AKTÜEL TARİHÇE EBRULİ ALMANYA ANTALYA DÜĞÜNLER OKUL DUYURU BAŞSAĞLIĞI ÖZEL HABER
Aliseydi SEVİM

Hele bakın gömleğimiz ne taraftan yırtılmış?

16 Mayıs 2021, 10:57

Aliseydi SEVİM


 


Hele bakın gömleğimiz ne taraftan yırtılmış?

Dört Kitabın şeriatının ana başlıklarını Hz. Musa Tevrat’ta “On Emir - On Yasa” olarak koymuştur. Hz. Musa bir gün: “Tanrımız... Horev Dağı'nda bizimle bir antlaşma yaptı.” der ve anlaşmanın özetini On Emir olarak İsraillilere bildirir. Bu On Emirden biri Tevrat’ın Levililer ve Emrin Tekrarı bölümlerinde,“Komşunun karısına kötü gözle bakmayacaksın. Komşunun evine, tarlasına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine… hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.” der ve bu emirlerin altı tekrar tekrar çizilir, Eski Ahit’in farklı Ayetlerinde Hz. Musa tarafından - On Emir, Yasa, dört Kitabın(Tevrat, Zebur, İncil Kuran’ın)da ortak paydasıdır…

Şeyh İle Müridi

“Bir Şeyh ile müridi bir yolculuk sırasında, dinlenmek için yol kenarında bir ağaç altında mola verirler.  Şeyh müridine: “Ben şu incir ağacının altında biraz dinleneyim, sende git şu karşıda ki köyden bir testi su getir,”der. 

Mürid, köy çeşmesinin başına gittiğinde “güzel mi güzel, dünyalar güzeli bir kız görür ve ona vurulur.” Murit, aşkını kıza ilan eder ve evlenmek istediğini söyler. Kız ise “gel babamdan iste” der. Mürit, kızın babasının yanına gider, kızına aşık olduğunu ve onunla izin verirse evlenmek istediğini söyler. Kızın babası ise müridin oturup kalkmasından iyi bir insan olduğuna karar verir ve kızını müride verir. Mürit kız ile evlenir yıllar içerisinde çoluk çocuk sahibi olur. Yıllar su gibi gelir geçer çocuklar yuvadan uçar. Aradan yıllar, yıllaar geçer ve kaynana, kayınbaba ve sonunda müridin eşi de gün olur hakkın rahmetine kavuşurlar. Mürit yalnız kalır. Yalnız kalınca bu köye Şeyhine su almaya geldiğini hatırlar. Hemen bir testi bulur doldurur ve koşar incir ağacının altına varır ki Şeyhi hala orada.

Müridi görünce Şeyh: Evladım nerede kaldın, biraz daha gecikseydin, bende gidecektim, der.” 

Şeyh, bu kadar uzun yıllar geçmesine rağmen hala neden incir ağacının altında beklemektedir. Kanımızca, bir kere yola girmiş ve seyri sülük halindeki salik, dünyanın rengine kapılıp yoldan sapsa da, onun tekrar yola girip seyrine devam edeceğine  duyduğu ümit, inançtır.

Mutasavvıflar “dünyayı,” güzel ve şuh: serbest ve neşeli tavırlı, işveli, cilveli dolayısıyla “baştan çıkarıcı” bir kadına benzetir…  Silüeti öyle ama aslında o yaşlı, ecüş bücüş çirkin bir kadın, cadıdır. Göründüğü gibi değil yani aldatıcıdır.

Şu satırların altını kalınca çizelim… “Şeyh müridine: Ben şu incir ağacının altında dinleneyim, sende git şu yakındaki köyden bir su getir, der.”  Demek ki, Şeyh müridine “Dünya” ile irtibatı kesmesini söylemiyor. Hatta bizzat Mürşit, müridinden bunu (su) istiyor. Dünyevi olan, daha çok maddidir. İnsan bir yanı ile de maddedir. Bu sebepten dolayı yaşamda kalabilmesi için insanın gerekli temel maddi ihtiyaçları zevkle karılmış, donanmış; dolayısıyla insan dünyadan zevk alacak donanımdadır, bu doğal bir süreçtir.

