
|
27 Nisan 2007 |
|
Yazıhan İlçesinde
kız alıp-verme meselesi yüzünden
çıkan kavgada 3 kişi öldürüldü.
İlköğretim öğrencisi kızı
alamayan 3 zanlıdan biri
yakalanırken, 2'si kaçtı. Olay
sonrası yaşamlarını yitiren 3
kişinin cenazesi Adli Tıp
Kurumuna getirildi.
Geçtiğimiz hafta 3 kişinin yaşamını
yitirdiği kanlı olayın ardından
bu cinayetin yankıları sürerken
Malatya bu kez başka bir olay
ile sarsıldı. Edinilen bilgiye
göre, Yazıhan ilçesine bağlı
İriağaç Köyü Karasu mezrasında
meydana gelen olayda, 5 ay önce
kapı komşusu olan Şeyho T. ve
Mustafa Katı, anlaşarak kız ve
oğlanlarını evlendirdi. Mustafa
Katı oğlu Murat'a Şeyho T.'nin
kızı Elif'i 5 bin YTL başlık
parası vererek aldı. Düğün
sonunda Şeyho T.'nin oğlu Selim
T., Mustafa Katı'nın Akçadağ
Yatılı Bölge İlköğretim
Okulu'nda okuyan 14 yaşındaki
kızı Y.K.'nın kendisine
verilmesini istedi. Mustafa
Katı, bu talebi kızının küçük
olduğu ve okula gittiği
gerekçesiyle geri çevirdi.
YOLLARI KESİLDİ
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve
Çocuk Bayramı tatilinin sona
ermesi nedeniyle dün köyünden
okula gitmek üzere Babası
Mustafa Katı, dayıları Ali Koç
ve Osman Koç'la birlikte
minibüsle yola çıkan Y.K.'nın
yolu mezra çıkışında baba Şeyho
T., çocukları Suat T. ve Selim
T. tarafından kesildi.
Şeyho T. ve çocukları, minibüste
bulunan Y.K.'nın kendilerine
verilmesini istedi. Karşı
taraftan gelen ret cevabı
üzerine Şeyho T. ve çocukları
üzerlerinde bulunan tabanca,
kaleşnikof otomatik tüfek ve av
tüfeği ile ateş açtı. Silahlı
kavgada Mustafa Katı ve yanında
bulunan kayınbiraderleri
oldukları öğrenilen Ali ve Osman
Koç olay yerinde hayatını
kaybetti. Aynı araçta bulunan
Bilal Karakoç isimli çocuk ise
hafif şekilde yaralandı. Olay
anında araçta bulunan Y.K. ile
kardeşi A.K. kaçarak kurtuldu.
3 ZANLI KAÇTI
Jandarma tarafından yapılan
çalışma sonunda cinayet
zanlılarından baba Şeyho T.,
gözaltına alındı. Katil
zanlılarından oldukları
belirtilen Selim ve Suat T.
kardeşler kendilerine ait bir
kamyonetle bölgeden uzaklaştı.
Mezrada meydana gelen olay
sonrası Malatya merkezden
jandarma ekipleri bölgeye
gönderildi. T. ve Katı ailesinin
evlerinin bulunduğu Karasu
mezrası güvenlik çemberine
alındı.Bu arada cenazeler
Malatya Adli Tıp Kurumu'na
getirilirken, yapılacak
işlemlerin ardından Malatya'da
toprağa verilecekleri
belirtildi.
CENAZELER ADLI TİP’TA
Katil zanlısı olarak aranan
Selim ve Suat T.'nin anneleri
Nimet T., "Biz onlara kız
verdik. Kızımla camdan konuşarak
düğün yapılınca çocuklarım da
bunu 'namus meselesi sayarız'
dediler. Katı ailesinden kız
istediler. Cevapları olumsuz
olunca da kendilerine
yediremediler" dedi.
Cenazeler dün öğlen saatlerinde
Adli Tıp Kurumuna getirildi. Bu
esnada olay yerine öldürülen
zanlıların yakınları geldi.
Yakınları olayı kınayarak
yaşamlarını yitirenlerin
arkasından ağıt yaktıkları
gözlendi. Olayla ilgili
başlatılan soruşturma sürüyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
26 Nisan 2007 |
|
DUYURU
Her yıl yapılmakta Olan
Abdal Musa Lokması İçin
yardım yapanların isimleri
aşağıda listelenmiştir.
Abdal Musa Lokması 29
Nisan 2007 tarihi Pazar Günü
yapılacaktır, bütün halkımız
davetlidir.
