|
Kum, Cam, Pentium... Sabancı Üniversitesi’nde, Tosun Terzioğlu bir zaman önce "Türkiye Rekabet Kurulu"nda "teknolojik gelişme ve rekabet" konulu önemli bir konuşma yaptı. Ricamı kırmadı, isteğim üzerine konuşmasının "powerpoint" çıktısını da, bana gönderdi. Yeni teknolojilerin en önemli özelliğini "ağırlıkları" ele veriyor. Sanayi devriminin devasa ürünlerinin yerini "yükte hafif, parada ağır" bir üretim süreci alıyor. Zenginliği yaratan, bizzat bilginin kendisi. Bazen yaratıcı bir fikri, bir sayfa yazıyorsunuz, ama milyonlarca üretilen bir üründen çok daha kıymetli bir üretim sayılıyor. Nitekim, Alan Greenspan'in Fortune Dergisi'nin Mart 2000 sayısında belirttiği gibi, Amerika'da 1900 ila 2000 yılları arasında, nüfus 3.6 kat artarken, ekonomi 19 misli büyümüş ama toplam üretimin fiziksel ağırlığı aynı kalmış. Bu Amerika'nın gittikçe artan bir ivmeyle yeni teknolojik ürünler ürettiğini göstermekte... Ürünlerin nitelik değişim sürecini anlatmak için, Tosun Terzioğlu harika bir örnek veriyor. Sanayisi olmayan bir ülke sadece kum satabiliyorsa, bir kilo kumdan elde ettiği gelir 0.007 senti geçmiyor. Yok, eğer sanayileşme aşamasına ulaşmış biraz daha iri kıyım bir ülke ise, kumu yüksek ısıda eritip cam haline getirebiliyor. Ve bir kilo camdan 1.03 dolar kazanıyor. Kumu eriterek cam yapılacağını bildiği ve bunu hayata geçirebildiği için, aynı ham maddeden hareketle gelirini kilo başına neredeyse bir dolar artırıyor. Yaşadığımız çağın sihrini yakalamış ve bilgi toplumuna geçmiş bir toplum ise, bu kez gene kumdan chip'ler üreterek, bir Pentium III imal ediyor ve kilosunu 17.778 dolara satıyor. Bilginin kuma kattığı değer, cama oranla birden öyle yükseliyor ki, bir dolar yerine on yedi-on sekiz bin kez fazla bir oranda para kazandırıyor. Zaten Amerika'nın ekonomisinin yüz yıl içinde 19 misli büyümesine rağmen ağırlığının aynı kalması da bu yüzden. 30 milyarlık bir ihracat için 4 285 714 286 ton kuma ihtiyaç varken,1688 ton Pentium III aynı parayı kazandırabiliyor. Ne var ki, Türkiye kum yerine Pentium yapmayı imkanlı kılacak olan araştırma-geliştirme harcamalarına hiç bir kaynak aktarmıyor. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi içindeki payı da bu yüzden ancak yüzde 4 civarında. Halbuki, bu oran son yıllarda depara kalkan İrlanda'da yüzde 47, İngiltere de yüzde 30. Dünya Bankası'nın son yayınladığı Kalkınma Raporu 2002’de bu konuyla çok öğretici kıyaslamalar var. Yeni atılımlar için, araştırma ve geliştirme harcamalarına kaynak yaratmak yetmiyor, bir de bunun toplumsal kalkınmaya doğru yansıması için "Ulusal İnovasyon Sistemi" kurmak gerekiyor."Bilimsel ve teknolojik araştırmalar yapabilmek ve bu tür araştırmalar sonucunda ortaya konan bulguları, ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürebilmek için gerek duyulacak bütün kurum ve mekanizmalarla birlikte, bunların sistemsel bir bütünlük içerisinde iletilmesine" Ulusal İnovasyon Sistemi diyoruz. Rusya önemli ölçüde araştırma ve geliştirme harcaması yaptı ama Ulusal İnovasyon Sistemi oluşturmadığı için, araştırma ve geliştirmede yapılan yenilikler topluma refah olarak geri dönemedi pek. Türkiye henüz Pentium III'ün özünü oluşturan chip üretemiyor. Bazı bölgelerinde ise kum, bazı bölgelerinde ise cam hakim. Ortalamayı gösteren rakkamlarda ise durumu pek parlak değil. Aslında konuşulan ve tartışılan ıvır zıvır konuları bir yana bıraksak da, nasıl zenginlik üreteceğimizi gündeme getirsek ve buna toplumsal irade koysak, çok daha hayırlı olacak. Üstelik herkesin Pentium III düzeyine eriştiği bir çağda, biz hala kum ihracı düzeyinde bir ortamdan da kurtulacağız.
|