|
Hukukun değil, paşaların üstünlüğü.... Nevşehir Başsavcısı Işık Keskin Özbay’ın dört yıl süren “protokol savaşı” sonunda, Danıştay geçenlerde “resmi törenlerde paşaların yargı erkanının arkasında durması gerektiği”ni karara bağladı. Danıştay bu kararını “Anayasa’da yer alan güçler dengesi ayrılığına” dayandırıyordu. Yasama, yürütme ve yargı ayrımında, ayrıca bir de “generaller” diye bir başka güç olmadığından protokol değişmekteydi. Ancak, Danıştay bu ilkenin “Ankara dışındaki” illerde uygulanmasını uygun görmüştü. Ankara’da paşalar “yasama, yargı ve yürütme”nin üzerinde bir konumda olmaya devam edecekti. ********** Susurluk Çetesi’nin tetikçi kanadının mahkum edilmesi ardından “emekli paşalardan” gelen açıklamalar Danıştay’ın Ankara’da “güçler ayrımı” ilkesi yerine, neden “fiili güç dengesi” üzerine hareket ettiğini de açıklamakta... Yargıtay Susurluk Çetesi’nin tetikçi kanadını mahkum ederken, gerekçeli kararında şunları söylüyordu: “Terörle mücadele adı altında da olsa, bir hukuk dışı örgütlenmeyle, devletin meşru güçleri gibi güç kullanarak yürürlükteki yasalar yerine, kendi güç ve kuralları ile sözde yasalar oluşturmak, devleti hukuk devleti olmaktan çıkarır. Bu koşullar da güçlünün sözünün geçtiği, nereden başlayıp nerede sona ereceği belli olmayan, her türlü yasadışılığın egemen olduğu bir sistem oluşur, hukuk kuralları yerine korku ve kaygı geçerli olur. Bu durum bir Anayasa ve yasa ihlalinin ötesinde tam hukuk ihlali niteliği taşır, hukuk devletinin bütünüyle ortadan kalkması sonucu doğuracağı göz önüne alındığında da mahkemenin sanıkları TCK 313’e göre mahkum etmesinde bir isabetsizlik yoktur.” Şimdi paşalar bu gerekçeyle mahkum olmuş birini, Yargıtay’ın elinden son bir hamle ile kurtarma çabasında. ********** Ancak, Yargıtay’ın gerekçesinde, çok önemli ve hiç unutulmaması gereken bir bölüm daha var: “... olayın derinliğine devlet içini de kapsayacak şekilde çok yönlü araştırılmasını gerekli kılmıştır. Bu bağlamda yapılan soruşturmalar, ulaşılan bilgi ve belgeler, olayın arkasındaki bilgilerin çözülmesinin güç, karmaşık ve duyarlı makamları ve görevlileri de kapsayacak ölçüde olduğunu ortaya çıkarmıştır. Mahkumiyet verilen sanıklar dışındaki kimi görevliler ile bunlara yardım edenlerin yargı önüne çıkarılmaları görevi, devletin yetkili organlarınındır.” Galiba, açıklamalar, Yargıtay’ın bu tespitinin hayata geçmesini kolaylaştıracak ********** Yargıtay’ın “devlet içinde çete kurmaktan” mahkum ettiği birinin böylesine savunulması sonucunda, tepkiler de artarak büyüyor. Siyasetçiler ile basın mensupları, açıklamaları yapan paşaların da Susurluk Davası kapsamı içinde yargılanması gerektiğini vurgulamaya başladı. Hukukun üstünlüğü mü, yoksa Danıştay’ın Ankara’da geçerliliğini kabul ettiği “paşaların üstünlüğü”mü, bu gelişmelerin sonuçlarına göre bir kez daha test edilecek. Gerçek bir devlet mi, Susurluk türü bir çete mi? anlayacağız
“
|