- Bülent
İlhan
- Hasan
Çağlar
- Onlar
Ticaret-Malatya
- Battal
Akdoğan
- Ali
Çeviker
- Kemal
Güler
-
Hüseyin(Bülent) Güler
-
İbrahim Çağlar
-
Mustafa Pektaş
- Kelime
Sevim
- Abbas
Çalışkanoğlu
- Abidin
Dağdeviren
Birer adet(toplam 12 kurban)
kurban aldılar
ve Hüseyin Gülşen’in oğlu 50
EURO Abdal Musa Lokması için
yardım yaptı.
Yukarıdaki kurban ve paraların
haricinde, bütün
köylülerden nakit, un, bulgur,
yağ vb. olarak toplam 3,000,00(üçbin)
ytl civarında yardım
toplanmıştır
Yukarıdaki bilgiler, Hürriyet
Mahallesi Muhtarı Fahri Güler’den
alınmıştır
Dileriz Tanrı bu niyetle yapılan
kurbanları kabul eder ve
beklenen rahmet ve bereket
bağışlar.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
25 Nisan 2007 |
|
Belediyemizin "Eynik Mevkii"nden
25 Nisan 2007 tarihinde
açtırdığı artezyenden çıkan su
görüntüleri.
Beldemize hayırlı olsun. |
|

|
|
|
|
|
|
|
25 Nisan 2007 |
|
Yazıhan İlçesine Bağlı Köyler
ile beldeler arasında
"3.Kaymakamlık Turnovası" maçı,
ilk olarak 24 Nisan 2007
tarihinde yapıldı.
İl Maç Fethiye Belediye Spor ile
Boyaca Spor arasında yapıldı.
Skor 3- 3. Forma Sponsoru "Demir
Plastik San.A.Ş. Organize
Sanayi. Malatya"
FETHİYE BELEDİYE SPOR TAKIM
KADROSU
1-BÜLENT
İNCE(KALECİ)
2-KASIM
ARKADAŞ
3-HASAN
İNCE
4-MERDAN
YÜCEL
5-ALİ SEVİM
6-HASAN
İNCE
7-ZÜLFİGAR
GÜNEŞ
8-VAHAP
AÇIKGÖZ
9 -BÜLENT
PEKTAŞ(ECO)(TAKIM KAPTANI)
10-VAHAP
AKKOYUN
11- HÜSEYİN
MERCANOGLU
YEDEKLER
12-MEHMET
İNCE(YEDEK KALECİ)
13-MEHMET
ALİ BALCIOGLU
14-HÜSEYİN
SEVİM
15-OZAN
AĞKOÇ
16-YUSUF
SEVİM
17-ALİRIZA
İBİŞ
18-CANER
BIÇAKCIOGLU
19-ABİDİN
İNCE
MESUT
KARADUMAN
ALİ ÇAĞLAR
T K
SORUMLUSU
TK
SORUMLUSU YARDIMCISI
İlköğretim okul öğretmeni
|
|

|
|
|
|
|
|
|
23 Nisan 2007 |
|
23 Nisan 2007 tarihinde,
İlköğretim Okulumuzun Önünde, 23
Nisan ve Ulusal Egemenlik
Bayramı Kutlandı. Hepimize kutlu
olsun.
Resimler için
yandaki resimleri ve
"Resimler" bölümündeki
"23 Nisan 2007" resmini
tıklayınız.
Ali KENDİRCİ, AK LİMAN GİYİM
isimli, 28 Nisan 2007
tarihinde bir mağaza açıyor.
Hayırlı olsun der başarılar
dileriz.
HAKAN OKÇELİK, (Kazım Aydoğan'ın
torunu) SEVİ BEBE isimli
bir bebek ve çocuk giyim
mağazası açtı.Hayırlı olsun der
başarılar dileriz.
www.sevibebe.com
Hakan OKÇELİK, 29 Nisan 2007
tarihinde yapılacak olan, Abdal
Musa lokmasına 100,00(yüz ) YTL
yardım yaptı. Hakan'a teşekkür
ederiz. |
|

|
|

|
 |
|
|
21 Nisan 2007 |
|

Hüseyin
KOÇ(Hüso-Münübüscü
Hüseyin değil) 21/04/2007
Tarihinde Malatya'da
vefat etti ve Beldemizin
Hürriyet Mahallesindeki
Mezarlığı'nda 21/04/2007
tarihinde defin edildi.
Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı
yakınlarına sabır ve başsağlığı
dileriz.
a.s. |
|
|
|
|
|
|
|
20 Nisan 2007 |
|
GEÇİCİ İŞÇİYE ONAY
ÇIKTI.
