AKTÜEL TARİHÇE EBRULİ ALMANYA ANTALYA DÜĞÜNLER OKUL DUYURU BAŞSAĞLIĞI ÖZEL HABER
Tarih 28 Eylül 2014, 22:52 Editör: Editör Aliseydi SEVİM

Kırlangıçların ömrü… yada Bir Sarı lira gibi ömrümüz. Malatya Fethiye

Yıl başı… Yeni Yıl!

Yıl başı… Yeni Yıl! Hangi sonun başı? Hangi yeni bitiş, yeni sonun “yenisi?!.” Tüketim toplumu açışından yeni bir tüketim demektir, ‘yılbaşı’. Yeni bir elbise, araç, yiyecek ve içecek: yeni bir eş, sevgili yahutta felekten çalınan bir yeni, son gün yada gece!.. Her yeni bildiğimizi tüketirken, pekte bilmediğimiz tekrarını asla yaşayamayacağımız getiremeyeceğimiz hayatımızı, ömrümüzü de tükettiğimizi gözümüzden kaçırıyoruz.


Tüketime konu her şey düşlerimizi, düşüncelerimizi süsler ve hayatımızı tüketirken; faniliğimiz, sevgi, saygı, nezaket, hakkaniyet adalet vb. değer ve duygularımızı ise gözümüzden gönlümüzden ötelere transfer etmişiz… Her şeye vaktimiz var ama sıcak bir dokunuşa, sevgiye ayıracak vaktimiz yok. Sevgi zihnimizde otomotikman yalın bir cinselliğe, hazza tercüme edilir olmuş.

Makam – mevki, para pul, bedensel ihtiyaç ve hazlardan mürekkep, gerçek ihtiyaçlarımızdan uzaklaşan bir koşturmaca sürecinde savrulup giden bir şey olmuş; fakat tevazu, alçak gönüllülük, kendini bilme ve bir fani iken halkla halk, hakla hak olup geçmişi ve geleceği ana sığdırabilen bir kemâletten ise ışık hızıyla uzaklaşır olmuşuz.

Çok paramız olsun… Çok arabamız olsun… Çok evimiz ve eşyalarımız, yiyecek ve içeceklerimiz olsun. Çok şeye sahip olalım. Çok yiyelim, içelim ve “felekten çok gece çalalım…”  Ondan sonra?.. Ondan sonra ne olacak?!. Sonumuz leş… Toprak…

Hiç birini götüremeyeceğiz ve bizimle birlikte yok olacak. Ben yokken dünya malı benim olsa, benim açımdan ne ne önemi olabilir ki? Fethiyenin toprak evlerinin kerpici ve sıva toprağı şu Bayram Tepesi kazılarak yapılmıştır. Asırlardır bu böyle fakat, hala bir köşesi eksilmedi. Bayram Tepesi(tümülüs) kadar yiyeceğimiz içeceğimiz olsa ne kadarını yiyebilir, içebilir ve eksiltebiliriz ki? Servetimiz bayram tepesi olacak kadar büyüyor; fakat varlaştıkca yok oluyoruz.

Her şeyimiz oluyor; fakat kendimize ve sevdiklerimize vaktimiz olmuyor. Hızla giden bir şehir hattında çalışan otobüsün içindeyiz, sanki. Hareket ediyor, yer değiştiriyoruz hızla; fakat kendimize, ailemize, çiçeğe böceğe ulaşamıyoruz bir türlü. Bir gün geriye dönüp baktığımızda “heleki yapmışızları” küllüyen “keşkelerle” takas etmiş olduğumuzu gafletle görüyor; dönüp dolaşıp aynı yede buluyoruz kendimizi.

Değerli yazar Can Dündar’ın deyisi ile:”Yaşamak değil. Beni bu telaş öldürecek” dediği gibi şairin; o telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgârlara taratmayı saçlarımızı, sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz…

Gözümüz saatte söyleştik hep, koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık. Hep yetişilecek bir yerler vardı, aranacak adamlar, yapılacak işler… Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin terine bulaştı; başkalarının hayatı, bizimkini aştı.

Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine, kuşluk vakti, kızarmış ekmek kokusu veya yavuklu busesi ile uyanma düşlerini hababam erteledik. 20′li yaşlardayken 30′lara kurduk saatin alarmını, 30′larımızda 40′lara, belki sonra 50′lere…

Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat, kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size, artık uyku girmez oluyor gözlerinize…

Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda, söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda… Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz; vakti gelip sandıktan çıkardığınızda bir de bakıyorsunuz ki, tedavülden kalkmış…

(…) Yaşam… O hepimize borçlu olan hergele, öder inşallah bir gün hesabını… Yaşarız ertelediklerimizi, “gençliğimizin son günü” çalınmadan elimizden…”

*                        *                      *

Ülke gündemini hayli meşgul etmiş bir dizi: “Muhteşem Yüzyıl.”   Bakın koca padişahların, sultanların yeyip içtikleri ve kullandığı eşyalara… Birde bu gün Avrupa’daki orta gelir gurubunun tükettiklerine. Bu günün orta gelir grubundaki insanların mutfağı, oturma odası yatak odası takımları, giyim ve kuşamları koca sultanları kıskandıracak zenginlik ve parıltıda…


Rahmetli bacım için bir yazı yazam demiştim. Bu gün nasip oldu. Çocuklarken çocuklarımı sevemedim. Yani ne boynumda, ne kucağımda gezdirdim ne de eskilerin mayısı yapıştırmak için duvara çalarken çıkardığı sesler gibi “şapır şupur”  onları öptüm. Şimdi kocaman adam oldular… Bu günkü sevgim başka; çocukluk dönemindeki başkaydı. Tabii onlar yine de çocuk ve hep çocuğumuz olacak gözlerimizde. Fakat, tekrar sevebilmek için onları çocuklaştıramaz, hayatı geri sardıramayız.

 Hüsne Sevim

Rahmetli bacım; bir öğlen dut ağaçlarının altında… Sandalyesine yığılır gibi oturmuş, başını taşıyamayan boynu çökmüş olan sol omzuna yaslanmış. Ben öğlen arası eve gelirken, bir ananın çocuğuna şefkatle bakışı gibi bana bakıyor. Sanki gözleriyle beni seviyor, bakışlarıyla kucaklıyor, sarmalıyor ve bağrına basıyordu. Başıyla beğendiğini yansıtan bir işaret yaparken küçülmüş gözleri parıl parıldı…

Bir ananın şefkatiyle mırıldanışını duydum: “yakışmış, maşallah…” dedi, yeni giydiğim bir gömlek için. Sanki içimi hiçbir volkanın ısıtamayacağı sıcaklıkla ısıtarak…

Onun takati yoktu kalkıp “bağrına basmaya” beni. Keşke ben o an bacımı kucaklayıp “bağrıma bassaydım.” Bu gün hayıflanmadan “keşke” demeden, hele ki “yapmışım” diyebilseydim. Fakat, film bitti; geri sardırıp yeniden o anları yaşamanın mümkün olmayacağını o günlerde görmedik.  Bilemedik “Kırlangıçların Ömrünün Altı Ay” olduğunu.

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık….. Tık……Tık.. ..

Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, derin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. Hey adam!Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum.Bugün cesaret buldum konuşmaya.Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam,demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş:

Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş.Başını önüne eğmiş.Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni.Al beni içeri! Ben sana dost olurum.Hiç canını sıkmam!

Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam demiş.Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş.İşim gücüm var, git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendiririm..

Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın’ yalnızlığını paylaşırım, demiş. “Bazıları gerçekleri duymayı sevmezmiş!” Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş.Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdan memnunum,demiş . Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.Düpedüz kovmuş.

Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş.Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:Hay benim akılsız başım; demiş.Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama…… Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış.Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki: ‘Kırlangıçların ömrü 6 aydır…’

Can Yücel’in deyişi ile: “Hayatta bazı fırsatlar vardır sadece bir kez elinize geçer ve değerlendirmezseniz uçup gider.!” Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar;değerini bilmezseniz kaçıp giderler ve asla geri dönmezler.

