|
Milliyetçilik
yükselmiyor, ölüyor
Türkiye’de...
En zor iş... Tanım yapmaktır. Bol keseden atıp tutandan. Fütursuzca
esip gürleyenden... Herhangi bir şeyi tanımlamasını isteyeceksin.
- Şunu bana tanımlasana.
Tanımlama talebi mutlak bir sessizliğin de işareti gibidir. Burada
en sevilmeyen şey, kavramları tanımlamaktır çünkü.
***
Örneğin...
Konu milliyetçilik mi?
İki bin küsur adama soru mu soruyorsunuz?
Bence ilk yapılması gereken şey araştırdığınız konunun
tanımlanmasını istemek.
Acaba ankete katılanlar...
Milliyetçiliği aynı mı anlıyorlar?
Ortak bir tanımları var mı?
***
Türkiye epeydir çok hızlı bir şekilde modernleşiyor.
Dış ticaret hacmi 222 milyar dolara ulaştı.
Cumhuriyet tarihinin en büyük yabancı sermayesi son iki yılda geldi.
Köylülük çözülüyor.
Esnaf nitelik değiştiriyor.
Tabi ki bunun getirdiği bir sıkıntı var...
Tutunamayanların sıkıntısı...
Bunun adı milliyetçilik olabilir mi?
***
İnternette...
Sudanlı bir polisle...
Norveçli bir gemiciyle...
Tavla
oynamayı...
Cep telefonuyla anında dünyanın her noktasına ulaşmayı...
Robotların hakimiyetini...
Yok sayarak milliyetçiliği tek başına ele alabilir miyiz?
***
Milliyetçilik fikri...
1789’da Fransa’da doğdu.
Burjuvaların...
At koşturacakları bir piyasaya ihtiyaçları vardı.
Piyasayı, ulus-devlet sınırları tanımladı...
Dış rekabeti de milliyetçilik engelledi.
Burjuvazi gelişti, sermaye böylelikle palazlandı.
Şimdi artık böyle bir dünya var mı?
Var ise 643 yıllık Fransız Frangı ne oldu?
Almanya ile Fransa arasında sınırlar neden kalktı?
AB neden doğdu?
***
Milliyetçilik dünün bir gereği idi.
İnsan beyninin yaratıcılığı...
Yarattığı zenginlik...
Sınırlı bir toprak parçasını çoktan aştı...
Küreselleşti, gezegenleşti.
Milliyetçiliğin bir iki ülkedeki hayatiyeti de...
Ölmeden evvelki son iyilik gibi...
**
Ölmeden evvelki son iyilik?
Milliyetçiliği doğuran şartlar değişti.
Milliyetçilik yükselmiyor, ölüyor.
Hatta öldü...
Ama cenazesi henüz kalkmadı.
**
Bizde...
‘Milliyetçilik yükseliyor’ lafını duyduğumda...
Bunu...
Hızlı modernleşme sürecinde sıkıntı duyanların...
Tutunamayanların ıstırabı olarak algılıyorum.
Onlar, üstlerine doğru gelen yeni bir hayattan duydukları korkuyu...
Bir güce sığınma isteğini...
Milliyetçilik olarak isimlendiriyorlar.
Aslında istedikleri ümit ve güvence.
***
‘Dünkü yaşam’ milliyetçiliği doğurmuştu...
Bugünkü yaşam ‘dünyalaşmayı’ doğurdu.
Tutunamayan, korkan insanlara...
Güvence ve ümit verin...
Bakın ‘milliyetçilik’ kalıyor mu?
***
Tek soru...
Bu ümidi kim yaratacak?
Herkes ümitsizlik yarışındayken...
Ümidi yaratan...
Bu ülkenin baş tacı olacak.
14.03.2007
|