2007 Yılı Haberleri

 

Nisan 2007

27 Nisan 2007

   Yazıhan İlçesinde kız alıp-verme meselesi yüzünden çıkan kavgada 3 kişi öldürüldü. İlköğretim öğrencisi kızı alamayan 3 zanlıdan biri yakalanırken, 2'si kaçtı. Olay sonrası yaşamlarını yitiren 3 kişinin cenazesi Adli Tıp Kurumuna getirildi.

        Geçtiğimiz hafta 3 kişinin yaşamını yitirdiği kanlı olayın ardından bu cinayetin yankıları sürerken Malatya bu kez başka bir olay ile sarsıldı. Edinilen bilgiye göre, Yazıhan ilçesine bağlı İriağaç Köyü Karasu mezrasında meydana gelen olayda, 5 ay önce kapı komşusu olan Şeyho T. ve Mustafa Katı, anlaşarak kız ve oğlanlarını evlendirdi. Mustafa Katı oğlu Murat'a Şeyho T.'nin kızı Elif'i 5 bin YTL başlık parası vererek aldı. Düğün sonunda Şeyho T.'nin oğlu Selim T., Mustafa Katı'nın Akçadağ Yatılı Bölge İlköğretim Okulu'nda okuyan 14 yaşındaki kızı Y.K.'nın kendisine verilmesini istedi. Mustafa Katı, bu talebi kızının küçük olduğu ve okula gittiği gerekçesiyle geri çevirdi.

YOLLARI KESİLDİ
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tatilinin sona ermesi nedeniyle dün köyünden okula gitmek üzere Babası Mustafa Katı, dayıları Ali Koç ve Osman Koç'la birlikte minibüsle yola çıkan Y.K.'nın yolu mezra çıkışında baba Şeyho T., çocukları Suat T. ve Selim T. tarafından kesildi.
Şeyho T. ve çocukları, minibüste bulunan Y.K.'nın kendilerine verilmesini istedi. Karşı taraftan gelen ret cevabı üzerine Şeyho T. ve çocukları üzerlerinde bulunan tabanca, kaleşnikof otomatik tüfek ve av tüfeği ile ateş açtı. Silahlı kavgada Mustafa Katı ve yanında bulunan kayınbiraderleri oldukları öğrenilen Ali ve Osman Koç olay yerinde hayatını kaybetti. Aynı araçta bulunan Bilal Karakoç isimli çocuk ise hafif şekilde yaralandı. Olay anında araçta bulunan Y.K. ile kardeşi A.K. kaçarak kurtuldu.
3 ZANLI KAÇTI
Jandarma tarafından yapılan çalışma sonunda cinayet zanlılarından baba Şeyho T., gözaltına alındı. Katil zanlılarından oldukları belirtilen Selim ve Suat T. kardeşler kendilerine ait bir kamyonetle bölgeden uzaklaştı.
Mezrada meydana gelen olay sonrası Malatya merkezden jandarma ekipleri bölgeye gönderildi. T. ve Katı ailesinin evlerinin bulunduğu Karasu mezrası güvenlik çemberine alındı.Bu arada cenazeler Malatya Adli Tıp Kurumu'na getirilirken, yapılacak işlemlerin ardından Malatya'da toprağa verilecekleri belirtildi.
CENAZELER ADLI TİP’TA
Katil zanlısı olarak aranan Selim ve Suat T.'nin anneleri Nimet T., "Biz onlara kız verdik. Kızımla camdan konuşarak düğün yapılınca çocuklarım da bunu 'namus meselesi sayarız' dediler. Katı ailesinden kız istediler. Cevapları olumsuz olunca da kendilerine yediremediler" dedi.
Cenazeler dün öğlen saatlerinde Adli Tıp Kurumuna getirildi. Bu esnada olay yerine öldürülen zanlıların yakınları geldi. Yakınları olayı kınayarak yaşamlarını yitirenlerin arkasından ağıt yaktıkları gözlendi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

 

 

 

 

 

 

 
26 Nisan 2007

  

DUYURU

 

      Her yıl yapılmakta Olan Abdal Musa Lokması İçin yardım yapanların isimleri aşağıda listelenmiştir.

       Abdal Musa Lokması 29 Nisan 2007 tarihi Pazar Günü yapılacaktır, bütün halkımız davetlidir.