Ahlaken yasak, günah, yanlış ve çirkin olan bu tür dünyevi ihtiyaçların ve zevklerin karşılanması değildir. Sorun(suç yada günah), dolayısıyla sapma kabul edilen şey şurada dır: Mürit “dünya ile” maddesel olarak hazzı temsil eden bir “güzelle” karşılaşınca “yolunu, şeyhini ve şeyhi ile yapmakta olduğu (hakikat) yolculuğu unutur.” Başka bir deyimle dünyayı temsil eden “güzel ve güzel”den alacağı haz beklentisi ve deneyimlenmesi onu baştan çıkarır.  Böylece onu, hayvani arzuları aşan “gerçek güzel ve iyi”den uzaklaştırır.

Neye inandığın değil, inancın için ne yaptığındır önemli olan


Mutasavvıflara göre mürid iradesi, isteği olan kişi, demektir. İrade ve istekten murat edilen ne?  İrade: “âdetleri, alışkanlıkları terketmek ve Hakk yoluna yönelmektir.” Bunlar ise doğduğumuzda bize hazır elbiseler gibi giydirilen, belletilen inançlar, düşünceler, duygular ve davranışlardır.  İrfan ise bir bakıma mutasavvıflarca, bir mürşit(Şeyh, Pir, Usta, Bilge) eteğine yapışarak başka bir deyimle yaşantısı ile örnek te olan bilge bir öğretmenin rehberliğinde müridin, yada bir insanın  “doğduğundan beri ona belletilen duyuş düşünüş ve davranışlarının farkına varması ve bunları terkedip Hakk’a, hakikate ulaşma yolculuğuna çıkmasıdır.” Bu yolculuk aslında bir faninin kendinden kendine yaptığı -kendini tanıma, bilme- yolculuğudur… 

Teist, Deist yada Ateist ol; bu ahlak yasasını reddetmek mümkün değildir. Yukarıdaki emirin en önemli bana göre tefsiri, anlamı: “senin olmayana kötü gözle bakmayacaksın ve el uzatmayacaksın,” dır. Bu büyük günahlardan olan tamaha, açgözlülüğe ve zorbalığa(akli ve ilkesel olmayana) konulan yasaktır. Oysaki çağımız haz ve hız toplumuduAnı yaşa bir an önce arzularını tatmin et… gibi.

Bildiğim kadarıyla doğuda da, batıda da kemâlet mertebesidir: “Arzuların tutulması, kontrol edilmesi.” İnsan olabilmek akli, ussal olabilmek; kişinin kendisi ile ve bütün alemle akıl ile belirlenen ilkelere ve değerlere göre ilişki kurmak ve yaşamak demektir.  Ahlak ta aklidir. Hayvanın ahlakı, dolayısıyla bir aklı yoktur

Akıl sahibi olan insan, ahlaki ve hukuki yasalar kor kendisine. Bu yasalar ile insan ayıp, yanlış, çirkin, yararlı, zararlı ve güzel... olanın kriterlerini belirler.

İkisi bir arada yalnızca Nescafede olur.

Ömrünü insan ruhunu anlamaya ve anlatmaya hasretmiş bir değerimiz olan (Psikoloji Profesörü)Acar Baltaş, “İnsan aynaya baktığında hem düzgün bir insan görmek ister; hemde koşulların kendisine tanıdığı imkanlardan, fırsatlardan yararlanmak ister,”der. Bana göre zurnanın zırt dediği yerde burasıdır… “Çünkü ahlak, kritik anlarda kendini ortaya koyar.” Öyle lafla değil. 

