ZENGİNLİK VE FAKİRLİK


Açıklama: ZENGİNLİK VE FAKİRLİK 21 EYLÜL 2011
Kategori: Aktüel
Eklenme Tarihi: 04 Nisan 2013
Geçerli Tarih: 09 Nisan 2020, 18:42
Site: Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
URL: http://www.aliseydi-sevim.com/yazar.asp?yaziID=335



ZENGİNLİK VE FAKİRLİK

Zenginlik;
merdivenleri yardımsız çıkabilmek,
sağlıkla alınan bir nefes
ya da bir yerinin ağrıdığını hissedebilmektir.

Zenginlik;
her akşam kendi kapını kapatabilmek
ve pencereden baktığında yoldan geçeni görmektir.
Sevgiyle bakan bir çift gözün varlığı,
yaşadıklarını anlatabilmektir.
Birlikte kaşık sallayabilmek,
uyuduğunda üzerini örten,
uyanmadığında da endişelenendir.
Yokluğunun hissedilmesi,
yolunun gözlenmesi,
özlenebilmektir.

Zenginlik;
toprağa çıplak ayakla basabilmek,
papatyayı koparmadan sevebilmek,
ibibiğin ötüşünü duyabilmek,
suda yürüyebilmektir.
Yağmurda ıslanabilmek,
soğuktan tir tir titremek,
ya da buram buram terleyebilmektir.

Zenginlik;
birinin sana gülümsemesi,
saçının okşanması,
kolundaki saatin geleceği göstermesidir.
Bir sonraki hafta için plan yapabilmek,
güzel günleri bekleyebilmektir.
Uyandığında yapacak işinin,
Evden çıktığında da gidecek yerinin olmasıdır.

Zenginlik;
bazen bir tabak makarna,
bazen de iki domatesle bir taze ekmek,
üzerine de bir bardak demli çaydır.

Zenginlik;
Uzakta da olsa bir dosttur.
Aranmak, aramak
ve birlikte olabilmektir.

Zenginlik;
sana koşan miniminnacık ayaklardır.
Yanaklarına kondurulan sıcacık bir öpücük,
omuzlarına yaslanan baş,
ellerinin arasındaki eldir.

Zenginlik;
kendine inanmak
ve birilerine güvenmektir.
Bir çocuğu sevindirmek,
bir dostun gönlünü almaktır.

Kısaca;
Yaşadığının farkında olmak,
varlığından mutluluk duyulması,
ve mutluluk duyabildiğin her şeydir…

Fakirlikse…
sahip olmadıklarını düşünmek,
sahip olduklarının farkında olmamak,
hep eskiyi aramak,
yetinmemektir.
Ya da önce sahip olup,
sonra yokluğunu öğrenmektir…

Şair: Hasan Ali Kalaycıoğlu

***

Hasan Ali bey’in düşüncelerinin büyük bir bölümüne katılmamak elde değildi. Fotoğrafı güzel.  Fakat, “zenginlik ile fakirlik” kavramlarını yalınlaştırmış, salt duygulara indirgemiştir. Algılayış çok önemlidir; fakat birde hakikatin fili, maddi yanı vardır…

İki olayı pratik olarak karşılaştırmak, kutuplardan birinin eksikliği anlamamıza yetti. Malum, Öksüzler bir kaza geçirdi. Gülay abla siğortalı olmasına rağmen günlük ilave ücret ödeyerek daha konforlu ve özen gösterilecek bir odaya alındı.  Bir ay kadar hastahanede yattıktan sonra, şimdi evine taburcu oldu. Hastahanedeki ilgili doktorlar hemşireler vb. size alıştık, sizi sevdik, keşke sağlıklı olarak biraz daha kalsaydın diye sevgi gösterisinde bulunmuşlar. Eve geldiğinde geçmiş olsuna gittim.  Naki abi: “Gülay’ı ambulanstan alıp evindeki odaya getirlirken burada olmalıydın,” dedi.

En az on kişi sedyeyi omuzlarında ikinci kata eğlenerek taşıdılar diyor. Tanrı herkese böylesi sevgi ve ilgiyi nasip etsin.

An sayfaya koyduğum “o” resimdeki kadın- Sultan KOÇ. Fakir ve belki kırk yıldır Fethiye’de ikamet ediyorlar.  Bir hafta kadar önce damdan düşmüş. Ayak bileği ve kalça bölgesinde çatlaklar oluşmuş. Ben sabahleyin işe giderken, onunla, yolda karşılaştım. Mizacı gereği her şeye gülümseyerek bakan o kadının yüzünde acı bir maske takılı idi. “Kaç kere gittim, doktora iyi olmadım, otobüse yetişeyim de doktora bir daha görüneyim,” dedi – bastonuna dayanarak cam kırıkları üzerinde yürür gibiyken.

Evi köyün öbür başı- rahmetli Cıldırın evi. Taa oradan bastona dayanarak, otobüse, otobüsten inip hastahaneye ve eve gidip geliyor. Oysaki kırık ve çatlağın tedavisinde birinci şart, az hareket, kırık yada çatlaya yük gelecek davranışlardan kaçınmaktır.

Benim gibi resim çekmeye meraklı birin dahi (karşısına geçip çeksem de her zamanki sözlerini söyler, engel olmazdı) Sultan bacınının durumunu ve yüzündeki acıyı gördükten sonra buna yüreği el vermedi.

Bu yazıyı yazmak için, uzaktan çektim resmini, hocam. Niçin kutuplardan birini göremedin ki!

Maddi zenginlik, ambulansla hastahaneye gidebilmektir.

Ücretli odalarda yatmak ve exra ihtimam demektir.

Taburcu olupta eve gelecek olursan, ambulansla kapına kadar gelebilmek;

Bir düzine komşunun sedyenden tutarak coşkuyla seni ikinci kata çıkarabilmesidir.

Maddi zengilik, para… Bir akcenin bin ayıbı örtmesi,

Her türlüğü şerfsizliğinin dahi, oks pokus edilip havaya uçurulması ve iltifat ve taltifler mahzar olabilmektir…

İşin bu alanına girince laf uzar gider. Biz kısa keselim.

Geçmiş olsun SultanKOǒa.