacağı gibi, 2006 yılı Ağustos ayında “Fethiye” adını bir Fethiyeli olan Aliseydi’nin kullanamayacağı sözde gerekçesi ile bu site yasaklandı. Bu sitenin abonelik tarihi 2007 yılının Ekim ayına kadardı. Bu süre bu ay dolduğundan, www.fethiye-malatya.com sitesi kapanmış oldu. Fakat, www.fethiye-malatya.com sitesinin isim hakkını ayrıca aldığımdan şimdilik uzun süreliğine bu isim benim olarak kalacak.

     www.aliseydi-sevim.com sitesinin resimler bölümündeki üç resim linki ile “form” linki Ekim ayına kadar, www.fethiye-malatya.com sitesinden görüntüleri alıyordu. Bu sitedeki dataların büyük kısmını www.alliseydi-sevim.com sitesine taşımış olmamıza rağmen, yalnızca “form” u taşıyamadık. Form farklı bir yapıda olduğundan, www.aliseydi-sevim.com sitesine taşınamadı ve eski sitenin kapanmasından dolayı bu “form” silindi.

    Çeşitli görüntüler, düğün resimleri ile Abdal Musa lokması resimlerini aynı yerlerine 2008 yılının Ocak ayında tekrar yerine koyacağım. Şuan, sitemizin 55,000. dosyalık kotası dolmak üzere. 2008 yılının Ocak ayında Sitemizi: www.aliseydi-sevim.com sitesinin alanını limitsiz abonelik olarak yenileyeceğimden, önümüzdeki dönemde resim yada  herhangi bir belgenin kaybolması gibi bir sorunun önüne de geçmiş olacağız. Önümüzdeki yıl, bahsettiğim yenilemeden sonra bir daha kayıp olmayacak yeri bir “form” sayfası daha ilave etmek istiyorum.

 

18 Ekim

2007

    20 Ekim 2007 tarihinde Baran ÖZACAR'ın sünneti vesilesi ile oluşacak olan ÖZACAR ile YILMAZ ailelerinin kirveciliklerinin hayırlara vesile olmasını ve Baran ile ailesine mutlu bir gelecek dileriz.

a.s.

15 Ekim 2007

  

    10 Ekim 2007 tarihinde merhum Doğan GÖCER’in; 11 Ekim 2007 tarihinde merhum Abuseyif SEVİM’in kırkı ile Bayram yemeği; 13 Ekim 2007 tarihinde merhum Mehmet Ali GÜNEŞ’in Bayram yemeği; 14 Ekim 2007 tarihinde merhum Hüseyin KOÇ(huso)’un Bayram yemeği yapıldı...

     Bunlarla beraber, ilk bayramı olan ve bu yıl vefat eden: Hüseyin KOÇ, Mehmet Ali GÜNEŞ, Abuseyif SEVİM, Ali GÜVERCİN, Feride YILMAZ, Ali Yusuf KOLUAÇIK, Doğan GÖÇER, Fatma AYDEMİR, Vahap AYDEMİR, Hüseyin ASLAN, Elif DOĞAN, Bektaş PEKTAŞ, Aliseydi KAYA, Ali ÖZDEN, Zekine YANAR, Ahmet Paşa SEVİM, Tamiş (kızlık soyadı)GÜNEŞ, Satı AKDOĞAN ile bayramın birinci günü vefat eden Fatma UÇAR’a Tanrıdan rahmet ve geride kalan aile ve dostlarına ise sabır, metanet ve yaşama arzusu(sevinci) vermesini dileriz... 

     Verilen Bayram yemeklerinden çektiğim resimleri yan tarafa koyuyorum. Merhum Doğan GÖÇER’in yemeğinin verildiği gün Malatya’da olduğumdan bunların resmini çekemedim..

      Ölen insan için,  üçü, yirmisi, kırkı, bayramı ve yılı başlığında verilen yemekler ne derece anlamlı… Üç; neyse ama diğerleri bugün için gerekli adetler midir? Bunların bir kısmının yerine  yemek miktarınca hayır etmek daha doğru değil midir, şeklinde görüşler ileri sürülmektedir.. 