Kritik anlar ne? Bir örnek verelim. Mesela, oldukça tenha, gözden ırak bir yerdeki odada her faninin sahip olmak istediği güzellikte  - senin olmayan - bir kadın-kız- yada çok yakışıklı bir erkek var. Hemen elinizi uzatsanız alabilecek dokunabilecek ve sahip olabileceksiniz ona.  Yada internette gezinmedesiniz, herkesin gıpta ile bakabileceği bir “kat” ve bir “yat” gördünüz. Birkaç tıklamayla bu -senin olmayan- yata ve kata sahip olabileceksiniz. Hiçbir bedel ödemeden onu mülk edinebileceksiniz...  Fakat; bunu yaptığınızda hiç kimse sizi görmeyecek ve bilmeyecek. Kimse sizi cezalandırılmayacak veya başka türlü bir bedel ödemeyeceksiniz... 

İşte böyle kritik anlarda vereceğimiz karardır asıl ahlakımızı belirleyecek olan. İtibar kaybederim, para kaybederim, hapiste yatarım yada beni döver, öldürürler... korkusu ile bunları yapmıyor yada yapamıyorsanız; “sonuç itibariyle fiilen ahlaksızlık yapmamış olsanızda hakikatten bu sebeplerden dolayı kendini tuttuğunuz için ahlaklı değilsiniz, demektir.” Çünkü; bir boyutu ile ahlak feragat, fedakarlık, kendi nefsani arzularını tutabilmektir. Yani, hiç kimse görmesede, bilmesede, yalnızca sen biliyor olsanda sonuçta kişisel olarak ödül ve cezayı dikkate almadan ilke ve değerlere göre bir duruş sergilemeyi insani bir görev bilmektir.(Kant’ın Ödev Ahlakı kuramı, bu başlıkta önemlidir.)

       “Hem aynaya baktığında düzgün bir insan görmek, hemde yanına kar kalacak her haltı yemek, bir arada olmaz.” Ahlak, Aristo mantığına göre işler. Ya vardır, ya yoktur. Yani ikisi bir arada olmaz. Olsa olsa  bu tür ikisi bir aradalık (hem ahlaklı, hem fırsatçılık) yalnızca Nescafelerde olur. Sindirebilirseniz ikisi, üçü yada beşi bir arada da olur- o da midenize, şahsiyetinize kalmış-; “fakat bunun adı ahlak ve insanlık olmaz.” Çünkü ahlakın hakikati ile çelişir bu. Bir edimin yada duruşun ahlakiliği, saflığı, niyet(duygu, düşünce) ile fiil ve iradi tercihin birlikteliğini, “yani içi ile dışımızı” birbirine benzetmeyi zorunlu kılar. 

Benzetemetiğimiz oranda da ikisi, üçü, beşi… birada Nescafelere dönüşürüz. 

Yusuf ile Züleyha Kıssası

Hele bakın gömleğimiz ne taraftan yırtılmış!..

Güzelliği bütün şehre yayılan (köle)Yûsuf’u Mısır azizinin karısı Züleyhâ satın alır, ergenlik yaşına gelince de ona âşık olur. Züleyhâ’nın kölesine âşık olduğunu duyan Mısır’ın asil kadınları onu kınayınca Züleyhâ kadınları evine davet eder. Önlerine meyve tabakları yanında keskin birer bıçak koydurur ve Yûsuf’u içeriye çağırır. Yûsuf’un güzelliği karşısında şaşkına dönen kadınlar meyve yerine ellerini keserler.

En güzel giysilerini giymiş, kokular sürünmüş. Yusuf´u emretmiş odasına. Yusuf odaya girdiğinde kapıları kilitlemiş  Züleyha... Yürümüş Yusuf´a doğru. Yusuf`u kendisine bağlamak, O`nun nefsinden murâd almak istemiş  ve kapıları kapatarak “Haydi gelsene bana!” demiş. Yusuf Züleyhayı reddederek, dışarı kaçmış? Nefsini yenerek Allah'a sığınmış Yusuf. Züleyha ne kadar ateşse, Yusuf o kadar iffetti çünkü. Kaçarken Züleyha gömleğini yırtar Yusuf´un. Züleyha´nın eşi Mısır azizi Potifar ise tam o sırada kapıda beliriverir…

Züleyha öfkesini almak ve kendisini temize çıkarmak maksadıyla, kocası Potifar’a Yusuf bana saldırdı, bende kendimi korumak için itişirken onun gömleğini yırttım, der. Yusuf ise suçsuz olduğunu söylemektedir. Tabii, köle Yusufu’un sözüne itibar edilmez. 