Bahar baharın, kış kışın yaşanır… Bu doğal kural değiştirilemez… Yiyebileceğimiz en iyi yiyeceği üç gün sonra da yiyebilir, en beğendiğimiz içeceği üç gün sonrada içebilir, en beğendiğimiz yerleri üç gün sonrada görebilir, felekten çalabileceğimizi sandığımız “en güzel geceyi yada gündüzü” üç gün sonrada çalabiliriz… Fakat, vaktinde sevemezsek çocuğumuzu büyür, büyüklerimizi sevemesek yaşlanır ve ölür!.. Vaktinde sevemezsek, büyüğü çocuklaştıramaz, yaşlıyı gençleştiremez, öleni ise diriltip yapamadıklarımızı telafi edip, sevemeyiz…

Sonunda bir de bakarız ki… Tekrarı olmayan bu oyunda biz felekten çalacakken, felek bizden hayatımızı, ömrümüz çalmış 1- 0 önde… Bütün eneklerimiz tükenmiş, tepeden tırnağa keşkelerden mürekkep kesilmişiz…

Her gün, her gece özeldir aslında bilene… Yok ille de bazı günleri özel kılacaksak, bu özel günü sevdiklerimize dokunarak özelleştirelim. Eşinize, çocuklarınıza, ailenin diğer üyeleri ne özellikle de yaşı bizden büyük, bizden önce bu dünyadan göçecek olan ana, babanız ve diğer yakınlarınıza dokunun, bağrınıza basın ve şapur şupur öpün.

Olabilirseniz, yarasına merhem, yanağına tebessüm, dudağına gülücük, göğsünde gurur olun… Olamazsanız da elinizden geleni yapmış olun!

Çünkü “Kırlağıçların Ömrü Altı Aydır” ve 31 Aralık 2012 tarihi ise diğer bütün günler gibi tekrarı yaşanması imkânsız özel bir gündür. Bu günü değerlendiremesek keşkeleri sarar sigara kağıdına, uhdeler çakar, yakarız yüreğimizi bir volkan gibi kıyısından ve duman duman savruluruz döne döne maziye ve hüzünler, ahlar vahlar, hayıflanmalar ve pişmanlıklar bırakırız katar katar geriye…

Filmleri sardırırız geriye; fakat hayatı asla!…


             a.s.                                                                                                                                Fethiye – 30 Aralık 2012

Bu yazımı rahmetli Bacım’ın sahsında bütün analara ve vefatından üç gün önce: “Bana bir şey olursa anama söylemeyin… Dayanamaz!” diyen Aliseydi abi(Özdemir)in sahsında bütün babalara ithaf ediyorum…

Not: Bu vesileyle her yıl basında binlerce km. aşıp, bu günü “anası ve ailenin diğer üyeleri” ile geçirmek için buraya gelen Yusuf (Altun) arkadaşımızı takdirle anımsarım.



  |  Bu haber 3190 defa okunmuştur.

Köşe Yazıları  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Gazap Üzümleri ve Dinle Küçük Adam

Gazap Üzümleri ve Dinle Küçük Adam Gazap Üzümleri ve Dinle Küçük Adam

Öz eleştiri' mi, yoksa takkiye mi?

Öz eleştiri' mi, yoksa takkiye mi? Öz eleştiri' mi, yoksa takkiye mi?

Basına ve Kamuoyuna!

Basına ve Kamuoyuna! Basına ve Kamuoyuna!

''Dokunabilecekler''

''Dokunabilecekler'' ''Dokunabilecekler''

MHP'de Kurultay Komedisi!

MHP'de Kurultay Komedisi! MHP'de Kurultay Komedisi!

Geleneksel aklın İttifakı mı?

Geleneksel aklın İttifakı mı? Geleneksel aklın İttifakı mı?

1 Mayıs yaklaşırken!

1 Mayıs yaklaşırken! 1 Mayıs yaklaşırken!

Kilis ve düşen füzeler!

Kilis ve düşen füzeler! Kilis ve düşen füzeler!

Laik'lik tartışması üzerine!