20 Nisan 2007,
Saat:11:30 |
|
Geçici işçilere kadro
imkanı sağlayan yasayı
Cumhurbaşkanı Ahmet
Necdet Sezer onayladı
Cumhurbaşkanlığından
yapılan açıklamada 5620
sayılı "Kamuda Geçici İş
Pozisyonlarında
Çalışanların Sürekli
İşçi Kadrolarına veya
Sözleşmeli Personel
Statüsüne Geçirilmeleri,
Geçici İşçi
Çalıştırılması ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında
Kanun"un, Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet SEZER
tarafından Anayasa'nın
89. maddesinin birinci
fıkrası ile 104.
maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendi
uyarınca yayımlanmak
üzere Başbakanlığa
gönderildiği belirtildi.
Kaynak: 
21 Nisan 2007 tarihinde,
2600 Sayılı Resmi
Gazete'de yayınlanarak
yürürlüğe girdi. |
|
|
|
|
|
|
20 Nisan 2007 |
|
Müslüm AKDOĞAN, yürüme
güçlüğü yaratan
ayaklarındaki
rahatsızlıktan dolayı,
yaklaşık iki hafta
hastanede yattı.
Bektaş PEKTAŞ(Coklamın
Pektaş) kalbinin bir
damarının balonla
açılması için ameliyat
oldu, bu ameliyat
başarısız olmuş. Bunun
üzerine, dört damarının
By-Pas yapılarak
açılması gerektiği
söylenmiş. İstanbul'da
bazı doktorlar, riski
yüksek diye ameliyat
etmemişler. Buradakiler
ise ederiz demişler.
Hastalarımıza geçmiş
olsun der acil şifalar
dileriz.
***
Düne kadar
hava, gece bulutlu
yağışlı, gündüz ise
güneşli idi; bu gece de,
bu gündüzde hava bulutlu
ve yer yer azda olsa
yağışlı. Biraz daha
yağmur yağacakmış gibi
bir görüntü veriyor
hava.
|
|
|
|
 |
|
|
|
20 Nisan 2007 |
|
|
Doğramışlar
www.Hürriyet.com.tr’den
alınmıştır.
Gülden AYDIN
Kalçası, testisleri, anüsü, beli ve sırtı onlarca bıçak darbesi ile
doğranmıştı. Parmakları
uzunlamasına ve kemiğe
kadar defalarca
kesilmişti. Boğazında da
çok uzun bir yara vardı.
Yemek ve soluk borusu bu
darbelerle kesilmişti.
Saat 14.25’te ameliyata
alındı. Hastanedeki 4
birimin ekipleri
ameliyata girdi. 51
ünite kan verildi.
POLİSİN ihbar
üzerine Zirve
Yayınevi’ne gidip,
cesetleri ve yaralıları
bulduğu dakikalarda
İnönü Üniversitesi’nde
Emekli 1. Ordu Komutanı
Hurşit Tolon’un
konuşmacı olarak
katıldığı "21’nci
Yüzyılın Eşiğindeki
Türkiye" konulu
konferans devam
ediyordu. Tüm
üniversiteyle birlikte
yaralıların kaldırıldığı
Turgut Özal Tıp Merkezi
personeli de konferansta
bulunuyordu. Emniyet
güçlerinin hastaneyi
"İki ağır vaka geliyor"
diye haberdar etmesiyle,
konferanstaki doktorlar
da hemen acil servise
dönerek, bıçakla ağır
yaralanan Uğur Yüksel
ile zanlılar arasında
yer alan ve polis
baskınında apartman
dairesinden atladığı
için yaralanan Emre
Günaydın’a ilk
müdahaleyi
gerçekleştirdi. Başhekim
Yardımcısı ve hastane
sözcüsü Doç. Dr. Murat
Uğraş, Uğur Yüksel’in
gördüğü vahşi işkencenin
izleriyle, yapılan
müdahaleleri şöyle
anlattı:
"Sayamadığımız kadar çok
bıçak darbesi vardı.
İşkence amaçlı olduğu
çok açıktı. Kalçası,
testisleri, anüsü, beli
ve sırtı onlarca bıçak
darbesi ile doğranmış.
Parmakları uzunlamasına
ve kemiğe kadar
defalarca kesilmişti.
Boğazında da boydan boya
çok uzun ve açık bir
yara var. Yemek borusu
ve soluk borusu bu
darbelerle kesilmişti.
Saat 14.25’te ameliyata
alındı. Hastanedeki 4
birimin ekipleri
ameliyata girdi. 51
ünite kan verildi.
Hastanenin kan stokları
tükendiği için kan
Kızılay’dan tamamlandı.