Birkaç akil adama danışırlar, hakikatin ne olduğunu anlamak için. Akil adamlar da, “Yusuf’u çağırıp bakalım. Yusuf’un gömleği arkadan yırtılmış ise, Yusuf iffetini korumak için odadan çıkmak isterken Züleyha onun gömleğini arkadan çekerek yırtmıştır; önden yırtılmışsa Züleyha kendini Yusuf’tan korumak için itişip kakışma esnasında Yusuf’un gömleği ön tarafından yırtılmıştır,” derler. Yusuf’u zindandan getirdip bakarlar ki, Yusuf’un gömleği arkadan yırtılmıştır. Yinede Potifar da durumu örtbas etmek ve şerefini korumak için köle Yusuf’u zindana attırır.

Bu kıssa, günümüzden yaklaşık üç bin yıl öncesine aittir. Bu hikayenin yaşanmış olup olmaması değil, bu hikayede verilmek istenen mesaj, hikmet önemlidir. Hz. Yusuf bu olayın yaşandığı dönemde köledir. Bir tarafta bir köle vardır, diğer tarafta dünyalar güzeli Züleyha. Yusuf bir köle olarak böylesi güzel ve güçlü kadınla bir olursa hem bedensel hazzını doyuracak, hemde o kadının kendine sağlayacağı imkanlarla ihya olabilecektir.  Yani kölelikten azat olabilir, iştah ve şehvet ihtiyacını en Âlasınından karşılayabilir; fakat bunu yaparsa, hiç bir kul bilmesede yaşanılanı yalnızca Allah bilecek. Allah ise anlam itibariyle: “senin olmayana kötü gözle bakmayacaksın ve el uzatmayacaksın,” demiştir

Hz. Yusuf ise bu ulu emre itaatin gereği olarak, Züleyha'ya, dolayısıyla bedensel arzulara, dünyaya sırtını dönmüş ve gömleği arkadan yırtılmıştır.

Arzularını serbest bırakmak, dizginlememek yada dizginleyememek hayvani; arzularını insan aklının koyduğu kaidelere hizmet adına tutmak, kontrol etmek insani, bir eylemdir.

Hz. Yusuf’un gömleği sırtından yırtıldı. İster bu kaideye şeriat, tarikat, hakikat,marifet… gibi dini, ezoterik bir yolla; isterseniz seküler (Akli, Hukuki, Kanuni, Meşru olan diğer)bir yolla Durkheim’ın ileri sürdüğü “Toplumsal-Maşeri Vicdan” esasını hedefleyerek varın. 

Hakk divanında (bir dindar) yada (bir dinsiz olarak)toplum vicdanında, hem sosyal kaideleri ihlal edip hemde gönül rahatlığı ile "göğsümüzü gere gere" aklanabileceğimizi umarak: “Hele bakın, gömleğimiz ne tarafından yırtılmış?” diyebilmek mümkün mü?

Diyebilmenin nasibi, insan olabilmenin bilinci, nefs terbiyesinin çetin eğitimi ve insanın bütünsel gayreti oranında mümkündür kanımızca. Yusuf olabilmek yada insan olabilmek bir nasiptir...

Aliseydi SEVİM  / 15 Mayıs 2021

Bu haber 2748 defa okunmuştur.





