AKTÜEL TARİHÇE EBRULİ ALMANYA ANTALYA DÜĞÜNLER OKUL DUYURU BAŞSAĞLIĞI ÖZEL HABER
Tarih 21 Kasım 2014, 02:58 Editör: Editör Aliseydi SEVİM

Beş çakmak taşı yada…

 Günümüzde güç yumrukta değil dilde, oklarda değil kelimelerde, kitlelerde değil bireylerde, ellerde değil beyinlerdedir. é

 

Bilgisi ile amel(davranış) etmeyen alim; elinde meşale tutan köre benzer. Başkasının önünü aydınlatır, ancak kendi dünyası karanlıktır. 

SADI

Beş çakmak taşı yada…

     Günler, haftalar, hatta aylar öncesinden içeri sokmamak için tedbirini alırdık; alırdık almasına da yinede içeri girişini engelleyemezdik! Damları sıvar, kapı pencerelerin altını sağını solunu çulla çaputla tıkar; camların kırk olan yerlerini hamurlanmış kağıt yada naylonlarla kaplar, kapatırdık…    

    Ocakları, sobaları yakar, mangala közlerini alırdık da, yinede içeri girmesine engel olamazdık.  Bir kez ıslıklar çalarak gelmeye görsün,  ne çul çaputla tıkadığımız delikler ne, hamurlu kağıtlarla bakımını yaptığımız pencereler nede mangaldaki kor engelleyebilirdi onun girişini. Hele birde karla boranla gelmeye görsün!.. Çaresi yoktu, kesinlikle engellenemezdi.

     Yün döşekler ve yorganlar arasında bile ayaklarımız buz tutardı. Uyandığımızda, engellenemez olanın marifetini, plastik bir sanat eseri gibi pencerelerde oluşmuş buz dekorlarını, çevreleyen bir karış karlarla görürdük. Diğer tarafa dışarı, baktığımızda, biz uyurken anamızın etrafı silip süpürüp sobayı yakmış ve bu dondurucu ortamda sobanın üzerinde fokur fokur kaynayan ve  dumanı başından tüten çaydanlıkları görürdük. Az sonra çay hazır, kalkın yüzünüzü yıkayın derdi ana (lar) ımız… Biz soğuk olan yataktan kalkmakta tereddüt ederdik. Çünkü, yüz yıkamaya gideceğimiz yer olan salon soğuktu. Gönlümüzü etmek için nelere baş vururdu. Çoğu zaman gider odaya elleğenini getirir elimize  ısıttığı suyu bile  dökerdi…

      Biz böylesine  korunaklı bir ortamda iken; pencereden baktığımda bu karda kışta Iri ağaç, Tahtalı, Dere evleri, Böğürtlen, Omuşlar, Örü, Muratlar(5 ile 20 km’lik mesafeler)dan vb. Köy ve  mezralardan gelmiş sırtlarında odunlar yüklü hayvanları ile duvar dibinde siğile yen yabancılar görürdüm. Bunların içlerinde olan kimilerinin yaşı, 13,15,18’lerdeidi.  Biz bu korunaklı yapay ortamda, karanlıkta tuvalete bile  çocuğu âl çarpar diyerek yalnız gönderilmezken, o çocuklar  sabaha karşı  üçte, dörtte kaldırılıp gitsin de bir paket çayla beş kilo şeker alsın diye dağlar aşırılarak yaşamın içine yollanırdı.

     Onlar, daha çocukken tanışırdı hayatla. Aşın ekmeğin, varlığın yokluğun, geçimin seçimin ne demek olduğuyla. Biz bencil ihtiyaçlarımız karşılanmasını isteyen mız mız çocuklardık, o günde bu günde. Unutamam, Omuşlar dan Ömer çavuşun 12,13 yaşlarındaki çocuğu olan Ali’nin gelgitlerini…      

