Yeşil Kod Adlı Mahmut YILDIRIM

Federal Almanya şansölyesi Angela Merkel Türkiye kökenli, Türkçe yayın yapan medya kuruluşunun temsilcileriyle  buluştu. 1 saat’i aşkın süre, medya kuruluşunun temsilcileriyle, Almanya’daki uyum sorunu ve medya’nın sorunlarına ilşkin sohbet eden Angela Merkel,  ‘’uyuma ilşkin çabalarını yoğunlaştıracakların’’  özenle vurgulamıştır.

 Medya’da değişimin adresi olan, halkın Televizyon’u, YOL-TV’i, yönetim ve yayın kurulu üyesi Aiekber Pektaş temsil etmiştir.

Robeert Boch Vakfının maddi destegiyle düzenlenen buluşma, Türkiye Almanya Kültür Formu tarfından organize edildi. 28 davetlinin katıldığı bu buluşma, Federal Almanya Cumhuriyeti Başbakanlık konutunda gerçekleşti. Türkiyenin büyük medya kuruluşlarnında katıldığı buluşmada, Başbakan Angela Merkel, medyanın sorunlarını ve uyum politikası konusundaki düşüncelerini, medya temsilcilerile paylaştı.

Türkiye Almanya külür Formu tarafından yapılan açıklamada, önümüzdeki süreçte, bu tür buluşmaların,  Federal Almanya’nın diğer kurum temsilcileriyle de gerçekleşebileceğini belirttiler.  

YOL-TV haber servisi

Frankfurt

***

Toplumu kucaklayan, Politik bir parti örgütlemenin zamanıdır!

Ülkemiz Türkiye’de, 30  yıla yakın aradan sonra,  siyaset sahnesinin yeniden, emek cephesinden ve demokrasi güçlerinden yana, ibrenin dalgalandığı gözlenmektedir. Emek cephesi, demokrasi güçleri ve aleviler bu süreci iyi algılamalıdırlar. Objektif durum bu denli olgunlaşmaya ve ivme kazanmaya yönelmişken, sübjektif koşulların yaratılması aydınlarımızın asli görevleri arasındadır.

Sevgili okuyucular,

12 eylül karanlığının, toplum üzerindeki yaratmış olduğu korku duvarını ve  ‘ölü toprağını’  silkinip atmanın zamanı gelmiştir. Mevcut düzeni, bütün çürümüş ilişkileriyle, tarihin çöplüğünde hakettiği yeri alması için gerekli çabayı göstererek, mevcut sistemle hesaplaşmayı cesaretle yürütebilecek politik bir örgütlenme modeli yatatmak kaçınılmazdır.

Bu bir çatı parti veya bir parti örgütlenmesini yerine getirecek, geniş kitle yığınlarını harekete geçirecek, farklı bir siyasal örgütlenmede olabilir. Bu farklı örgütlenme, siyasal bir parti örgütlenmesini yadsımamalıdır.

Türkiye’nin demokrasi güçleri, başta aleviler olmak üzere, aydınlar, işçiler, köylüler, esnaflar, sanatçılar, kısacası, ötekiler diye nitelenen, horlanan ve dışlanan kesimler, geç kalmış ama, zamanı geçmemiş bir sürecin girişimlerinin başlaması için, gerekli özveriyi gösterip, düğmeye basmalıdırlar. getirecek bir örgütlenme olmalıdır. Bu örgütlenme, mevcut düzenden memnun olmayan, emperyalist dünyanın çikarlari doğrultusunda her şeyi mübah gören, faşist, şeriat’cı güçlerle ve 12 eylül  cuntacı zihniyetiyle hesaplaşmayı ana eksenine oturtan bir örgütlenme olmaldır.

Gerek merkezi olarak parlementoyu, gerekse yerel alanda belediye’lerde etkin olmak için iktidarı hedeflemelidir.

İktidar perspektifi olmayan, hiçbir örgütlenme, hayelini kurduğu ideallerine ulaşamaz. Demokrasi güçlerinin yaratacağı bu örgütlenmenin, temel presibi iktidarı hedeflemektir. Mevcut kokuşmuş, çivisi çikmis, şeriat’cı ve cuntacı sistemden kurtulmaktır. Türkiye toplumunun çogunlugunu temsil eden ve onların özlemi olan, demokratik ve bağımsız Türkiye, hukukun üstünlügünün olduğu, ekonomik refah’ın olduğu, bir ülke yaratma projesiyle yola çikilmalidir.

Bu örgütlenmenin, hadef kitlesi, Aleviler, Türkiye’de yaşayan diger inanç grupları; Hırıstiyanlar, Ortadokslar, Yahudiler vb. olmalıdır. Kürtler, diger ulasal azınlıklar; Ermeniler, Süryaniler, Rumlar, Lazlar vb. etnik gruplar olmalıdır. Sunni inanç kesimine mensup ve mevcut düzene karşi duran dostlarımız olmalıdır. Emek cephesi; işçiler, memurlar, köylüler küçük iş çevreleri, esnaf olmalıdır. Ögrenci gençlik olmalıdır. Yerli sermayeyi denetleyen kesim olmalıdır. Kısacası, demokrasiyi özleyen, demokrasiyi isteyen tüm kesimler hedef kitle olarak belirlenmeli ve kazanılmalıdır.

