Dr. Hüseyin Selçuk, Beldemizin Aile Hekimi Olarak Her Cuma Beldemizde…


Açıklama: Dr. Hüseyin Selçuk, Beldemizin Aile Hekimi Olarak Her Cuma Beldemizde… 06,02,2011
Kategori: Aktüel
Eklenme Tarihi: 05 Nisan 2013
Geçerli Tarih: 04 Ağustos 2020, 22:38
Site: Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
URL: http://www.aliseydi-sevim.com/yazar.asp?yaziID=514


Dr. Hüseyin Selçuk, Beldemizin Aile Hekimi Olarak Her Cuma Beldemizde…

Dr. Hüseyin Selçuk

Dr. Hüseyin Selçuk

Dr. Hüseyin Selçuk, her  cuma beldemizin aile hekimi olarak, beldemize vizite ve hasta ziyaretine gelir.  Isınma konusu daha kolay diye,  vizite işlemlerini Hüseyin bey belediyemizin bir günlüğüne kendilerine tahsis ettiği bir odada yapar.

Hüseyin bey, fotoğraf çektiğimi öğrenince odama geldi. Sohbetin bir aşamasında makinemi sordu, “bende şişinerek makinemi çıkardım.” Bir süre sonra Hüseyin beyin  makinesinin objektifinin fiyatı benim makinemin iki buçuk ve Nikon 700 makinesinin ise benim makinemin beş katı fiyatta olduğunu öğrenip ve görünce havam bozuldu…

***

Gecenin karanlığında dahi,  ateş böceği gibi parlayacakmış gibi duran kömür karası boncuk gözlerine bakanı alıp, çocuksuluğun saf, masum, hayal ve coşku dolu temiz dünyasına götüren bir hanım arkadaşımla ayaküstü denilebilecek kadar olan kısa konuşmalarımızın birinde ona:

-         Bizi bir birimize çeken, sözcüklere dökemediğimiz; fakat dilimizden çok yüzümüz, gözümüz; olduğu kadar el, kol ve bütün bedenimizin fark edip söylediği bir şey var…  Üstelik siyasi görüşümüz, dinimiz hatta yaşam tarzımız(kısmen) farklı; ama çiçekten, böcekten olduğu kadar din ve siyasetten de bahsettiğimizde lezzetine doyamadığımız ve tekrarını yaşamak istediğimiz bir an, ortam kendiliğinden oluşuyor. Ben konuştuğumda, söylediklerimin sende yankılandığını, boşluğa konuşmadığımı hissediyorum. Sende benim telimde konuşup, perdelerime dokunuyorsun sanki… türünden bir şeyler söylemiştim. Bu çekimi, bağı tarif etmek için sözcükler üretirken, arkadaşım:

-         Aliseydi abi, “frekansımız”  tutuyor, her halde, dedi. Bu tür bağları tanımlayan duyduğum en doğru söz buyduydu!”

Beldemizin aile hekimi olan Dr. Hüseyin Selçuk ile de aramızda sanki bir “frekans” tutması var gibi. O yıllarını matematik, kimya, biyoloji vb. alanlar da öğrenime vermiş. Ama fotoğraf çekme, ava çıkma, saz çalma vb. türünden, öğrenimi ile yakından alakalı olmayan hobiler edinmiş. Hüseyin bey, “teneffüslerde,” öğlen arası saz çalıp eğlenip dinleniyor, fotoğraf hakkında sohbet ediyor, filan… Sohbetinin konusu, daha doğrusu eğlendiğini, dinlendiğini, yaşadığını hissettiği ve başarı dediği konular para kazanmak için yaptığı meslekten çok, bu gibi alanlar. Bunlardan bahsettiğinde gözünde parlama, yüzünce tebessüm ve içi coşkuyla doluyor gibi…

Dr. Hüseyin SELÇUK

Dr. Hüseyin SELÇUK

Yukarıda zikrettiğim hanım arkadaşımız beldemize ilk geldiğinde; bir gün bize: “çadır alalım, şu dağda iki üç gün kamp yapalım, ” demişti, aynı coşkuyla… Bizde gülmüştük! Ben şunda iddialıyım: “En iyi tatil beldelerinde geçirdiğimiz ayladan çok, öylesi dağda geçilecek bir  iki günlük kampın anısı ölene kadar dimağlarımızdan silinmez.”

Herkesin yaptığını yapmak mıdır; yoksa ölene kadar unutulması güç anlar yaşamak mıdır hayat?  Küreselleşmenin bir negatif boyutu da budur: Zevklerin, renklerin, hayat tarzının;  utkunun, mağlubiyetin, güzellin, çirkinliğin vb. tek tipleştirilmesi ve kalıba dökülmesidir. Hepimiz insanız; fakat parmak izlerimiz kadar ruhlarımız da farklı ve bizi mutlu ve bize yaşadığımızı hissettirecek faktörler arasında sınırsız nüanslar var.

Oysaki içimizde ve dışımızda bizi baskılayan, belirlemeye çalışan güç ve faktörlerin farkına varmak ve bunları insana ve kendi özelimize göre yönlendirmek değil midir özgürlük… Hatta insan olabilmek yada insanlığımıza sahip çıkmak.

Her şeyin metalaştığı, alım – satım konusu olduğu ve yaşamanın daha çok şey satın almak için daha çok çalışmak ve tüketmekten ibaret olmaya başladığı bir dünyada; içindeki çocuğu, hayali ve coşkuyu öldürmeyen özel ve özgünlüğünü korumayı ve geliştirmeye çalışan insanları görmek beni insanlık adına umutlandırıyor ve sevindiriyor.

Bu satırların yazılmasına da bu özellikteki özel, özgünlüğünü korumaya çalışan insanların dile getirilmesi vesile oldu. İnsanların çoğunun olduğu yer, belkide doyduğu yerdir; fakat doyum sağladığı yer değildir. Ünlü türkücü İbrahim Tatlıses: “Uçak biletimi alıyor, kalacağım oteli hazırlıyorlar sonrada sahneye çıkıp türkü söyleyip eğleniyorum; üstüne de para veriyorlar,” demişti.

Doyduğumuz işle doyum sağladığımız işin bir olduğu bir hayat dileğiyle…