Sivas'ta ne oldu?

Salı günü Sivas Katliamı'nın dokuzuncu yıldönümüydü. Türkiye yeryüzü önünde kendi insanlarını yakarak öldüren bir toplum damgasını yiyerek geçen yüzyılı kapattı. Uzayan davalar dışında kimse de bu işin asıl içyüzünü, Sivas'ta neler olup bittiğini gerektiği gibi kurcalamadı.

Galiba daha titiz bir sorgulamaya yönelik ilk adımı Can Dündar attı. Dönemin valisi Ahmet Karabilgin ile konuştu. Oluşturduğu belgeselin yazılı metni de Milliyet Gazetesi'nde yayınlandı.

Ahmet Karabilgin, Danıştay tarafından açılan soruşturma sonunda aklandı. Şimdi ise merkez valisi. Türk basını Danıştay'ın soruşturma raporu üzerinde de durmadı. Yanlış hatırlamıyorsam bu çok ilginç raporun içeriği çok kısa olarak vaktiyle yalnızca bir tek gazetede yer aldı. Sonra da kimse dönüp bu rapora bakmadı.

Sivas'ta koca bir tugay komutanlığına rağmen insanların gün boyu süren bir kargaşa sonunda yakılabilmesi aklı kurcalayan bir konu. Bu noktaya vali Karabilgin çok net bir açıklık getiriyor. Hafızam beni yanıltmıyorsa, Danıştay raporu ile valinin söyledikleri arasında çok ciddi paralellikler var.

Vali Ahmet Karabilgin’in Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan görüşleri şöyle:

“Karabilgin, askerlerin ilk andan itibaren olayları yakından izlediğini hatta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş'in kendisini arayarak, 'Orada 6 bin mevcudum var, hepsi emrinde' dediğini de anlattı: 'Güreş Paşa'ya 'Paşam bunları bana söylemeyin. Yanımda Tugay Komutanı var. Telefonu ona veriyorum. Ona söyleyin, talimatınızı ona verin' dedim. Tugay Komutanı telefonu aldı 'Başüstüne komutanım' dedi ve gitti.

Ancak Vali karabilgin'e göre, beklenen askeri kuvvet bir türlü gelmedi. Öğleye kadar Valiyle olan Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Yücetürk, asıl hedef olan Aziz Nesin'in Madımak Oteli'nde bulunduğunu yangından bir saat önce öğrenmiş ve Meclis Araştırma Komisyonu'na verdiği ifadede bu gecikmeden dolayı Vali'yi suçlamıştı.

Vali Ahmet Karabilgin, 'Asker yetişti' sandıklarında yaşanan hayal kırıklığını ise şöyle anlattı: “Sonunda 20-30 asker geldi, hükümet meydanına... ama orduevini koruyacak şekilde mevzi aldılar. Bunları maalesef ben yaşadım, gördüm. Halbuki benim güvenliğimle ilgili bir sorun yok, Madımak'ta sıkıntımız var, oraya yoğunlaşmak lazım. Ama askeri birlikten parça parça gelen bu gruplar olay yerinden çok, ana caddedeki mağazaların, kuyumcuların, askeri risk altına atılmayacak bölgelerin etrafında güvenlik önlemleri aldılar.”

Can Dündar'ın belgeselinde yer alan ve Milliyet'te yer alan anlatımlar bunlar.

Aslında gündem belirleyecek, Danıştay kararı ile Meclis soruşturma raporunun yeniden açılmasına yardımcı olacak çok önemli ve ciddi iddialar.

Türkiye'de ezelden beri gelen bir cami-kışla çekişmesi var. Demokratik bir hukuk devleti ise, bu odak noktalarından bağımsız kendi mantığında ilerleyen bir devlet titizliğine tekabül ediyor. Orada güç dengesi ve siyasal çıkar hesabı yok, devlet örgütlenmesinin sürekliliğini koruyan sarsılmaz bir hukuk mantığı var. Biz de böyle olmuyor. Pazusu güçlü olan ile siyaseten önde giden gerçekleri zehirleyebiliyor.

Hepimizin yüzünü kızartan bu korkunç olayın yıldönümünde yakılarak ölen insanlarımızı rahmetle anarken, Sivas olaylarına güç dengesinden bağımsız, özerk bir hukuksal mantıkla yeniden bakmakta yarar var. Vali Ahmet Karabilgin'in anlattıkları bu titizliği gerektiren değerde ve önemde.

5 Temmuz 2002, Cuma