       Bazen bu yemeklerin sunumunda aşırıya gidilebiliyor; bu, hem geleneği yozlaştırıyor hem de gelir dağılımındaki adaletsizlik sonucu, herkes istese de bu denli bir dolulukla bu yemeği veremiyor… Bu ise, ekonomisi zayıf insanlar ise eziyor…  Bu sene, yukarıda saydığım merhumlardan birinin yakını, bir hastaya yemeğin iki katı yardım yapmıştır. Bu hayırlı bir iştir.  Bu istisnai durumun pozitif sonucuna rağmen yinede bu gelenekten vazgeçilmeli mi?  Bu gelenekler, vasatın anlayamadığı kadar büyük bir sosyal ihtiyaca da cevap oluşturabilmek için vardır…

      Cenaze yerlerine muhakkak gidilir ve hele ilk bayramlarında, merhumun yaşayan yakınlarının yanına ille de bir uğranılır…  Bayramda bu vesile ile ziyaret ettiğimiz komşularımızdan biride Haydar GÜVERCİN’idi…  Böylesi bir anı(bayramı köyünde) yaşamaktan dolayı memnun; fakat böylesi bir acı sebebi ile burada olmaktan dolayı da hüzünlü bir şekilde: “belki on yıldır bayramlarda köyde değildim, meğer bu böylesi bir acı meselesi ile gerçekleşecekmiş” dedi.

      Haydar, onca yıldır(Festival hariç) Fethiye’ye, kardeşi merhum Ali’nin vefatı dolaysı ile geldi.(Bu yıl birçok isimde bu gibi sebepler için geldi.) Bu vesile ile bütün köylüler onun evine geldi ve gözünün içine bakarak, üzgün bir şekilde, “başınız sağ olsun” yani acını paylaşırız dedi…  Haydarda bu güne kadar gitmediği evlere, başsağlığı için gitti ve beklide bir kısmının elini ilk olarak sıktı…  Yani beklide hiç merhaba demediğin ve elini sıkmadığın bir insanın elini bu vesile sıkıyorsun ve oda senin elini bu vesile ile sıkıyor. Kapını ilk olarak bu vesile ile açıyor ve sende ona bu vesile(o geldiğinde) ile ilk olarak hoş geldin diyor bu sıcaklığı yaşıyorsun…  Yani, ölüm olmaza bu yaşanmayacak ve sen(ben) kendini hapsettiğin mahpushanenin dışına çıkaramayacaksın.

     En ağır yeminlerden biridir.  “Ölürsem ölüme, ölürse ölüsüne gitmem” yemini. Namussuzum; Allah canımı alsın demek kadar önemli ve ağır bir yemindir bu.  Bu Cenazeler vesilesi ile bazı küslükler bile barışla sonlanabiliyor… Bu kadar önemli bir, birleştirici gelenek daha var mı?

Bu adetleri kaldırırsak yerine bunun kadar etkili ne koyacağız? Bunlardan biride Bayramlardır…

     Bayramlar ise, ölüm olmadan bu ihtiyacı karşılayan vesile(gelenek)lerdir. Bunu farklı yapılar ile canlandırmak yine bu bakımdan yararlı olabilir. Mesela, belediye ilk olarak önümüzdeki bayramda, bayramın birinci günü Malatya’dan sabah saat sekizde,  akşam ise saat sekizde Fethiye’den kalkacak ücretsiz bir otobüs tahsis edebilir...  Yılbaşlarında da bunu yapmalıyız.

      Nice barış ve dostluğun eksilmediği günler dileği ile…

a.s.

Abuseyif SEVİM'in Bayramı ve Kırkı

Bayram Resimleri

Mehmet Ali GÜNEŞ'in Bayram Yemeği

Hüseyin KOÇ(Huso)nun Bayram Yemeği

08 Ekim 2007    Merhum Bektaş Pektaş'ın üçü, 07 Ekim 2007 tarihinde yapıldı.

   06 Tarihli haberdeki yağış ise durdu. Hava güneşli.

    Köyümüzün imamı hasta olduğundan, merhumun üçünde imamlığı, Diyanetin görevlendirdiği Teslim hoca yaptı. Teslim hocanın okuduğu Kuran'ın, dualarının ve ilahilerin ardı arkası kesilmedi. Ben başsağlığı verenlerin  resmini çekerken hala okuyordu.  Teslim hoca işini ve görevini bildiği en iyi şekilde yapmaya çalışıyordu...

    Sözümüz hocamıza değil, oda bütün insanlar gibi saygın bir insandır gözümüzde.

     Sözümüz kime: Geçen bir komşumuz, Murat  hocayı arıyor, bir yakının bayram yemeğinde Kuran okuması için... Yani, baltanın sapı misali...

   Fakat onlarda, tv, radyo, gazete, dergi vb...den her gün beş öğün de hoparlörden o sesleri duymuş ve ona alışmış, onu  bir değer olarak algılamış yada algılatmışlar...