  1. Bülent İlhan
  2. Hasan Çağlar
  3. Onlar Ticaret-Malatya
  4. Battal Akdoğan
  5. Ali Çeviker
  6. Kemal Güler
  7. Hüseyin(Bülent) Güler
  8. İbrahim Çağlar
  9. Mustafa Pektaş
  10. Kelime Sevim
  11. Abbas Çalışkanoğlu
  12. Abidin Dağdeviren   

      Birer adet(toplam 12 kurban) kurban aldılar  ve Hüseyin Gülşen’in oğlu 50 EURO Abdal Musa Lokması için yardım yaptı.

Yukarıdaki kurban ve paraların haricinde, bütün köylülerden nakit, un, bulgur, yağ vb. olarak toplam 3,000,00(üçbin) ytl civarında yardım toplanmıştır

Yukarıdaki bilgiler, Hürriyet Mahallesi Muhtarı Fahri Güler’den alınmıştır

Dileriz Tanrı bu niyetle yapılan kurbanları kabul eder ve beklenen rahmet ve bereket bağışlar.

 

 

 

 

 

 

 
25 Nisan 2007

   Belediyemizin "Eynik Mevkii"nden  25 Nisan 2007 tarihinde açtırdığı artezyenden çıkan su görüntüleri.

   Beldemize hayırlı olsun.    

 

 

 

 

 

 
25 Nisan 2007

      Yazıhan İlçesine Bağlı Köyler ile beldeler arasında "3.Kaymakamlık Turnovası" maçı, ilk olarak 24 Nisan 2007 tarihinde yapıldı.

   İl Maç Fethiye Belediye Spor ile Boyaca Spor arasında yapıldı.  Skor 3- 3. Forma Sponsoru "Demir Plastik San.A.Ş. Organize Sanayi. Malatya"

FETHİYE BELEDİYE SPOR TAKIM KADROSU

 

1-BÜLENT İNCE(KALECİ)

2-KASIM ARKADAŞ

3-HASAN İNCE

4-MERDAN YÜCEL

5-ALİ SEVİM

6-HASAN İNCE

7-ZÜLFİGAR GÜNEŞ

8-VAHAP AÇIKGÖZ

9 -BÜLENT PEKTAŞ(ECO)(TAKIM KAPTANI)

10-VAHAP AKKOYUN

11- HÜSEYİN MERCANOGLU

 

 

YEDEKLER

12-MEHMET İNCE(YEDEK KALECİ)

13-MEHMET ALİ BALCIOGLU

14-HÜSEYİN SEVİM

15-OZAN AĞKOÇ

16-YUSUF SEVİM

17-ALİRIZA İBİŞ

18-CANER BIÇAKCIOGLU

19-ABİDİN İNCE

 

 

 

     MESUT KARADUMAN                                                     ALİ ÇAĞLAR

     T K SORUMLUSU                                                       TK SORUMLUSU YARDIMCISI

     İlköğretim okul öğretmeni

 

 

  

 

 

  

 

 

 

 

 
23 Nisan 2007

       23 Nisan 2007 tarihinde, İlköğretim Okulumuzun Önünde, 23 Nisan ve Ulusal Egemenlik Bayramı Kutlandı. Hepimize kutlu olsun.

       Resimler için yandaki resimleri ve "Resimler" bölümündeki "23 Nisan 2007" resmini tıklayınız.

 

    Ali KENDİRCİ, AK LİMAN GİYİM isimli, 28 Nisan 2007 tarihinde bir mağaza açıyor. Hayırlı olsun der başarılar dileriz.

     HAKAN OKÇELİK, (Kazım Aydoğan'ın torunu) SEVİ BEBE isimli bir bebek ve çocuk giyim mağazası açtı.Hayırlı olsun der başarılar dileriz.

www.sevibebe.com

 

    Hakan OKÇELİK, 29 Nisan 2007 tarihinde yapılacak olan, Abdal Musa lokmasına 100,00(yüz ) YTL yardım yaptı. Hakan'a teşekkür ederiz.

 

 

  

 

 

 

21 Nisan 2007

         Hüseyin KOÇ(Hüso-Münübüscü Hüseyin değil) 21/04/2007 Tarihinde Malatya'da vefat etti ve Beldemizin Hürriyet Mahallesindeki  Mezarlığı'nda 21/04/2007 tarihinde defin edildi.

         Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

a.s.

     

 

 

 

 

 

   
20 Nisan 2007
     GEÇİCİ İŞÇİYE ONAY ÇIKTI.

     20 Nisan 2007, Saat:11:30

     Geçici işçilere kadro imkanı sağlayan yasayı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer onayladı

      Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada 5620 sayılı "Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"un, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER tarafından Anayasa'nın 89. maddesinin birinci fıkrası ile 104. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildiği belirtildi.