Ancak Uğur saat 17.30’da
hayatını kaybetti."
|
|
|
|
|
|
|
|
19 Nisan 2007 |
|
Siyasetçiler ve
Güvercinler” başlıklı
yazımın siyah kısmında
ki paragrafın konusu
Malatya’daki bir
örnekten çıkarak yereli
örneklendirip, buradan
genele ve evrensele dair
göndermeler yapmıştım.
Sonra bu paragrafın
anlamını zayıflatmak ve
diğer paragraflara
sindirmeye çalıştım ve o
paragrafı kararttım.
İçini ilerde
ekleyeceğim,
dolduracağım-zaten
bendeki nüshasında
doluda. Buna rağmen o
yazım yarım yazı değildir. Bu
(Siyasetçiler ve
Güvercinler) yazım dünkü
olay vesilesi ile
yazılamadı. Daha önceye
ait bir tasarıdır.
Malatya’da bulunan
Soykan Parkı artık yok.
Soykan parkı ile Yeni
cami arasındaki
dükkânlarda yok. Bu
alanın tümü, Yeni
Camii’nin çevre
düzenlemesi alanına
katıldı. Bunun maliyeti
499,000.00 yada
599,000.00 YTL idi. Bu
Camini restorasyonu için
harcanan parayı
kapsamıyor. Bizim Camiye
235,000,00.YTL harcandı.
Yeni Cami’ye ise en az
bizimkinin iki katı para
harcanmıştır. Caminin
yanındaki “KERMES” afişi
ise Diyanet İşleri
Vakfı’nın düzenlemiş
olduğu bir kermestir.
Belediyenin yanındaki
kayan yazının bulunduğu
elektronik panoyu
çekmemin sebebi ise, bu
panoda “Tarihi yeniden
ayağa kaldırdık, Yeni
Camii’yi yeniden inşa
ettik” şeklinde bir
slaytı okumuş olmamdan
dolayıdır.
Yandaki resimde,
Vilayetin karşısında yer
alan “İsmet İnönü
Heykeli” ile çevresinden
çektiğim resimlerin
mukayesesi önemli bir
gerçeği yansıtması
bakımından ilginçtir. Bu
milletin vergileri ile
oluşturulan kaynaklar,
bir inancın sembolü olan
alanlara harıl harıl
aktarılırken, bu
memleketin kurtuluşuna
hayatını koyan bir
“Ulusal Kahraman"ın
çevresinin
düzenlenmesinden
esirgenmiştir.
Bütün inançlara ve
düşüncelere saygımız
vardır; fakat, bizim
kaynaklarımızın tek
taraflı kullanılması ve
bizden esirgenmesi, bize
olan saygısızlığın
ifadesidir bir bakıma.
İtirazımız bunadır.
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
19 Nisan 2007 |
|
Orhan
Hancerlioğlu’nun Felsefe
Ansiklopedisi’nde
gericiliği: “Yeniye
direnerek, eskiyi
korumaya çalışan…
İleri’ye karşılık olarak
kullanılır. Bilgisiz
anlamını da içerir,
çünkü bilgili olup ta
“gerici” olmak mümkün
değildir” şeklinde
tanımlar.
Yine aynı yazarın
aynı Ansiklopedisinde
“Softalık(Osmanlıca
Mutaasıp): “Yobazlık,
bağnazlık ve
darkafalılık
deyimleriyle
anlamdaştır. Softa
deyimi, eski anlamada,
dinsel öğretim görmüş
kişileri dile getirirdi.
Dinsel öğretinin
oluşturduğu bilimsel
gerçeklere göz kapama
niteliği, deyime yeni
bir anlam
kazandırmıştır.”
şeklinde tanımlanmıştır.
Yine aynı yazarın
“İslam İnançları
Sözlüğü”nde Softa: “ …
Bir anlamda din dışında
hiçbir bilimsel gerçek
tanımayan bağnaz (Mutaasıp)
anlamında da
kullanılmıştır ki bu
anlamda yobaz da denir.
Bu anlamlar, din okulu
öğrencilerinin
genellikle yarım yamalak
bilgilerle yetişip
gerçek din bilgisinden
de yoksun bulundukları
gerçeğinden türemiş
olmalıdır” der.
Bu kavramların
tanımları da gösteriyor
ki softa, eski
anlamındaki din öğretimi
görmüş kişinin tanımı
olmaktan çıkmış; bu gün
yobazlık ve
bağnazlıkla eş anlam
kazanmıştır. Bilimsel
gerçeklere göz kapama
niteliği dikkate
alındığında, yaşama çok
boyutlu bakamama, nesnel
bilgiye ulaşacak denli,
geniş, derin bir
seviyede olamamak.