     Daha çikolatalı gofret yoktu yada köyümüzde yoktu.(1980 öncesi) Bisküvi kutularında dökme olarak alınıp, tane  yada gerektiğinde  gramla ve kilo ile satılan beyaz gofretler vardı. Ali, sattığı odun parası ile annesi babası ona ne almasını tembih etmişse onları almıştı. Öğrendi ki, elindeki son kuruşu iki gofret yada beş çakmak taşı ediyor. Ali gofret kutusuna doğru özlemle baktı… baktı… ve yüzünü gofret kutusundan çevirmeden  avucundaki parasını uzattı ve“beş çakmak taşı,”dedi. “N’locak, gofreti yerim hemen biter! Ya çakmak taşları !..” Karşımdaki Ali idi; fakat ses sanki Ali’nin sesi değildi…

     Muhtemelen,  Ali’ye artık evin bir erkeği de sensin. Yok işte, kim alacak bunları canımın içi.. Bilirsin ben seni gözümden sakınırım, emme… Ben sobayı yakıp bekliyorum akşam yolunu. Senin getirdiğin “Sanayağ”la bi güzel pilav pişiririm, arkasından getirdiğin çayla, tavşan kanıda bir çay demler içeriz. Akşam yatar sabah kalktığında, bütün yorgunluğun gitmiş olur, denmiştir… Bu beklenti ile yetişmiş Ali’nin de, yavaşça bir sürprizini gösterir gibi cebinden çıkardığı gazete dürümünü açarak, “baba, çakmağına da beş çakmak taşı aldım”, demesi kim bilir nelere değmez!

    Onlar belki çocukluğunu yaşayamadı. Fakat hayata, vaktinden önce atıldılar ve erken de olgunlaştılar. Biz, ebeveynlerimizin sağladığı korunaklı ortamlarda hep, “pencereden bakan adam” olarak kaldık… Bir işe girmiş olan insanda, çalıştığı kurumun korunaklı ortamındadır. Etrafındakilerin yapığı her hangi bir işi yapanda hayatına yeni bir sinerji getirmiş sayılmaz. Babam bakkaldı, benimde bakkal olmam, çocuklarımı da bakkal yapmam yeni ve önemsenecek bir bakış sayılmaz. (Işi aynı çapta muhafaza etmek bakımından söylüyorum) Yada babam, anam işçi veya memur benimde memur olmam marjinal bir başarı sayılmaz. Tabii bazılarımız bunları da başaramıyor…

     Yıl 2002, kar kış… Ben yine korunaklı bir ortamda, belediyedeyim.  Malatya’ya gideceğim, fakat saat:10:00. Bu saatte araç bulmak zor. Bekleyip rasgelen bir araca binmek  zorundayım. Hava, karlı ve soğuk. Arada bir çıkıp yukardan bir aracın gelip gelmediğine bakıyorum. Tekerler, belde içerisinde karaya değiyor, yukarının daha karlı olma olasılığı var ama ben yinede ekliyorum. Bir, iki derken yukardan bir Toyota pikabın geldiğini gördüm. Bekledim ve el kaldırdım. Araç durdu, binmek için eğildim, gördüğüm adam,  zemheride köselerde bir yük odunla sinleyen bir başka Ali. Ben onun ismini henüz hatırlayamadan, o selamına ismimi ekledi… Ben bakkalken o, oduncu idi. Ben yine aynı yerlerdeyim ama o…

      Ali ya, şu operatör milletine de sade güvenilemiyor… Geçen biri kaçmış gitmiş, iş makınasının birine operatör bulamadım makine yatıyor. Acelen yoksa, Ilçe Özel idarede de biraz işim var, bunu hallediyim öyle gideriz dedi. Beninde işim vardı gittik. Oradaki konuşmalarından hatırımda kalan bir diğer konu ise, doğal gaz ihalesi idi. Doğal gaz boru hattının falanca bölgedeki ihalesi için, ilde Botaş müdürü ile bir toplantıya da yetişmesi gerektiğini söylüyordu!

     O tarihte, benim pikabım yoktu-şimdide yok, benim iş makınalarım yoktu- şimdide yok, Malatya’ya doğalgaz geleceğinden haberim yoktu ve dolaysıyla böyle bir ihalenin olduğunda da haberim yoktu.  Şimdi haberim var(2004), Iri ağaç dolaylarından geçecek olan doğalgaz boru hattı ihalesini alan müteahhit, belediyemizden 200 kişiyi barındıracak bir yer istedi.