Bu örgütlenme proğramında, yukarda ismi geçen kesimlerin çikarlarina uygun betimlemelere yer vermelidir. Tüzük’ünü bu esaslara göre düzenlemelidir. Proğramı, toplumun tümünü kucaklayan ve onların eğitimine ağırlık veren konumda olmalıdır.

Bu örgütlenme, alabildiğince şeffaf olmalıdır. Bu şeffaflık her alanda topluma hissetirilmeli ve diger, mevcut düzen partilerinden kalın çizgilere ayrıdığını her fırsatta kanıtlamalıdır.

Yoksullukla, hortumculukla, anti demokratik uygulamalarla mücadeleyi, ana eksenine oturtmalıdır.

Bu vb. konuları detaylandırabiliriz. Ama bu yazının boyutlarını aşmaktadır. Bu nedenle burda noktalıyorum.

Alevi kadroları bu örgütlenmeye hazır mı?

Sevgili okuyucular,

Alevi kadroları bu örgütlenmeye hazırmı? Evet, alevi kadroları hazırdırlar. Böyle bir örgütlenmenin, bir parti örgütlenmesinin, idare merkezinde yer almaya ve yönetmeye hazırdırlar. Bu konuyu bir çok yönüyle açıklamak mümkündür. Bu realiteyi, görmek için, son 15 yılda Avrupa ve Türkiye’de, alevi kadrolarının yarattıkları örgütlenmeler, bunun açık kanıtıdır. Aleviler, bugün, emek ve demokrasi ekseninde yer alan bir çok gücün hayal edipte, yakalayamadığı noktaya ulaşmışlardır. Kitle örgütlenmelerinde, basında, görsel ve yazılı basında önemli mevzilere sahiptirler. Bu nedenle alevi kadroları birçok alanda yetkin durumdadırlar.

Bir ülkede, imam hatip mezunu, birileri, parlementer, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı oluyorsa, bütün yobazlıklarına rağmen.

Alevi kadroları, bu ülkede, yani Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm alanlarında, bütün kurumlarında yönetici olmayı fazlasıyla hakkettikleri gibi, aynı derecede yetkin ve olgunluğada sahiptirler.

Tabiiki, bir alevi orjinli örgütlenme ve parti yaratılması taraftarı değilim. Ama karar mekanizmasında alevilerin söz sahibi ve etkin olmasından yana olduğumuda, belirtmekte yarar görüyorum.

Çünkü, ülke nufusunun 3/1 oluşturmalrına rağmen aleviler. 86 yıllık cumhuriyetin, hiçbir döneminde,  karar mekanizmasında yer almamışlardır. Daha doğrusu alevilere yer verilmemiştir. Bu alevilerin beceriksizliğinden değil? Ülkeyi yönetenlerin basiretsizliğindendir.

Demokrasi güçlerinin yaratacağı, demokratik bir örgütlenme modelinde, tabiki yönetici kadrolar seçimle geleceklerdir. Ama bir gerçeğin altını çizmek isiyorum.  Alevilerin, böyle bir örgütlenmenin karar mekanizmasında yer alacak yeterince kadroları olduğu gibi, hatta liderliğini yapabilecek karizmatik ve yetkin kadrolarıda mevcuttur. 

Bu realite’i görmek için, demokratik alevi hareketinin, gelişme seyrini inceleyip, kadrolarının hareket içindeki oynadıkları rolü, görmek yeterli olacaktır.

Demokratik Alevi hareketi,

Demokratik alevi hareketi ve tüm alevi kitleleri, demokrasi güçleriyle birlikte yaratılacak bir örgütlenme sürecinde tüm güçleriyle yer alacaklar ve motorize olacaklardır.

Bu fırsat aleviler içinde kaçırılmaması gereken ve değerlendirilmesi gerekli bir fırsattır. Bu nedenle tüm aleviler, artık iktidar perspektifi ile sokağa çikmalidirlar.

 Demokratik yollarla, iktidara giden mevzileri kazanmanın ve özledigimiz demokratik, laik, bağımsız ve özgür bir Türkiye, yaratmanın zamanı gelmiştir.

Öyleyse özgürlüge giden yola merhaba!

Bir dahaki yazımda buluşmak dileğiyle, her şey arzuladığınız gibi olsun!

Kritikleriniz için: aliekber.pektas@yoltv.eu

Ali Ekber PEKTAŞ  

12/05/2009

(Yazının yasal sorumluluğu yazarına aittir. -a.s.)

 Aliseydi Sevim  

 

 Başa Dön  

Posted y Admin

Filed under Uncategorized | 28 Comments |