Kaynak: Memurlar.Net

21 Nisan 2007 tarihinde, 2600 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

 
 
 
20 Nisan 2007

    Müslüm AKDOĞAN, yürüme güçlüğü yaratan ayaklarındaki rahatsızlıktan dolayı, yaklaşık iki hafta hastanede yattı.

      Bektaş PEKTAŞ(Coklamın Pektaş) kalbinin bir damarının balonla açılması için ameliyat oldu, bu ameliyat başarısız olmuş. Bunun üzerine, dört damarının By-Pas yapılarak açılması gerektiği söylenmiş. İstanbul'da bazı doktorlar, riski yüksek diye ameliyat etmemişler. Buradakiler ise ederiz demişler.

    Hastalarımıza geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.

***

   Düne kadar hava, gece bulutlu yağışlı, gündüz ise güneşli idi; bu gece de, bu gündüzde hava bulutlu ve yer yer azda olsa yağışlı. Biraz daha yağmur yağacakmış gibi bir görüntü veriyor hava.

      

 

 

   
20 Nisan 2007

 

Doğramışlar

www.Hürriyet.com.tr’den alınmıştır.

 

Gülden AYDIN

Kalçası, testisleri, anüsü, beli ve sırtı onlarca bıçak darbesi ile doğranmıştı. Parmakları uzunlamasına ve kemiğe kadar defalarca kesilmişti. Boğazında da çok uzun bir yara vardı. Yemek ve soluk borusu bu darbelerle kesilmişti. Saat 14.25’te ameliyata alındı. Hastanedeki 4 birimin ekipleri ameliyata girdi. 51 ünite kan verildi.

POLİSİN ihbar üzerine Zirve Yayınevi’ne gidip, cesetleri ve yaralıları bulduğu dakikalarda İnönü Üniversitesi’nde Emekli 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon’un konuşmacı olarak katıldığı "21’nci Yüzyılın Eşiğindeki Türkiye" konulu konferans devam ediyordu. Tüm üniversiteyle birlikte yaralıların kaldırıldığı Turgut Özal Tıp Merkezi personeli de konferansta bulunuyordu. Emniyet güçlerinin hastaneyi "İki ağır vaka geliyor" diye haberdar etmesiyle, konferanstaki doktorlar da hemen acil servise dönerek, bıçakla ağır yaralanan Uğur Yüksel ile zanlılar arasında yer alan ve polis baskınında apartman dairesinden atladığı için yaralanan Emre Günaydın’a ilk müdahaleyi gerçekleştirdi. Başhekim Yardımcısı ve hastane sözcüsü Doç. Dr. Murat Uğraş, Uğur Yüksel’in gördüğü vahşi işkencenin izleriyle, yapılan müdahaleleri şöyle anlattı:

"Sayamadığımız kadar çok bıçak darbesi vardı. İşkence amaçlı olduğu çok açıktı. Kalçası, testisleri, anüsü, beli ve sırtı onlarca bıçak darbesi ile doğranmış. Parmakları uzunlamasına ve kemiğe kadar defalarca kesilmişti. Boğazında da boydan boya çok uzun ve açık bir yara var. Yemek borusu ve soluk borusu bu darbelerle kesilmişti. Saat 14.25’te ameliyata alındı. Hastanedeki 4 birimin ekipleri ameliyata girdi. 51 ünite kan verildi. Hastanenin kan stokları tükendiği için kan Kızılay’dan tamamlandı. Ancak Uğur saat 17.30’da hayatını kaybetti."

 
 
 

 

   
19 Nisan 2007

 

      Siyasetçiler ve Güvercinler” başlıklı yazımın siyah kısmında ki paragrafın konusu Malatya’daki bir örnekten çıkarak yereli örneklendirip, buradan genele ve evrensele dair göndermeler yapmıştım. Sonra bu paragrafın anlamını zayıflatmak ve diğer paragraflara sindirmeye çalıştım ve o paragrafı kararttım. İçini ilerde ekleyeceğim, dolduracağım-zaten bendeki nüshasında doluda. Buna rağmen o yazım yarım yazı değildir. Bu (Siyasetçiler ve Güvercinler) yazım dünkü olay vesilesi ile yazılamadı. Daha önceye ait bir tasarıdır.