     Mümin Sekman: “Üniversite yıllarımda birçok yazar çizer düşünür, bilge kişilerle tanıştım. Bu insanların hepsi kitapları olan , birçok  okuyucuları bulunan, tanınmış kişilerdi. Bu kişilerle vakit geçirirken  hepsinin ortak bir yönü dikkatimi çekti. Kafaları doluydu,ancak cepleri boştu. Üniversite’de okurken bir yandan da çalışmaya başlamıştım. Bir çok varlıklı, tanınmış iş adamları ile röportajlar yapıyordum.  Bu defa bilge insanlardakinin tersine bir gerçekle karşılaştım. Birçok iş adamının, cebi doluydu ancak kafası boştu. Kısacası insanların bir kısmı  ‘var olmayı’ diğer bir kısmı ise  ‘ varlıklı olmayı’ seçmişti. Bu adamların hepsi eksik!  Acaba tam adam nasıl olunurdu?  Insanın nasıl olması gerekir ? diye düşünmeye başladım. Bir sürse sonra cevap geldi. ‘tam adam para ve bilgiye eşit önem veren, var olmayı ve varlıklı olmayı birlikte başarabilmiş kişiye denir .” der. é

   Belki de, Doğan Cüceloğlu’nun bu gün dediği: Yaşamdaki dengede budur! Yani: Kafa, gönül ve cep zenginliğindeki dengedir. Bence, kafa ve cep zenginliği; gönül zenginliğine amade olmalı. Mümin Sekman’ın pasajı ise yorum gerektirmeyecek kadar açık.

     Bende hep derim. Fethiye’li zengin olmadan, Fethiye zengin olamaz. Artık, artık bir işte çalışır, ele güne muhtaç olamamış ve üç beş kurusu olmuş  olmak yeterli görünmemeli. Yaşamdaki, asıl zenginlik olan dengeyi bozmadan; maddende zengin olmak için sıradanlığı aşmayı başarabilmek gibi hedeflerimizde olmalı. Dönerci misiniz? Döner Restaurantlar zincirinin  nasıl gerçekleştirebilirim? Marketiniz mi var? Nasıl Marketler zincirine dönüştürebilirim, marketimi? Taşımacılık mı yapıyorsunuz, nasıl bu işi büyütüp, diğer ilçelerle, illerle hatta Ülkelerle taşımacılık bağlantısını başarabilirim diye düşünmemiz gerek. Çünkü; sen zengin olmazsan ben zengin olamam; ben zengin olmazsam, sen zengin olamazsın, biz zengin olamayız…

     Işte,(başkaları da vardır şüphesiz) bunları başarabilmiş bir değerli hemşerimiz Doğan Gülşen. Onun zenginliği, yıllarca Fethiye’deki nice insanların sağlığını zenginleştirecek. Bu az bir şey mi? Ben kendi adıma, bu adımı yaşadığım sürece takdir ve teşekkürle anacağım… Konuyla ilgili olarak Martin Luther King Jr.’nin, şu sözlerini oldukça dikkate değer.

    “Bu dünyada fakirlik olduğu sürece, bir milyar dolarım olsa da , hiç bir zaman kendimi zengin hissedemem. Milyonlarca insan hastalıktan ölürken, ben Mayo Kiliniği’inden sağlam raporu almış olsam, kendimi tümüyle sağlıklı hissedemem. Sen olman gerekeni olmadan, ben olmam gerekeni  gerçekleştiremem. Bizim dünyamız böyle yaratılmıştır. Hiç kimse yada ulus, kendisinin tamamıyla bağımsız olduğu ile övünemez. Biz birbirimize mecburuz.”(King. 1993,s.21.)  @

 

    Başarı, başaracağım diyebilenindir. Hedefi olmayan gemiye, hiçbir rüzgar yetmez, vb. Slogan gibi sözler değil mi? Elbetteki, gelecek bir bakıma hayalden ibarettir ; ama hayalsizde pek olmuyor. Cesaret, motivasyon vermesi  bakımından bir örnek vermek istiyorum.

    Işçi Sanders,“ Inandığı bir hedefe odaklandığında, hayatında birçok şeyi değiştirebileceğini  bilen biri.” Otoyolun kenarında bir lokantası vardı.Otoyol başka bir yere taşınınca lokantası iflasla burun buruna geldi. Ama o hiç endişelenmedi, paniğe kapılmadı.Çünkü o biliyordu ki, endişelenmesi veya paniğe kapılması ona bir şey kazandırmayacaktı.Onun için asla negatif düşüncelere fırsat vermedi.