   Fizik yasasıdır, boşalan bir  gazın yerini başka bir gaz hemen doldurur...  Asırlardır, verilen mücadeleler ile Alevi-Bektaşiliği kafalardan ve hayatımızdan boşalttılar ve İslam'ın Hanefi -Maturidi yorumunu ile boşaltılan hayatımızı ve kafalarımızı doldurdular...

    Kimse kimseye gerçekten istemediği şeyi yaptıramaz.

    Fethiye'de bir ilk daha yaşandı,  soldaki videoyu tıklayınız. İmam okuduğu ilahinin bir aşamasında, cemaat ayağa kalkın dedi, herkes ayağa kalktı ve imamı tekrarladırlar...

   Hatırıma acaba imam bir hedefi parmağı ile işaret edipte, ileri deseydi ne olurdu diye bir soru geldi...

Bektaş PEKTAŞ'ın üçü

 

 

 

 

 

 

  Aşağıdaki Video Resmidir

 
06 Ekim 2007

     Mevsimin ilk yağmuru dün akşam saat yedi ile dokuz otuz arası yağdı. Yağış önemsenecek miktarda idi. Oluklardan su geldi yerde ise su akıntıları oluşturacak miktarda idi. Bu gün yine hava parçalı bulutlu...

05 Ekim 2007

 

    Acı kayıp...  Bektaş PEKTAŞ(lakabı:Coklamın Bektaş) bugün  aramızdan ayrıldı.

   Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

    a.s.

04 Ekim

2007

   Geçen hafta, Vahap ALTUNOK ile Garip YANAR anjio oldu. Anlatılanlara bakılırsa, araştırmaya yeni bir cihaz gelmiş. Bu cihazdan Türkiye'de sekiz tane varmış. Sigortalılardan üç yüz yirmi ytl. Sigortasızlardan ise bin yüz altmış ytl alınırmış. Anjio yapıldıktan bir saat kadar sonra hasta, evine gönderilirmiş. Kum torbaları koyma falan yokmuş.Kasıktan değil, koldan girilerek bu operasyon yapılırmış.(Haber kaynağı: Vahap ALTUNOK)

    Adile ÇAĞLAR(lakabı: çirkininin hanımı), mide rahatsızlığından dolayı bir kaç gündür hastanede yatmaktadır.

     Hastalarımıza geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.

a.s.

03 Ekim 2007  

     "ROLL" Dergisi, 2007/09 Eylül- Ekim Sayısında,Fethiye'nin ilk ve önemli gruplarından birinin ismi olan "Derdiyoklar," Ali Ekber AYDOĞAN,a altı sayfa ayırdı.

    Fethiye'den böyle değerlerin çıktığını görmek bizleri gururlandırıyor.

   Türkiye'yi dışarıda tanıtmak için her yıl milyonlarca dolar ödeniyor. Fakat, yaklaşık 45 dile çevrilen eserleri ve nice dergilere kapak ve gazetelerde manşet ve kanallarda birinci haber olması dolaysı ile bir Orhan PAMUK ismi, bunlardan daha fazlasını yaptı.

     45 Dile eserleri çevrilmiş bu ülkemizin ilk Nobelli yazarını, Cumhurbaşkanımız  kutlamadı...

     Bu gibi durumları görünce aklımıza Derdiyoklar'ın "öl ki meşhur olasın" dizeleri geliyor. Ama ölmeden de meşhur olmalarına rağmen millet olarak değerlerimizin kıymetini bilemiyoruz.

    Bunlar yaşarken dahi meşhurlar... Bir yazarın, Orhan PAMUK'u kutlamayan yetkili için söylediği bir sözünü hatırlıyorum: "on yıl sonra sonra bu politikacıyı halk unutacak ama "Orhan PAMUK asırlar sonra bile dünyaca tanınmış bir yazar olarak hatırlanacaktır, demişti."

    Test için, Google"e bir "Derdiyoklar" yazdım bir de "İhsan Güvercin" yazdım aradım." Sayfalar dolusu satırbaşı linki ile karşılaştım...

     Birde iş olsun diye: "Aliseydi Sevim" yazdım aradım... Bir sayfa ancak dolabildi...