Eksik, kimi yanlış ve
yarım yamalak bilgi ile
yaşama bakmak ve onunla
bu sevide bir ilişki
kurmaktır…
Bilgi ve görgüsü,
yaşama çok yönlü
bakmasına yetmediğinden,
kendi kafasındaki
gerçeğin dışında her
türlü gerçeği de
reddetmesine sebep olur.
Değişimi ve gelişimi
kavrayamadığından,
bildiği tek gerçekliği
muhafaza etmeye çalışır
ve bu bilgisi de
eskidiğinden tutunduğu
ve savunduğu tek gerçek
geriyi, geçmişi bu güne
taşımak ve bunu muhafaza
etmek şeklinde tezahür
eder onda. Bu bakımdan
ise softa, gericidir.
Gelişimi ve
değişimi kavrayamayan ve
buna uyum sağlamayan
yobaz, her türlü
yeniliği ve farklığı
kendine tehdit görür ve
güvenliğini
farklılıkları zorla yok
etmekte bulur. Onun
düzenin ve dengenin
sağlanması için bildiği
tek yolu budur.
İşte demokrasiyi,
kişi hak ve
hürriyetlerini bunun
için savunmalıyız. Çok
sesli ve katılımcı
demokrasi ve demokrat
insanların çoğunlukta
olduğu rejimler, işte bu
bağnazlığın, yobazlığın
ve gericiliğin önündeki
en büyük bariyer ve
sağlıklı toplumların ve
daha mutlu bireylerin
yaşadığı bir dünya için
olmasa olmazlardır.
Demokrasilerde,
demokrat insanların
çoğunlukta olduğu
toplumlarda, kimse
kendisi gibi düşünmeyen
inanmayan ve yaşamayan
insanları kendine tehdit
olarak görmez ve
dolaysıyla zorla onların
hayatlarına müdahale
etmez.
Düşünce ve inanç
özgürlüğünü sindirmiş
insanların, toplumun
çoğunluğunu oluşturduğu
ülkeler aynı zamanda
ekonomik açıdan da
kalkınmış toplumlardır.
Yani özgürlüğün,
kalkınmaya katkı yaptığı
da bir gerçektir.
Prof Dr. Mehmet
Altan, ABD’de üç günde
yapılan keşif ve
icatların, yani patent
müracaatlarının,
Türkiye’de 175 yılda
yapılan keşiflere denk
olduğunu söylüyor. Çünkü
farklı düşünmeye fırsat
verilmeyen, tek
tipleştirilen
toplumlarda, herkes önde
yürüyenin peşinden giden
koyunlar gibi düşünür.
Oralarda büyük
mucitler değil,
büyük taklitçiler
yetişir. Bunun sonucunda
da, yürünülen yoların ve
varılan yerlerin, aynı
yollar ve yerler olması
ise şaşırtıcı değildir.
Yeni buluşlar(yerlere
ulaşmak) için,
patikaları izlemek ve
yeni patikalar ve yollar
bulmak gerekmektedir. Bu
ise farklılıklara,
aykırılıklara
tahammül, saygı, Aleve
inancı açısından ise
hoş görü ile
bakmakla mümkündür.
Demek ki, daha
müreffeh ve güvenli bir
dünya için, ille de
demokrasi istemeliyiz ve
demokrat olmalıyız.. Bu,
kendi hayatımıza ve
gelecek nesillere
bırakacağımız dünyaya
kayıtsız kalmamak
demektir.
İsmet İNÖNÜ, 5 Temmuz 1931 tarihinde
TBMM kürsüsünden söyle
sesleniyordu:
“Namuslularda,
namussuzlar kadar cesur
olmazsa; bu memleket
batar.” Bizlerde
yobazlar, gericiler
kadar cesur olamazsak,
bu memleket ve bu dünya
kendisi gibi
düşünmeyene, inanmayana
yaşamayana hatta hayal
etmeyene yaşam hakkı
dahi tanımayan
namussuzlara kalacak.
Kime kalsın bu
dünya?..
a.s.
19 Nisan 2007
Fethiye /Malatya
Bu yazımı, 18
Nisan 2007 de üç insanın
boğazlanmasını protesto
için yazdım. Kuran’ı
Kerim, dört kitabı da
kabul eder. İslamiyet
adına söz söyleyecek ve
adım atacak olan insanın
asıl referansı, başka
bir deyimle tek müracaat
kaynağı Kuran’ı
Kerim’dir. O da İncil’i,
Kutsal bir Kitap olarak
kabul eder. İncil,
basıyor ve bu inancı
yayıyor diye, bu
insanları boğazlamayı,
bu kitaba
dayandıramazsınız!
|
|
|
|
|
|
|
18 Nisan 2007 |
|
Geçen Kış
yağışların azlığı dolayı
ile kuraklık riski
oluşmuştu. Bu gün
yağışlar başladı.