     Malatya’da bulunan Soykan Parkı artık yok. Soykan parkı ile Yeni cami arasındaki dükkânlarda yok. Bu alanın tümü, Yeni Camii’nin çevre düzenlemesi alanına katıldı. Bunun maliyeti 499,000.00 yada 599,000.00 YTL idi. Bu Camini restorasyonu için harcanan parayı kapsamıyor. Bizim Camiye 235,000,00.YTL harcandı. Yeni Cami’ye ise en az bizimkinin iki katı para harcanmıştır. Caminin yanındaki “KERMES” afişi ise Diyanet İşleri Vakfı’nın düzenlemiş olduğu bir kermestir. Belediyenin yanındaki kayan yazının bulunduğu elektronik panoyu çekmemin sebebi ise, bu panoda “Tarihi yeniden ayağa kaldırdık, Yeni Camii’yi yeniden inşa ettik” şeklinde bir slaytı okumuş olmamdan dolayıdır.

      Yandaki resimde, Vilayetin karşısında yer alan “İsmet İnönü Heykeli” ile çevresinden çektiğim resimlerin mukayesesi önemli bir gerçeği yansıtması bakımından ilginçtir. Bu milletin vergileri ile oluşturulan kaynaklar, bir inancın sembolü olan alanlara harıl harıl aktarılırken,  bu memleketin kurtuluşuna hayatını koyan bir “Ulusal Kahraman"ın çevresinin düzenlenmesinden esirgenmiştir.

      Bütün inançlara ve düşüncelere saygımız vardır; fakat, bizim kaynaklarımızın tek taraflı kullanılması ve bizden esirgenmesi, bize olan saygısızlığın ifadesidir bir bakıma. İtirazımız bunadır.

 

 
 
 
 

Bağnazlık ve Demokratlık

19 Nisan 2007

     

       Orhan Hancerlioğlu’nun Felsefe Ansiklopedisi’nde gericiliği: “Yeniye direnerek, eskiyi korumaya çalışan… İleri’ye karşılık olarak kullanılır. Bilgisiz anlamını da içerir, çünkü bilgili olup ta “gerici” olmak mümkün değildir” şeklinde tanımlar.

       Yine aynı yazarın aynı Ansiklopedisinde “Softalık(Osmanlıca Mutaasıp): “Yobazlık, bağnazlık ve darkafalılık deyimleriyle anlamdaştır. Softa deyimi, eski anlamada, dinsel öğretim görmüş kişileri dile getirirdi. Dinsel öğretinin oluşturduğu bilimsel gerçeklere göz kapama niteliği, deyime yeni bir anlam kazandırmıştır.” şeklinde tanımlanmıştır.

   Yine aynı yazarın  “İslam İnançları Sözlüğü”nde Softa: “ … Bir anlamda din dışında hiçbir bilimsel gerçek tanımayan bağnaz (Mutaasıp) anlamında da kullanılmıştır ki bu anlamda yobaz da denir. Bu anlamlar, din okulu öğrencilerinin genellikle yarım yamalak bilgilerle yetişip gerçek din bilgisinden de yoksun bulundukları gerçeğinden türemiş olmalıdır” der.

      Bu kavramların tanımları da gösteriyor ki softa, eski anlamındaki din öğretimi görmüş kişinin tanımı olmaktan çıkmış; bu gün yobazlık ve bağnazlıkla eş anlam kazanmıştır. Bilimsel gerçeklere göz kapama niteliği dikkate alındığında, yaşama çok boyutlu bakamama, nesnel bilgiye ulaşacak denli, geniş, derin bir seviyede olamamak. Eksik, kimi yanlış ve yarım yamalak bilgi ile yaşama bakmak ve onunla bu sevide bir ilişki kurmaktır…

      Bilgi ve görgüsü, yaşama çok yönlü bakmasına yetmediğinden, kendi kafasındaki gerçeğin dışında her türlü gerçeği de reddetmesine sebep olur. Değişimi ve gelişimi kavrayamadığından, bildiği tek gerçekliği muhafaza etmeye çalışır ve bu bilgisi de eskidiğinden tutunduğu ve savunduğu tek gerçek geriyi, geçmişi bu güne taşımak ve bunu muhafaza etmek şeklinde tezahür eder onda. Bu bakımdan ise softa, gericidir.

     Gelişimi ve değişimi kavrayamayan ve buna uyum sağlamayan yobaz, her türlü yeniliği ve farklığı kendine tehdit görür ve güvenliğini farklılıkları zorla yok etmekte bulur. Onun düzenin ve dengenin sağlanması için bildiği tek yolu budur.

