
PİR SULTAN ABDAL
NE ZAMAN YAŞADI
Uzmanlar "Yürüyüş eyledi Urum üstüne" diye başlayan şiirindeki sözlerine bakarak, Pir Sultan Abdal'ın Şah Tahmasb zamanında yasadığını söylüyorlar. Bu şiirinde söyle sözler var:
Aslını sorarsan Şah'ın oğludur
(...)
Koca Haydar Şah-ı cihan torunu
Ali nesli güzel imam geliyor
"Koca Haydar Şah-i cihan" diye anılan, Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar'dır. "Şah" diye anılan ise, Akkoyunlu Devleti'ni yıkıp Safevîoğulları Devleti'ni kurarak Şii mezhebi başkanlığı ile devlet başkanlığını birleştiren, Şah İsmail’in kendisidir. Şeyh Haydar'ın torunu, Şah İsmail’in oğlu da Şah Tahmasb'dır.
Şah Tahmasb'ın saltanat döneminin
(1524-1578) büyük bir bölümü, Kanunî Sultan Süleyman'ın saltanat dönemine
(1520-1566) rastlar. Bu iki hükümdar geçmişteki acı olaylar yüzünden, uzun
süre ülkeleri arasında barışı sağlayamamışlar, İranlılar ile Osmanlılar,
1534'den 1554'e kadar, tam yirmi yılı anlaşmazlıklar, çatışmalar, savaşlarla
geçirmişlerdir. Kanunî Sultan Süleyman 1534'de yaptığı doğu seferinde,
İranlılar'ın elinde bulunan Bağdat’ı Osmanlı topraklarına katmış, Şah
Tahmasb 1548'de Anadolu'ya girerek Kemah'a kadar ilerlemiş, 1552'de Erciş,
Ahlat kalelerini geri almıştır.
Pir Sultan’ın şiirlerindeki olayların Şah Tahmasb dönemindeki
olaylara uyması, daha sonraki İran şahlarinin Anadolu üzerine "yürüyüş
eylemiş" olmaları, bazı uzmanların kesin konuşmalarına, şairin bu dönemde
yaşadığından şüphe edilemeyeceğini söylemelerine yol açar.
Oysa bu dönemde Sivas'da valilik etmiş bir Hızır Paşa yok, ama 1552'de Köstendil, 1554'de Sam, 1560'da Bağdat beylerbeyliklerinde bulunmuş bir Hızır Paşa var. Uzmanlar 1567'de ölen bu Hızır Paşa'nın, Bağdat’a giderken, Sivas'a uğrayıp oradaki ayaklanmayı bastırmış olabileceğini söylüyor. Bu görüş doğruysa, Pir Sultan 1560'da asılmış demektir.
Pir Sultan’ın dili on altıncı yüzyılın ikinci yarısının dilidir, diyen bazı uzmanlar ise şairin 1560'da asilmiş olabileceğini kabul etmiyorlar. Onlar halk söylentisini değerlendirerek başka bir yoldan gidiyor, Sivas'da valilik etmiş Hızır Paşa'yı arıyorlar.
Sofi Aziz Mahmut Hüdâyi Efendi'nin I. Ahmed'e yazdığı bir mektupta, Alevîler ile Şeyh Bedreddin'e bağlı olanları iyi tanıyan, onlarla uğraşmasının bilen bir Hızır Paşa'dan söz ediliyor. Belgenin ilgili bulunduğu dönemde ise iki Hızır Paşa yaşamış. Birinin özellikleri söyle:
Deli Hızır Paşa, Van Beylerbeyi (1582), Kars Beylerbeyi olarak İran seferine katılma (1587), Erzurum Beylerbeyi (1588), Sivas Valisi (1588), Diyarbakır Valisi (1589), gene Sivas Valisi (1590), Tuna Muhafızı (1602), Budin Muhafızı (1605), ölümü (1607).
Deli diye anılması gözü pek, acımasız bir kimse olduğunu gösteriyor. Ayrıca İran seferine katılmış, yani Safevîlere karşı savaşmış. Safevî yanlısı Alevîlere düşmanlık besleyebilir. İki kere Sivas'a vali gönderilmiş, ikincisinde oldukça uzun kalmış.
Pir Sultan'ı astıranın Sivas Valisi Deli Hızır Paşa olduğunu söyleyen uzmanların görüsü doğruysa, şairin ölümü 1588'de, ya da 1590'dan sonradır.
Gene uzmanlara göre, Pir Sultan 1534'de Bağdat’ın Osmanlılar'a geçişi üzerine, İran Şahına,
Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür
Aslı nedir niye verdin Bagdat'ı
diye şiir yazmıştır. 1534 ile 1590 arasında 56 yıl var. Pir Sultan bu şiiri yazdığında, diyelim 20 yaşındaysa, 76 yaşında ölmüş olur.
Böyle uzun bir ömür sürdüğü kabul edilirse, uzmanlar arasındaki görüş ayrılıkları da sona erebilir. Çünkü bu uzun ömre hem Pir Sultan’ın şiirlerindeki olaylara uygun düsen Şah Tahmasb dönemi, hem de Deli Hızır Paşa sığdırılabiliyor.
Gene de bazı durumların açıklanması kolay değil. Örnekse, Pir Sultan’ın şiirlerinde bir Alevî ayaklanmasından söz ediliyor, oysa Deli Hizir Paşa döneminde Sivas'da böyle bir ayaklanma olmamış.
Uzmanlar arasındaki görüş ayrılıklarının ötesinde, kesin olan sudur: Pir Sultan Abdal on altıncı yüzyılda Anadolu'da, Sivas yöresinde yaşadı.