Laik'lik tartışması üzerine! Laik'lik tartışması üzerine!

Fotoğraf Makinesi Kampanyası ( 2008-2012-2015 )

2008 – Ahmet ASLAN: 400 EURO

2008 – Diğer arkadaşlar: 600 EURO

2008 – Toplam: 1000 EURO

Bitti

2012 - Seyit  ÇAĞLAR : 30 Euro  

  2012 - Aliman SEVİM : 40 Euro

  2012 - Ali ASLAN : 10 Euro

  2012 - Hasan AĞKAYA : 20 Euro

  2012 - Ali ALTUNOK :20 Euro

  2012 - Ali İhsan GÜLER : 50 Euro

  2012 - Metin ÖKSÜZ : 30 Euro

  2012 - Naki ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Rıfat ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 - Hüseyin ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 -Murat İLHAN

           (Zeynal oğlu):50Euro

  2012 - Fatma İLHAN

           (Hasan Kızı):10 Euro

  2012 -Zeynep KORYÜREK:20 Euro

  2012 - Elif GÜN :10 Euro

  2012 - Piri İlhan

          (Minnet oğlu):30 Euro

  2012 - Hüseyin YILMAZ

         (Güldalı oğlu):30 Euro

  2012 - Turabi TEMİZ : 20 Euro

  2012 - Hikmet GÜLER : 40 Euro

  2012 - Hüseyin İLHAN

           (İbrahin oğlu):20 Euro

  2012 - Hasan ÇEVİKER : 10 Euro

  2012 - Zeynep GÖÇER : 20 Euro

  2012 - Necmettin ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Sultan AKKOYUN: 50 Euro

  2012 - Ali Ekber PEKTAŞ : 20 Euro  

  2012 - Yusuf ALTUN  : 20 Euro

  2012 - Mehmet İNCE : 15  Euro

  2012 - Mustafa(Vaylo)

             OLGUN:50 Euro

  2012 - Ahmet OLGUN : 50 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN :10 Euro

  2012 - Aliseydi UÇAR : 50 Euro

  2012 - Veli ÇAĞLAR  : 10 Euro

  2012 - Fahri ÖKSÜZ  : 20 Euro

  2012 - Kasım YILMAZ : 50 Euro

  2012 - Kadir ÇAĞLAR : 20 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN

             DEDE:10 Euro

  2012 - Hacı ÖZSEVİM : 20 Euro

  2012 - Duran AYDOĞAN:30 Euro

  2012-Hüseyin Rahmi

          ÖZTÜRK:50 Euro

  2012 - Ahmet ÖZTÜRK (Köln):30 Euro

  2012 - Vahap ÇEVİKER :10 Euro

  2012 - Kenan GÜVERCİN : 10 Euro

  2012 - Sezai ALTUN : 10 uro

  2012 - Bektaş AKŞAHİN : 20 Euro

  2012 - Veli İLNCE : 10 Euro

  2012 - Ziyade ŞENKAYA : 10Euro

  2012 - Hasan KARAGÖZ :10 Euro

  2012 - Hasan AKDOĞAN : 10 Euro

  2012 - Hüseyin AKDOĞAN 10 Euro

  2012 - Turan GÖÇER : 10 Euro

  2012 - Cengiz SEVİM : 20 Euro

  2012 - Bektaş Hacı AKŞAHİN:10 Euro

  2012 - İsmail AĞKOÇ : 20 Euro

  2012 - Aliekber AKKAYA : 20 Euro

  2012 - Erdinç ASLAN : 10 Euro

  2012 - Ali ARKADAŞ :10 Euro

  2012 - Hasan (Fikriye)