Işe başladığında ne kadar  sermayesi vardı biliyor musunuz?  Sadece bir piliç tarifi! Evet evet , yanlış okumadınız; sadece bir  piliç tarifi Lokanta sahiplerine piliç  tarifi  satarak  onlardan  prim almak  gibi  bir  iş  size  mantıklı geliyor mu? Ama bu, işçi Sanders’ın  odaklandığı  konuydu.O bunun hayatında bir fark yaratacağına inanıyordu. Kendinizi bir test edin böyle bir işi yapmak istiyorsunuz; acaba bu tarifi satmak için kaç lokantaya  gidersiniz? Seminerlerinde soruyorum, bazen bir

5 diyor, bazen  10’a, 20’ye kadar  çıkanlar  oluyor.Ama ben kimsenin  100’den  fazla  lokanta  gezeceğini  sanmıyorum, üstelik  bazıları  sizinle   alay  edip delirmiş  diyebilirler.

Bütün bunlara katlanacak kaç insan vardır? Ama Sanders dolaştı. Sayı 100. Lokantayı bulduğunda, artık işin sonuna geldiğini biliyordu. Aslında her hayır cevabı onu daha bir kamçılıyordu. ”Bulacağım!..” diyordu. “benimle iş yapacak Lokantayı bulacağım!..”

     Tüm Amerika’yı dolaşmıştı, neredeyse. Geceleri arabasında yatıyordu. Hiçte rahat sayılmazdı., ama onun büyük bir hedefi vardı: Aradığı Lokantayı bulacaktı.

     Işte 1001,1002,1003… Sanders iyice yol almıştı artık. 1009. Lokanta sahibiyle konuşurken Sanders’in bekledigi şey oldu. Lokanta sahibi, Sanders’le ve projesi ile çok ilgilendi. O kadar inanmıştı ki, Sanders ne kadar hayalci bile olsa, lokanta sahibi bu fikre “evet” dedi. Bu evet cevabıyla birlikte, “Kentucky Fried  Chicken” efsanesi yazılmaya başlandı.”æ

    Yani: “Kentucky Fried  Chicken” efsanesi, işçi Sander’in yılmaz inancında ve mücadelesinde gizli. Eğer biri bir işi başarabiliyorsa bunu bende başarabilirim inancında idi.

    Sizinde var ise, Sanders gibi bir piliç tarifiniz. Içinizdeki devi uyandırın ve tek kişilik bir ordu gibi yola düşün!.. Kim bilir size de, kendi kalelerini fetih eden tek kişilik bir ordu olduğunuzu görmek nasip olabilir…

 

 

 

    Bu yazımı,Beldemize yaptığı katkılar dolaysıyla Doğan Gülşen ve ailesine ithaf ediyorum.

 

  

  æ Oguz Saygın.  Negatif Limanlardan Pozitif Sulara. 2002; 33.baskı./Hayat Yayınları

  é MÜMIN Sekman, Kesintisiz Öğrenme, 2002. 6. Baskı./Alfa yayınları

  @ Doğan Cüceloğlu. Içimizdeki Biz. 34. Baskı. 2001 Istanbul/Remzi Kitapevi

19,12,2004 Fethiye

a.s.

 


  |  Bu haber 3984 defa okunmuştur.

Köşe Yazıları  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Barış Pınarı Harekatı

Barış Pınarı Harekatı Barış Pınarı Harekatı

Gazap Üzümleri ve Dinle Küçük Adam

Gazap Üzümleri ve Dinle Küçük Adam Gazap Üzümleri ve Dinle Küçük Adam

Öz eleştiri' mi, yoksa takkiye mi?

Öz eleştiri' mi, yoksa takkiye mi? Öz eleştiri' mi, yoksa takkiye mi?

Basına ve Kamuoyuna!

Basına ve Kamuoyuna! Basına ve Kamuoyuna!

''Dokunabilecekler''

''Dokunabilecekler'' ''Dokunabilecekler''

MHP'de Kurultay Komedisi!