Fotoğraf Makinesi Kampanyası ( 2008-2012-2015 )

2008 – Ahmet ASLAN: 400 EURO

2008 – Diğer arkadaşlar: 600 EURO

2008 – Toplam: 1000 EURO

Bitti

2012 - Seyit  ÇAĞLAR : 30 Euro  

  2012 - Aliman SEVİM : 40 Euro

  2012 - Ali ASLAN : 10 Euro

  2012 - Hasan AĞKAYA : 20 Euro

  2012 - Ali ALTUNOK :20 Euro

  2012 - Ali İhsan GÜLER : 50 Euro

  2012 - Metin ÖKSÜZ : 30 Euro

  2012 - Naki ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Rıfat ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 - Hüseyin ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 -Murat İLHAN

           (Zeynal oğlu):50Euro

  2012 - Fatma İLHAN

           (Hasan Kızı):10 Euro

  2012 -Zeynep KORYÜREK:20 Euro

  2012 - Elif GÜN :10 Euro

  2012 - Piri İlhan

          (Minnet oğlu):30 Euro

  2012 - Hüseyin YILMAZ

         (Güldalı oğlu):30 Euro

  2012 - Turabi TEMİZ : 20 Euro

  2012 - Hikmet GÜLER : 40 Euro

  2012 - Hüseyin İLHAN

           (İbrahin oğlu):20 Euro

  2012 - Hasan ÇEVİKER : 10 Euro

  2012 - Zeynep GÖÇER : 20 Euro

  2012 - Necmettin ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Sultan AKKOYUN: 50 Euro

  2012 - Ali Ekber PEKTAŞ : 20 Euro  

  2012 - Yusuf ALTUN  : 20 Euro

  2012 - Mehmet İNCE : 15  Euro

  2012 - Mustafa(Vaylo)

             OLGUN:50 Euro

  2012 - Ahmet OLGUN : 50 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN :10 Euro

  2012 - Aliseydi UÇAR : 50 Euro

  2012 - Veli ÇAĞLAR  : 10 Euro

  2012 - Fahri ÖKSÜZ  : 20 Euro

  2012 - Kasım YILMAZ : 50 Euro

  2012 - Kadir ÇAĞLAR : 20 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN

             DEDE:10 Euro

  2012 - Hacı ÖZSEVİM : 20 Euro

  2012 - Duran AYDOĞAN:30 Euro

  2012-Hüseyin Rahmi

          ÖZTÜRK:50 Euro

  2012 - Ahmet ÖZTÜRK (Köln):30 Euro

  2012 - Vahap ÇEVİKER :10 Euro

  2012 - Kenan GÜVERCİN : 10 Euro

  2012 - Sezai ALTUN : 10 uro

  2012 - Bektaş AKŞAHİN : 20 Euro

  2012 - Veli İLNCE : 10 Euro

  2012 - Ziyade ŞENKAYA : 10Euro

  2012 - Hasan KARAGÖZ :10 Euro

  2012 - Hasan AKDOĞAN : 10 Euro

  2012 - Hüseyin AKDOĞAN 10 Euro

  2012 - Turan GÖÇER : 10 Euro

  2012 - Cengiz SEVİM : 20 Euro

  2012 - Bektaş Hacı AKŞAHİN:10 Euro

  2012 - İsmail AĞKOÇ : 20 Euro

  2012 - Aliekber AKKAYA : 20 Euro

  2012 - Erdinç ASLAN : 10 Euro

  2012 - Ali ARKADAŞ :10 Euro

  2012 - Hasan (Fikriye)