Fethiye’ye yağmur,
yukarı yerlere kar
yağdı. Merdan’n
Kurşunlu’dan gelen
araçların üzerinden
aldığı Karın resmi yan
taraftadır.
Kimileri don oldu
diyor, kimileri olmadı
diyor. Buradaki kaysılar
henüz kabuğundan tamamen
çıkmadı; fakat Ali
Yalcın çayın kaysısı
fındık kadar oldu, duza
bas bas ye diyor.
İçimden itiraz etimde,
Ali’nin yüzüne kar
itiraz etmedim. Çünkü
nafile, Ali la dedi mi
lo demez!..
a.s. |
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
11 Nisan 2007 |
|

Satı
AKDOĞAN(lakabı ağ kız)
11/04/2007
Tarihinde Beldemizde
eceli ile vefat etti.
Beldemizin Hürriyet
Mahallesinde bulunan
mezarlığında defin
edilecek.
Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı
yakınlarına sabır ve başsağlığı
dileriz.
***
İyi insan nedir?
Bir bakıma koru
komşusunun, ilişki
içinde olduğu insanların
razı olduğu insandır!
İmam merhumeden razı
mısınız? Diye sorar
herkes, olsa da olmasa
da razıyız der adet
yerine gelsin diye. Ama
Satı bacıdan, gerçekten
her kes razı idi… Oğlu
Ali benim kuşağım,
çocuksa sebeplerden
dolayı, çocuk olarak
bir çok kez kavgalarımız
da
olmuştur. Fakat, bir gün
Satı bacı niye de,
niye diye gelip bizle
de, herhangi bir komşu
ile de kavga
etmemiştir. Ama
çocuklara büyüklerin
karışmasından dolayı,
komşularımızın hemen
hepsi birbirleri ile
kavga etmiştir. Bu
kavgalar sonucu uzun
süren küslükler
yaşanmıştır. Şimdi bu
geçmişe bakıyorum,
çocuksa denebilecek
şeylerden dolayı ne
kadar çok hatır, gönül
kırmışız! Bu günde,
siyasi sebeplerden
dolayı aynı hataları
yapıyoruz.(Bu konuda
ilerde bir yazım olacak)
Kim muhtar olmuş
yada olacak; kim başkan
olmuş yada olacak? O
oyunu kime vermiş yada
kime verecek olsa da, bu
sebeplerden dolayı
ağzından ham bir söz
çıkmamıştır. Fakat kızı,
Hanım ablanın sazıdır bu
konular! Hanım abla
konuştuğunda o, Hanıım…
Hanııım! Derdi.
Onun ne defter
kalınlığında tapuları,
ne bol sıfırlı banka
hesapları; nede günün
itibar gören makam ve
mevkilerinden biri vardı
elinde!.. Ama lakabı
olan “Agkız” gibi
“insanların razı olduğu
ak bir hayatı, geçmişi”
vardı.
Kızı hanım abla
bir gün; nasılsınız
sorusuna: Birde bize
gün görmedi derler,
nasıl olalım, anamla
beraber akşama kadar
günün önünde oturuyoruz...
demişti. Günün önünde
oturmak gün görmekse,
rahmetlide gün görmüş,
sefa sürmüştü...
Tanrı
taksiratını artırsın.
a.s. |
|


|
|
|
|
____________
|
|
10 Nisan 2007 |
|
Belediyemizin ana
caddesi olan "Atatürk
Caddesi"nde yaptığı
çevre düzenlemesi ile
ilgili görüntüleri
görmek için yan
taraftaki resmi
tıklayınız.
Bu
çitler nasıl yapılıyor?
Yuvarlak profilden bir
demir çit yapılıyor. Bu
demir çitin üzerine
hasır tel sarılıyor.
Bunun üzeri bildiğimiz
çimento harcı ile
sıvanıp, bir metal
parçası ile kazınarak
dekor veriliyor. İşin
sonuna doğruda
çimento boyası ile
renklendiriliyor.
Sonuçta ortaya güzel
görüntülü bir çit
çıkıyor.