       İşte demokrasiyi, kişi hak ve hürriyetlerini bunun için savunmalıyız. Çok sesli ve katılımcı demokrasi ve demokrat insanların çoğunlukta olduğu rejimler, işte bu bağnazlığın, yobazlığın ve gericiliğin önündeki en büyük bariyer ve sağlıklı toplumların ve daha mutlu bireylerin yaşadığı bir dünya için olmasa olmazlardır.

       Demokrasilerde, demokrat insanların çoğunlukta olduğu toplumlarda, kimse kendisi gibi düşünmeyen inanmayan ve yaşamayan insanları kendine tehdit olarak görmez ve dolaysıyla zorla onların hayatlarına müdahale etmez.

      Düşünce ve inanç özgürlüğünü sindirmiş insanların, toplumun çoğunluğunu oluşturduğu ülkeler aynı zamanda ekonomik açıdan da kalkınmış toplumlardır. Yani özgürlüğün, kalkınmaya katkı yaptığı da bir gerçektir.

      Prof Dr. Mehmet Altan, ABD’de üç günde yapılan keşif ve icatların, yani patent müracaatlarının, Türkiye’de 175 yılda yapılan keşiflere denk olduğunu söylüyor. Çünkü farklı düşünmeye fırsat verilmeyen, tek tipleştirilen toplumlarda, herkes önde yürüyenin peşinden giden koyunlar gibi düşünür. Oralarda büyük mucitler değil, büyük taklitçiler yetişir. Bunun sonucunda da, yürünülen yoların ve varılan yerlerin, aynı yollar ve yerler olması ise şaşırtıcı değildir. Yeni buluşlar(yerlere ulaşmak) için, patikaları izlemek ve yeni patikalar ve yollar bulmak gerekmektedir. Bu ise farklılıklara, aykırılıklara tahammül, saygı, Aleve inancı açısından ise hoş görü ile bakmakla mümkündür.

     Demek ki, daha müreffeh ve güvenli bir dünya için, ille de demokrasi istemeliyiz ve demokrat olmalıyız.. Bu, kendi hayatımıza ve gelecek nesillere bırakacağımız dünyaya kayıtsız kalmamak demektir.

    İsmet İNÖNÜ, 5 Temmuz 1931 tarihinde TBMM kürsüsünden söyle sesleniyordu: “Namuslularda, namussuzlar kadar cesur olmazsa; bu memleket batar.”[1]  Bizlerde yobazlar, gericiler kadar cesur olamazsak, bu memleket ve bu dünya kendisi gibi düşünmeyene, inanmayana yaşamayana hatta hayal etmeyene yaşam hakkı dahi tanımayan namussuzlara kalacak.

     Kime kalsın bu dünya?..

a.s.

19 Nisan 2007

Fethiye /Malatya

 

       Bu yazımı, 18 Nisan 2007 de üç insanın boğazlanmasını protesto için yazdım. Kuran’ı Kerim, dört kitabı da kabul eder. İslamiyet adına söz söyleyecek ve adım atacak olan insanın asıl referansı, başka bir deyimle tek müracaat kaynağı Kuran’ı Kerim’dir. O da İncil’i, Kutsal bir Kitap olarak kabul eder. İncil, basıyor ve bu inancı yayıyor diye, bu insanları boğazlamayı, bu kitaba dayandıramazsınız!


 

[1] İsmet Paşa’nın bu sözde esin kaynağı, sanırım Lev Tolstoy’dur.

 

 

 

 

 

 

 

 

   
18 Nisan 2007

      Geçen Kış yağışların azlığı dolayı ile kuraklık riski oluşmuştu. Bu gün yağışlar başladı. Fethiye’ye yağmur, yukarı yerlere kar yağdı. Merdan’n  Kurşunlu’dan gelen araçların üzerinden aldığı Karın resmi yan taraftadır.

      Kimileri don oldu diyor, kimileri olmadı diyor. Buradaki kaysılar henüz kabuğundan tamamen çıkmadı; fakat Ali Yalcın çayın kaysısı fındık kadar oldu, duza bas bas ye diyor. İçimden itiraz etimde, Ali’nin yüzüne kar itiraz etmedim. Çünkü nafile, Ali la dedi mi lo demez!..

 

a.s.

 
 
 
   
11 Nisan 2007

         Satı AKDOĞAN(lakabı ağ kız) 11/04/2007 Tarihinde Beldemizde eceli ile vefat etti. Beldemizin Hürriyet Mahallesinde bulunan mezarlığında defin edilecek.

         Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

***

        İyi insan nedir? Bir bakıma koru komşusunun, ilişki içinde olduğu insanların razı olduğu insandır! İmam merhumeden razı mısınız? Diye sorar herkes, olsa da olmasa da razıyız der adet yerine gelsin diye. Ama Satı bacıdan, gerçekten her kes razı idi… Oğlu Ali benim kuşağım, çocuksa sebeplerden dolayı, çocuk olarak bir çok kez kavgalarımız da olmuştur. Fakat, bir gün Satı bacı niye de, niye diye gelip bizle de, herhangi bir komşu ile de kavga etmemiştir.  Ama çocuklara büyüklerin karışmasından dolayı, komşularımızın hemen hepsi birbirleri ile kavga etmiştir. Bu kavgalar sonucu uzun süren küslükler yaşanmıştır. Şimdi bu geçmişe bakıyorum, çocuksa denebilecek şeylerden dolayı ne kadar çok hatır, gönül kırmışız! Bu günde, siyasi sebeplerden dolayı aynı hataları yapıyoruz.(Bu konuda ilerde bir yazım olacak)

      Kim muhtar olmuş yada olacak; kim başkan olmuş yada olacak? O oyunu kime vermiş yada kime verecek olsa da, bu sebeplerden dolayı ağzından ham bir söz çıkmamıştır. Fakat kızı, Hanım ablanın sazıdır bu konular! Hanım abla konuştuğunda o, Hanıım… Hanııım! Derdi.

       Onun ne defter kalınlığında tapuları, ne bol sıfırlı banka hesapları; nede günün itibar gören makam ve mevkilerinden biri vardı elinde!.. Ama lakabı olan “Agkız” gibi “insanların razı olduğu ak bir hayatı, geçmişi” vardı.

        Kızı hanım abla bir gün; nasılsınız sorusuna: Birde bize gün görmedi derler, nasıl olalım, anamla beraber akşama kadar günün önünde oturuyoruz... demişti. Günün önünde oturmak gün görmekse, rahmetlide gün görmüş, sefa sürmüştü...

        Tanrı taksiratını artırsın.

a.s.

 

 

 

 

____________

   
10 Nisan 2007

 

     Belediyemizin ana caddesi olan "Atatürk Caddesi"nde yaptığı çevre düzenlemesi ile ilgili görüntüleri görmek için yan taraftaki resmi tıklayınız.

    Bu çitler nasıl yapılıyor? Yuvarlak profilden bir demir çit yapılıyor. Bu demir çitin üzerine hasır tel sarılıyor. Bunun üzeri bildiğimiz çimento harcı ile sıvanıp, bir metal parçası ile kazınarak dekor veriliyor. İşin sonuna  doğruda çimento boyası ile renklendiriliyor.  Sonuçta ortaya güzel görüntülü bir çit çıkıyor.

     Bu çitler, bahçeli evlerin etrafına da güzel yakışır.

   

 
 
09 Nisan 2007

Monthly history

 

Ayrý Ziyaretçi: 144Ziyaretçi sayýsý: 170Sayfa: 1568Hit: 8471Bayt: 29.24 MB

Ayrý Ziyaretçi: 678Ziyaretçi sayýsý: 835Sayfa: 5787Hit: 60974Bayt: 535.49 MB

Ayrý Ziyaretçi: 854Ziyaretçi sayýsý: 1010Sayfa: 21573Hit: 123717Bayt: 1.37 GB

Ayrý Ziyaretçi: 327Ziyaretçi sayýsý: 369Sayfa: 8137Hit: 56628Bayt: 553.96 MB

Ayrý Ziyaretçi: 0Ziyaretçi sayýsý: 0Sayfa: 0Hit: 0Bayt: 0

Ayrý Ziyaretçi: 0Ziyaretçi sayýsý: 0Sayfa: 0Hit: 0Bayt: 0

Ayrý Ziyaretçi: 0Ziyaretçi sayýsý: 0Sayfa: 0Hit: 0Bayt: 0

Ayrý Ziyaretçi: 0Ziyaretçi sayýsý: 0Sayfa: 0Hit: 0Bayt: 0

Ayrý Ziyaretçi: 0Ziyaretçi sayýsý: 0Sayfa: 0Hit: 0Bayt: 0

Ayrý Ziyaretçi: 0Ziyaretçi sayýsý: 0Sayfa: 0Hit: 0Bayt: 0

Ayrý Ziyaretçi: 0Ziyaretçi sayýsý: 0Sayfa: 0Hit: 0Bayt: 0

Ayrý Ziyaretçi: 0Ziyaretçi sayýsý: 0Sayfa: 0Hit: 0Bayt: 0

 

 

