"Pekiyi" alan öğrencimizde var çok şükür; fakat hala bir "çapulcumuz" yok!..


Açıklama: "Pekiyi" alan öğrencimizde var çok şükür; fakat hala bir "çapulcumuz" yok!..
Kategori: Aktüel
Eklenme Tarihi: 14 Haziran 2013
Geçerli Tarih: 24 Kasım 2020, 23:56
Site: Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
URL: http://www.aliseydi-sevim.com/yazar.asp?yaziID=1212


Dün işlerim dolaysıyla Malatya'ya gittim. Giderken videoyu yanıma aldım ki, Yazıhan ovasında yol kenarında bir biçerdövere rastlarsam çekeyim diye. Malatya'dan çıkmak üzereyken arkadaş: "şurada bir resmimi çek, dedi. Video makinesini o an hatırıma geldi aramaya bağladım... Son uğradığım iki yere bakmak için tekrar çarşıya geldim. Çay içtiğim yerden kalkarken aldığımı hatırladım. Sonra küçük sebze haline gittim. Sebzenin parasını öderken muhtemelen tezgaha koydum diye düşündüm.


Bilen bilir orasını, gelenin gidenin hesabı belli değil, ana baba günü. Sebzeci görmedim dese hak verebilinir... O köşedeki tezgahın yanı tekrar gittiğimde sebzeci makinedeki görüntüleri izlemeye çalışıyordu. Bu seninki her halde dedi ve verdi.


Yani "insanlık ölmemiş dedirtecek bir örnek" bu. Video makinesi ile sebzecinin iki resmini çektim. Yani böyleleri de var dünyada. Geleceğe dair olan ümitlerimiz bu sade insanların benliğinde yeşeriyor.


+


Bu gün karneler dağıtıldı ve ilköğretim okulları tatile girdi. Yanımız geldiği için Elif Yücel'in karnesine baktık. Hepsi pekiyi. Elife şaka olsun diye, "bu notları torpile aldı diye yazacağım," dedim. Oda, "bizim Ali hoca öğrencinin velisi başbakanda olsa sıradan bir insanda olsa hakkı ne ise onu veririm dedi," dedi.


Elif gerçekten çalışkan bir çocuk. neredeyse her gün onlarca sayfa araştırmasını yazdırmasına yardımcı oldu. O derslerden bahsettiğinde, ders modunda, düğmesine birkaç kez basıp kapatmassan sonsuza kadar konuşmaya devam edecekmiş gibi bir hisse kapılıyor insan.


Derslerden pekiyi almak çocuk ve ailesi açısından gurur verici bir durumdur. Fakat ezbere dayana değil yaratıcı, üretici bir zihniyete sahip olan insanlar, çığır açar, kendinin ve toplumu farklı noktalara götürür.


Her şeklin öretilebileceği özelliklere sahip olan bir leğo paketini koyun, "pekiyilik" bir öğrencinin önüne ve "bir  ev, apartman yapın" deyin. O çocuk size o size sokağa çıktığınızda gördüğünüz her hangi bir evin yada apartmanın resmini yapıyorsa, yapamayalar açışından bir başarı söz konusudur, fakat ilk olarak bir "dalga kule" gibi özgün bir kullanılabilir icat yapabiliyorsa asıl başarı ve yaratıcılık burada vardır. Bu İstanbul valisinin geçen geceki konuşmasında suç gibi ifade ettiği "marjinellik" vardır, bu zihniyette.


Bu tür adamlar, sürü insanı olamaz, bilinenin alışılanın dışında yollar bulur, icatlar çıkarır, çoğu zaman elden ayrıksı şeyler eder söyler. Kendini ve insanlığı geliştiren asıl bu zihniyet ve durultur. Şimdi bunun sosyal ilişkilerde yeni bir isimlendirilişine tanık olduk: "çapulcu."


Fethiyeli milyonerler var, makam sahibi, (milletvekili dahi) olmuşlarımız, doktor, avukat,mühendis; polis, komutan ve öğretmenlerimiz vb. var. Ulusal bir kanalda, gizli çekimle elde edilen sohbetleri, gayri ahlaki ve küfürlü konuşmalarından dolayı  "bib, bib, bib..." diye kesile kesile konuşamayacak hale gelecek koca koca sayılı büyük adamlarımız dahi var; hatta bunlar çoğunlukta.


"Pekiyi" alan öğrencimizde var çok şükür; fakat hala bir "çapulcumuz" yok!.. Gıyaba fiskos, ağza alınamayacak sözler var; fakat aynı kişini yüzüne yağdanlık, dalkavukluk eden, yüksek bir kurum, makam yada güçlü bir kişiyle irtibatlı olmak ve bunu muhafaza etmek için şahsiyetini kırmızı halı gibi yere ayaklar altına serenlerimiz dahi var, çok; fakat yanlışa yanlış doğruya doğru, diyecek ve ortalıkta, doğrusunu biber gazına ve çopa rağmen "babam olsa ben doğru bildiğimi söylerim," deyip haykıracak yürekli "çapulcularımız" yok: "buda bize oh olsun!"