             ÖZACAR:20 Euro

  2012 - Ahmet KAYGUSUZ

           (Arguvan’lı):10 Euro

  2012 - Avades ALTUN

            ( Der. Bşk.):50 Euro

  2012 - Havaşin MARKET

             (Arguvan’lı):20 Euro

  2012 - Hasan ÖKSÜZ : 10 Euro

  2012 - Haydar ER

            (Müslüm oğlu):50 Euro

  2012 - Tamam SOFU :10 Euro

  2012 - Musa ÇİFTÇİLER: 10 Euro

  2012 - REISE BIRO

     Firat, Ober-Ramstadt :20 Euro   

  2012 - Vahap ASLAN(Culfalı): 30 Euro

  2012 - EURO SÜPER MARKET

             DARMSTADT:20 Euro

  2012 - Hüseyin ER (Köln) : 50 Euro

  2012 - Vedat ÇALIŞKANOĞLU: 5 Euro

  2012 - Kamber ÇAKMAK : 5 Euro    

  2012 - Hüseyin AYDOĞDU

            (Şahin oğlu): 50 Euro

  2012 - Meliha YÜCEL : 50 Euro

  2012 - İsmail SEVİM

  (Haydar oğlu): 20 Euro

  2012 - Necati-Zekine KILIÇ :20 Euro

  2012 - Erdal ÇALIŞKANOĞLU: 20 Euro

  2012 - Hüseyin ÇALIŞKANOĞLU

           (Süleyman oğlu) : 20 Euro

  2012 - Yılmaz GÜLER: 20 Euro

  2012 - Mehmet AKDOĞAN:20 Euro

  2012 - Bektaş ile Hünkar

             ALTUN: 80 Euro    

  2012 -  TOPLAM : 1915 EURO  

   Bitti

2015 - Eski bozulan makinenin

           sigortasından alınan:75 EURO

2015 – Aliseydi KARGIN : 50 EURO

2015 – Erdoğan BIÇAKCIOĞLU : 50 EURO

2015 – Sefa ALTUN : 50 EURO

2015 – Murat İLHAN

(Sarhoş amcanın torunu):50 EURO

2015 – Abbas PEKTAŞ

(Yusuf oğlu): 50 EURO

2015 – Yusuf ALTUN : 30 EURO

2015 – Merdan ŞENOL : 50 EURO

2015 –  Hasan ALTUNOK

(Hüseyin&Hatice oğlu) : 20 EURO

2015 – Abbas KORYÜREK : 30 EURO

2015 – Hasan KARAKOÇ

 (Donjuan'ın oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri SOFU : 10 EURO

2015 – Haydar GÜN : 50 EURO

2015 – Hacı ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Abbas ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Ali Ekber AKŞAHİN : 20 EURO

2015 – Veli İNCE : 10 EURO

2015 – Ali Agırdemir (Köln): 50 EURO

2015 – Kasım YILMAZ : 50 EURO

2015 – Hüseyin YILMAZ

(Filip - Fattey bibini torunu):50 EURO

2015 – Hüseyin ÇİFTÇİLER : 50 EURO

2015 – Avades ALTUN : 50 EURO

2015 – Ali İhsan UÇAR : 25 EURO

2015 – Seyit ÇAĞLAR : 20 EURO

2015 – Hüseyin AKKAYA

( Yeter Oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri İLHAN : 50 EURO

2015 – Haydar ER : 50 EURO

2015 –  Hüseyin ÇAVUŞ

(Igdırlı):10 EURO

2015 – Naki ÖZSÜZ : 20 EURO

2015 – Mesut  İLHAN : 20 EURO

2015 – Hüseyin ÖKSÜZ

(Naki oğlu) : 20 EURO

2015 – TOPLAM : 1075 EURO

Bitti

2012 - Sayfası…

2015 Sayfası…



DUYURU TAKVİMİ

HARİTA: MALATYA FETHİYE

Aliseydi SEVİM Aliseydi SEVİM
Kış Manzaraları - 08/01/2018 - Malatya Fethiye
Aliekber Pektaş Aliekber Pektaş
Gül-güle büyük, efsane insan, lider: Fidel Kastro
Seyit Çağlar Seyit Çağlar
DAR AGACINA ASTILAR SEYIT RIZAYI,NEYLEYIM – Seyit ÇAĞLAR