Bu çitler, bahçeli
evlerin etrafına da
güzel yakışır.
|
|
|
|
 |
|
|
|
| 09 Nisan
2007 |
|
Monthly history |
|
Ay |
Ayrı
Ziyaretçi |
Ziyaretçi
sayısı |
Sayfa |
Hit |
Bayt |
|
Oca 2007 |
144 |
170 |
1568 |
8471 |
29.24 MB |
|
Şub 2007 |
678 |
835 |
5787 |
60974 |
535.49
MB |
|
Mar 2007 |
854 |
1010 |
21573 |
123717 |
1.37 GB |
|
Nis 2007 |
327 |
369 |
8137 |
56628 |
553.96
MB |
|
May 2007 |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Haz 2007 |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Tem 2007 |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Agu 2007 |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Eyl 2007 |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Eki 2007 |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Kas 2007 |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Ara 2007 |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Total |
2003 |
2384 |
37065 |
249790 |
2.46 GB |
|
Sitemizin arka planından 09
Nisan 2007 tarihinde aldığım
yukarıdaki grafikten de
görüleceği gibi sitemizin
reytingi sürekli
yükselmekte. Nisan ayının
dokuz günlük verilerine
bakılırsa, sitemize günlük
40 kişi girmekte ve bu
ziyaretçiler günlük 900
sayfayı tıklamaktadır.
Sitemiz, beldemizdeki
olaylardan vaktinde haber
almak isteyenlerin ilk başta
ve güvenilir bilgiye
ulaşacakları ilk
kaynak olacaktır.
|
______________________________________________________________________ |
|
09 Nisan 2007 |
|
Ali Asgar SEVİM, 07
Nisan 2007 tarihinde,
evinin önünde babası
merhum Kemal SEVİM'in
anısına bir yemek verdi.
Tanrı kabul etsin.
Kemal amca
konuksever, eli acık ve
sofrası yerde bir
insandı. İzine
geldiğinde, asmasının
altındaki masası her
gün, sanki Ankara'dan
gelecek olan kıymetli
misafirleri
ağırlayacakmış gibi
donatırdı.
Onun
evine gelen her konuk,
Ankara'dan gelen mebus
kadar ilgi ve ikram
görürdü. Çocukları
ve eşi Gülistan bacı da
öyleler. Bir insandan,
bir komşudan beklenen
önemli vasıflardır
bunlar.
Asgar her geldiğinde
yapar, bu defada yapmış.
Bir ihtiyaçlıya ciddi
denecek miktarda alış
veriş yapmış. Bunu da
kimsenin görmeyeceği
şekilde yapmış. Geçen
yıllarda, bir Almancı
birine alışveriş
yapıyor, herkesin gözü
önünde ve el arabası ile
onun evine yardım
giderken kendiside eve
kadar gidiyor. Böylesi
bir yardım, karşısındaki
insanın onurunu kırıcı
bir yardım şeklidir ve
yanlıştır. Buna dikkat
edilmeli.
***
TBMM Genel Kurulunda,
geçici işçilerin kadroya alınmasına ilişkin kanun tasarısı kabul
edilerek 04/04/2007 tarihinde 5620 kanun numarası ile yasalaştı. Kanun
Cumhurbaşkanlığına sevk edildi, Cumhurbaşkanının 15 gün içinde onaması
üzerine Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girecek. Gerekçe ile
reddederse, (bir defa reddetti- gerekçe siyasi kadrolaşma gibi bir
şeydi) Meclis Tekrar görüşüp kanunu Cumhurbaşkanına gönderir, (nitekim
tekrar gönderdi) ve bunun üzerine Cumhurbaşkanı onaylar. Buna rağmen,
kanunda Anayasaya aykırılık varsa, Anaya Mahkemesinde dava açılır. Usul
böyledir fakat; bu kanunla ilgili olarak hiçbir kesim böyle (Anayasaya
aykırılık gibi) bir gerekçe ileri sürmedi.
Bu kanunla, 2006 yılında
usulüne uygun vizesi
yapılarak 6 ay çalışmış
218.000. geçici işçi
daimi kadroya geçirilmiş
oluyor. Bu kanun
çerçevesinde,
belediyemizde çalışan
toplam 9 işçide kadrolu
oluyor. Hepimize hayırlı
olsun. İlgili kanun
metnini görmek için
tıklayınız.>>>
|
|

|
|

|
|
| 03 Nisan 2007 |
|

Hüseyin ASLAN 02/04/2007
Tarihinde Malatya'da
vefat etti ve Malatya
Şehir
Mezarlığı'nda 04/04/2007
tarihinde defin edildi.
Merhuma Tanrıdan rahmet, acılı
yakınlarına sabır ve başsağlığı
dileriz.
a.s. |
|

|
|

|
|
_____________
|
| 01 Nisan 2007 |
| |
 |
|
"Dağlarına bahar gelmiş
memleketim" dizelerini
anımsatan bir
mevsimdeyiz. Kayısılar
çiçek aştı; hava bir
güneşli, bir gün
yağışlı... Kayısı fiyatları
geçen yılki fiyatlarda.