Oca
2007

Şub
2007

Mar
2007

Nis
2007

May
2007

Haz
2007

Tem
2007

Agu
2007

Eyl
2007

Eki
2007

Kas
2007

Ara
2007

 

Ay

Ayrı Ziyaretçi

Ziyaretçi sayısı

Sayfa

Hit

Bayt

Oca 2007

144

170

1568

8471

29.24 MB

Şub 2007

678

835

5787

60974

535.49 MB

Mar 2007

854

1010

21573

123717

1.37 GB

Nis 2007

327

369

8137

56628

553.96 MB

May 2007

0

0

0

0

0

Haz 2007

0

0

0

0

0

Tem 2007

0

0

0

0

0

Agu 2007

0

0

0

0

0

Eyl 2007

0

0

0

0

0

Eki 2007

0

0

0

0

0

Kas 2007

0

0

0

0

0

Ara 2007

0

0

0

0

0

Total

2003

2384

37065

249790

2.46 GB

 

      Sitemizin arka planından 09 Nisan 2007 tarihinde aldığım yukarıdaki grafikten de görüleceği gibi sitemizin reytingi sürekli yükselmekte. Nisan ayının dokuz günlük verilerine bakılırsa, sitemize günlük 40 kişi girmekte ve bu ziyaretçiler günlük 900 sayfayı tıklamaktadır.

      Sitemiz, beldemizdeki olaylardan vaktinde haber almak isteyenlerin ilk başta  ve güvenilir bilgiye ulaşacakları  ilk kaynak olacaktır.

 

______________________________________________________________________

   
09 Nisan 2007

     Ali Asgar SEVİM, 07 Nisan 2007 tarihinde, evinin önünde babası merhum Kemal SEVİM'in anısına bir yemek verdi. Tanrı kabul etsin.

     Kemal amca  konuksever, eli acık ve sofrası yerde bir insandı. İzine geldiğinde, asmasının altındaki masası her gün, sanki Ankara'dan gelecek olan kıymetli misafirleri ağırlayacakmış gibi donatırdı.

    Onun evine gelen her konuk, Ankara'dan gelen mebus kadar ilgi ve ikram görürdü.  Çocukları ve eşi Gülistan bacı da öyleler. Bir insandan, bir komşudan beklenen önemli vasıflardır bunlar.

     Asgar her geldiğinde yapar, bu defada yapmış. Bir ihtiyaçlıya ciddi denecek miktarda alış veriş yapmış. Bunu da kimsenin görmeyeceği şekilde yapmış. Geçen yıllarda, bir Almancı birine alışveriş yapıyor, herkesin gözü  önünde ve el arabası ile onun evine yardım giderken kendiside eve kadar gidiyor. Böylesi bir yardım, karşısındaki insanın onurunu kırıcı bir yardım şeklidir ve yanlıştır. Buna dikkat edilmeli.

***

      TBMM Genel Kurulunda, geçici işçilerin kadroya alınmasına ilişkin kanun tasarısı kabul edilerek 04/04/2007 tarihinde 5620 kanun numarası ile yasalaştı. Kanun Cumhurbaşkanlığına sevk edildi, Cumhurbaşkanının 15 gün içinde onaması üzerine Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girecek. Gerekçe ile reddederse, (bir defa reddetti- gerekçe siyasi kadrolaşma gibi bir şeydi) Meclis Tekrar görüşüp kanunu Cumhurbaşkanına gönderir, (nitekim tekrar gönderdi) ve bunun üzerine Cumhurbaşkanı onaylar. Buna rağmen, kanunda Anayasaya aykırılık varsa, Anaya Mahkemesinde dava açılır. Usul böyledir fakat; bu kanunla ilgili olarak hiçbir kesim böyle (Anayasaya aykırılık gibi) bir gerekçe ileri sürmedi.

     Bu kanunla, 2006 yılında usulüne uygun vizesi yapılarak 6 ay çalışmış 218.000. geçici işçi daimi kadroya geçirilmiş oluyor. Bu kanun çerçevesinde, belediyemizde çalışan toplam 9 işçide kadrolu oluyor. Hepimize hayırlı olsun. İlgili kanun metnini görmek için tıklayınız.>>>

     

 

   07 Nisan 2007

 

 

   
03 Nisan 2007

         Hüseyin ASLAN 02/04/2007 Tarihinde Malatya'da vefat etti ve Malatya Şehir  Mezarlığı'nda 04/04/2007 tarihinde defin edildi.

         Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

a.s.