LUZÜMLÜ TELEFONLAR



Kınay Çiçekcilik: 0 422 323 86 76
Kınay Çiçekcilik: 0 542 368 10 03

Karmen Çiçekcilik:0 422 323 10 84
Karmen Çiçekcilik:0 542 210 16 69

Sahan Yemek: 0 422 325 29 30
Sahan Yemek:0 530 227 02 79

Orhan Yemek: 0 422 336 88 22
Orhan Yemek: 0 533 720 20 09

Gülüstan(Sevim) Kuaför: 0 422 322 81 65
(Aliseydi) Karakaş Emlak: 0 422 324 20 60

Yazıhan Belediyesi: 0 422 751 40 54
Kaymakamlık Makamı: 0 422 751 42 14
Yazıhan Maliye: 0 422 751 41 12
Yazıhan Tapu: 0 422 751 42 00
Yazıhan Hastahane: 0 422 751 41 05
Yazıhan Nüfus: 0 422 751 42 30

Ziraat Bankası /Yazıhan:  0 422 751 44 03
Emlak / Nihat GÜLER: 0 422 325 15 34
Mobil: 0 532 794 24 02

Yazıhan Emlak / Kaya Emlak
Süleyman KAYA: 0 537 380 05 04

MASKİ
Malatya Su İdaresi
Arıza: 185
Genel Müd. :377 74 44
444 51 44

Elektrik Arıza
444 91 86

Telefon Arıza ve Bilgi
444 1 444

İnternet Arıza

444 1 375






FACEBOOK

Sık Sorulan Sorular

Sitemizin güncellenmesi devam etmekte.

2011 yılından bu güne kadar olan veriler işlendi; Açılmayan videoların sebebi, o videoların bulunduğu hesabımızı Youtube’nin silmesinden dolayıdır.

2011 yılı öncesine ait olan verilerin işlenmesi zaman alacak. Fakat hemen hemen geçmişe ait olan resimlerin tamamının kopyası var. Yakında onların tamamına nasıl ulaşacağınız açıklanacaktır.

Aradığınız eski haberleri bulmak için: Sayfamızın üst ve alt kısmındaki menüde “Arşiv” linkini tıklayınız. “Anahtar Kelime” karşılığına aradığınız haber başlığından bir iki kelime yazın, “Haber Ara” yı tıklayın.

Aradığınız kelime başlıkları sıralanacaktır. Büyük harfle aradığınızı bulamazsanız, küçük harflerle yazın.

Başka bir yolla “Google” ye yazıp arayın. Google sitemizdeki haberi bulur. Bütün bunlara rağmen aradığınız bulamazsanız,

Sitemizin alt ve üst kısmındaki "İletişim" menüsünü tıklayıp, bana mesaj gönderiniz.

Yazar isimlerinin sıralanması otomatik olarak, en son yazan yazarın en üste gelmesi şeklinde oluşmaktadır

Site Sloganımız: 2005 - 2018


                        2005 &  2018

Otobüs Seferleri

                     OTOBÜS SEFERLERİ

         MALATYA                               FETHİYE

                                                          06,10

          07:15                                       08:30

          09:45                                       11:00

         13:30                                        14:45

         16: 00                                       17:00

         18:30                                        19:45

Tüm videolar

  Prof.Dr. Sinan CANAN
 

Prof.Dr. Sinan CANAN

İzlenme:856

   
  Mutlu Olmak: Özgür Bolat at TEDxIhlasCollegeED
 

Mutlu Olmak: Özgür B

İzlenme:766

   
  Prof. Dr. Acar BALTAŞ
 

Prof. Dr. Acar BALTA

İzlenme:648

   
  DOĞA İÇİN ÇAL 4 - ALYAZMALIM SELVİ BOYLUM - HD
 

DOĞA İÇİN ÇAL 4 - AL

İzlenme:10510

   

Ayın Şiiri


Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır.


Bir lokma ekmek ( ve zevk) için şerefini çiğnetmeye;


bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,


bir zamanlık mevki için el ayak öpmeye,


insanları ezip geçmeye,


günlük menfaatler için onurunu terk etmeye,


bir kısım insanlara kızıp


tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat!



Can Yücel


Mydeign Haber Temaları -http://habersitesikur.tk

Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
Ekstrafikir.com mydesign haber temasıdır.