Fakat, girdilerin fiyatı
aynı yerde değil. Bakır
ilacının(fingusit)
fiyatı, geçen yıla göre
üç kat daha pahalı.
Geçen yıl, 800 gramlık
bakır 4:50.ytl idi; bu
yıl 14:50-15:00.ytl.
(Resimleri
tıklayınız.)
|
|
|
|
_______
| 01 Nisan 2007 |
| |
 |
|
Emekli Almancılarımız
Beldemize gelemeye
başladı. Yaklaşık
ömürlerinin yarım
asırlık kısmını gurbette
geçiren komşularımız,
emekliliklerinin bir
süresini de, beldemizde
geçiriyorlar. Yıllardır
yaban ilde döktükleri
alın terlerinin
karşılığı olan bu
kazançlarının bir kısmı
ile beldemizde örnek
olacak evler
yaptırıyorlar ve
varlıkları ve
yaptırdıkları yapılar
ile beldemizin
görüntüsünü
değiştiriyor,
güzelleştiriyorlar.
Bu parayı falan yerde
yatırıma dönüştürseydim,
buradaki ile mukayese
edilemeyecek bir kazanç
elde ederdim demeden
kişisel, maddi bir
kazancı değil,
doğdukları memleketin
güzelleşmesine ve
zenginleşmesine yatırım
yapan, bu memleketin
insanı ile havasını,
suyunu, kokusunu duymak,
yaşamak isteyen örnek
komşularımızdan biride
Mustafa PEKTAŞ'tır.
Mustafa Pektaş'ın
şahsında, beldemizin
güzelleşmesine ve
gurbet el ile
memleketimiz arasında
gönül bağı kurmaya
çalışan bütün
Fethiye'lilere
teşekkürlerimizi
sunarız. |
|
|
|
_______
| 01 Nisan 2007 |
| |


|
|
Almanya Ober-Ramstadt'ta
yaşan Murat Akkoyun'un
yeni doğan oğlu Ali Arif
için, Fethiye'de ki
akrabalarından olan
Hüsniye Sevim, bir
"Fatma ana Haşılı "
yaptı.
Bu
tatlıya katılan
hanımlara, bunun ne
anlama geldiğini sordum.
Bu bizim için bir
gelenektir. Atalardan
böyle gördük dediler!
Anlattıklarına
bakılırsa, Fatma ana;
Hz. Muhammed'in Hatice
adlı eşinden doğan
beşinci çocuğu Hz. Fâtima-tüz-Zehrâ'dır.
10.yy.'da
bu isimle güçlü bir "Fâtimi
İmparatorluğu"da
kurulmuştur. Fatma
ana'nın Alevi inancı
açısından önemi ise Hz.
Ali'nin eşi ve Hz.
Muhammed' ile Hz. Ali'nin soyunun
devamının bu isimle
sürdürülmesidir. Fatma
ana, İmam Hasan ile İmam
Hüseyin'in annesidir.
Ehli Beyt, bu soy
aracılığı ile
kaimdir.Fatma ana'nın
isimi ile anlam kazanan
bir çok söylencemiz
vardır. Doğum yapmakta
olan kadına, "Fatma ana
döşeğinde" denir!.. Komşu komşudan
ekmek istediğinde,
"Fatma ana sıcağı" diye
istenir. "Fatma ana
Haşılı" da bu adetlerden
biri olarak
görülmektedir...
Fatma ana,
gerek İslam açısından,
gerek Alevi inancı
açısından, büyük bir
soyun kaynağı olarak
bilinmektedir. "Fatma
ana Haşılı" ile belki
de, hem Zalime karşı
onurlu bir inançla
direnişin simgesi olan
"İmam Hüseyin"(bu soy-on
iki imam)in doğumunu
anmış ve kutlamış; hem
de böylesi bir soyla
kendi soyumuz arasında
bir bağ kurmaya
çalışıyoruz... Bunlar
artık eskidi, bu
âdetlere gerek yok
diyenler, birde şu
açıdan olaya bakmalı.
Bir zalime, boyun
eğmeden, inançları
ve idealleri uğruna
ölmeyi, daha onurluca
bir tavır, tutum ve
davranış olarak görmüş
böylesi bir büyük, yüce
değeri anmak ve
hedeflemek, çıtayı
yükseltmek değil
midir?.. Üç kuruş yada
bir makam için
kişiliğini,
onurunu(hatta tenini),
pazara sürmenin itibar
gören bir değer olmak
olduğu bir zamanda, bu
adet ve bu vesile ile
anılan değerlerin altını
ise özellikle bu
günlerde, kalınca
çizmeliyiz.
|
|
|
|

a.s.
|