MHP'de Kurultay Komedisi! MHP'de Kurultay Komedisi!

Geleneksel aklın İttifakı mı?

Geleneksel aklın İttifakı mı? Geleneksel aklın İttifakı mı?

1 Mayıs yaklaşırken!

1 Mayıs yaklaşırken! 1 Mayıs yaklaşırken!

Kilis ve düşen füzeler!

Kilis ve düşen füzeler! Kilis ve düşen füzeler!

Fotoğraf Makinesi Kampanyası ( 2008-2012-2015 )

2008 – Ahmet ASLAN: 400 EURO

2008 – Diğer arkadaşlar: 600 EURO

2008 – Toplam: 1000 EURO

Bitti

2012 - Seyit  ÇAĞLAR : 30 Euro  

  2012 - Aliman SEVİM : 40 Euro

  2012 - Ali ASLAN : 10 Euro

  2012 - Hasan AĞKAYA : 20 Euro

  2012 - Ali ALTUNOK :20 Euro

  2012 - Ali İhsan GÜLER : 50 Euro

  2012 - Metin ÖKSÜZ : 30 Euro

  2012 - Naki ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Rıfat ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 - Hüseyin ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 -Murat İLHAN

           (Zeynal oğlu):50Euro

  2012 - Fatma İLHAN

           (Hasan Kızı):10 Euro

  2012 -Zeynep KORYÜREK:20 Euro

  2012 - Elif GÜN :10 Euro

  2012 - Piri İlhan

          (Minnet oğlu):30 Euro

  2012 - Hüseyin YILMAZ

         (Güldalı oğlu):30 Euro

  2012 - Turabi TEMİZ : 20 Euro

  2012 - Hikmet GÜLER : 40 Euro

  2012 - Hüseyin İLHAN

           (İbrahin oğlu):20 Euro

  2012 - Hasan ÇEVİKER : 10 Euro

  2012 - Zeynep GÖÇER : 20 Euro

  2012 - Necmettin ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Sultan AKKOYUN: 50 Euro

  2012 - Ali Ekber PEKTAŞ : 20 Euro  

  2012 - Yusuf ALTUN  : 20 Euro

  2012 - Mehmet İNCE : 15  Euro

  2012 - Mustafa(Vaylo)

             OLGUN:50 Euro

  2012 - Ahmet OLGUN : 50 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN :10 Euro

  2012 - Aliseydi UÇAR : 50 Euro

  2012 - Veli ÇAĞLAR  : 10 Euro

  2012 - Fahri ÖKSÜZ  : 20 Euro

  2012 - Kasım YILMAZ : 50 Euro

  2012 - Kadir ÇAĞLAR : 20 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN

             DEDE:10 Euro

  2012 - Hacı ÖZSEVİM : 20 Euro

  2012 - Duran AYDOĞAN:30 Euro

  2012-Hüseyin Rahmi

          ÖZTÜRK:50 Euro

  2012 - Ahmet ÖZTÜRK (Köln):30 Euro

  2012 - Vahap ÇEVİKER :10 Euro

  2012 - Kenan GÜVERCİN : 10 Euro

  2012 - Sezai ALTUN : 10 uro

  2012 - Bektaş AKŞAHİN : 20 Euro

  2012 - Veli İLNCE : 10 Euro

  2012 - Ziyade ŞENKAYA : 10Euro

  2012 - Hasan KARAGÖZ :10 Euro

  2012 - Hasan AKDOĞAN : 10 Euro

  2012 - Hüseyin AKDOĞAN 10 Euro

  2012 - Turan GÖÇER : 10 Euro

  2012 - Cengiz SEVİM : 20 Euro

  2012 - Bektaş Hacı AKŞAHİN:10 Euro

  2012 - İsmail AĞKOÇ : 20 Euro

  2012 - Aliekber AKKAYA : 20 Euro

  2012 - Erdinç ASLAN : 10 Euro

  2012 - Ali ARKADAŞ :10 Euro

  2012 - Hasan (Fikriye)