***

     Yine, Fethiye'nin ilk guruplarından biri olan "Akbabalar" gurubunun değerli bir üyesi Naci AKBABA, hafta burada idi. Bildiğim kadarı ile şimdi gurup olarak var değiller. Naci abi ile bir saat kadar ancak sohbet edebildik. Bana derlediği arşivinden bolca halk müziği kopyası verdi. Arşivi için bir müzikte ben ona burada armağan ediyorum. Mesut Salman'ın "youtube"den aldıgım kaydı, tıklayınız..

     Naci abide, inançsal ve düşünsel değerlere itibar eden hoşsohbet bir insandı. Bu vesile ile 2004 yılından beri göremediğim, üçüncü kardeş Hamza AKBABA'ya selamlarımı sunarım..

02 Ekim 2007 Hrant Dink'in katil zanlısı O.S., "Ya Sev Ya Terk Et" yazılı cezaevi aracı ile Adliye'ye getirildi

İSTANBUL -OZEL- Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink suikastı davasının ikinci duruşmasında yargılanan tutuklu sanıkları getiren cezaevi aracın üzerindeki, "Ya Sev Ya Terk Et" yazısı dikkat çekti.
Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne katil zanlısı O.S.'in içinde bulunduğu söylenen 06 AG 6063 plakalı cezaevi aracının önündeki "Ya Sev Ya Terk Et" yazılı etiket dikkat çekti. Gazetecilerin ilgisini gören görevliler üzerine başka bir etiket yapıştırarak üzerini kapattı.
SORUŞTURMA AÇILDI
Kocaeli F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na ait cezaevi aracının ön kısmındaki ''Ya Sev Ya Terket'' yazısı ile ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Canan, yaptığı yazılı açıklamada, 1 Ekim 2007 günü bir kısım tutukluları yargılandıkları İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmalara götüren Kocaeli F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ait cezaevi aracının ön
kısmında ''Ya Sev Ya Terket'' şeklindeki yazı bulunduğu şeklinde bazı basın yayın organlarında haber çıktığını bildirdi.
Canan, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
''Cumhuriyet Başsavcılığımızca konu ile ilgili olarak derhal adli ve idari soruşturma başlatılmış olup, titizlikle sürdürülmektedir. Soruşturmanın sonucunda ilgililer hakkında gerekli adli ve idari işlemler yapılacaktır.''

İKİNCİ DURUŞMA TAMAMLANDI
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin O.S'nin de aralarında bulunduğu 19 sanığın yargılandığı davanın 2'inci duruşması tamamlandı.
Duruşma sırasında sanıklardan Zeynel Abidin Yavuz'un siyah çorabının üzerinde, üç hilal amblemi ile ''MHP'' ve ''Hepimiz Türk'üz'' yazılarının bulunduğu görüldü.
Duruşmada sanıklardan O.S, Tuncay Uzundal ve Zeynel Abidin Yavuz'a avukatlar tarafından doğrudan sorular soruldu. Diğer sanıklara zaman yokluğu nedeniyle soru sorma işlemi bir sonraki celseye bırakıldı.
Yaklaşık 12 saat süren duruşma, 11 Şubat 2008 tarihine ertelendi.
Duruşmanın ardından tutuklu sanıklar, hakim, savcı ve personelin kullandığı kapıdan çıkarılarak, kaldıkları cezaevlerine gönderildi.
Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ve kızı Delal Dink'in de aralarında bulunduğu bazı yakınları da aynı kapıyı kullanarak adliyeden ayrıldı.

Hrant Dink'in katil zanlısı O.S.,  "Ya Sev Ya Terk Et" yazılı cezaevi aracı ile Adliye'ye getirildi

 

 

 

 

 

 

01 Ekim 2007

DENİZ YILDIZLARI

   Resimde gördüğünüz bu kedi köpekler ekmek yemiyorlar… Fakat, fırıncıdan ekmek isteyen bir insan(komşumuz)a, türdeşimize fırıncı: “borca ekmek yok” diyor…

    Bu evin hanımı ekmek pişirmesini bilmiyor yada evde ekmek pişirmek yerine fırından alıyor… Bu aile fakir, işsiz ve düzenli bir gelirleri ise yoktur…

    Bizim buralarda komşu komşudan ekmek isterken: ”ekmeğimiz bitmiş, yarin pişirdiğimde vereyim, varsa iki ekmek ödünç ver” diye ister… Kadın, komşularına benzer gerekçeler ile gidemez… Elimize para geçene kadar iki ekmek ver, yoksa aç kalacağız… demekse söylenebilecek bir söz değil!

    Devamı: Yazılarımız, kısmındaki: Denizyıldızları Başlığında, tıklayınız>>>