     

 

   04 Nisan 2007

   06 Nisan 2007
 

 

_____________

01 Nisan 2007
   
     "Dağlarına bahar gelmiş memleketim" dizelerini anımsatan bir mevsimdeyiz. Kayısılar çiçek aştı; hava bir güneşli, bir gün yağışlı...

    Kayısı fiyatları  geçen yılki fiyatlarda. Fakat, girdilerin fiyatı aynı yerde değil. Bakır ilacının(fingusit) fiyatı, geçen yıla göre üç kat daha pahalı. Geçen yıl, 800 gramlık bakır 4:50.ytl idi; bu yıl 14:50-15:00.ytl.   (Resimleri tıklayınız.)

 

 

_______

01 Nisan 2007
 
       Emekli Almancılarımız Beldemize gelemeye başladı. Yaklaşık ömürlerinin yarım asırlık kısmını gurbette geçiren komşularımız, emekliliklerinin bir süresini de, beldemizde geçiriyorlar. Yıllardır yaban ilde döktükleri alın terlerinin  karşılığı olan bu kazançlarının bir kısmı ile beldemizde örnek olacak evler yaptırıyorlar ve varlıkları ve yaptırdıkları yapılar ile beldemizin  görüntüsünü değiştiriyor, güzelleştiriyorlar. 

       Bu parayı falan yerde yatırıma dönüştürseydim, buradaki ile mukayese edilemeyecek bir kazanç elde ederdim demeden kişisel, maddi bir kazancı değil, doğdukları memleketin güzelleşmesine ve zenginleşmesine yatırım yapan, bu memleketin insanı ile havasını, suyunu, kokusunu duymak, yaşamak isteyen örnek komşularımızdan biride Mustafa PEKTAŞ'tır. Mustafa Pektaş'ın şahsında, beldemizin güzelleşmesine ve  gurbet el ile memleketimiz arasında gönül bağı kurmaya çalışan bütün Fethiye'lilere teşekkürlerimizi sunarız.

 

_______

01 Nisan 2007
 

 

 

 

 

 

 

 
       Almanya Ober-Ramstadt'ta yaşan Murat Akkoyun'un yeni doğan oğlu Ali Arif için, Fethiye'de ki akrabalarından olan Hüsniye Sevim, bir "Fatma ana Haşılı " yaptı. 

       Bu tatlıya katılan hanımlara, bunun ne anlama geldiğini sordum. Bu bizim için bir gelenektir. Atalardan böyle gördük dediler! Anlattıklarına bakılırsa, Fatma ana; Hz. Muhammed'in Hatice adlı eşinden doğan beşinci çocuğu Hz. Fâtima-tüz-Zehrâ'dır. 10.yy.'da bu isimle güçlü bir "Fâtimi İmparatorluğu"da kurulmuştur. Fatma ana'nın Alevi inancı açısından önemi ise Hz. Ali'nin eşi ve Hz. Muhammed' ile Hz. Ali'nin soyunun devamının bu isimle sürdürülmesidir. Fatma ana, İmam Hasan ile İmam Hüseyin'in annesidir. Ehli Beyt, bu soy aracılığı ile kaimdir.Fatma ana'nın isimi ile anlam kazanan bir çok söylencemiz vardır. Doğum yapmakta olan kadına, "Fatma ana döşeğinde" denir!.. Komşu komşudan ekmek istediğinde, "Fatma ana sıcağı" diye istenir. "Fatma ana Haşılı" da bu adetlerden biri olarak görülmektedir...

       Fatma ana, gerek İslam açısından, gerek  Alevi inancı açısından, büyük bir soyun kaynağı olarak bilinmektedir. "Fatma ana Haşılı" ile belki de, hem Zalime karşı onurlu bir inançla direnişin simgesi olan "İmam Hüseyin"(bu soy-on iki imam)in doğumunu anmış ve kutlamış; hem de böylesi bir soyla kendi soyumuz arasında bir bağ kurmaya çalışıyoruz... Bunlar artık eskidi, bu âdetlere gerek yok diyenler, birde şu açıdan olaya bakmalı. Bir zalime, boyun eğmeden, inançları  ve idealleri uğruna ölmeyi, daha onurluca bir tavır, tutum ve davranış olarak görmüş böylesi bir büyük, yüce değeri anmak ve hedeflemek, çıtayı yükseltmek değil midir?.. Üç kuruş yada  bir makam için kişiliğini, onurunu(hatta tenini), pazara sürmenin itibar gören bir değer olmak olduğu bir zamanda, bu adet ve bu vesile ile anılan değerlerin altını ise özellikle bu günlerde, kalınca çizmeliyiz.

    

 

 

 

     a.s.