             ÖZACAR:20 Euro

  2012 - Ahmet KAYGUSUZ

           (Arguvan’lı):10 Euro

  2012 - Avades ALTUN

            ( Der. Bşk.):50 Euro

  2012 - Havaşin MARKET

             (Arguvan’lı):20 Euro

  2012 - Hasan ÖKSÜZ : 10 Euro

  2012 - Haydar ER

            (Müslüm oğlu):50 Euro

  2012 - Tamam SOFU :10 Euro

  2012 - Musa ÇİFTÇİLER: 10 Euro

  2012 - REISE BIRO

     Firat, Ober-Ramstadt :20 Euro   

  2012 - Vahap ASLAN(Culfalı): 30 Euro

  2012 - EURO SÜPER MARKET

             DARMSTADT:20 Euro

  2012 - Hüseyin ER (Köln) : 50 Euro

  2012 - Vedat ÇALIŞKANOĞLU: 5 Euro

  2012 - Kamber ÇAKMAK : 5 Euro    

  2012 - Hüseyin AYDOĞDU

            (Şahin oğlu): 50 Euro

  2012 - Meliha YÜCEL : 50 Euro

  2012 - İsmail SEVİM

  (Haydar oğlu): 20 Euro

  2012 - Necati-Zekine KILIÇ :20 Euro

  2012 - Erdal ÇALIŞKANOĞLU: 20 Euro

  2012 - Hüseyin ÇALIŞKANOĞLU

           (Süleyman oğlu) : 20 Euro

  2012 - Yılmaz GÜLER: 20 Euro

  2012 - Mehmet AKDOĞAN:20 Euro

  2012 - Bektaş ile Hünkar

             ALTUN: 80 Euro    

  2012 -  TOPLAM : 1915 EURO  

   Bitti

2015 - Eski bozulan makinenin

           sigortasından alınan:75 EURO

2015 – Aliseydi KARGIN : 50 EURO

2015 – Erdoğan BIÇAKCIOĞLU : 50 EURO

2015 – Sefa ALTUN : 50 EURO

2015 – Murat İLHAN

(Sarhoş amcanın torunu):50 EURO

2015 – Abbas PEKTAŞ

(Yusuf oğlu): 50 EURO

2015 – Yusuf ALTUN : 30 EURO

2015 – Merdan ŞENOL : 50 EURO

2015 –  Hasan ALTUNOK

(Hüseyin&Hatice oğlu) : 20 EURO

2015 – Abbas KORYÜREK : 30 EURO

2015 – Hasan KARAKOÇ

 (Donjuan'ın oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri SOFU : 10 EURO

2015 – Haydar GÜN : 50 EURO

2015 – Hacı ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Abbas ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Ali Ekber AKŞAHİN : 20 EURO

2015 – Veli İNCE : 10 EURO

2015 – Ali Agırdemir (Köln): 50 EURO

2015 – Kasım YILMAZ : 50 EURO

2015 – Hüseyin YILMAZ

(Filip - Fattey bibini torunu):50 EURO

2015 – Hüseyin ÇİFTÇİLER : 50 EURO

2015 – Avades ALTUN : 50 EURO

2015 – Ali İhsan UÇAR : 25 EURO

2015 – Seyit ÇAĞLAR : 20 EURO

2015 – Hüseyin AKKAYA

( Yeter Oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri İLHAN : 50 EURO

2015 – Haydar ER : 50 EURO

2015 –  Hüseyin ÇAVUŞ

(Igdırlı):10 EURO

2015 – Naki ÖZSÜZ : 20 EURO

2015 – Mesut  İLHAN : 20 EURO

2015 – Hüseyin ÖKSÜZ

(Naki oğlu) : 20 EURO

2015 – TOPLAM : 1075 EURO

Bitti

2012 - Sayfası…

2015 Sayfası…



DUYURU TAKVİMİ

HARİTA: MALATYA FETHİYE

Aliseydi SEVİM Aliseydi SEVİM
Hele bakın gömleğimiz ne taraftan yırtılmış?
Aliekber Pektaş Aliekber Pektaş
Gül-güle büyük, efsane insan, lider: Fidel Kastro
Seyit Çağlar Seyit Çağlar
DAR AGACINA ASTILAR SEYIT RIZAYI,NEYLEYIM – Seyit ÇAĞLAR

LUZÜMLÜ TELEFONLAR



Kınay Çiçekcilik: 0 422 323 86 76
Kınay Çiçekcilik: 0 542 368 10 03

Karmen Çiçekcilik:0 422 323 10 84
Karmen Çiçekcilik:0 542 210 16 69

Sahan Yemek: 0 422 325 29 30
Sahan Yemek:0 530 227 02 79

Orhan Yemek: 0 422 336 88 22
Orhan Yemek: 0 533 720 20 09

Gülüstan(Sevim) Kuaför: 0 422 322 81 65
(Aliseydi) Karakaş Emlak: 0 422 324 20 60

