Eğer sorar isen keçi Abbası
Her kılında bin bir şeytan var ğardaş
Misafirperverdir Urkuya bacı
Görürüsen selam dur gardaş
Köyün sığırcısı Çolağın Cuma
Diricanlı göç eyledi yamaya
Eger selam verir isen Cama’ya
Ahirete şuçlu gidersin gardaş
Köryılanlar soka deli Hacoğu
Kırkbin yıl yaşasa gene aç evi
Kapın kırık ise çağır İcoğu
Zemheride ihtiyacın var gardaş
Bak askere gitti bizim Cenefer
Bölüğün İçinde en küçük nefer
Dişlerini iyi yıka bu sefer
Kerpetende küçük ölüm var gardaş
İki kırat arpa ektik suluya
Susayınca müracaat et Kulu’ya
Sakın muhtaç olma Ali Ballıya
Kalaycıda oğul balı var kardaş
Evimiz andırır küçük tüneli
Köyümüz çok güzel üçyüz haneli
Plansız eşşeğe bindim bineli
Alt geçmede bir sızıdır var gardaş
Köyün ortasında Göherin piri
Yazlı Kışlı gitmez elinin kiri
İyi Kömbe yapar Kınalı Hürü
Bak tadına duasını ver kardaş
Bir dal kağıt verin saram tütünü
Bitler yedi yavruların etini
Hamdi efendinin davar itini
Görür isen iki değnek ver gardaş
Camiyi geçince Nur Ali Baba
Kötü Müstoğ Sivas’tan getirdi yaba
Bu yıl yine yoktur Teneke Soba
Püsürüğü vur ocağa sür gardaş
Kemikçi mal satar parası peşin
Biri beşe satar bir kere düşün
Abdullah bu köyde bulunmaz eşin
Borç edersen “Harman Kaldır Çiz” gardaş
Çeşme geçer evimizin içinden
Akrep vurdu Divane’nin kıçından
Artık Kurtuluş yok böyle geçimden
Ölenecek çekip gitmek var gardaş
Tarla sürdük iki defe herk ettik
Karpuz ektik Kargalara terk ettik
Şu Dünya’ya sağlam geldik kör gittik
Gelde sebebini bana sor gardaş
Mal boku koymadı Daloğun Satı
Bazısı cıvıktır bazısı katı
Karebet Ustanın ırıfan Atı
Yigit isen sıçırada bin kardaş.
Köylü İyi Bilir Dolat karıyı
Çello kötü dövmüş bayram arıyı
Tahsildarlar yol parası soruyu
Kesen dolu ise çıkar ver gardaş
Çukurun içinde cafer onbaşı
Yemekle tükenmez comarttır aşı
Culfa Yusuf dayı cennetlik kişi
Bu adamda hızır tipi var gardaş
Zemheri ayında çıkarsın yola
Çakmaklı tüfeği asarsın dala
Zalım aç kurt sana hiç vermez mola
Yavrulara hasiret halırsı gardaş
Tiren geldi kiracılar toop attı
İlaç icad oldu millet hap attı
Zenginin karnı tok yatağa yattı
Sen külün başında depin dur gardaş
Sultanı toy ile bindirdik ata
Sağından solundan hep tuta tuta
Hiç bir evliya gitmez tenciden öte
Ondan sonra kürt köyleri var gardaş
Siloğ tembel yazıhana taşındı
Gide gele terevizler aşındı
Tembel paralandı sırtı kaşındı
Git halini kahvelerden sor gardaş
Harmanda mengige bir evsin yaptı.
Maccik bir zamanlar tellallık etti
Kötü müstoğ bu ününen et sattı
Muradarıyla mislisiyle bil gardaş
İçmeyesin yazıhanın suyunu
Bilemezsin kürtlerinin huyunu
Yaparlar kendine cambaz oyunu
Sağlam gidip sakat gelmek var gardaş
Ehmetcenli pirilinin hasımı
Doldurun ayranı verin tasımı
Senin ile böyle kestik kesimi
Sahipsizden yana arka dur gardaş
Lazzoğ cüre mamog çeker kirayı
Kadenin atı var vermez sırayı
Deyirmende bırakmadı yöreyi
Çal helleyi bak tadını gör gardaş
Arapgirin isotusu gelince
Konu komşu halbur halbur alınca
Kış aşlığı bile yapar karınca
Bu hayvana bakta ibret al gardaş
Dersimliler isyan etti kırıldı
Onlarında yok defteri dürüldü
Dokmaya yaklaştı eli vuruldu
Git deli hanımın ününü gör gardaş
İyi davar yayar çolağın keber
Elinde değneği belinde kemer
Süde damızlık a üç defa dönder
Çek kaşığı cennet nerde gör gardaş
Dokumacı çıktı dudunun abbas
At mekiğ sağı kaldır sola at
Bu tasadar culfa yusuf çekti yaz
Git şunların arasını bul gardaş
Hiç isteme böyle derde dermanı
Göç eyledi gögüklünü nkervanı
Eylibeyte kast eyleyen mervanı
Al derheyi arkasından vur gardaş
İriağaçın mercimeği ünlüdür
Hemi lezzetlidir ince gönlüdür
Bu yıl sefil sultan iki canlıdır
Çal haşılı çek kaşığı gör gardaş
Deli yusufunda var bir coklamı
Tırtıl kesti üç kıratlık paklamı
Eteğenden tuttum karpuz yüklemi
Çek bıçağı yafasını bul gardaş
Abdullah ölmezsen kesilmez nasip
Evi Han eyledi Palancı Yusuf
Tepenin ardında bir mezar kazıp
Kepek tükenirse soyun gir gardaş*
Bu Şiirler Veli Baba(=Akkoyun) un Cönk’ünden alınmıştır. Bu şiirler bizim kuşağın Lakap olarak Aboğun Yusuf olarak tanıdığı zatın babası olan Aldullah UZUNYOL’undur. Şiirler geçen yüzyılın ilk yarılarındaki Köyümüzün Özgün bir portresini de çizdiğinden , O günleri yaşayanların anılarını tazelemek ve günümüz gençliğine ise geçmişimizden bir bir sayfa,hoş sada, sunabilmek için yukarıdaki şiirleri aktarıyorum(2006).
Şiirlerin yarısını, Yusuf Uzunyol'un oğlu Mustafa Uzunyol'dan aldım(24/03/2007)
A.S.