             ÖZACAR:20 Euro

  2012 - Ahmet KAYGUSUZ

           (Arguvan’lı):10 Euro

  2012 - Avades ALTUN

            ( Der. Bşk.):50 Euro

  2012 - Havaşin MARKET

             (Arguvan’lı):20 Euro

  2012 - Hasan ÖKSÜZ : 10 Euro

  2012 - Haydar ER

            (Müslüm oğlu):50 Euro

  2012 - Tamam SOFU :10 Euro

  2012 - Musa ÇİFTÇİLER: 10 Euro

  2012 - REISE BIRO

     Firat, Ober-Ramstadt :20 Euro   

  2012 - Vahap ASLAN(Culfalı): 30 Euro

  2012 - EURO SÜPER MARKET

             DARMSTADT:20 Euro

  2012 - Hüseyin ER (Köln) : 50 Euro

  2012 - Vedat ÇALIŞKANOĞLU: 5 Euro

  2012 - Kamber ÇAKMAK : 5 Euro    

  2012 - Hüseyin AYDOĞDU

            (Şahin oğlu): 50 Euro

  2012 - Meliha YÜCEL : 50 Euro

  2012 - İsmail SEVİM

  (Haydar oğlu): 20 Euro

  2012 - Necati-Zekine KILIÇ :20 Euro

  2012 - Erdal ÇALIŞKANOĞLU: 20 Euro

  2012 - Hüseyin ÇALIŞKANOĞLU

           (Süleyman oğlu) : 20 Euro

  2012 - Yılmaz GÜLER: 20 Euro

  2012 - Mehmet AKDOĞAN:20 Euro

  2012 - Bektaş ile Hünkar

             ALTUN: 80 Euro    

  2012 -  TOPLAM : 1915 EURO  

   Bitti

2015 - Eski bozulan makinenin

           sigortasından alınan:75 EURO

2015 – Aliseydi KARGIN : 50 EURO

2015 – Erdoğan BIÇAKCIOĞLU : 50 EURO

2015 – Sefa ALTUN : 50 EURO

2015 – Murat İLHAN

(Sarhoş amcanın torunu):50 EURO

2015 – Abbas PEKTAŞ

(Yusuf oğlu): 50 EURO

2015 – Yusuf ALTUN : 30 EURO

2015 – Merdan ŞENOL : 50 EURO

2015 –  Hasan ALTUNOK

(Hüseyin&Hatice oğlu) : 20 EURO

2015 – Abbas KORYÜREK : 30 EURO

2015 – Hasan KARAKOÇ

 (Donjuan'ın oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri SOFU : 10 EURO

2015 – Haydar GÜN : 50 EURO

2015 – Hacı ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Abbas ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Ali Ekber AKŞAHİN : 20 EURO

2015 – Veli İNCE : 10 EURO

2015 – Ali Agırdemir (Köln): 50 EURO

2015 – Kasım YILMAZ : 50 EURO

2015 – Hüseyin YILMAZ

(Filip - Fattey bibini torunu):50 EURO

2015 – Hüseyin ÇİFTÇİLER : 50 EURO

2015 – Avades ALTUN : 50 EURO

2015 – Ali İhsan UÇAR : 25 EURO

2015 – Seyit ÇAĞLAR : 20 EURO

2015 – Hüseyin AKKAYA

( Yeter Oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri İLHAN : 50 EURO

2015 – Haydar ER : 50 EURO

2015 –  Hüseyin ÇAVUŞ

(Igdırlı):10 EURO

2015 – Naki ÖZSÜZ : 20 EURO

2015 – Mesut  İLHAN : 20 EURO

2015 – Hüseyin ÖKSÜZ

(Naki oğlu) : 20 EURO

2015 – TOPLAM : 1075 EURO

Bitti

2012 - Sayfası…

2015 Sayfası…



DUYURU TAKVİMİ

HARİTA: MALATYA FETHİYE

Aliseydi SEVİM Aliseydi SEVİM
Kış Manzaraları - 08/01/2018 - Malatya Fethiye
Aliekber Pektaş Aliekber Pektaş
Gül-güle büyük, efsane insan, lider: Fidel Kastro
Seyit Çağlar Seyit Çağlar
DAR AGACINA ASTILAR SEYIT RIZAYI,NEYLEYIM – Seyit ÇAĞLAR