Yazıhan Belediyesi: 0 422 751 40 54
Kaymakamlık Makamı: 0 422 751 42 12
Yazıhan Maliye: 0 422 751 41 12
Yazıhan Tapu: 0 422 751 42 00
Yazıhan Hastahane: 0 422 751 41 05
Yazıhan Nüfus: 0 422 751 42 30

Ziraat Bankası /Yazıhan:  0 422 751 44 03
Emlak / Nihat GÜLER: 0 422 325 15 34
Mobil: 0 532 794 24 02

Yazıhan Emlak / Kaya Emlak
Süleyman KAYA: 0 537 380 05 04

MASKİ
Malatya Su İdaresi
Arıza: 185
Genel Müd. :377 74 44
444 51 44

Elektrik Arıza
444 91 86

Telefon Arıza ve Bilgi
444 1 444

İnternet Arıza

444 1 375







FACEBOOK

Sık Sorulan Sorular

Sitemizin güncellenmesi devam etmekte.

2011 yılından bu güne kadar olan veriler işlendi; Açılmayan videoların sebebi, o videoların bulunduğu hesabımızı Youtube’nin silmesinden dolayıdır.

2011 yılı öncesine ait olan verilerin işlenmesi zaman alacak. Fakat hemen hemen geçmişe ait olan resimlerin tamamının kopyası var. Yakında onların tamamına nasıl ulaşacağınız açıklanacaktır.

Aradığınız eski haberleri bulmak için: Sayfamızın üst ve alt kısmındaki menüde “Arşiv” linkini tıklayınız. “Anahtar Kelime” karşılığına aradığınız haber başlığından bir iki kelime yazın, “Haber Ara” yı tıklayın.

Aradığınız kelime başlıkları sıralanacaktır. Büyük harfle aradığınızı bulamazsanız, küçük harflerle yazın.

Başka bir yolla “Google” ye yazıp arayın. Google sitemizdeki haberi bulur. Bütün bunlara rağmen aradığınız bulamazsanız,

Sitemizin alt ve üst kısmındaki "İletişim" menüsünü tıklayıp, bana mesaj gönderiniz.

Yazar isimlerinin sıralanması otomatik olarak, en son yazan yazarın en üste gelmesi şeklinde oluşmaktadır

Site Sloganımız: 2005 - 2020

2005 &  2020
www.aliseydi-sevim.com
aliseydisevim@gmail.com 

Otobüs Seferleri

                     OTOBÜS SEFERLERİ

         MALATYA                               FETHİYE

                                                          06,10

          07:15                                       08:30

          09:45                                       11:00

         13:30                                        14:45

         16: 00                                       17:00

         18:30                                        19:45

Tüm videolar

  Prof.Dr. Sinan CANAN
 

Prof.Dr. Sinan CANAN

İzlenme:3948

   
  Mutlu Olmak: Özgür Bolat at TEDxIhlasCollegeED
 

Mutlu Olmak: Özgür B

İzlenme:3532

   
  Prof. Dr. Acar BALTAŞ
 

Prof. Dr. Acar BALTA

İzlenme:3504

   
  DOĞA İÇİN ÇAL 4 - ALYAZMALIM SELVİ BOYLUM - HD
 

DOĞA İÇİN ÇAL 4 - AL

İzlenme:13350

   

Ayın Şiiri


Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır.


Bir lokma ekmek ( ve zevk) için şerefini çiğnetmeye;


bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,


bir zamanlık mevki için el ayak öpmeye,


insanları ezip geçmeye,


günlük menfaatler için onurunu terk etmeye,


bir kısım insanlara kızıp


tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat!



Can Yücel


Mydeign Haber Temaları -http://habersitesikur.tk

Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
Ekstrafikir.com mydesign haber temasıdır.