LUZÜMLÜ TELEFONLAR



Kınay Çiçekcilik: 0 422 323 86 76
Kınay Çiçekcilik: 0 542 368 10 03

Karmen Çiçekcilik:0 422 323 10 84
Karmen Çiçekcilik:0 542 210 16 69

Sahan Yemek: 0 422 325 29 30
Sahan Yemek:0 530 227 02 79

Orhan Yemek: 0 422 336 88 22
Orhan Yemek: 0 533 720 20 09

Gülüstan(Sevim) Kuaför: 0 422 322 81 65
(Aliseydi) Karakaş Emlak: 0 422 324 20 60

Yazıhan Belediyesi: 0 422 751 40 54
Kaymakamlık Makamı: 0 422 751 42 12
Yazıhan Maliye: 0 422 751 41 12
Yazıhan Tapu: 0 422 751 42 00
Yazıhan Hastahane: 0 422 751 41 05
Yazıhan Nüfus: 0 422 751 42 30

Ziraat Bankası /Yazıhan:  0 422 751 44 03
Emlak / Nihat GÜLER: 0 422 325 15 34
Mobil: 0 532 794 24 02

Yazıhan Emlak / Kaya Emlak
Süleyman KAYA: 0 537 380 05 04

MASKİ
Malatya Su İdaresi
Arıza: 185
Genel Müd. :377 74 44
444 51 44

Elektrik Arıza
444 91 86

Telefon Arıza ve Bilgi
444 1 444

İnternet Arıza

444 1 375






FACEBOOK

Sık Sorulan Sorular

Sitemizin güncellenmesi devam etmekte.

2011 yılından bu güne kadar olan veriler işlendi; Açılmayan videoların sebebi, o videoların bulunduğu hesabımızı Youtube’nin silmesinden dolayıdır.

2011 yılı öncesine ait olan verilerin işlenmesi zaman alacak. Fakat hemen hemen geçmişe ait olan resimlerin tamamının kopyası var. Yakında onların tamamına nasıl ulaşacağınız açıklanacaktır.

Aradığınız eski haberleri bulmak için: Sayfamızın üst ve alt kısmındaki menüde “Arşiv” linkini tıklayınız. “Anahtar Kelime” karşılığına aradığınız haber başlığından bir iki kelime yazın, “Haber Ara” yı tıklayın.

Aradığınız kelime başlıkları sıralanacaktır. Büyük harfle aradığınızı bulamazsanız, küçük harflerle yazın.

Başka bir yolla “Google” ye yazıp arayın. Google sitemizdeki haberi bulur. Bütün bunlara rağmen aradığınız bulamazsanız,

Sitemizin alt ve üst kısmındaki "İletişim" menüsünü tıklayıp, bana mesaj gönderiniz.

Yazar isimlerinin sıralanması otomatik olarak, en son yazan yazarın en üste gelmesi şeklinde oluşmaktadır

Site Sloganımız: 2005 - 2018


                        2005 &  2018

Otobüs Seferleri

                     OTOBÜS SEFERLERİ

         MALATYA                               FETHİYE

                                                          06,10

          07:15                                       08:30

          09:45                                       11:00

         13:30                                        14:45

         16: 00                                       17:00

         18:30                                        19:45

Tüm videolar

  Prof.Dr. Sinan CANAN
 

Prof.Dr. Sinan CANAN

İzlenme:1786

   
  Mutlu Olmak: Özgür Bolat at TEDxIhlasCollegeED
 

Mutlu Olmak: Özgür B

İzlenme:1624

   
  Prof. Dr. Acar BALTAŞ
 

Prof. Dr. Acar BALTA

İzlenme:1440

   
  DOĞA İÇİN ÇAL 4 - ALYAZMALIM SELVİ BOYLUM - HD
 

DOĞA İÇİN ÇAL 4 - AL

İzlenme:11242

   

Ayın Şiiri


Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır.


Bir lokma ekmek ( ve zevk) için şerefini çiğnetmeye;


bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,


bir zamanlık mevki için el ayak öpmeye,


insanları ezip geçmeye,


günlük menfaatler için onurunu terk etmeye,


bir kısım insanlara kızıp


tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat!



Can Yücel


Mydeign Haber Temaları -http://habersitesikur.tk

Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
Ekstrafikir.com mydesign haber temasıdır.